Ev işi, çocuk bakımı ve duygusal emek görünmez olmaktan çıkmadıkça nafaka tartışmaları da kadınların hayat gerçekliğini eksik anlatmaya devam edecek.

Medeni Kanun’un 175. maddesine göre “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” ancak Antalya 12. Aile Mahkemesi 2025 yılında baktığı bir davada nafaka konusunda kadınların yaşadığı sorunları giderecek karar ve tedbirler almak yerine uzun yıllardır kadınların nafaka hakkına göz diken erkeklerin söylemlerini ciddiye alarak yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali için başvuru yapmıştı. Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihinde verdiği kararla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Yoksulluk nafakası” başlıklı 175. maddesinde yer alan süresiz olarak ibaresini iptal etti. Yoksulluk nafakasının ne olduğu, kimlerin alabildiği, nafaka miktarlarının düşüklüğü gibi bilgilerden bu yazıda bahsetmeyeceğim. Bu konuda pek çok yazı yazıldı, bilgi üretildi. Nafaka Hakkı Kadın Platformu’nun ve içerisinde bulunan kadın örgütlerinin 2019 yılında yaptığı çalışmaları buradan inceleyebilirsiniz.
Nafaka tartışmaları çoğu zaman yalnızca “ödeme yükü” üzerinden konuşuluyor. Oysa bu meseleye sadece para transferi gibi bakmak, evlilik içinde kadınların görünmeyen emeğini tamamen yok sayıyor. Yıllar boyunca evin yükünü taşıyan, çocuk büyüten, bakım veren, kendi kariyerinden vazgeçen ya da yarım zamanlı çalışmak zorunda kalan kadınların emeği boşanma anında bir anda değersizmiş gibi gösteriliyor.
Birçok evlilikte erkek kariyerine kesintisiz devam ederken kadın çocuğun bakımını üstleniyor, ev işlerini yapıyor, duygusal emeği taşıyor ve çoğu zaman erkeğin hayatını kolaylaştıran görünmez bir düzen kuruyor. Temiz çamaşırlar, hazırlanmış yemekler, temizlenmiş bir ev, çocukların okul süreçleri, hasta bakımının üstlenilmesi ve buna benzer pek çok görünmeyen iş. Bunların hepsi zaman ve emek gerektiriyor. Kadının harcadığı bu yıllar onun ekonomik bağımsızlığını da azaltıyor. İş deneyimi eksiliyor, gelir seviyesi düşüyor, çoğunlukla tamamen iş hayatından kopuyor. Sonra boşanma olduğunda erkekler yeni bir hayat kurabiliyor, yeniden evlenebiliyor, çocuk sahibi olabiliyor ama kadınlar çoğu zaman yıllarca verdiği emeğin ekonomik ve ruhsal sonuçlarıyla tek başına kalıyor.
Nafakanın “zulüm” olarak sunulması, çoğu zaman bu eşitsizliği görünmez kılıyor çünkü mesele sadece boşanma sonrası yapılan ödemeler değil; evlilik boyunca kimin kariyer yaptığı, kimin ücretsiz emek verdiği meselesi. Ev içi emek hâlâ gerçek bir emek olarak görülmediği için kadınların yıllarca verdiği bakım emeği değersizleştiriliyor. Erkeklerin “zulüm” olarak gördüğü nafaka, yıllar boyunca hayatlarını sömürdükleri, emeğini görünmezleştirdikleri kadınlara ödemeleri gereken gecikmiş bir borç aslında. Gülnur Acar Savran’ın Çatlak Zemin’e 2022’de yazdığı Boşanma ve nafaka üzerine kısa bir not yazısında dediği gibi: Bir itiraftır nafaka: Evlilik içinde kadınların harcadığı karşılıksız emeğin erkekleri güçlendirirken kadınları güçsüzleştirip yoksullaştırdığının, kadınların harcadıkları emek karşılığında erkeklerden alacaklı olduğunun ifşa edilmesidir.
Nafakanın kaldırılmasını savunan erkeklerin hiçbiri evliliğin erkekler için sağladığı avantajları konuşmuyor. Erkekler evlilik boyunca bakım hizmetinden, ev düzeninden, çocuk bakımından yararlanırken boşanma sonrasında bu emeğin hiçbir karşılığı olmamasını istiyor. Böylece kadınlar hem yıllarını hem ekonomik güçlerini kaybetmekle kalmıyor, bir de onlardan “kendi başlarının çaresine bakmaları” bekleniyor.
Eşitlik, yıllar boyunca kadınlara çektirdiği eziyetleri görmeyen hatta görse bile toplumsal olarak bu avantajlarından vazgeçmek istemeyen erkeklerin istediği gibi yalnızca boşanma anında değil, evlilik içindeki emeğin de eşit görülmesiyle mümkün olabilir. Ev işi, çocuk bakımı ve duygusal emek görünmez olmaktan çıkmadıkça nafaka tartışmaları da kadınların hayat gerçekliğini eksik anlatmaya devam edecek. Nafaka tartışmasını başka bir şekilde konuşmak ancak erkeklerin kadınların görünmez emeğini sömürmeyi bıraktığı koşullarda yapılabilir. Gerçek eşitlik sağlanana dek erkeklerden alacaklıyız.







