İstanbul’da 2004 yılı sonlarından, 2016 yılı ortalarına kadar “Feministler” (2005-2007), “Feminist Kolektif” (2007-2010), “İstanbul Feminist Kolektif” (2010-2016) adlarıyla çok sayıda eylem, etkinlik ve kampanya örgütleyen grubun ilk haberleşme kanalı olan mail grubu 11 Kasım 2005 tarihinde oluşturuldu.

İstanbul Feminist Kolektif

İstanbul Feminist Kolektif (İFK), bir yönetim organı, sözcüleri, sabit üyeleri, örgütsel sınırları belli, bir programı olan bir örgütlenme değildi. Çoğulcu bir yapıya sahipti ya da en azından çoğulcu olmayı hedefliyordu. Sık aralıklarla yaptığı toplantılarda, forumlarda yaptığı tartışmalar, hazırladığı bildiriler, basın açıklamaları, yürüttüğü ve katıldığı kampanyalar İFK’nın zamanla artan politik ortaklıklara ve faaliyetlerinde uyguladığı bir hukuka sahip olmasına neden oldu. 11-12 sene boyunca hemen hemen her hafta yapılan ve mail grubunda duyurulan İFK toplantılarına katılanlar değişiyordu. Sürekli katılanlar olduğu gibi gündeme bağlı katılanlar da oluyordu. Kimi İFK toplantılarına, eylemlerine katılıp kendini İFK’lı olarak tanımlamayan feministler olduğu gibi, İFK toplantılarına düzenli katılmadığı, ya da sadece eylemlere katıldığı hâlde, kendini İFK’lı olarak tanımlayan feministler de vardı. Toplantı mekânı olarak ilk dört yıl Şiirci, Kadav, Filmmor, Mis Sokak’ta iki kahve kullanıldı. Son 7 yıl ise 2016 sonrası Feminist Mekân olarak kullanılan, Sosyalist Feminist Kolektif’in mekânı kullanıldı. Toplantılarda, eylemlerde örgütsel temsiliyet yoktu. Farklı yerlerde, farklı örgütler içinde mücadele eden ya da hiçbir örgütü olmayan feminist kadınlar tek tek kendi sözlerini söylüyorlar ve İFK politikasını beraber oluşturuyorlardı. Eylem hazırlık toplantıları geniş katılımlı feminist mail gruplarda duyuruluyordu. Yüz yüze toplantılar ise İFK’nın asıl iletişim zeminleriydi. Eylemin sözünün ne olacağı, bu sözü medyaya kimin ileteceği gönüllülük üzerinden toplantılarda belirlenmeye çalışılıyordu. Düzenlediği sokak eylemlerini feministler imzalı pankart, imzasız dövizlerle yapıyordu. İFK eylemlerine bağımsız feministlerin yanı sıra, karma örgütlerde kadın politikası yapan feministler de katılıyordu.  Bağımsız bir feminist politika yürütmek, parti, sendika vb. herhangi bir karma örgütün sözünün, gündeminin İFK’ya taşınmaması esas dairdi. İFK bütünlüklü bir feminist politik hatta sözünü söylüyordu. Beden, emek, şiddet vb. konuları birbiriyle ilişkili ele almaya çalışıyordu. Patriarkaya karşı mücadeleyi, kadınların ezilme mekanizmalarını güçlendiren ve patriarkayı çevreleyen kapitalizme, milliyetçilik, militarizm ve heteroseksizmi de sorgulayarak, karşısına alarak yürütüyordu. 

2009 8 Mart Gündüz Mitingi

İFK, 10 yıl boyunca farklı konularda yüzlerce basın açıklaması, bildiri yayınladı. Oluşturduğu politikaların peşinden gitmesiyle, kararlı duruşuyla İstanbul Kadın Hareketi’nde etkili bir odak oldu. Kadınların gündemine dair çok sayıda kampanyanın, platformun çağrıcısı oldu. Feministlerin yaptığı sokak eylemlerinin geriye düştüğü bir dönemde faaliyetlere başlayan İFK sokakta kendini ifade eden ve doğrudan patriarkaya karşı feminizm diyen sistem dışı bir politik hattın da görünür olmasına katkıda bulundu. İFK sosyal medya kanallarını da kullandı. Sadece patriarkaya karşı kadın eylemlerinde değil, antidemokratik uygulamalara karşı, milliyetçiliğe, militarizme, Kürt sorununun siyasal ve demokratik çözümü için yapılan, işçi sınıfının kapitalizme karşı sesini yükselttiği eylemlerde de yerini aldı. İFK feminist hareketin toplumsal muhalefet içinde özgün ve güçlü yeri olması gerektiğini düşünüyordu. İFK heteroseksizme karşı mücadeleyi LGBTİ+ feministlerden gelen eleştiri ve uyarıları da dikkate alarak zamanla politikasının önemli bir parçası yaptı. İFK bağımsız feminist bir oluşum olmanın gücüyle karma örgütlenmelerdeki cinsiyetçiliğe karşı, o örgütlerde mücadele yürüten kadınları güçlendirecek şekilde taraf olmaktan kaçınmadı. “Cinsel tacizde/tecavüzde kadının beyanı esastır” ilkesinin yaygınlaşmasına katkıda bulundu. İFK toplumsal muhalefetin örgütlerinin yaptığı ortak-büyük eylemlerin direnişlerin parçası oldu. Karma mitinglerde kortej oluştururken, kortejdeki yerini herhangi bir karma grubun kenarına, önüne, arkasına sıkışmadan kendi belirledi. 

İstanbul Feminist Kolektif yasaların kadınlar lehine değişmesi için verilen mücadeleye de aktif katıldı. Bu amaçla kurulan platformların parçası oldu. Ancak TBMM üyeleri ve Hükümet yetkilileri ile görüşmelere İFK kimliğiyle doğrudan katılmadı.  

“Kadına yönelik suçlarda müdahiliz”  7 Mart 2008 Sultanahmet

İFK bir ağırlığı olsa da hiçbir zaman İstanbul’daki bütün feministleri/feminist örgütlenmeleri kapsayan bir zemin olamadı. Feminizmin parçalı yapısı, farklı feminist politik mücadele hatları da dikkate alındığında zaten bu mümkün de değildi. Bu oluşumun içinde olmayı tercih etmeyen ve mesafeli duran ya da sınırlı destek veren feminist örgütlenmeler ve bağımsız feministler de vardı.  Yine de İFK dinamik yapısı, çoğunlukla kapsayıcı politikası dolayısıyla İstanbul’da feminist mücadele tarihinde önemli bir yer tuttu. 2014 sonrası ise İFK gücünü kaybetmeye başladı. İFK toplantılarına aynı insanlar katılmaya başladı. 2012 Amargi ve 2014 sonrası SFK’nın [1] faaliyetlerini durdurması, İFK’yı destekleyen farklı feminist örgütlenmelerin içlerine dönmeleri dolayısıyla da İFK iyice zayıfladı ve 9 Temmuz 2015 tarihinde “İFK kendini değerlendirdi” başlığıyla bir metin yayınlayarak süren davalar, kampanyalar vb. işler dışında faaliyetlerini durduracağını açıkladı. Metinde “İFK, İstanbul’daki tüm feministlerin zemini olmasa da, çoğulcu bir kolektif olmak için farklı gruplarda faaliyet gösteren/göstermeyen feministlerin katımını da önemseyerek yolunu örmeyi, kendini her daim tamamlanmamış ve sınırlarını genişleten/değiştirebilen bir kolektif olmayı hedeflediği hâlde bunu hakkıyla yerine getiremiyor. İFK toplantılarına düzenli katılanlar olarak yeterince katılımcı, esnek ve şeffaf bir çalışma tarzıyla yürümüyoruz. İFK toplantılarına katılanlar bir süredir neredeyse sabitlenmiş vaziyette…” denildi. 2015 yılının sonuna kadar “Kadınlar Hayatlarına sahip çıkıyor” raporlarını çıkarmaya devam eden İFK, iç mail grubunu Kasım 2015 tarihinde dondurdu. 2016 8 Mart Gece Yürüyüşü örgütlenme çağrısını yine İFK yaptı. Yürüyüşün basın açıklamasına da İFK imzası kondu. Facebook, twitter hesapları 8 Kasım 2016’da 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü hesabına devredildi.  Kullanılan feministler mail adresinden İstanbul Feminist Kolektif ibaresi kaldırıldı. 2016 yılının son aylarına gelindiğinde sadece İFK’nın son çalışma grubu olan “Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor rapor iletişim grubu” kalmıştı. O da Yasemin Çakal davası hâlâ devam ettiği ve 8 Mart 2016’da İFK’nın hazırladığı “Kirpiğiniz Yere Düşmesin” kitap dağıtımı süreci henüz sonlandırılmadığı içindi. 2017 yılı başladığında rapor grubu da sonlandırıldı. 2017 Feminist Gece Yürüyüşü çağrısını 2016 yılı yürüyüş hazırlık komisyonu yaptı. Basın açıklaması metninde de feministler imzası kullanıldı. 

1 Mayıs 2014 Şişli

İFK’nın faaliyet gösterdiği yıllarda, sokakta eylem yapmayı faaliyetlerinin önemli bir parçası yapan feminist örgütlenmelerin sayısı sınırlıydı. Karma örgütlerdeki kadınlar gruplarının isimleriyle (Halkevci Kadınlar, ÖDP’li kadınlar gibi) faaliyet sürdürüyorlardı. 2010 yılında feministlerin “Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası” devam ederken EHP’li kadınların girişimiyle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) kurulmuştu. Ancak KCDP, o dönemlerde kendini açıktan feminist bir örgütlenme olarak tanıtmıyor ve “kadın cinayetleri”  odaklı çalışıyordu. Ortak eylem yapmak için mor feminalı bayrakların açılmamasını ön koşul olarak ileri sürüyordu. (25 Kasım 2010)

Gezi Direnişi sonrası ise tablo değişti. İFK’nın kendini feshetme toplantıları yaptığı dönemde, çeşitli siyasi parti/oluşumdan kadınlar,  kadın grubu oluşturma yoluna gittiler. Çok sayıda bağımsız kadınla da buluşan bu gruplardan çoğu kendine feminist de diyordu. 2017 yılına gelindiğinde bir karma gruptan kadınların girişimiyle oluşan feminist örgütlenmelerin sayısı artmıştı ve sokak eylemlerinde bu örgütlerin çevresindeki kadınlar sayısal çoğunluğu oluşturuyorlardı.

2017 sonrası İFK’da faaliyet sürdüren feministler mücadeleye devam ettiler.  Bir grup İFK’lının girişimiyle https://catlakzemin.com sitesi kuruldu. 2016’dan itibaren yolu İFK’dan geçmiş çok sayıda kadın 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Hazırlık komisyonlarında çalıştı. Dava takiplerine, sokak eylemlerine, platform toplantılarına, forumlara katılanlar oldu. İFK içinde birkaç kişi sosyal medyada kendilerini ifade edecek hesaplar yürüttüler.  İFK’nın biriktirdiği deneyim ve politika elden ele, dilden dile yayılmaya devam etti / ediyor. 

Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası afişi 2010

İlk buluşmalar

İki binli yılların birinci yarısında kadın hareketi çok canlı ve hareketliydi. Medeni Yasa için Kadın Platformu ve TCK Kadın Platformu için yüzden fazla örgütün katılımıyla oluşturulmuş ve başarıyla biten bir mücadele yürütülmüştü. Ancak aynı dönemde doğrudan farklı eğilimdeki feministler tarafından yürütülen kampanyalar, feministleri bir araya getiren sürekliliği olan zeminler yoktu. Feminist olan ve olmayan kadınları ayıran ideolojik/politik arka plan da bir hayli flulaşmıştı. 2002 8 Mart Kadın Şenliği, 2003 Kadına Yönelik Ekonomik Şiddete Hayır Kampanyası ve 2003 8 Mart Taksim Yürüyüşü’nü feministler organize etmesine rağmen feministler imzası kullanılmamıştı. Kuşkusuz feministler imzasıyla yapılan, feministler yaptık diye duyurulan eylemler de yapılıyordu. Ancak bu eylemler nokta eylemlerdi. 2004 yılı 8 Mart haftasında “namus cinayeti” temalı iki eylem; 6 Mart’ta “Mezar Değil Sığınak”, 8 Mart’ta Gece Yürüyüşü eylemi “feminist kadınlar” imzasıyla yapıldı.  Pazartesi dergisi çevresinden feminist kadınlar aralıklı olarak açık çağrılı “feminizm” temalı toplantılar düzenliyorlardı. 2004 yılında AKP 1. Şurasına ziyaret eylemi Pazartesi dergisi çevresinden feminist kadınlar tarafından yapılmıştı. İki binli yılların birinci yarısında 8 Mart Platformu’nun düzenlediği gündüz mitingine her feminist grup kendi imzalı pankartıyla katılıyor, örgütü olmayan bağımsız feministler de mitingin ana pankartı arkasında feminizm flaması, dövizi olmadan yürüyorlardı. Sokak eylemleri çoğunlukla feminist kadınların da katıldığı ama karma örgütlerin sayıca kalabalık olduğu platformlar tarafından gerçekleştiriliyordu. Platformların toplantılarına feminist örgütlerin yanı sıra, tek tek bağımsız feministler de katılıyordu. Bu katılım, Platformların bileşen listesine “Bağımsız feministler” imzasıyla yansıtılıyordu. Platform bileşeni feministler karma örgütten kadınların politikalarını feminizme yaklaştırmak için çok çaba harcıyorlardı. 2004 yılında 8 Mart Platformu ve Mart ayında oluşturulan Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kadınlar Platformu (KYŞKP) bileşenleri arasında feminist örgütler ve bağımsız feministler de vardı. 2004 yılında Sığınaklar Kurultayı kararıyla yürütülen Sığınak açılması için eylemlerin İstanbul ayağını, Türk Ceza Kanunu tasarısı için yapılan en büyük eylem olan 14 Eylül eylemini ve 25 Kasım eylemini KYŞKP örgütlemişti. Ancak 2005 yılı 8 Mart gündüz mitingi KYŞKP içinde güçlü tartışmalara neden olmuş, KYŞKP üyesi örgütler erkeklerin katılmadığı bir 8 Mart Mitingi konusunda uzlaşamamışlardı. Sonuçta 2005 8 Mart’ında EKB kendi mitingini yaptı. EHP’li kadınlar, Saraçhane’de yapılan karma mitingin de bileşeni oldular. 8 Mart gündüz mitingi için çağrı ise KYŞKP içindeki feministlerin önerisiyle Amargi, Mor Çatı ve Gökkuşağı Derneği tarafından yapıldı.  Platform bileşeni örgütlenmelerin farklı tutumları Platformun da faaliyetlerini etkiledi. Feministler geri çekildi, 8 Mart sonrası birkaç eylem daha yapan KYŞKP sönümlendi.

1 Temmuz 2013, Onur Yürüyüşü, Taksim

2004 yılı son aylarında KYŞKP toplantılarına da katılan bağımsız feministler, “Kadınları özgürleştiren talepler için bir araya gelmenin ötesinde bütünlüklü bir feminist politikayı birlikte yapacağımız bir zemin olabilir miydi?” ve “Farklı yerlerde, farklı örgütler içinde mücadele eden feminist kadınların feminizmi öne çıkararak ortak bir zeminde bir araya gelmeleri, kampanyalar, sokak eylemleri örgütlemeleri mümkün müydü?” soruları üzerinden düşünmeye ve konuşmaya başlamışlardı. “Proje feminizmi”, “kadın platformları”, feminist hareketin dağınıklığı, sistem dışı feminizm vb. konularının da konuşulduğu birkaç buluşma sonrasında daha geniş katılımlı bir buluşma örgütlemeye karar verdiler. Tanıdıkları bildikleri tek tek feminist kadınları, Amargi, Mor Çatı, Filmmor ve Pazartesi dergisinden feministleri bu buluşmaya çağırdılar. 15-20 kadının katıldığı ve Mor Çatı’da yapılan buluşmada bağımsız bir feminist zemin oluşturulması üzerine konuşuldu. Ancak toplantıdan İstanbul’daki feminist kadınların ortak bir zeminini oluşturma iradesi çıkmadı. Ama toplantı sonrası sayıları 10 civarı olan feminist kadınlar “İstanbul’da feministlerin buluştuğu bir zemin” hedefinden de vazgeçmeyerek düzenli buluşmaya devam etti.

Bu grubun daha ilk bir araya geldiklerinde kimi ortak noktaları vardı zaten. Bir tanesi feminist sözün muğlaklaştığı ve silikleştiği tespitiydi. Tabii burada kastedilen bir tür feminizmdi. Bu feminizm patriarkayı hedefine koyan sistem dışı bir feminizmdi. Bu gruptaki feministler, patriarkayı hedefine alan feminist politikalarını tanımlarken kapitalizm, milliyetçilik, militarizm ve heteroseksizmle de mücadeleyi önemsiyordu. Dolayısıyla iki binli yıllarda BM, AB, Dünya Bankası gibi oluşumların anaakım politikalarına kadınlarla ilgili bölümlerin girmesinin; kimi eşitlikçi sonuçları olduğu kadar kadınların kurtuluşunu öteleyen sonuçları olduğunu düşünüyorlardı. Bu grubun bir başka ortaklaştığı konu da iki binli yıllarda kadın hareketine egemen olan kavramların ve ortaya konan çözümlerin sistem dışı feminizmden uzaklaştığıydı. Erkek şiddeti yerine kadına yönelik şiddet kavramının yerleşmesine, kadınların güçlenmesinin, kadının insan haklarının, mikro kredilerin, kadın istihdamının arttırılmasının… Kadınların kurtuluşu için çözüm olarak gösterilmesine itiraz ediyorlardı. Bütünlüklü bir politik perspektif ile politika yapmayı önemsiyorlardı.

Foto6

Onur Yürüyüşü 1 Temmuz 2013 İstiklal Caddesi

8 Mart 2005

8 Mart Gündüz Mitingi için yapılan ve Şubat ayında başlayan tartışmalar ve KYŞKP’nun “çatlaması”  bir feminist zemin oluşturma ihtiyacını güçlendirdi. 2005 yılına gelindiğinde Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi İstanbul’da da feminist kadınların yer aldığı örgütler vardı. Bunların bir kısmı fon desteği alarak proje odaklı çalışıyor. Mor Çatı (1990), Feminist Kadın Çevresi (1990), Pazartesi (1995), İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi,(1995), KA-DER Kadın Adayları Destekleme Derneği (1997), Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)(1999), KHİP-Kadının İnsan Hakları Projesi (1993), Amargi (2001), Filmmor (2003)…   Feminist bir zemin oluşturma peşinde olan grubun ilk açık çağrısı 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü için oldu.2003 ve 2004 yürüyüşlerinin verdiği ilhamla bu yürüyüşlerin gelenekselleştirilmesi için adım atan grup, Feminist Gece Yürüyüşü adını da koyarak yürüyüşü örgütlemek üzere kadın gruplarına açık toplantı çağrısı yaptı. 2003 ve 2004’den farklı olarak feminist gece yürüyüşü özgünlüğü olarak pankartta feminizm/feminist sözünün mutlaka geçmesi üzerinde anlaşıldı. Patriarkaya karşı mücadeleyi tüm yönleriyle değerlendiren bir basın açıklaması metni yazıldı. İstanbul 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü çağrıları sonraki yıllarda da bu grup tarafından yapıldı. Kuşkusuz bu grup yıllar sürdükçe farklılaştı. Kimileri ayrıldı. Yeni katılımlar oldu. Farklı isimlerle ve genişleyerek yeni biçimler, isimler aldı. Ama 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşlerinin gelenekselleşme tarihinde bu grupta yer alan feministlerin önemsenecek bir yeri var.

2005 8 Mart Platformu’nun gündüz mitinginde “Feministler” imzalı pankart açıldı. Ana pankartın arkasındaki ilk pankart da bu oldu. Feministlerin kortejdeki yerinin ne olacağı konusu 8 Mart Platformu toplantılarına katılan bağımsız feministlerin tartışmalarıyla belirlendi. Önceki yıllarda ana pankartı arkasında konuşlanan bağımsız feministler, feminizmin kadın kurtuluş mücadelesindeki yeri dolayısıyla örgütler sıralamasına girmemesi gerektiğini savundular ve ana pankartın arkasında ilk kortejin “feministler” pankartıyla olması konusunda karar alındı. Kuşkusuz o dönemde var olan feminist örgütlemeler kendi pankartlarıyla mitinge katılmışlar ve kendi eylem, etkinliklerini düzenlemişlerdi. Örneğin Pazartesi dergisi Taksim’e Meçhul Kadın Anıtı koymuştu.

Birbirimizin sesini duyalım 2 Ekim 2005 Taksim

8 Mart 2005 sonrası…

2005 yılında, grubun çağrısıyla 1 Mayıs’ta feministler pankartıyla yüründü, 2 Ekim’de “birbirimizin sesini duyabilelim / feministler” pankartıyla, İstanbul Harbiye’den Taksim’e sessiz bir yürüyüş gerçekleştirildi. 11 Kasım’da grup haberleşme-tartışma mail ağı olarak oluşturdu. Grup 25 Kasım’da feministler imzasıyla bir yürüyüş düzenledi.  

Bursa’da 29 Aralık 2005’te Özay Grup Tekstil İthalat ve İhracat Fabrikası’nda çıkan yangında 5 kadın işçi yaşamını yitirdi. 2006 Ocak ayının ilk haftasında “yangın yeri patriarka ve kapitalizm-feministler” pankartıyla eylem düzenlendi. 2006 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü organizasyon çağrısını yaptı. Bu seferki pankart sözü: Patriarkaya karşı feminist mücadele” idi. 8 Mart’ Platformu’nun örgütlediği gündüz mitinginde de ana pankartın arkasındaki ilk pankart feministler oldu. 2006 yılında grup, çok sayıda tartışma yaptı. Militarizm ve milliyetçilik, Gülnur Acar Savran’ın sunumuyla “Avrupa Birliği aile ve iş yaşamını uyumlaştırma politikaları” tartışılan konular arasındaydı. 2006 yılının ikinci yarısında zaten sayısı 10-15 civarı olan gruptan kopmalar oldu. Grup, İstanbul’daki feministleri bir araya getiren zemin hedefini gerçekleştiremediği gibi daralmıştı da. Grubun çoğunluğu kendisine sosyalist feminist diyordu. 2006 Aralık ayında gruptaki sosyalist feministler, yeni katılımlarla ayrıca toplanmaya başladılar ve Dayağa Karşı Dayanışmaya Kampanyası’nın 20. Yıl etkinliklerini destekleyen gruplar arasına Sosyalist Feminist Kolektif imzasıyla katıldılar.

Yeniden çoğalarak buluşma

Daralmış olan grup, Ocak ayında yaptığı toplantılarda feminist buluşmalar yapma kararı aldı. İlk buluşmayı 3 Mart 2007 tarihinde “2000’lerde feminist politikalar; neler yaşadık, neler yapalım…” başlığıyla yapıldı. Bu buluşma öncesi İstanbul’daki tüm feminist gruplara ve bağımsız feministlere ulaşılmaya çalışıldı. Buluşmaya katılım oldukça iyiydi. İlk forumda genel değerlendirmeler sonrası güncel feminist tartışmalar yapmaya devam edilmesi noktasında anlaşıldı. Mor Çatı’dan kadınlar, Kadınlar Dayağa Karşı Dayanışmaya Kampanyası’nın 20. Yılında bir etkinlik yapılmasını önerdiler. Bu öneri kabul edildi. 14 Nisan’da yapılacak ikinci buluşmanın gündemi “Birleşmiş Milletler (BM), Pekin, Avrupa Birliği (AB) uluslararası politika ve kadın hareketi ile feminist politika ilişkisi; kadın hareketinin ürettiği kavramların evrimi, dil ve yaklaşımının nasıl dönüşebileceği; feministlerin kadına yönelik şiddete karşı 20 yıl önce başlattığı yürüyüşün yıldönümü” olarak belirlendi.

Buluşmaya katılan feministler, çağrıcı grubun iletişim kanalı olarak 11 Kasım 2005 tarihinde kurulan mail grubuna üye yapıldı.

Özay Tekstil işçisi 5 kadının yanarak ölmesini protesto eylemi 5 Ocak 2006 Galatasaray

 Kampanyalar – Platfomlar

“Bağır, Herkes Duysun! Erkek Şiddeti Son Bulsun!” başlığıyla yapılan Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası’nın 20. Yıl etkinliğinde grup ortak sözünü Feminist Kolektif imzasıyla yayınladı. Sonrasında da Feminist Kolektif imzası kullanılmaya devam edildi.  grubun üye sayısı 200’ü aşmıştı. Kuşkusuz İstanbul’daki tüm feministleri kapsamıyordu ama yine de iki yıl sonra da olsa, farklı örgütlerden, bağımsız çok sayıda feministin haberleştikleri bir zemin oluşmuştu. Politika ve eylem önerileri orada tartışılıyordu. Ortalama ayda bir feminist buluşmalar yapılıyordu. 22 Temmuz Seçimleri, Anayasa, Cumhuriyet mitingleri… tartışıldı. 

Anneler Günü için duvar etiketi Mayıs 2014

İFK 2007 yılında kadın cinayetlerini gündemine aldı, Öznesi belirsiz “kadına yönelik şiddet” değil “erkek şiddeti” kavramını kullanan İFK, “kadın cinayeti” kavramını güçlü bir şekilde kullanarak kadın hareketine ve tüm kamuoyunun sahiplenmesine yol açtı.  Sevim Zarif, Ayşe Yılbaş, Satı Korkmak, Pippa Bacca… Çok sayıda dava takip ederek “feminist dava takibi” konusunda deneyim ve politika oluşturdu. İFK, şiddetin kaynağının patriyarka ve öznesinin erkekler olduğunu belirten “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun”, “Tesadüf değil erkek şiddeti”, “Münferit değil sistematik” sloganlarından sonra kadın cinayetlerine karşı, “Erkeklerin sevgisi her gün üç kadın öldürüyor.”, “Kadın cinayetleri politiktir” sloganlarını kullanarak bu sloganları kadın hareketine kazandırdılar.

İlk Kampanya olarak 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde milletvekili olan vesikalı kadınlara destek kampanyası yapıldı. Sonra arka arkaya kampanyalar ve eylemler yapıldı. Bu kampanyalar ve eylemlerle, uzun yıllardır sokaklarda sesini duyurmayan sistem dışı bir feminizm sesini yeniden duyurmaya başladı.

Tecavüze karşı yürüyüş 14 Aralık 2008 Avcılar

Çok sık sokak eylemi yapan İFK, eylemlerini ve kampanyalarını feministlere açık çağrıyla yaptığı toplantılarda örgütlemeyi önemsedi. Metin taslaklarını, eylem önerilerini 2005-2010 yılları arasında [email protected]’a atarak orada yapılan tartışmalarla geliştirmeye çalıştı. Eylül 2010 – Ocak 2014 arası Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası ile birlikte kurulan [email protected], Ocak 2014-  Kasım 2015 arası ise [email protected] mail gruplarını tartışma, haberleşme zemini olarak kullandı.

İFK, 11 yıllık mücadele tarihinde öncelikle feminist hareketi ve aynı zamanda kadın hareketini güçlendirmeyi hedefiyle davranmaya çalştı. Faaliyetlerini sadece feministlerin örgütlediği kampanyalar, eylemlerle sınırlı tutmadı. Kadın örgütleriyle ortak eylemler yaptı.  İstanbul’da sürekliliği olan çok sayıda platformun kurulması, kampanyanın yapılması için kadın örgütlerine ilk çağrıyı yapan İFK oldu. İFK kadın örgütlerine çağrı yapmadan önce, bu çağrıya neden olan konuyu İFK toplantısında, mail grubunda ya da açık çağrılı forumda tartışarak bir politika oluşturdu. Kadın örgütleriyle yapılan toplantıya yapılacak kampanyanın/platformun politik sözü ve eylem planı ile ilgili önerisiyle katıldı. Kadın Platformlarına isteyen her İFK’lı katılıyordu. Yoğun katılım oluyordu.

Yeniden Mor İğne Kampanyası Ocak 2008

Vesikalıları Destekliyoruz (2007),“Bedenimiz Bizimdir-Tacize Karşı Mor İğne” (2008), Bey-oğlu’na Feminist Sözümüz Var / Seçim İçin Feminist Kolektif (2009), Kadın Cinayetlerine İsyandayız (2010), Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor (2015) kampanyaları feministler tarafından yürütüldü.

Novamed Greviyle Kadın Dayanışması (2007), Kadınlar İçin Sosyal Haklar: ‘SSGSS’ye Esastan İtirazımız Var’ Kampanyası (2007), Barış İçin Kadın Girişimi (2009) Kürtaj Haktır Karar Kadınların (2012),  Yoğurtçu Kadın Forumu (2013), Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu (2014) İFK’nın kadın hareketine açık çağrısıyla oluşturuldu.

İFK, her 8 Mart’ta öncelikli olarak 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlenmesinde kilit rol üstlenirken bir yandan da kadın hareketinin sokakta geniş ittifak kurma inancıyla 8 Mart Kadın Platformu’nun örgütlediği mitinge “Feministler” pankartıyla katılım çağrısı yaptı. İstanbul’da ilk Sevgililer Günü eylemi İFK tarafından yapıldı.  

Toplumsal muhalefetle dayanışma ve birlikte mücadele

İFK, Türkiye’nin genel politik gündemine ilişkin sözünü söylemeye gayret etti. Kürt sorunun demokratik ve siyasal çözümünden yana oldu. Ezilen toplumsal gruplarla dayanışmaktn hiç vazgeçmedi. Bu bağlamda özgün eylemler yaptığı gibi, toplumsal muhalefet örgütlerinin yaptığı eylemlere de kendi sözüyle, pankartıyla katıldı. 1 Mayıs’Lara feministler pankartıyla katıldı. 27 Nisan 2007’de Genelkurmaylık Başkanlığı tarafından yayınlanan muhtıraya karşı “Ne mutlu darbe ve muhtıraya dur diyen kadınlara” eylemi yaptı, 15 Şubat 2009’da DİSK, KESK, TÜRK-İŞ çağrısıyla Kadıköy’de düzenlenen mitinge kendi pankartıyla katıldı. 2007 yılında Telekom grevine, 2008 Haziran ayında Tersane işçilerinin direnişine, 2010 Tekel işçilerinin direnişine destek verdi. İFK savaşa karşı barış kücadelesinin hep içinde oldu. Hakkari Şemdinli’de Umut Kitabevi’ne bombalı saldırı yapılıp bu saldırıyı yapan astsubayların halk tarafından yakalanması sonrası Şemdinli’ye giden grubun içinde yer aldı. İFK cezaevlerindeki açlık grevi yapan siyasi tutukluların taleplerini duyurmak için de eylem yaptı.

Feministlerin tekel iscileriyle dayanisma ziyareti / 31 Ocak 2010

İFK muhalif karma örgütlerde söz sahibi erkeklerin cinsiyetçi suçlarında kadından yana müdahil oldu. En bilinen olaylar olarak, SDP yöneticisi bir erkeğin SDP üyesi iki kadına cinsel tacizi, KESK yöneticisi bir erkeğin, KESK çalışanı bir kadına cinsel tacizi, Etyen Mahçupyan’ın eşinin kafasına dışkısını fırlatması… olaylarında İFK taraf olurken maruz kalan kadının onayını aldı.

İstanbul Feminist Kolektif ilkesel olarak heteroseksizme, dolayısıyla homofobi ve transfobiye her zaman karşı oldu. Onur Yürüyüşlerinin tamamına katıldı ve katılım çağrısı yaptı. Ancak yine de faaliyetlerine bu ilkesini yeterince yansıtamama hatta tam tersini yansıtma sorunları yaşadı. 2011 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü sırasında LBTİ feministlerin taşıdığı “Am benim elletirim”, “transfeminizm burada”, “ben feminizmin trans olanını severim” dövizleri üzerinden yürüyüş esnasında alnda başlayan ve sonrasında devam eden ve ilerleyen bir tartışma yaşandı. 2012 yılında, alanda olmasa da [email protected] grubunda yine dövizler üzerinden tartışmalar yapıldı. LBTİ feministlerden İFK’nın trans dışlayıcı olduğuna ilişkin sert eleştiriler oldu. Bu tartışmalar İFK ile LBTİ feministler arasındaki temas noktalarını güçlendirdi. Birlikte toplantılar yapılıp tartışmalar yürütüldü. İFK transfeminizm konulu bir dizi iç toplantı örgütledi. Sonraki yıllarda İFK faaliyetlerinde heteroseksizme ve dolayısıyla transfobiye karşı duruşunu daha güçlü ifade etmeye çalıştı. Bunun bir yansıması olarak eylemlere çağrı metinlerini “Kadınlara ve translara çağrı” şeklinde düzenledi.

Gezi Direnişi’nde Feminist Çadır Haziran 2013

Gezi Direnişi

27 Mayıs 2013’te, Türkiye tarihinde daha önce görülmemiş bir toplumsal isyan başladı. Sosyal medyada [2] İstanbul’daki Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesi amacıyla kepçelerin parka girdiği haberinin düşmesi sonrası, elli civarındaki insanın parka gitmesiyle başlayan direniş, polisin saldırısı sonucunda bir anda tüm şehirlere yayıldı. Direniş sadece ağaç kesilmesine değil, AKP’nin hak hukuk tanımayan, giderek muhafazakarlaşan icraatlarının, söyleminin tümüneydi. AKP’nin kadın karnesi de korkunçtu. Bu nedenle kendi isyanıyla direnişte yer alan kadın sayısı da çok fazlaydı. İstanbul’da feministler, ilk gününden itibaren direnişin parçası oldular. Gezi Parkı’nda çadırlar kurulduğunda ilk kurulan kadın çadırı “Tayipsiz, Tacizsiz Hava Sahası” pankartıyla feministlerin çadırı oldu. Feminist kadınlar o dönemde yapılan Taksim Dayanışması toplantılarına da katıldılar. Direniş sırasında feministler bir yandan AKP’nin kadın düşmanı politikalarına karşı isyanlarını dile getirdiler, Bildiriler hazırlayıp dağıttılar. Bir yandan da direnişin cinsiyetçi yanlarını aşındırmak için uğraştılar. İlk günlerde sıkça duvarlarda görülen ve sloganlara yansıyan cinsiyetçi ve homofobik küfürler içeren sloganlar, feministlerin ve LGBTİ+ örgütlerinin mücadelesiyle giderek azaldı. “Küfürle değil inatla diren” sloganını feministler başlattı ve Gezi Direnişi’nde yayıldı. Çarşı grubu yaptığı bir açıklamada cinsiyetçi ve homofobik tezahüratlardan dolayı özür diledi. Sonradan yalan olduğu anlaşılan örtülü bir kadının saldırıya uğradığı haberi üzerine feministler, bu beyanı esas kabul ederek tepki verdiler. Hatta Taksim Dayanışması metninde de bu tür saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı. Gezi Direnişi’nde polis tacizine karşı mücadele feministlerin de özel gündemi oldu.

Gezi Parkı’ndaki direniş dağıldıktan ve parklara yayıldıktan sonra İstanbul Feminist Kolektif, kadınlara Maçka ve Yoğurtçu Parkı’nda toplanma çağrısı yaptı. Maçka Kadın Forumu uzun soluklu olmadı. Yoğurtçu Kadın Forumu ise kendi yolunu bularak toplanmaya devam etti. 

Feministlerin grevdeki Telekom işçilerini ziyareti 18 Kasım 2007

[1] 2009 – 2014 arasında SFK üyeleri, İFK eylemlerine en yoğun katılan gruptu.

[2] Gezi Direnişi’nin yaygınlaşmasında sosyal medya kullanımının önemi vardı. Direniş sırasında İFK’nın sosyal medya hesapları yoktu. Feministlerin eylemleri, Sosyalist Feminist Kolektif (SFK) hesapları üzerinden duyuruldu. İFK Gezi Direnişi’nden hemen sonra kendi sosyal medya hesaplarını hesaplarını oluşturdu

* Grup adını 2010 yılında İstanbul Feminist Kolektif olarak netleştirse de, yazıda İstanbul Feminist Kolektif adlandırması 2005-2016 arası için kullanıldı.



Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.