Leone Ross’un This One Sky Day adlı romanında, karakterlerinin vulvası bacaklarının arasından düşüyor. Peki farklı tepkiler bedenlerimizle olan ilişkimiz hakkında ne söylüyor?

Tessie Orange-Turner

Stephanie Ramlogan

Leone Ross’un 2021 yılında basılan This One Sky Day isimli romanında, insanların vulvaları kendiliğinden ve anlaşılması güç bir şekilde düşüyor. Evet, vulvaları -bacaklarının arasından pırıl pırıl etli kısmı– sadece ayrılıp düşüyor, sallanıyor, nabzı atıyor ve gülümsüyor, boşluklar bırakıyor. Mahrem yerleri kamuya açık hâle geldiğinde, her insanın yerinden çıkmış etini farklı şekillerde ele alması, bedenlerimizi ve cinselliğimizi nasıl gördüğümüz hakkında çok fazla şey ortaya koyuyor.

Kitap, 24 saatlik bir süre boyunca Popisho sakinlerinin sayısız hikayesini anlatıyor. Buradaki insanlar, onlara dokunarak şifa verme, yalanları sezme, birinin kaç yaşında öleceğini tahmin etme ve yiyeceklere birinin avucuyla lezzet verme gibi yetenekler bahşeden “cors” adı verilen eşsiz armağanlara sahip olabilir. Fantastik, hayali bir Karayip adasına dayanan Popisho, özellikle söz konusu 24 saat boyunca büyülü ve yaramaz bir yer. Sayfalar boyunca birçok harikulade şey oluyor ama bana göre en harika olan şey, okuduktan sonra aylarca aklımda kalan düşen pıtılarla ilgili kısım.

Pıtınız düşerse ne yaparsınız? İngiliz-Jamaikalı yazar Leone Ross’a, üçüncü romanına dayanarak birazcık absürd olan bu soruyu sorduğumda beni bol bol güldürüyor. İlk önce onunla vakit geçirmeyi tercih ederek hemen yeniden takmayı düşünmediğini söylüyor. Tarayacak, besleyecek, yağlayacak ve sonra da mastürbasyon yapacakmış. Onu geri yerine koymanın bir yolunu bulana kadar, güzel bir yatağın üzerine koyacak ya da bir mücevher kutusunda saklayacak ve bir partnerle birlikte tadını çıkaracakmış. Bana pıtısından öyle bir şefkatle bahsetti ki.

Leone, genç yaştan itibaren kendisine örneğin, mastürbasyonla rahatlamak ve zevkle ilgili konuşmak gibi, seks ve cinselliğin açık ve yaratıcı bir şekilde öğretildiğini söylüyor. Bu seks pozitif bakış açısını, This One Sky Day’de düşen pıtıları farklı karakterlerin tepkileriyle tanımlama biçiminden de görüyoruz. Ana karakter Anise, dört düşükten (gebelik kaybı) yakınır ve bedeniyle olan ilişkisi zorludur. Yine de elindeki pıtısına bakar ve onu “sıcacık, kahverengi ve güzel” bulur. Dandu, nişanlısı Sonteine’nin pıtısını “çok tatlı, yumuşak bir şey” olarak bulur. Io, pıtı suyunu, “taze soursop gibi” bulur.

Bir genelevde çalışan bir grup işçi, pıtıların çiğ etle karıştırılmasıyla ilgili şaka yapar; Lyla, birinin onu domuz eti gibi kızartabileceğini söylerken, Mixie ise kendi pıtısının bir ıstakoz yemeğinden başka bir şey olmadığını söyleyerek onu düzeltir. O gün genelevi kapatırlar ve grev yapmak için vulvalarını bir ipe asarlar. İpte asılı duran pıtılar dans ederken diğer pıtılar güler. Leone’ye gülmeyi sorduğumda bana vulvaları oldukça neşeli bulduğunu söyledi. Lezbiyen bir çift yanlışlıkla pıtılarını değiştirdiğinde, aralarındaki bağ daha da özel hâle gelir ve seksleri çok daha samimi olur. Leone Ross, vulvalar ve vajinalar hakkında çok şey söylüyor -evrenin girişi diye yazıyor- ama bunun dışında karakterlerin kendilerinden düşen etlerine karşı bir dizi cevabı var.

Herkes kendi pıtısından o kadar da memnun değil. Hah karakteri, kendi pıtısından korktuğunu itiraf ediyor ve ona dokunmaktan endişe duyuyor. Cesaretiyle tanınan ve bir seks işçisi olan Lyla, pıtısını uzun süredir bir baş belası olarak gördüğünü söyleyerek pencereden fırlatıp atıyor. Hikayeye göre Lyla “Bundan vazgeçtiği için mutluydu.”. Çünkü diğer kadınlar pıtısını çok fazla kıskanıyordu ve erkekler de çok fazla mızmızlanıyor, zırlıyor ve ilişkiye girmek için gözleri dönüyordu.

Vulvam benden ayrılırsa nasıl tepki vereceğimi düşündüm ve cevabımın bu olayın ne zaman olabileceğine bağlı olarak değişeceğine karar verdim. Kendimi ten renginden gocunan, renkçilik* idealleriyle daralan bir çocuk olarak hatırlıyorum. Çocukluğumda olsaydı, benden ve sinir uçlarımdan bağımsız olduğu için yanmayacağını umarak o ayrılmış pıtıyı bir beyazlatıcı kremin içine atardım. Gençken de her açıdan tüm istenmeyen tüyleri yok edecek şekilde o pıtıyı pürüzsüz olması için tıraş ederdim. Sonra onu saklardım ve sadece temizlenmesi için karanlıktan çıkarırdım.

Yetişkin ben asla bu kadar hor görmezdi. Pıtım düşerse onu hemen alır, nazikçe siler ve öperdim. Ona yeniden bir olmanın bir yolunu bulacağıma söz verir ve o zamana kadar da sıcak bir yerde bir çeşit tapınak inşa ederdim. Artık cinselliğim ve bedenimle olan ilişkimi geliştirmiş bir kadın olarak, yetiştirilme tarzımın ve kültürümün beyin yıkama olayını arkamda bıraktım. Sanırım pıtım benim için en güzel, en cesur, en güçlü ve kırılgan şeylerden biri ama bunun herkes için geçerli olmayabileceğini biliyorum.

Benden farklı biçimde cinselleştirilen kişiler, vulvalarının düşmesi durumunda çeşitli şekillerde tepkiler verebilirler. Kuir kadınlar, trans ve non-binary insanlar, anneler, post-menopoz dönemindeki kadınlar, seks işçileri, istismardan hayatta kalanlar, Hristiyanlar ve bakireler; her birinin düşmüş cinsel organları ile birbirinden çok farklı ilişkisi olacaktır.

Örneğin, konuştuğum Trinidadlı kuir bir şair ve deneme yazarı olan Shivanee Ramlochan, kendi pıtısını bırakmak istemediğini ve düşerse onu altın iplikle dikeceğini söylüyor. Teyzem pıtısını ondan daha çok zevk alan kocasına vereceğini söylüyor, ilişkilerini geliştirmek için başka yollar bulacaklarını düşündüğünü söyleyerek yakınlık kaybından endişe etmiyordu. Bir arkadaşım bana, pıtısının fink atmak için kaçıp gitmesini beklediğini söyledi, böylece kasabanın her yerine “kayıp pıtı” ilanı asacaktı.

Leone Ross, bana Popisho’nun pıtılarıyla ilgili en büyülü şey, hiç de büyülü olmamalarıydı, dedi. “Büyülü gerçekliğin özü budur”, “Mucize bedenlerimize bakın. Uyarılmaktan daha büyülü ne olabilir? Kendimize doğru bir şekilde dokunursak, ıslanır, yumuşar ve haz verir.” diye ekledi. Vulvaların gevşeyip düşebileceğine dair bu acayip fikir, insanların bedenleri, cinsellikleri ve kültürleri hakkında sahip oldukları çok çeşitli gerçek duygu ve düşüncelerini merak etmemi sağladı. Leone, okuyucuların kendilerini daha iyi tanımasını ve kendileriyle sıkı fıkı hâle gelmesini istiyor. Cinsel benliğimizle ilgili zevkimiz ve rahatlığımız ile bunun başkalarıyla olan ilişkimizi nasıl etkilediği hakkında kişisel sorular sormamızı istiyor.

Kitaptaki bu tuhaf olay aslında kişinin bir vulvaya ne kadar özen gösterdiğini ve ona karşı tutumlarının ne olduğunu soruyor. Bu sadece başka bir organ veya azıcık bir et parçası değildir. İnsan bundan bıkabilir mi? Evet. Kişi mülkiyetten vazgeçmeye hazır olabilir mi? Tabii ki evet. Öte yandan, bir insan onu geri almak için ne kadar çaresiz olabilir? Pıtısının yerine yeniden takılması için ne(ler) yapmak isteyebilir? Ve elbette, tüm bunları okuduktan sonra size şunu sormak zorundayım: Kendi pıtınız aniden yere düşse ve onunla yüz yüze gelseniz ne yapardınız?

Ç.n. Yazar Jamaika’ya özgü kadın cinsel organı anlamına gelen pum pum kelimesini kullanıyor. Kelimenin Türkçedeki karşılığı için kutu, fındık, pıtı(ş) vb. şeklinde aynı anlama gelen birçok benzer kullanım karşımıza çıkıyor fakat ben pıtı demeyi tercih ettim.

Ç.n. Soursop Amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen bir meyveye deniliyor.

* Colorism, ten rengine yönelik ayrımcılığı ifade etmek için kullanılıyor.

Çeviren: Merve Çeltikci

Bu yazının orijinali 12 Ocak 2022’de Gal-dem’de yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.