Rebecca Elson: Ölüm Korkusuna Panzehirler

0
202

Karşıma tesadüfen çıkan “Antidotes to Fear of Death” (Ölüm Korkusuna Panzehirler) şiirine deyim yerindeyse çarpıldım. Düşlemek, direnmek ve karamsar bir umut için şiiri Türkçeye kazandırmayı denedim.

Grete Stern, Dream 31, 1949

Gökbilimci, şair Rebecca Elson (Kanada), kan kanseri (non-Hodgkins lymphoma) teşhisi konulduğunda yirmi dokuz yaşındaydı. Kâinata tozları dağıldığında ise kırkına henüz varmamıştı.

Rebecca, akademinin erkek egemenliğinden bunalan ve şiir üreterek nefes alan, yetenekli, özel biriydi. Doktora sonrası araştırmalarını NASA’nın Hubble Teleskobu’ndan alınan veriler üzerine yaptı. 29’undayken Harvard’da yaratıcı yazarlık dersleri verdi. Ölüm hakikatiyle burun buruna gelen kısacık ömrüne, elinin üzerinde bilimsel makale ve bir şiir kitabı (A Responsibility to Awe, 2001) sığdırdı. 2018’de ikinci defa basılan kitabı; yerkürenin sahici, maddi fenomenleriyle uzayın metafiziğe davet eden boşluğu arasına doluşan onlarca şiir barındırıyor. Gökkubbeyi sırtlayan Atlas misali Rebecca, kabuğun ağırlığını taşıyor. Bilimsel mantığı şiirsel bitimsizlikle sınıyor.

Rebecca Elson, Princeton şiir topluluğundaki tartışmalar sırasında, şiire nasıl baktığını şöyle dile döküyor:

“Oradaki [Princeton] tartışmalar; yaratımın sınırlandırılmamış geçerliliğini sevmeme rağmen sadece bir tür içselliğin keşfini değil aynı zamanda uzayın, hakikaten orada olan, nesnel anlamının keşfini de sevdiğimi hatırlattı.”

Karşıma tesadüfen çıkan “Antidotes to Fear of Death” (Ölüm Korkusuna Panzehirler) şiirine deyim yerindeyse çarpıldım. Evren ve mânâ, ölüm ve yaşamın bir arada, dupduru anlatımı etkileyici geldi. Koronavirüs salgınında; boşluğu ve uzayı aynı anda hissetmek, tendeki kosmosa karışmak, ışığı ve karanlığı duyumsamak ve yaşamın serpilmesine alan açmak… Düşlemek, direnmek ve karamsar bir umut için şiiri Türkçeye kazandırmayı denedim:

Antidotes to Fear of Death

Sometimes as an antidote

To fear of death,

I eat the stars.

 

Those nights, lying on my back,

I suck them from the quenching dark

Til they are all, all inside me,

Pepper hot and sharp.

 

Sometimes, instead, I stir myself

Into a universe still young,

Still warm as blood:

 

No outer space, just space,

The light of all the not yet stars

Drifting like a bright mist,

And all of us, and everything

Already there

But unconstrained by form.

 

And sometime it’s enough

To lie down here on earth

Beside our long ancestral bones:

 

To walk across the cobble fields

Of our discarded skulls,

Each like a treasure, like a chrysalis,

Thinking: whatever left these husks

Flew off on bright wings.

 

***

 

Ölüm Korkusuna Panzehirler

Bi’ panzehir olsun diye

ölüm korkusuna,

Yıldızları çiğnerim bazen.

 

Sırt üstü uzanırım, o gecelerde,

Karanlığından söndürür yutarım yıldızları,

her biri içimde, bütün olana değin,

Biber acı ve keskin.

 

Bazen de, karıştırırım kendimi

Hâlâ körpe olan bir kâinata,

Kan misali hâlâ sıcak:

 

Uzay yok, yalnızca boşluk,

henüz yıldız olmamış tüm ışıkların,

parlak bir sis gibi süzülüşü,

Ve her birimiz, ve her bir şey

Zaten orada olan

Fakat sınırlandırılmamış, biçimle.

 

Ve an olur yeterdir bu,

Yeryüzüne uzanmak için

evvelden yadigâr uzun kemiklerimizin yanında:

 

Arnavut kaldırımlarınca yürümek,

sıyrılmak kafataslarımızdan,

her biri bir hazine, ipek böceği sanki,

Düşünüş: Her neyse geriye kalan bu kozadan

Aydınlık kanatlarla havalandı.

 

https://www.theguardian.com/books/booksblog/2020/mar/23/poem-of-the-week-antidotes-to-fear-of-death-by-rebecca-elson

https://www.brainpickings.org/2020/12/31/new-years-eve-rebecca-elson/

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.