Hindistan’daki dünya tarihinin en büyük grevinde kadınlar nerede?

0
762

Kadınlar yasalaşan tarım reformlarının kendileri için yaratacağı korkunç sonuçların büyük ölçüde farkında olsalar da eylemlere katılmak konusunda da erkeklerle eşit koşullara sahip değiller. Buna rağmen direnişe katılabilmek için ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar.

Hindistan’da 26 Kasım’da çiftçiler akın akın Delhi’ye yürümeye başladı ve şehre girişte kurulan polis barikatlarını traktörlerle aşmaya çalıştılar. Her ne kadar çiftçiler direnişte ön planda olsalar da Hindistan’da yaşanan esasında 250 milyon emekçinin katıldığı genel bir grev. Direniş bugün itibariyle 12. gününde. Tarihin en büyük grevi olduğu söylenen bu muazzam direnişe dair gözardı edilen önemli konulardan biri ise kadınların bu direnişteki yeri. Kadınlar Hindistan’da tarımsal üretimde çok önemli rol oynamalarına rağmen çiftçi olarak görülmedikleri ve çoğunun toprak üzerinde hiçbir hakkı olmadığı için bu direnişte de göz ardı ediliyorlar. Daha da önemlisi direnişe neden olan tarımsal dönüşümün kadınlar üzerlerindeki son derece tahripkâr etkileri de görmezden geliniyor. Oxfam’ın yayınladığı bir rapora göre Hindistan’da kırsal kesimde yaşayan kadınların %85’i tarımla uğraşıyor.[1] Bu kadınlar Hindistan’daki toplam gıdanın %60-80’ini üretmelerine, yani ülke nüfusunu doyuruyor olmalarına rağmen ne bu gerçek kabul görüyor, ne de yaptıkları üretimin karşılığını alabiliyorlar. Kadınların emeklerinin göz ardı edilmesi sadece tarımsal üretimleriyle sınırlı değil elbette, ev içi emekleri ve verdikleri bakım hizmetlerinin de dünyanın hemen her ülkesinde olduğu gibi görünmüyor olması cabası.

Hem Hindistan’da neden bu denli büyük bir direnişin gerçekleştiğini anlamak, hem de kadınların bu direnişteki rolünü kavramak için Hindistan ekonomisinin ve siyasetinin bugünkü durumuna dair kısa birkaç hatırlatma yapmakta fayda var.[2] Hindistan büyük oranda tarım ekonomisine dayanan bir ülke. 1,3 milyarlık nüfusun neredeyse %60’ı geçimini tarımsal faaliyetlerden sağlıyor. İşsizlik pandeminin etkisiyle Mayıs 2020’de %27 gibi daha önce görülmemiş bir düzeye ulaşmış (her ne kadar kapatmaların kaldırılmasıyla bu oranın hızla düştüğü söylense de). Hindistan’da açlık öyle vahim bir sorun ki kırsal nüfusun %63,3’ü gelirinin tamamını gıdaya harcasa bile yeterli besini alamıyor. Tüm bunlar olurken Hindistan’ın en zenginleri daha da zenginleşmeye devam ediyor. 2019 yılında Credit Suisse’in yaptığı bir araştırmaya göre Hindistan dünyanın en çok dolar milyarderine sahip ülkeleri arasında beşinci sırada.

Hindistan’da eşitsizlikler giderek derinleşirken son altı yıldır iktidarda olan parti, dünyanın pek çok başka ülkesinde olduğu gibi sağcı milliyetçi politikaları benimseyen bir parti (Bharatiya Janata Partisi, BJP). Ülkedeki ciddi gelir eşitsizliği ve emekçi halkların üzerindeki baskı her geçen gün artarken Modi’nin halen iktidarını devam ettirebilmesini sağlayan temel strateji, ekonomik koşulları mümkün olduğunca gündem dışı tutarak milliyetçi ajandasıyla kendine destek sağlamak. Modi’nin üzerine oynadığı milliyetçi duygular, Hindu çoğunlukla Müslüman azınlık arasındaki gerginliği tırmandırmak üzerine kurulu. Zamanında Britanya’nın Hindistan’ı kolonileştirme politikasının bir parçası olarak benimsediği bu stratejiyi bugün Narendra Modi hükümeti tekrar gündeme getirmekte ve Hindu milliyetçisi olarak büyük destek toplamakta. Ne var ki pandemiyle birlikte giderek kötüleşen iktisadi koşullar ve yeni yasaların özellikle tarım kesimine getireceği yükler Modi’nin milliyetçi politikalarıyla üstü örtülemeyecek kadar yakıcı boyutlara ulaşmış durumda. Greve katılanların COVID-19’un yarattığı olumsuzlukları gidermeye yönelik nakit desteğinden emeklilik hakkına kadar pek çok talebi var; fakat grevi asıl ateşleyen bu yıl Eylül ayında meclisten geçen ve tarım sektörünü tamamen büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eder hale getiren üç tarım yasası. Bu yasalarla tarımda yapılması planlanan en önemli dönüşümler arasında sözleşmeli çiftçiliğin teşvik edilmesi, minimum fiyat garantilerinin kaldırılması ve devletin tarımsal ürün alımlarının sona ermesi yer almakta. Modi hükümetinin iktidara geldiğinden beri sayısız hamleyle yaşama geçirmeye çalıştığı ve ulusal çapta protestolarla pek çok kez karşı çıkılan tüm bu politikaların şimdi tekrar gündeme gelmiş olmasının önemli bir nedeni içinden geçilen pandemi döneminde muhalefete yönelik baskının muazzam bir şekilde arttırılmış olması. Örgütlenmenin son derece zorlaştığı pandemi koşulları altında hükümetin temel derdinin krizi fırsata çevirmek olduğu açık. 1991 yılında Hindistan’da yaşanan büyük kriz nasıl ki özelleştirmeler ve liberal politikalar ile Hindistan’ın yönünü neoliberalizme çevirdiyse, bugünkü krize karşı meclisten geçirilen yasalar da neoliberalizmin daha da derinleştirilmesi ve sermayenin çıkarlarının gözetilmesi için yeni bir fırsat olarak görülüyor. Bu fırsatın gerçekleştirilmesi için muhalefeti bastırmaya yönelik her türlü yönteme başvuruluyor. Bunlardan en çarpıcı olanlarından birisi, tarım yasalarına eklenen bir maddeyle vatandaşların bu yasaların uygulanmasında karşılaşabilecekleri herhangi bir usulsüzlüğe karşı mahkemeye başvurarak hukuki yoldan haklarını aramalarının yasaklanması.[3]

Bu uzun ama Hindistan’daki durumu biraz daha iyi anlamak için gerekli girizgahtan sonra kadınların bu yeni yasalardan nasıl etkilendiklerine ve bu direnişteki rollerine dönecek olursak ilk etapta bakmamız gereken Hindistan’daki altı kadın örgütünün Başbakan Modi’ye bu konuda yazdıkları mektup. Meseleyi Hintli kadınların kendi ağızlarından öğrenebilmek için mektubun birebir çevirisini sunuyorum:[4]

Başbakan Shri Narendra Modi

Biz, bu metni imzalayan ulusal kadın örgütleri sizin politikalarınızdan ve yakın zamanda hükümetiniz tarafından meclisten geçirilen üç çiftçi karşıtı yasanın kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerinden son derece kaygılıyız. Kadınlar, her ne kadar çiftçi olarak görülmeseler de, erkeklerle aynı derecede tarımla uğraşmakta. Buna rağmen kadınların büyük çoğunluğu “görünmeyen katılımcılar” olarak tarımda var olmakta. Tarımsal iş gücünün %33’ünü ve kendi hesabına çalışan çiftçilerin %48’ini oluşturan kadınlarının tarım sektöründeki rolleri görmezden gelinemez.

Çiftçiler süregiden tarımsal bunalımdan ve hükümetinizin pandemiyle mücadelede aldığı plansız ve acımasız önlemlerin iktisadi sonuçlarından ötürü ağır darbe almakta. Tüm bunlar yaşamları tarıma bağlı olan aileleri çok ciddi borç yükü altına sokmakta ve çiftçi intiharlarının artmasına yol açmakta. İntiharlardan etkilenen ailelerdeki kadın çiftçiler kırılgan durumdalar. Kadınlar toprak hakkına sahip değiller. Dolayısıyla kendilerini etkileyen borçlanma ve intihar çifte felaketleriyle baş edebilmek için hükümetten hiçbir yardım alamamaktalar. Temel metaların hızla yükselen fiyatları, işsizlik ve açlık, kadınlar ve korunmasız aileler üzerinde çok ciddi tahribatlar yaratmakta.

Hükümet tarafından Ekim 2020’de yürürlüğe sokulan Tarımsal Ticaret ve Sanayi Yasası, Çiftçilerin Fiyat Garantisi Yasası ve Temel Metalar Yasası yurt genelinde protestolara neden oldu. Bu yasalar çiftçileri ve ailelerini tarımsal işletmelerin insafına terk edeceğinden kadın çiftçiler de protestolara muazzam katılım gösterdi. Bu yasalarla sözleşmeli çiftçiliğin teşvik edilmesi daha çok mülksüzleşmeye ve yoksulluğa yol açacak. Bu yasalar şirket lobisinin amansız yağmasına karşı hiçbir koruması olmayan kadın çiftçilerin yoksullaşmasına neden olacak. Bu yasalar hükümetin yerel alımlarının azalmasına ve kamu dağıtım sisteminin parçalanmasına yol açacak. Çiftçi örgütleri uzun zamandır ısrarla Swaminathan Komisyonu’nun raporuna dayanarak çiftçilerin borçlarının tahsil edilmesinden vazgeçilmesi ve minimum fiyat desteği verilmesi taleplerini dile getiriyorlar. Hükümetinizin bu adil talepleri görmezden gelmeyi tercih etmiş olması ve çiftçi karşıtı yasaları geçirerek çiftçileri daha büyük bir çaresizliğe sürüklemiş olması çok kötü.

Çiftçilerin mücadelesine yönelik acımasız baskıyı, göstericilere göz yaşartıcı gaz sıkılmasını ve keskin soğukta üzerlerine tazyikli su püskürtülmesini sertçe kınıyoruz. BJP-RSS merkezi ve BJP UP ve Haryana eyalet hükümetleri Delhi’ye varmak isteyen barışçıl çiftçilere benzeri görülmemiş bir gaddarlıkla saldırmakta. Çiftçilerin mücadelesiyle dayanışma içindeyiz ve liderliğinizdeki birleşik hükümetin sergilemekte olduğu zalimliğe karşı yurt çapında protestolar düzenleyeceğiz.

Ulusal Kadın Örgütlerinin Talepleri

1-Çiftçilerin yasal ve barışçıl protestolarının engellenmesine acilen son verilmesi

2-Direnen çiftçiler ve çiftçi örgütleri liderlerine yönelik her türlü davanın geri çekilmesi

3-Pandemi döneminde yürürlüğe sokulan üç çiftçi karşıtı yasanın feshedilmesi

4-Sözleşmeli çiftçiliğin teşvikine son verilmesi

5-Tüm tarımsal ürünler için minimum fiyatın garanti edilmesi ve sabitlenmesi ve yerel alımların hükümet tarafından teminat altına alınması

6-Açlık ve yoksulluk durumlarının göz önüne alınarak kamu dağıtım sisteminin yaygınlaştırılması

7-Öğrencilere öğle yemeği verilmesi

8- Başta intihar eden çiftçilerin dul kalan eşlerine ait olanlar olmak üzere çiftçilerin mikrofinans şirketlerinden ve SHG[5]’lardan alınan borçların feshedilmesi

9-Tüm güvencesiz ailelere aylık gelir desteği sağlanması

10-Sağlık ve eğitim için evrensel sosyal güvenlik desteği getirilmesi

Tüm Hindistan Demokratik Kadın Birliği

Hint Kadınlar Ulusal Federasyonu

Tüm Hindistan İlerici Kadınlar Birliği

Pragatisheel Manıla Saghatan

Tüm Hindistan Mahila Sanskritik Sanghatan

Tüm Hindistan Agragami Mahila Samiti

Bu mektupta geçen bir noktayı özellikle açmak isterim. Mektupta bahsi geçen çiftçi intiharları 1990’lardan beri Hindistan gündemindeki en yakıcı toplumsal sorunlardan biri. Hindistan Ulusal Suç Kayıt Bürosu istatistiklerine göre 1995 yılından beri intihar eden çiftçi sayısı Mart 2019 itibariyle 296 bin 438’e ulaşmış durumda.[6]  İntiharların en temel nedenleri çiftçileri olumsuz etkileyen tarım reformları, biriken borçlar, doğal felaketler ve düşük verimlilik.[7] Hani denir ya ölenle ölünmüyor diye, Hindistan’da da ölenle ölünmüyor ama eşleri ölen kadınlar ölümle de yüz yüze geliyorlar. Bu kadınları tanımlamak için özel bir tanıma başvuruluyor: “tarım dulu”. Kadınların yaşadıkları trajedinin temel nedeni Hindistan’da kırsalda yaşayan kadınların sadece %13’ünin toprak mülkiyetine sahip olması. Çoğunluk toprak üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmadığı için eşlerinin ölümünün ardından devletten hiçbir yardım alamıyor ve sağlık sistemine de çok sınırlı bir şekilde erişim sağlayabiliyorlar. Sonuç olarak bu kadınlar çocuklarıyla birlikte son derece kötü yaşam koşullarına mahkum kalıyorlar.

Kadınlar yasalaşan tarım reformlarının kendileri için yaratacağı korkunç sonuçların büyük ölçüde farkında olsalar da eylemlere katılmak konusunda da erkeklerle eşit koşullara sahip değiller. Eylemlere sınırlı olarak gelebilen kadınların bir kısmı, kendilerini evde bekleyen işler nedeniyle protestolara istedikleri ölçüde katılamadıklarını ifade etmekte.[8] Kimisi daha önceden erkekler tarafından yapılan işler onlar direnişe katılınca kendi üzerlerine kaldığı için, kimisi ise evde bakması gereken yaşlılar, çocuklar ve hayvanları olduğu için hareketlerinin sınırlandığını anlatıyor. Yedi gün boyunca sabah erkenden yaşadığı Punjab’tan grevlerin olduğu Delhi’ye uzun bir yol gelen Gurleen Kaur hayvanlarını besleyecek kimse olmadığı için her gün eve dönmek zorunda olduğunu söylüyor. Buna rağmen kadınlar direnişe katılabilmek için ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar. Örneğin bir kısmı, eylemlere katılabilmek için her 5-10 günde bir bazılarının eve dönüp geride kalanlara baktığı bir rotasyon sistemi oluşturduklarından bahsediyor. Tüm bunlara rağmen kadınların yoldaşlarının her geçen gün eyleme katılımlarının artacağına olan inançları tam. Ramandeep Kaur rotasyona bağlı olarak evlerine gidenlerin beraberlerinde çok daha fazla kadınla geri geleceklerine inandığını söylüyor. Bir başka kadın Amandeep Deol ise greve üç yaşında kızıyla birlikte geldiklerini ve Tikri sınırında kampta kaldıklarını, kızının da direniş koşullarına uyum sağladığını anlatıyor.

Direnişe katılanlar sadece çiftçi kadınlar değil. Toplumun pek çok kesiminden kadınlar protestolara destek veriyor. Her biri bu yasaların bir şekilde kendilerini de etkileyeceğinin farkında. Örneğin eylemlere katılan genç kadın öğrenciler, yasalar sonucu daha da düşecek gelirlerin ve artan fiyatların kendilerini çalışmak zorunda bırakacağından ve eğitimlerine devam etmelerinin bir hayal olacağından bahsediyor. Bu öğrencilerin kaygılarının en önemli nedeni yasa ile birlikte yerel hükümetlerin patates, yağ ve soğan gibi temel ürünlerde her türlü denetimi bırakacak olması. Sonuç olarak büyük tarım şirketleri hem bu ürünleri çiftçiden istediği fiyattan alabilecek hem de istedikleri gibi stoklayarak piyasaya kendi çıkarları doğrultusunda müdahale edebilecekler.

Son 70 yılın en soğuk kışının yaşandığı ve pandemi koşullarının her şeyi daha da zorlaştırdığı Hindistan’da direniş devam ediyor. Emekçiler taleplerini elde edene kadar direnişlerini sürdürmeye kararlı olduklarını ifade ediyorlar. Ülkede yaşanan tarihin bu en büyük grevi içinden geçtiğimiz zorlu koşullar altında hepimizin örgütlü direnişe dair umutlarını bir kez daha tazeliyor. Öte yandan greve giden sürece ve yasaların sonuçlarına yakından bakmak bir kez daha kadınların emeğinin nasıl görünmez kılındığını fark etmemize neden oluyor. Hindistan’da tarım sektöründe nasıl esas üreten nasıl kadınlarsa, bu direnişte de umudumuzu diri tutmak için yüzümüzü dönmemiz gereken yine onlar.

[1]https://www.oxfamindia.org/women-empowerment-india-farmers

[2] Bu paragraftaki rakamlar Hindistan’daki People’s Archive of Rural India haber sitesi kurucusu gazeteci P. Sainath’in 3 Aralık 2020 tarihinde Democracy Now Youtube kanalında yaptığı konuşmadan alınmıştır.

https://www.youtube.com/watch?v=AUNhEKZ_Vg0

[3] http://egazette.nic.in/WriteReadData/2020/222039.pdf

[4] Mektubun orijinali için bkz. https://indianculturalforum.in/2020/12/01/stand-with-farmers-support-their-demands-womens-organisations-write-to-pm/

[5] Self-help groups (SHG), çoğu Hindistan’da olan ve 18-40 yaş arası 10 ila 20 kadın ve erkeğin oluşturduğu kendi kendine yardım grupları.

[6] https://en.wikipedia.org/wiki/Farmers%27_suicides_in_India

[7] https://feminisminindia.com/2020/10/29/recent-farmers-protests-india-feminist-issue/

[8] Kadınlarla yapılan röportajlardan alıntılar şu kaynaktan alınmıştır: https://thewire.in/agriculture/women-farmers-protest-dilli-challo

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.