Güney Kore’nin radikal feministleri, ülkenin kadın düşmanlığı ve porno kültürüne meydan okumak için farklı ve cesur taktikler kullanıyor.

Jihye Kuk, Hyejung Park, Caroline Norma

Beşinci molka mitingi, 6 Ekim’de, Seul’deki Hyehwa metro istasyonunun yakınında gerçekleştirildi. 60 bin kadın, polisin molka’ya yönelik eylemsizliğini protesto etmek için başkentin sokaklarına indi—molka, erkeklerin kamusal alanda casus kameralarla kadınların eteklerinin altını videoya çekip porno sitelerine yüklemeleri anlamına gelen trendin adı. Dünyanın her köşesinden gazeteciler, Mayıs ayından beri neredeyse her ay gerçekleştirilen bu büyük ölçekli kadın mitingleri hakkında haber yapıyor. Tarifeli otobüsler, Kore yarımadasının güney yarısındaki kasaba ve kentlerden kadınları mitinglere taşıyor.

#MeToo’nun yarattığı ivmenin ortasında, bu türden kitlesel eylemlerin altında yatan siyasi emeği ve kendiliğinden gibi görünen bu ayaklanmaların ardındaki politik bağlamı gözden kaçırmak kolay. Fakat hatırlamak gerekir ki internet üzerinden örgütlenen Koreli radikal feministler, ilk mitingden üç yıl önce molka’ya karşı kampanya yürütmeye başlamışlardı.

Molka protestoları online olarak, bireyler tarafından düzenlense de (kimse medyaya karşı grup adına sorumlu değil ve hiçbir komite onlara sponsorluk yapmıyor), belirli bir politik birlik söz konusu.

Protestoların yalnızca kadınlara açık eylemler olarak düzenlendiğini belirtmek önemli. Katılım standartları o kadar yüksek ki erkek fotoğrafçılar ve gazeteciler bile içeri alınmıyor. Protestoların bu önemli (ve şu ana dek medyada sözü edilmeyen) özelliği gösteriyor ki bunlar, spontane biçimde bir araya gelmiş rastgele bir grup öfkeli kadının eylemleri değil; daha geniş, daha örgütlü, daha tarihsel bir kadın özgürleşmesi hareketinin parçası. Kuşkusuz, 2017 yılında Güney Kore hükümetini deviren Candlelight Protestoları sırasında meydana gelen cinsel tacizler, bir yere kadar erkekleri protestoların dışında tutma kararında rol oynadı; fakat burada Koreli feministlerin cesaretini de es geçmemeli.

Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek için kadın düşmanlığı parodisi yapmak

Ciddiyetsizlik ve parodi, Kore’deki feminist kampanyaların ana temaları. Bu yılın başında Koreli bir kadın, Hongik Universitesi’nde sanat öğrencilerine poz veren çıplak bir erkek modelin fotoğrafını online olarak paylaştığı için tutuklandı. Hemen ardından, bir başka kadın Hongik Universitesi’ndeki bütün erkek tuvaletlerine casus kamera yerleştirildiğini ve bu görüntülerin porno sitelerinde yayınlanacağını belirten sahte bir uyarı paylaştı. Bu uyarı, polisin hızla harekete geçerek, kampüste—meyve vermeyen—geniş çaplı bir arama yapmasıyla sonuçlandı. Polisin, Koreli kadınlardan gelen, pornografik görüntülerin intikam almaya çalışan eski sevgililer, sokak tacizcileri ve seks satın almaya çalışan erkekler tarafından illegal olarak paylaşılması ve erkeklere otel odalarında toplu tecavüzlerin nasıl organize edileceği gibi şeyleri tartışma forumu sunan SoraNet gibi siteler hakkındaki şikayetlere karşı tepkisiz kalışıyla karşılaştırıldığında, kampüsteki erkek tuvaletlerinin hemen aranmasındaki ironi daha bariz ortaya çıkıyor. SoraNet, 2016 yılında sahibinin tutuklanmasıyla kapandı; ancak o noktaya gelinesiye site 16 yıl boyunca aktif kaldı ve polisin sonunda harekete geçmesi için kadınların on yıl boyunca devamlı şikayette bulunması gerekti.

Koreli feministler, bu riyakarlığa dikkat çekmek için Kore ordusunda erkeklerin, başka erkeklere tecavüz etme amacıyla “tecavüz hapları”nı çevrimiçi satın aldıklarını anlatan yalan haberler yaydı. Kadınların (uyuşturucuya bağlı tecavüz kurbanları da dahil) şikayetlerine rağmen bu uyuşturucuları satan siteler yıllardır aktif olmayı sürdürüyordu. Bu yalan haberin yayılmasından sonra polis, birkaç gün içinde bu siteleri kapattı.

Koreli feministlerin parodiyi bir taktik olarak benimsemesi, 2015 yılındaki küresel MERS salgını sırasında yayılan bir yalan haberden sonra oldu. Bu habere göre yurtdışına seyahat eden iki Koreli kadın bu virüsü kapmıştı ancak tedaviyi alışverişe gidebilmek için reddediyorlardı. Koreli erkekler, online forumlarda bu habere nefret kusan bir dille tepki verdiler. Hikayenin yalan olduğu açıklandıktan sonra kadınlar Megalia (“MERS” ve cinsiyet rollerini tersine çeviren feminist mizahi roman Egalia’nın Kızları’nın isminin birleşiminden oluşan bir sözcük) adında bir site kurdu. Megalia sitesinin kendilerine “Megalian” adını veren kullanıcıları, parodiyi bir taktik olarak kullanarak feminist fikirleri yaymakta ve genç Koreli kadınların dikkatini çekmekte başarılı oldu. Kullanıcıların birbirlerinden daha şok edici parodiler yazmakta adeta yarışa girmesiyle, sitenin radikalleştirici bir etkisi oldu.

Koreli feministlerin alaya alma biçimlerinin bir diğer örneği, erkeklerin penis boylarıyla olan takıntısının parodisini yapan görsel. Görselde penis boyunu işaret parmağı ile baş parmak arasında ölçen bir el var. Feministler, Koreli erkeklerin ortalama penis boyunun 6.9 santimetreyle uluslararası standartların altında olduğunu ortaya koyan ve internette yaygın olarak paylaşılan bir çalışmaya referansla, 9 Temmuz’u resmi (ve mizahi) olarak küçük penisli erkeklerle sempati günü ilan edip, özellikle o güne eylem koydular.

Radikal feminist örgütlenme, diyaloğun terimlerini değiştiriyor

Megalia aktivizmi sürerken, 17 Mayıs 2016 tarihinde, Seul Gangnam Tren İstasyonu yakınlarında 23 yaşında bir kadın, unisex tuvaletlerde bir erkek tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Medya cinayeti “rastgele” işlenmiş bir cinayet olarak resmetti, fakat Megalianlar katilin bir kadını özellikle hedef aldığı, cinayetin kadın düşmanlığı dolu bir nefret suçu olduğu konusunda ısrar ettiler. 34 yaşındaki katil, tuvalete saklanarak bir kadın gelene dek beklemiş, bu arada erkek tuvalete girip çıkmıştı. Yakalanan katil, cinayeti neden işlediği sorulduğunda “Kadınlar beni görmezden geliyor,” dedi. Bu itiraftan sonra feministler eylemlerini artırdılar ve Gangnam Tren İstasyonu’nda öldürülen kadının anısına mesaj bırakmak ve gece nöbeti tutmak için cinayetin işlendiği yere yakın bir yerde toplandılar.

Online radikal feminist eylemler sonucunda, Kore’deki cinsiyetçi kültür ilk kez bu ölçüde kamuoyunun dikkatine taşınmış oldu. Bu yılın başında, Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, “toplumsal cinsiyet şiddetinin, güçlülerin cinsel şiddet kullanarak zayıfları ezmesine izin veren bir sosyal yapı sorunu” olduğunu açıkladı. Bu açıklamadan önce, Kore kitap piyasasını feminist kitaplar doldurmuştu ve savaş zamanının “konfor kadınları”nı desteklemek için kamusal eylem çağrısı yapılmıştı. Bir karşılaştırma yapacak olursak, feministlerin hâlâ #MeToo zamanı taciz ve tecavüze maruz kalmış kadınların tanıklıklarının ana akım medyada ve çevrimiçi ortamlarda susturulması ve hareketin liderlerinden birinin Londra’ya kaçmak zorunda kalması sonucu yaşadığı hayal kırıklığıyla hesaplaştığı Japonya’da aynı başarı yakalanamadı.

Feminizm adlı geri tepme

Bekleneceği üzere, bu ilerici hareket bir geri tepmeyi tetikledi. Megalia’nın kurulmasından sadece altı ay sonra, “megal” kelimesi “feminazi” çağrışımı kazanmıştı. Megalia, kadınlara ait alanları ve ayrılıkçılığı savunması, toplumsal cinsiyet analizi ve kültürel kadın düşmanlığına karşı hem kişisel hem sosyal düzeyde direnişi teşvik etmesiyle radikal feminist bir hareketti. Bu harekete feminist çevrelerin hem içinden hem dışından tepki geldi.

Megalian topluluk içindeki sorunlar, quir hareketin içindeki kadın düşmanlığını, özellikle gay erkeklerin kullandığı jargonu—kadınlardan, beden kıvrımlarını alaya alacak şekilde “baloncuklu orospular” diye bahsedilmesi ya da anal sekse referansla anüsten “arka vajina” diye bahsedilmesi gibi—tartışma çabalarına karşı oluşan dirençle başladı. Gay erkeklerin de aynı ataerkil sistem tarafından ezildiğini ve feministlerin doğal müttefiki olduklarını düşünen birçok kadın, gay jargondaki bu tür ifadelerle karşılaşınca şok oldu. Bu tartışma Megalia içinde klikleşmeye yol açtı; kimileri kadın düşmanlığını her alanda ifşa etme özgürlüğü olduğunu düşünürken, kimileriyse bu eleştirilerin homofobik olduğunu savunuyordu.

Gay erkeklerin kadın düşmanlığını eleştirebilecekleri bir platform isteyen kadınlar, feministlerin anonim olarak bilgi ve görüş paylaşıp, daha sonra bu fikirleri farklı sosyal medya platformlarında paylaşmasını sağlayan Womad adlı yeni bir online forum kurdu. Womad, Koreli radikal feministler için bir şarj istasyonu işlevi görüyor—enerji veren ve birleştiren bir güç denebilir. Web sitesi, “erkek düşmanı” yaftasını benimsiyor ve kadınlara erkeklere yönelik tiksintilerini özgürce ifade etme mecrası sağlıyor. Erkeklerin bu forumu kullanma izni yok; üyeler erkek bir yazara ait olduğundan şüphelendikleri paylaşımları rapor edebiliyor. Womad’da özgür ifadeye getirilen herhangi bir siyaseten doğruculuk kısıtlaması yok. Bu temel kurallar, kadınların kendilerini sansürlemeden konuşmasını mümkün kılıyor. Bugün “Womad” kelimesi, genel olarak Güney Kore’deki tüm radikal feministlerden bahsetmek için kullanılıyor.

Birçok ülkede olduğu gibi Kore’de de akademi ve quir hareket radikal feminizme karşı olan geri tepmenin taşıyıcısı oldu. LGBT aktivistsleri de akademisyenler de cinsel özgürlükçülüğün, seks ticaretinin ve kendi kendini nesneleştirmenin güçlendirici potansiyeli olduğunu düşünüyor ve bunları teşvik ediyor. LGBT etkinliklerinde sık sık Seul bazlı Gerçek Sapıklar grubu adına konuşma yapan Matsu adlı gay aktivist, gay fahişeliğin gay erkek kimliğinin gerekli bir boyutu olduğunu savunuyor. 2016 Ekim’inde, Quir Kadınlar Ağı, Kore’deki fahişelik karşıtı hareketi eleştiren ve feministleri “seks işçilerini” yaralamak ve etiketlemekle itham eden “trans lezbiyen seks işçisi Siyeun Lyu’yu kadın cinsel azınlıklar hakkındaki oturumuna konuşmacı olarak davet etti. Aynı yıl, Womad üyeleri, kız çocuklarının Kore medyasınca nesneleştirilmesini eleştiren “Lolita Avcıları” adında bir blog ve facebook sayfası açtı. (Kore’de pop şarkıcıları okul üniforması giyip erotik danslar etmekle kalmıyor; kadınların kız çocukları gibi giyinip davranmasına dayalı “Lolita stili” adlı bir trend de mevcut.) TV şovlarına çıkarak ana akımda ismini duyuran liberal feminist akademisyen Hee-jung Son, geçen yıl sunduğu “İsyan Çağı ve Seks Savaşları” başlıklı konferans tebliğinde “Lolita Avcıları”nı eleştirerek, çocukların “kuşaklar arası erotisizm”e katılabilecek cinsel varlıklar olarak tanınması gerektiğini savundu.

Womad üyelerine yönelik en son liberal saldırı, Güney Kore’deki online aktivizm üzerine yazılmış Köksüz Feminizm: Megalia’dan Womad’a adlı kitabın basılmasının ardından yükseldi. Tanınmış birkaç Koreli feminist akademisyen, kitabın Mart ayında piyasaya çıkmasından birkaç gün önce yayınevini arayarak, yayıncıyı “nefret söylemi” basmakla itham etti. Feminist şarkıcı Ziihiion’un Facebook sayfası, Ocak ayında kitabın tanıtım etkinliğinde sahne almasının ardından, bu kararın “nefret söylemini” desteklediğini iddia eden düzinelerce eleştirel yorum aldı. Tepkiler sonucu, şarkıcının engelli kadınlar yararına düzenlediği gösteri iptal edildi.

Casus kamera pornografisine karşı gösterilerin sadece kadınların katılımına açık olma politikası başarılı olduysa da, Kore üniversitelerinde kadınlara mahsus politik alanları koruma girişimi aynı başarıyı yakalayamadı. 2017’de Ewha Kadın Üniversitesi ve Sookmyung Kadın Üniversitesi’nden bir grup feminist öğrenci, “Erkeklerin Kadın Alanlarını İşgali” başlıklı bir seminer düzenlemek istedi. Her iki kampüste de erkeklerin kadınlara açık kütüphanelere sızıp tuvaletlere gizli kamera yerleştirmesi, erkeklerin kadın öğrencilere saldırma amacıyla giysileri giyerek yurt odalarına girmesi gibi vakalar yaşandığına dair ihbarlar vardı. Seminer, bu vakaları tartışmayı amaçlıyordu; ancak quir grupların etkinliğin sadece kadınlara açık olmasını şikayet etmeleri üzerine seminer iptal edildi.

Geri tepmeyi yenmek

Güney Kore kadın hareketinin yükselişini destekleyen radikal feminist aktivizmi ve teoriyi engelleme girişimlerine karşı bir direniş var—özellikle erkek şiddetine maruz kalmış olan kadınlar cephesinde. Bu direnişçilerden biri, Hongik Üniversitesi’nde çıplak erkek modelin fotoğrafını paylaştığı için tutuklanan Womad üyesi, 13 Ağustos’ta 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Medya kadını fail olarak gösterdiyse de, fotoğraf aslında ders arasında bir başka model tarafından çekilmişti. Yaygın olan pratik, erkek modellerin ders aralarında bedenlerini örtmeleri; ama bu erkek ara esnasında genital bölgesini masanın üzerine yayarak kadın modellere rahatsızlık veriyordu. Womad kadınlarının polisin erkek modelin genital bölgesini uygunsuz bir şekilde sergilemesini soruşturması talebi reddedildi.

Bu türden bir suç için 10 ay hapis cezası sıra dışı biçimde ağır. (Örneğin, tutuklama kararının açıklandığı gün, Busan Bölge Mahkemesi kız arkadaşının çıplak fotoğraflarını rızası dışında internete yükleyen bir erkeğe 2000 dolar para cevası verdi ve hapis cezası hükmünün açıklamasını erteledi.) Polis, Womad web sitesinin sahibi için de çıplak model olayına ilişkin tutuklama tebliği yayınladı.

Otoritelerin bu vakalarda sergilediği kadın düşmanlığı ve ikiyüzlülük bitecek gibi görünmüyor.

Geçtiğimiz günlerde WeDisk adlı IT firmasının CEO’su Yang Jin-Ho’yu bir erkek çalışanına tokat atarken ve diğer çalışanlarını kılıç ve yaylı tüfeklerle tavuk öldürmeye zorlarken gösteren bir video basına yansıdı. Videonun online ortamda yarattığı infial, yıllardır Yang Jin-Ho’nunki gibi dosya paylaşım sitelerine kullanıcılar tarafından yüklenen yasadışı molka videolarının satışından kâr eden IT firmalarının denetlenmesi ve cezalandırılması çağrısı yapan Koreli feministleri kızdırdı. Kamuoyu ve otoritelerin, kadınların cinsel sömürüsünü görmezden gelirken Jin-Ho’nun çalışanlarına davranışı karşısında hemen harekete geçmesi, kadınların bu ülkede ne kadar önemsiz olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Kore Kadınlar Derneği Birliği ve Kore Cinsel Şiddeti Durdurma Merkezi, düzenledikleri basın toplatısında Jin-Ho’yu “Kore’nin casus kameralı porno endüstrisini lideri” ilan etti; firma çalışanlarınınsa, “masum kurbanlar” olmadığını ve molka videolarınının satışına bilerek iştirak ettiklerini kamuoyuna hatırlattı. Bu çalışanlardan bazıları, online ortamlarda çalışanlara prim gibi dağıtılan milyonlarca molka videosuna erişim kazanmış olmakla övünen tiplerdi. Kadın örgütleri, Jin-Ho’nunki gibi firmaların “çevrimiçi cinsel sömürü endüstrisi karteli”nin parçası olduklarını; bunların sadece molka videolarının satışından kâr etmeyip, para karşılığı molka videolarını sitelerden kaldıran Mureka gibi içerik filtreleme şirketleriyle de yasadışı bağlantıları olduğunu savunuyor.

Bunca yoğun engele karşın, Koreli radikal feministler yavaşlayacak gibi durmuyor.

Jihye Kuk ve Hyejung Park tarafından yazılan Feminizm Adlı Geri Tepme kitabının 2019 yılı başlarında basılması planlanıyor. Kitap, lezbiyen feminizmin quir etkisiyle kadın örgütlenmeleri içerisinde görünmezleştirilmesini ve liberal feministlerin radikal feministleri susturma çabasını işliyor. Park, Kuzey Kore’de özgürlükçü hareket içindeki onyıllara yayılan deneyimini tartışırken, Kuk ise Womad feministlerinin Kuzey Kore feminizminin yeniden yükselişini nasıl mümkün kıldığını aktarıyor.

Güney Koreli radikal feministler, yurtdışındaki kız kardeşleriyle aynı anti-radikal geri tepmeyi deneyimliyor. Bizler ancak uluslararası bağlarımızı güçlendirerek ve dünyanın neresinde olursa olsun kız kardeşlerimizi politik cephelerde destekleyerek başarıya ulaşabiliriz.

Çeviren: Hanife Aliefendioğlu

Bu yazının orijinali, Feminist Current’ta yayınlandı.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.