Ekonomik kriz ortamında, siyasi iktidarın cinsiyetçi politikalarının da bir sonucu olarak, krizin etkilerini azaltabilmek için birçok ailede önce kız çocuklarının eğitim masraflarından vazgeçileceği, bunun da okulu bırakma oranlarını kadınlar aleyhine artıracağı açık. 

Türkiye’de kadınları geleneksel rollerle aile içinde tanımlayan politikalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve ayrımcılığı artırıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, cinsiyet eşitsizliğinde 149 ülke arasında 130. sırada. 2006 yılında bu sıralamada 105. olan Türkiye, 12 yılda 25 sıra geriledi.

Piyasacı, rekabetçi, sınav odaklı, evrensel bilimsel değer ve yaklaşımların yerini dini kuralların aldığı, dini vakıf ve cemaatler tarafından kuşatılan eğitim kurumları; öğretim programlarıyla, ders kitapları, ders seçimleri, öğretmen, yönetici, okul çalışanı profilleriyle, öğrenci kılık kıyafet, disiplin yönetmelikleriyle, “uyumsuz” öğrencilerin damgalanmasıyla, mesleki yönlendirmeler aracılığıyla, oluşturduğu davranış kalıpları ve örgüt kültürüyle dolaylı ya da dolaysız olarak güç ilişkilerinin pekiştirildiği, eşitsizliklerin yeniden üretildiği yerler.

Yarattığı eşitsizliklerle kadınların özgür bir şekilde var olmalarını, eğitim olanaklarından eşit biçimlerde faydalanmalarını kısıtlayan eğitim ortamları, eril güç gösterilerine dayalı şiddet kültürünün de yaygınlaşmasıyla, kadın öğretmenler ve öğrencileri pasifize ederek cinsiyetçi rollere uygun davranan, makbul kadınlar olmaya zorluyor; cinsiyet eşitsizliği derinleştiriliyor. Bu eril güç gösterilerinin kabul görmesinin, özendirilmesinin, beslenen şiddet ortamının, kışkırtılan erkekliğin sonucu olarak akademisyen Ceren Damar bir öğrencisi tarafından öldürüldü. Yaratılan engel tanımaz, her şeyi kendine göre dizayn edebileceğini düşünen, küçük dağları yaratmış, her şeyin, herkesin kendisi için var olduğu öğretilen, eli tespihli erkek tipolojisi aşağılıyor, tepeden bakıyor, farklılıkları, kendisi gibi olmayanı yok sayıyor, küçümsüyor, hatta kendisine biat etmeyene, engel olana yaşam hakkı tanımıyor, kadınların ve farklılıklarıyla yaşamda olmaya çabalayan herkesin yaşam alanlarını kısıtlıyor; tıpkı siyasal iktidar-vatandaş ilişkisinde olduğu gibi… Eğitim kurumları iktidarın istediği makbul vatandaş tipini yetiştiriyor: Erkek, paraya, güce tapan, otoriteye biat eden, ortamını bulunca kendisini tek otorite sayan ama gerektiğinde sermayeye kul köle olabilecek, zorba, kaba, farklılıklara yaşam hakkı tanımayan, muhafazakar… Ayrıca, kışkırtılan erkeklik halleri ve iktidarın önerdiği eşitsiz ilişki biçimleri okullarda akran zorbalığı ve flört şiddeti olarak da karşımıza çıkmakta sık sık.

Şiddetten uzak, steril bir yaşam kurma şansı yok hiçbirimizin. Bir havalimanında silahlı saldırıya uğrayabilir, sokak ortasında silahını çeken biri tarafından vurulabilir, trafikte öndeki aracı solladığınız için yol ortasında dayak yiyebilir, ilişki teklifini reddettiğiniz için şiddete uğrayabilir, kopya çekilmesine karşı olduğunuz için öldürülebilirsiniz bile artık. Şiddetin hayatlarımızdan çıkması ancak eşitlik, özgürlük mücadelesiyle mümkün. Erkek egemen, kapitalist ilişkileri, eşitsizlikleri kanıksamış, ezberci, itaatkar, edilgen bireyler yetiştirmenin en büyük araçlarından biri olan eğitim alanındaki eşitsizliklere bakmak bu anlamda önemli.

Türkiye’deki eğitim sistemine dair veriler sunmaya dönük araştırmalar yaparak raporlaştıran birçok çalışmanın aslında bir eşitsizlikler, ayrımcılıklar raporu halini aldığını fark etmek hiç zor değil. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 2017-2018 Eğitim İzleme Raporu verilerine göre Türkiye’de 2017 yılında, eğitimden erken ayrılma oranı kadınlarda %34, erkeklerde %31 iken, 5-34 yaş aralığında olup lise eğitimi almamış olanların oranı, kadınlarda %47, erkeklerde %42. ERG Raporunda kullanılan Avrupa İstatistik Ofisi’nin verilerine göre Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde eğitimden erken ayrılma oranının ve kadınlarla erkekler arasındaki oransal farkın en yüksek olduğu ülke. Aynı raporda geçen ve TÜİK tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen Gençlerin İş Gücü Piyasasına Geçişi Araştırması’nın sonuçlarına göre, bireylerin eğitimlerini sürdürememelerinin en büyük nedeni eğitimin maliyetinin karşılanamaması/ yüksek olması olarak belirtilmiş. Ancak cinsiyete ve en son tamamlanan eğitim düzeyine göre, eğitimi sürdürememe nedenleri önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Kadınlar için ilkokuldan sonra eğitimi sürdürememenin en önemli nedeni “ailesinin veya eşinin eğitime izin vermemesi” iken ortaokul ve sonrasındaki tüm kademelerde ise “evlilik veya diğer ailevi nedenler” en önemli eğitimden ayrılma nedeni. “Sınavlarda başarısız olma” lise mezunu erkekler için eğitimi sürdürememenin en önemli nedeniyken, lise mezunu kadınlar için “ailesinin veya eşinin eğitime izin vermemesi”nden sonraki en önemli neden olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim maliyetlerinin yüksek olması bireylerin eğitimlerini sürdürememesinde bu kadar etkiliyken, yaşanan ekonomik kriz ortamında, siyasi iktidarın cinsiyetçi politikalarının da bir sonucu olarak, krizin etkilerini azaltabilmek için birçok ailede önce kız çocuklarının eğitim masraflarından vazgeçileceği, bunun da okulu bırakma oranlarını kadınlar aleyhine artıracağı açık.

OECD Bir Bakışta Eğitim Türkiye Raporu 2018’e göre kadınların istihdama katılımını etkileyen önemli faktörlerden biri, erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetleri. Ancak Türkiye’de üç yaş altındaki çocuklar için neredeyse erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmeti bulunmuyor. Aynı raporda 18-24 yaş aralığındaki gençlerin ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranının %31,1 olduğu görülüyor ki bu oran OECD ülkeleri içindeki en yüksek oran. Bu oran kadınlar için %43,5, erkekler için ise %19,1. Kadınlar için kaydedilen oran OECD’deki en yüksek oran. Türkiye, aynı zamanda kadınlar ve erkekler arasındaki farkın da en yüksek olduğu ülkelerden biri. OECD ortalamasında bu fark %2 civarında iken, Türkiye’de %20’nin üzerinde.

OECD ülkelerinde erkeklerin eğitim düzeyi kadınlardan daha düşükken Türkiye’de kadınlar erkeklere göre dezavantajlı konumdalar. OECD ülkeleri arasında, devletin eğitim kurumlarına öğrenci başına en az harcama yaptığı ülke Türkiye.

Eğitim-Sen’in 2018 Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’nda bahsedildiği gibi sadece cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili değil; bölgesel, sınıfsal eşitsizlikler yaşayan, anadilinde eğitim alamayan çocuklar, mülteciler, LGBTİ öğrenciler, engelli çocuklar gibi eğitime erişimde dezavantajlı konumdaki çocukların da eğitimde karşılaştıkları ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılmasına dönük çalışma yapılmıyor. Yaşanan eşitsizlikler ve bu eşitsizliklerin yarattığı sorunlar artarak devam ediyor. Rapora göre özel eğitime ihtiyacı olan çocukların ne kadarının eğitim olanaklarına erişebildiğine ilişkin veri bulunamıyor. Suriyeli çocukların eğitime erişiminde cinsiyetler arasındaki farklılığa dair bilgiler kamuoyu ile paylaşılmıyor. Mülteci ve geçici koruma altındaki çocukların eğitime erişiminin önünde kaldırılması gereken engeller var. Suriyeli göçmen kadın ve çocuklar, işgücü piyasalarında en güvencesiz ve sömürüye açık kesim olarak yer alıyor; bu eşitsizliği ortadan kaldırmaya dönük çalışmalar olmadığı gibi köle-efendi ilişkisine benzer kötü koşullarda çalışılmasına adeta göz yumularak Suriyeli göçmen işgücü, sermeyenin hizmetine sunuluyor. Farklı inançlara mensup çocuklar zorunlu din dersine tabi tutuluyor; sadece zorunlu din dersleri aracılığıyla değil, eğitimdeki dinselleşmenin örtük ve açık uygulamalarına maruz bırakılarak da hak ihlalleri yaşanmasına neden olunuyor.

Çocuklar okullarda cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalıyor. LGBTİ bireyler evlerinde, evlerinin yakınında, okullarında, hastanelerde veya benzer kamu kuruluşlarında dahi güvende değiller. Özellikle LGBTİ çocuklar, okullarda akranlarınca ya da öğretmenlerince saldırılara maruz kalıyorlar. Kaos GL tarafından hazırlanan 2017 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi Ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu’na göre, LGBTİ’lere karşı gerçekleşen 117 nefret suçundan 23’ü LGBTİ çocuklara dönük işlenmiş suçlar. Bu 23 nefret suçunun 10’u okullarda gerçekleşmiş. Çocukların büyük kısmı okullarında (10 vaka) ve evlerinde (üç vaka) hedef alındı. Zaten görünmez olan, yok sayılan LGBTİ öğrenciler, bu saldırılara, ayrımcılıklara maruz kalmamak, kendilerini koruyabilmek için daha da görünmez olmaktalar. Raporda, çocuklara yönelik nefret saldırılarının büyük oranda okullarda yaşanıyor olmasının, heteronormatif erkeklik ideolojisinin özellikle eğitim ortamlarında etkisini göstermesine işaret ettiği belirtiliyor.

Çocuklara yönelik işlenen cinsel suç oranları artarak devam ediyor. 2017 yılı genelinde ve 2018 yılının ilk altı ayında 21.957 çocuk hamile olarak kayıtlara geçti. 2017 yılında 387 çocuk, 2018 Ekim ayına kadar ise 1020 çocuk istismara uğradı. 2017’de çocukların cinsel istismarı hakkında açılan davalarda suç sayısı toplam 16.348’e ulaştı. Veriler çocuk yaştaki evliliklerin meşrulaştırılmaya çalışıldığını gösteriyor. TÜİK verilerine göre ülkede 2017 yılında gerçekleşen 569.459 resmi evlilikten 23.906’sı 16-17 yaş grubu ve yoksul kız çocuklarının çocuk yaşta evlenme olasılığı, varlıklı olan yaşıtlarına göre 2,5 kat fazla. Bütün bu veriler, okullarda öğrencilerle, çocuk istismarının her türüne, özellikle cinsel sömürü ve istismarın tanımlanmasına, çocukların istismara karşı kendilerini koruyabilecekleri mekanizmalar oluşturmaya, destek alınabilecek kurumlar, kişiler hakkında bilgilendirme ve istismara karşı güçlendirme çalışmalarının yapılmasına ne kadar ihtiyaç olduğunu göstermekte.

Çocuklar, yaşanan tüm hak ihlalleri, yoksulluk ve krizlerin en çok etkilediği kesimlerden. 2018 yılı Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı ilan edilmiş olmasına rağmen etkili politikalar yürütülememiş, çocuk işçiliği kalıcılaşmış, toplumsal bir problem olarak karşımızda duruyor hâlâ. Etkin bir denetim sistemi kurulamadığı gibi, meslek liselerindeki eğitimde staj ve çıraklık gibi uygulamalarla çocuk işçiliği, devlet eliyle, eğitim kurumları aracılığıyla da besleniyor. 2013’ten 2018’in ilk beş ayına kadar 29’u mülteci/göçmen olmak üzere 319 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi. İş Kanunu’na göre yasak olmasına rağmen çalışan çocuklar, tarım işçisi çocuklar ve stajyer-çırakların da eklenmesiyle iki milyondan fazla çocuk işçi bulunuyor. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, cezaevlerinde 743’ü annesiyle kalan bebekler olmak üzere üç bin çocuğun olduğunu ve bu çocukların 82’sinin kız çocuğu olduğunu açıkladı. Cezaevlerindeki tutuklu öğrenci sayısı 1848. İnsan Hakları Derneği’nin İnsan Hak İhlalleri Bilançosu’na göre sekiz çocuk zırhlı araç ya da sivil polis aracı çarpması sonucu, altı çocuk mayın ve sahipsiz bomba patlaması sonucu yaşamını kaybetti.

Dünya Ekonomik Forumu’nun açıkladığı 2018 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye’de kadınların sadece %50’si üniversite eğitimini tamamlayarak standart bir diploma alabilmekte. Rapordaki verilere göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 108 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması için de 202 yıl geçmesi gerekiyor.

Cinsiyet ayrımcılığının, yoksulluğun olmadığı, kimsenin cinsel yönelimi, etnik kökeni, dini inancı, dili, bedensel ya da zihinsel engeli nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmadığı, kimsenin çocuk yaşta eğitim olanaklarından mahrum kalıp çalışmak zorunda olmadığı, çocuk yaşta evlendirilmediği, çocukların cezaevlerinde olmadığı, bombalarla, zırhlı araçlarla öldürülmediği, tacizsiz, tecavüzsüz, şiddetsiz, eşit, özgür bir hayat mümkün. Eşitsizliklerin, ayrımcılıkların derinleştiği, keskinleştiği eğitim ortamlarının, özellikle dezavantajlı çocuklar üzerinde yarattığı tahribatı fark etmek ve durdurmak, değişim olanaklarını yaratmak, eğitimin herkes için bir özgürleşme aracı olabilmesi için ısrarla mücadele etmek zorundayız; çünkü “kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu”*

*Turgut Uyar

 

Yazıda aşağıdaki raporlardan faydalanılmıştır:

-Eğitim-Sen 2018 Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu

-Eğitim Reformu Girişimi Eğitim İzleme Raporu 2017-2018

-Kaos GL 2017 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi Ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu

-Dünya Ekonomik Forumu 2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu

-OECD Bir Bakışta Eğitim Türkiye Raporu 2018

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.