“Genç bir adamın hayatını mı mahvedeyim?”

0
924

Yetenekli Genç Kadın (Promising Young Woman) filmi beş dalda Oscar’a aday gösterildi. Filmin hikâyesi yaşanmış bir cinsel şiddet olayına dayanıyor.

* Yazı filmle ilgili sürpriz gelişmeler (spoiler) içerir.

2020 yapımı Yetenekli Genç Kadın (Promising Young Woman) filmi, genç bir kadın yönetmenin imzasını taşıyor. 1985 doğumlu Emerald Fennell, filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlenmiş. Yönetmen, Türkiye’de de örneklerine çok sık rastladığımız bir tecavüz vakasını kırıp dökmeden, ustalıkla işlemeyi başarmış.

Beş dalda Oscar’a aday gösterilen film; eril sistemin nasıl kurulduğunu, erkeklerin kendi aralarında sözlü ve sözsüz nasıl anlaşma yaptıklarını, kadınların ataerkil sisteme verdikleri bilinçsiz desteği ve bunun yanında, hukukun kadının mı yoksa erkeğin mi yanında olduğu gibi gerçekleri incelikle anlatıyor. Filme değinmeden önce hikâyesinin nereden geldiğine bakmak açıklayıcı olacak. Filmin esin kaynağı yaşanmış bir olay: 2015 yılında Stanford Üniversitesi’nin kampüsünde bir partiye katılan Chanel Miller, o gece tanımadığı Brock Allen Turner tarafından tecavüze uğruyor. Sarhoş olduğundan bilinci yerinde olmayan Miller’a olayla ilgili iki öğrenci şahitlik ediyor. Fakat olay Turner’ın 150 bin dolar kefalet ödemesi ve serbest kalmasıyla hukuki açıdan karamsar bir tablo çiziyor. Hakkında cinsel saldırı suçlarından üç ayrı dava açılan Brock Allen Turner yalnız ve yalnız üç ay hapis yatıp ardından serbest bırakılıyor. Milli yüzücü olan Turner dava sürecinde “umut vaat eden genç adam” olarak anıldığı için, yönetmen bir ironi yaparak bu filme Promising Young Woman (“umut vaat eden genç kadın”) adını vermiş.

Filmin ana aksı tecavüz olayı üzerinden şekilleniyor: Tıp fakültesinde okuyan Nina’nın katıldığı bir partide Al Monroe tarafından sarhoş ve kendinde değilken tecavüze uğramasını konu alıyor. (Biz seyirci olarak tecavüz olayını diyaloglardan öğreniyoruz ve film boyunca Nina’yı yalnızca fotoğraflardan görüyoruz.) Monroe, ne cinsel saldırıdan açılan davada ne de okul yönetimince hiçbir şekilde cezalandırılmıyor. Hukuki olarak hakkını alamayan Nina üstüne bir de okuldan atılıyor. Nina’nın ardından onun en yakın arkadaşı Cassie de okulu bırakıyor ve artık hayatta olmayan Nina’nın intikamını almaya yemin ediyor.

Cassie, Nina’nın yasını tutarken aynı zamanda geceleri, bulunduğu şehirdeki barlara gidip sarhoş taklidi yapıyor. Karşılaştığı tüm erkekler Cassie’nin yaptığı deneyde sınıfta kalıyor. Zor durumda olduğu, sarhoş ve kendinde olmadığı her halinden belli olan Cassie, barda karşılaştığı erkeklere eve gitmek istediğini söylemesine rağmen onlar bunu hiç duymamış gibi davranıyorlar. Oysa kadının beyanı esas ve HAYIR HAYIR DEMEKTİR!!! Cassie bazen vamp bazen daha çocuksu makyaj ve kıyafetlerle deniyor erkekleri… Farklı statü ve etnisiteye sahip erkekler daima aynı davranışı sergiliyorlar.

Cassie’yle barda tanışan erkekler ilk önce yardımsever görünüyorlar. “Eve nasıl gideceksin? Eve seni ben bırakayım,” diyerek ardından durumu istismara çeviriyorlar. Cassie’nin barda tanışıp evine gittiği Jeremy de kendi evinde olduğu için hakimiyetin kendinde olduğunu düşünüyor ve karakterin bu niyeti kadraja da yansıyor. Cassie koltuğun kenarında bacakları kapalı otururken Jeremy bacakları açık duruşuyla aslında genç kadın üzerinde nasıl bir hegemonya kurduğunu gösteriyor. (Bu, bizlerin de günlük hayatta metroda, otobüste ve dolmuşta karşı cinsle yan yana otururken maruz kaldığımız bir oturma şekli aslında. Ve göründüğünden fazlasını söylüyor…)

Cassie cinsel saldırı anında sarhoş taklidi yapmayı bırakıp Jeremy’ye sarhoş olmadığını gösteriyor. Fakat bir sonraki sahnede Cassie’nin giysilerinin halinden cinsel saldırıya uğradığını açık bir şekilde anlıyoruz. Jeremy statü sahibi, takım elbiseli, orta sınıfa mensup bir erkek. Barda onu ilk gördüğümüzde tatlı dilli, kibar ve yardımsever bir hali varken cinsel açıdan reddedilince şiddete başvurmaktan çekinmiyor.

Cassie’nin ikinci olarak denediği karakter bir yazar. Bu karakter de belli ki entelektüel camiaya atıfta bulunmak için yaratılmış. Yine sarhoş ve kendinde olmayan Cassie’ye zorla uyuşturucu veren yazar, genç kadının sarhoş olmadığını öğrenince onu “PSİKOPAT” olarak yargılıyor. Filmin birçok yerinde farklı erkekler, öfkeli ve istediğini alan pozisyondalar; aynı zamanda uyumlu olmayan karaktere bu şekilde hakaret etmekten geri durmuyorlar. Hatta trafikte onu sözle taciz eden adam, Cassie’nin arabasına saldırmasıyla “psikopat” yaftasını yapıştırıveriyor. Bu şehir magandasının yüzünü ekranda hiç görmüyoruz. Sanırım yönetmen, gündelik hayatımızda çokça tanık olduğumuz bu durumu yaratanın bir parazit olduğunu söylemek istiyor ve adamın yüzünü bile göstermiyor bize.

Filmin devamında Cassie, aynı üniversitede okuduğu arkadaşı Madison’la buluşuyor. (Madison, Nina’nın tecavüze uğradığı anları okul zamanında eğlenerek izlemiş olan kişilerden biri.) Ona da bir oyun oynayan Cassie, Madison’un sarhoş olmasına yardım edip bir erkekle beraber olduğunu düşünmesini sağlıyor. Evli olan ve bu soru ile içi kemirilen Madison, ancak böyle bir durumda Nina’yla empati kurup onu anlıyor.

Nina’nın davasında Al Monroe’yu savunan avukatın yanına giden Cassie, avukata pişman olup olmadığını soruyor. Uyku uyuyamadığını ve kötü günler geçirdiğini söyleyen avukatı, Cassie bağışlıyor. Ve avukat çok önemli bir şey söylüyor. “Eskiden kızların çöplerini karıştırırdık şimdi ise sosyal medyadan çekilmiş bir sarhoş resmi yetiyor” sözleri aslında hukuku ifşa ediyor. Çok tanıdık olan bu durum Şule Çet cinayetini; Çet’in alkol aldığı videonun, haber kanallarında paylaşılıp mahkemede aleyhinde delil olarak kullanıldığı zamanları hatırlatıyor bize.

Tüm erkeklere öfkesi olan Cassie ilişki yaşamayı da reddediyor. Aynı okulda okudukları Ryan, sürekli olarak Cassie’nin çalıştığı kahve dükkanına gidip gelirken ikisi sevgili olurlar. Okulu bitirmiş ve pediatri doktoru olmuş Ryan, biz seyirciye bile sevimli gelir. Ancak Cassie ve Ryan’ın birlikteliği çok uzun sürmez. Çünkü Nina’nın uğradığı tecavüze ilişkin karakterin eline geçen görüntüde Ryan da vardır. Ve tecavüz anında komik bir şey izlercesine olaya tanıklık edip sessiz kalmıştır. Cassie ve Ryan’ın bu durum için yüzleştiği sahne Ryan’ın çalıştığı hastanede geçer. İşini, statüsünü kaybetme korkusu yaşayan Ryan, ısrarla hiçbir şey yapmadığını, yalnızca izlediğini söylemektedir. Bu bana gündüz kuşağında bol bol dönen tecavüz sahneli dizi “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisini hatırlattı. Dizide Fatmagül tecavüze uğrarken tecavüzü gerçekleştiren güruha seyirci kalan Kerim, dizi finaline kadar masum olarak gösteriliyordu. Ve hatta Fatmagül’le evlenme derecesine varan bir keşmekeşe kadar gidiyordu durum. Oysa Kerim tecavüz esnasında oradaydı, seyirci kaldı ve en kötüsü de erkeklerle işbirliği yaptı. Filme dönersek, Cassie böyle bir durumda Ryan’ın gözünün yaşına bakmıyor.

Filmin son bölümünde Cassie, Al Monroe’nun bekârlığa veda partisine gidiyor. Burada planı Al Monroe ve arkadaşlarını sarhoş edip Nina’nın intikâmını almak. Al Monroe, Cassie’nin aslında aynı okulda okuduğu Nina’nın arkadaşı olduğunu hatırlıyor. Doktor olan Al Monroe, statüsünün, evleneceği nişanlısının ve “itibarının” kaybolacağı endişesiyle Cassie’yi öldürüyor. Ve öldürmeden önce ağzından şu sözler çıkıyor: “O zamanlar çocuktuk”. Çünkü erkeklik her zaman meşru bir hat yaratır kendisine… Al Monroe’nun partideki yakın arkadaşı Cassie’nin öldüğünü görüyor ve iki erkek, bu kadından nasıl kurtulacaklarının planını yapıyorlar. Korkmuş olan Al Monroe’yu teselli eden arkadaşı bir kaza olduğunu, bu yaşananların onun suçu olmadığını ve onun yanlış bir şey yapmadığını söylüyor. Bu “teselli” sözleri erkeklerin işbirliğini gösteriyor. Çünkü ataerkil sistemde bir erkek düştüğünde onu tekrar oyuna dahil eden, sırtına vuran veya “yüreklendiren” başka bir erkek vardır. (Bu destekçi bazen baba veya abi, bazen de arkadaştır.) Cassie’nin ölü bedenini yakarlarken arkadaşı da Al Monroe’nun sırtına aynı böyle bir edayla vurur.

Cassie’nin ölümü üzerine soruşturma başlatan dedektif, Cassie’nin eski erkek arkadaşı Ryan’ı ziyaret eder. Ryan ve dedektif Cassie’nin akli dengesinin yerinde olmadığı konusunda hemfikir oldukları yönünde konuşma yaparlar. Hatta dedektif “Dengesi pek yerinde değilmiş, kendisine zarar vermiş olabilir” sözüyle mağdurun değil, failin yanında olduğunu göstermektedir. Ülkemizdeki kadın cinayetlerinde de öldürülen kadınlar için, “intihara yatkın, psikolojisi bozuk” ve “intihar etmiştir” argümanları sıkça kullanılır. Bununla aslında filmin hikâyesinin ne kadar tanıdık olduğunu görüyoruz. (Yine Şule Çet ve pek çok kadının öldürülmesinin ardından “intihar etmiştir” sözünü çok sık duyduk.) Nina ve Cassie doktor olmak isteyip girdikleri okuldan mezun olamamışlardır. Fakat Al Monroe yüksek dereceyle mezun olup, doktor olmuş hatta üzerine mezun olduğu okula gidip öğrencilere motivasyon konuşması yapmıştır. Tecavüzü gerçekleştiren Al Monroe, Ryan ve orada bulunan pek çok kişi bir statü sahibi olurken Nina ölmüş, Cassie ise bir kahve dükkanında az bir maaşla çok da istekli olmadan çalışmaktadır. Umut vaat eden İKİ KADIN girdikleri tıp fakültesinden koparılmışlardır.

Okul müdürü Dean Walker yaşananlardan sonra Al Monroe için “Genç bir adamın hayatını mı mahvedeyim?” diye sorar Cassie’ye. Bu sözler bir kadın olan Dean Walker’ın nasıl bir ataerkil pazarlık içinde olduğunu göstermektedir. Ataerkil toplumlarda erkekler her zaman temize çıkarlar. Her ne yaparsa yapsınlar bağışlanırlar. Bu bağışlanma bazen aile, bazen arkadaş, bazen okul müdürü tarafından olur. Dean Walker, “Genç bir adamın hayatını mı mahvedeyim?” yerine “Genç bir kadının hayatını mı mahvedeyim?” diye sorsaydı keşke.

Önce Nina’nın daha sonra Cassie’nin ölümü seyirci olarak bizi derinden etkiliyor. Karamsarlığa kapıldığımız esnada, Al Monroe’nun kır düğününde polis baskını ile tutuklanmasıyla bir nebze rahatlıyoruz. Final sahnesinde Al Monroe’yu alıp kelepçeyi takan bir kadın… Senarist faili bir erkeğe emanet etmeyerek bize bir kapı açıyor. Çok bizden, çok tanıdık olan bu film bittikten sonra boğazınızda bir sürü düğüm bırakıyor. Şule Çet, Pınar Gültekin ve binlerce öldürülen kadının her biri için bir düğüm. Yutkunamıyoruz…

Yorum yazın

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.