Türkçeye çevrilmemiş bir kitap hakkında Çatlak’a yazsam mı diye bayağı bir duraladıktan sonra, belki çevrilmesine vesile olur diye, bir amme hizmeti dürtüsüyle The Doll’s Alphabet’i kısa bir yazmaya karar verdim. Nitekim mevzubahis kitabın edebi jenealojisi Margaret Atwood’a ve Angela Carter’a dayandırılıyor; her ikisi de Türkçe çevirileri makbul isimler.

Velhasılıkelam, kitabın yazarı Camilla Grudova, hakkında çok bir şey bilinmeyen, genç bir Kanadalı kadın yazar. Kısalı (iki satır) uzunlu (40 sayfa kadar) 13 öyküden oluşan The Doll’s Alphabet, Grudova’nın yayınlanan ilk kitabı. Öyküler boyunca tekrarlanan gotik öğeler dikiş makinaları, oyuncak bebekler, kurtlar, sardalye konserveleri, deniz kızları, Pierrot’lar gibi kimi motiflerde cisimleşiyor; uzun listeler halinde sıralanan objeler, öykülerin görselliğini artırdığı gibi gotik anlatıyı da pekiştiriyor. Denklemin öbür ucundaysa kadın yoksulluğu, hamilelik, eşitsizlikle örülü distopik bir arka plan var.

Ama Grudova’nın distopik gotiği asık suratlı, iç karartıcı bir tonda gitmiyor. Tam tersine, öykülerin içinden geçtiği şiddete, bedenlerin sakatlanmışlığına, kesif bir yalnızlık hissine rağmen mizahlı, aşklı, sürprizli bir akışı var. Kitaptaki ilk öykü “Unstiching”in Kafkaesk girişinden bir kaç satırı örnek olarak çevirip bırakayım:

Bir öğleden sonra, Greta oturma odasında kahvesini içip bitirmişti ki dikişlerini nasıl sökeceğini keşfetti. Giysileri, derisi, saçları soyulan bir meyvenin kabuğu gibi üzerinden düştü, gerçek bedeni ortaya çıktı. Greta çok titizdi, o yüzden durup yeni fizyonomisini incelemeden önce eski kendisini süpürüp çöpe döktü; yeni uzuvlarını oynatmanın zorluğu, evini temiz tutma kararlılığının önüne geçemedi.

The Doll’s Alphabeth, 2017’de Coffee House Press’ten çıktı.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.