Evet, feminist bir kadın olarak maçlara gidiyorum. Etrafımdaki herkese de asap bozucu davranıyorum. Herkese değil; cinsiyetçi ve seksist olanlarına özellikle.

Geçen hafta yeğenimi (kız), alıp maça gittik. Otoparka arabayı bıraktık, asansörle çıkıyoruz stada doğru. Asansörün kapısında bizi görünce salyalarını sarkıtan köpek gibi yüzünde çirkin gülümseme beliren bir erkek ve yanında iki erkek ve o erkeklerden birinin eşi olan bir kadın da var. En üzücü olan bu! Yanlarında kadın var; gülümsüyor!

Erkeklerden en abaza ve bekar olanı “Helal olsun Beşiktaş taraftarına beee!” dedi salyalarını akıtarak. Beklenen tepki tabi benim gülümsemem, “kikikikiki” yapıp, salyaları izlemek!

Öyle olmadı ve aşağıdaki diyalog geçti grup ile benim aramda:
-Ben: Ne bu şimdi laf mı attınız?
-Grup: Yooo, biz de Beşiktaşlıyız.
-Ben: eee? Bu istediğiniz her Beşiktaşlıyı istediğiniz gibi taciz edebileceğiniz anlamına mı geliyor? 17. yüzyıldan kalma cümlelerle hem de!
-Gruptaki Kadın: Yani hanfendi demek istiyor ki cümlelerin çok demode, değiştir cümlelerini (kikikikiki)
-Ben: Hayır öyle bir şey demek istemiyorum. Bu yaptığınız taciz diyorum!!! (biraz ses yükselir)
-Grup: (Herkesin suratlar asık) İçlerinden kadın olanın kocası, aşırı öfkeli, inanın bana şiddet gösterebilecek tavırlar sergileyerek, el kol yaparak, yanındakileri asansöre sokuşturdu. Biri sığmadı.
-Ben: Kime yapıyorsunuz bu hareketleri?
-Grup: Cvp yok. Asansörden indik, yaklaşık 15-20 adım sonra adam, arkamdan (çünkü ancak arkadan cesaret edebildi)
-Gruptaki kadının kocası: Sanki kendisine bir şey dedik, hayret bişey yaa! Yüzüne baktık diye kendini bir şey sandı………
Ben de yeğenimi aldım, uzaklaştım. Sadece bir sn arkamı döndüm, gülerek! Arkamı dönmemle susması bir oldu!

Ne kadar da erkek bir tavır!!
Biliyorum, bir gün o şiddetle karşılaşacağım. Ama şiddetle karşılaşsam da devam edeceğim! Statları, erkekleşmekten, cinsiyetçileştirmekten kurtarana dek bu yolda devam edeceğim!

Belki tek başıma gücüm yetmez ama savaşarak ölmek de çok onurlu!!!

Sevgiler…

Rumuz: dudinka

 

Merhaba Dudinka,

Ne yazık ki kadınlar tüm spor dallarının izleyicisi de oynayıcısı olmak istediğinde bin bir türlü engelle karşılaşıyor. Yazman, hissettiklerini benimle paylaşman ne kadar da iyi oldu. Bu vesileyle sporla ilgilenen kadınların neler yaşadığına farklı örneklerle birlikte bakalım.

2015 yılında Hindistanlı atlet Dutee Chand, Hindistan’da 18 yaş altı 100 metre şampiyonu olmuştu. Ancak testosteron seviyesindeki fazlalık sebebiyle IAAF kuralları uyarınca Glasgow Commonwealth Oyunları ve Incheon Asya Oyunları’nda yarışamamıştı. Dutee’ye ameliyat olması ve ilaç kullanması dayatılmış ancak buna karşı hukuki yollara başvurmuştu.[i] Mücadelesini kazanan Dutee artık yeniden olimpiyatlarda yarışabiliyor. Hâlbuki hiçbir erkeğe daha hızlı koşmasının haksız rekabet olduğu söylenmiyor ya da çeşitli testlerden geçmek zorunda kalmıyor. Tam tersine bu, herkeste hayranlık uyandırıyor.

Kadınların futbol oynaması ise, İngiltere’de futbola ilgi duyan kadınların çoğalması ve 1988 yılında ilk kadın futbol derneğini kurmalarıyla daha görünür hale geliyor. Tabii kadınların verdiği bu mücadeleye rağmen böylesine erkek egemen bir alanda kendilerine yer açmaları çok kolay olmadı. 1. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin savaşa gitmesiyle birlikte hayatın pek çok alanında olduğu gibi kadınların futbol oynaması da meşrulaştı. Kadınlar futbol oynayarak savaştaki erkekler için para topluyordu. Bu dönemde kadın futbolcuların başarısını gören Futbol Birliği (FA) kadın futbol kulüplerini desteklemeye karar verdi. Ancak savaş bitip erkekler evlerine döndükten sonra kadınların şortla koşturup futbol oynaması birden garip karşılanmaya başladı. Kadın hakları mücadelesi futbol aracılığıyla büyüyecek diye korkan İngiliz Futbol Federasyonu kadınların futbol oynamasını 50 yıl boyunca yasakladı.[ii]

Türkiye’de ise ilk defa altı kadın futbolcunun katıldığı karma bir futbol maçı 24 Mayıs 1954 yılında İzmir’de oynandı. “Bankacılar” takımı ile “Sart Gençlik Kulübü” arasında oynanan maçı Bankacılar takımı 3-2 kazandı. Türkiye’de bilinen ilk kadınlar arası futbol maçı ise 4 Temmuz 1954 tarihinde o zamanki adı ile Mithatpaşa Stadı’nda “İzmir Kadınlar Futbol Takımı” ile “İstanbul Kadınlar Futbol Takımı” arasında oynandı. Tabii ki kadınların futbol oynaması erkekler tarafından çok kolay kabul edilmedi. 10 Temmuz 1955 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde Sami Önemli “Bugün kadınlar da futbol maçı yapacaklar. Acaba Mithatpaşa müdavimleri topu mu yoksa oyuncuları mı takip edecekler? Bir de kızdıkları oyuncu aleyhinde ne şekilde nümayiş yapacaklarını merak ediyoruz,” diye yazdı. Aradan geçen 60 yılın ardından senin statta gördüğün muameleyle Sami Önemli’nin yazdıklarının birbirinden pek farklı olmaması şaşırtıcı olmasa da erkeklerin ne denli değişmediğini göstermesi açısından üzücü.

1969 yılında Kınalıada Spor Kulübü’nün içinde Kınalıada Kız Futbol Takımı adı altında bir takım oluşturuldu. Bu takım, 1972 yılında Dostlukspor Kız Futbol Takımı adını aldı ve 1973 yılında dernekleşerek Türkiye’nin ilk Kız Futbol Kulübü Derneği oldu. Dostlukspor Kız Futbol Takımı 1973-1978 yılları arasında Türkiye’de kız futbol takımı olmamasından dolayı jübile ve derbi maçları öncesi ya da futbol takımlarının sezon açılışlarında erkek takımlarla maç oynadı ve pek çok rakibini yendi. 1984 yılında ise kadınlar arası ilk futbol turnuvası Pendik’te düzenlendi. Turnuvaya, İstanbul’dan Dostlukspor, Atılımspor ve Deryaspor kız futbol takımları katıldı ve Dostlukspor şampiyon, Atılımspor ikinci ve Deryaspor da üçüncü oldu. Final maçını 5.000 seyirci izledi. 1985 yılında Türkiye Futbol Federasyonu başkanı Kemal Ulusu ve Eğitim Planlama Dairesi Başkanı Yılmaz Yücetürk kadın futbol ligi kurulması konusunda girişimde bulunsalar da yapılan toplantıların ardından kadın futbol takım sayılarının azlığı bahane edilerek ligin kurulması ertelendi. Kadın futbol ligi ancak 1994 yılında başladı ve 1995 yılında milli takım kuruldu.[iii] Türkiye’de kadın futbol liginin kurulması 1994 yılında Milliyet Gazetesi’nde şöyle yer buluyor:

2 Nisan’da feministler, sportmen beylere bir gol daha atıyor. Futbol ‘resmi’ olarak erkeklerin tekelinden kurtuluyor… Yüksek ökçeler yerini kramponlara bırakacak. Kaleye çekilen şutları tırnakları ojeli eller yakalayacak… Artık soyunma odaları parfüm kokacak. Ancak kimse ‘bayan’ ile ‘zerafet’i paralel irdeleyen şiirlere kanmasın. Onlar bileziklerini satıp malzeme alıyorlar… Onlar volenin, röveşatanın hakkını veriyorlar. Markajı, presi hatmetmişler. Futbolu ‘adam gibi’ oynuyorlar…”

2003 – 2004 sezonu itibariyle büyük takımlar ardı ardına kapandı ve kadın futbol ligine ara verildi. Her ne kadar lige ara verilmesinin sebebi pek çok yerde finansal olarak ifade edilse de aslında biraz daha derinlikli bakmak gerekiyor. O dönemde kadın futbolculara teknik direktörler tarafından sık sık sarf edilen “Saçlarınızı uzatın, makyaj yapın, futbol oynamak kadınların hormon dengelerini bozuyor,” gibi sözlerin ardından “sağlıklı bir lig için” açıklamasıyla kadın liginin üç yıl boyunca durdurulması, kadınların eşcinsel olmasından duyulan korkuyu açık bir şekilde gösteriyor.[iv] Hatta ligin kapanmasının ardından Sabah Gazetesi’nde şöyle bir haber çıkıyor[v]:

“Ligi yıkan söylenti

İki futbolcu birbirlerini lezbiyenlikle suçlayınca bayan futbol liginin yaş sınırı 16’ya çekildi. Maçların oynanması tehlikede.

250 bayan futbolcu saha dışına düştü

Geçen sezon final maçında kavga eden iki oyuncunun birbirlerini lezbiyenlikle suçlaması üzerine federasyonun bu kararı aldığı belirtiliyor. Karar nedeniyle 250 bayan futbolcu ortada kaldı. Futbol Federasyonu’nun bayan futbolcular için yaş sınırını indiren kararı tartışma yarattı. Federasyon, kararın gerekçesini “sağlıklı bir kulüpleşmeye gitmek” olarak açıklarken, perde arkasında ilginç bir iddia var.”

Senin de dertlendiğin gibi kadınlar sadece spor yapmakta değil sporun izleyicisi olmakta da birçok cinsiyetçi engelle karşılaşıyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nun cezalı maçlarda tribünleri sadece kadın ve çocuklara açma kararı kadınların nasıl da aslında birincil futbol taraftarı olarak sayılmadığını gösteriyor. 2011 yılında Sergen Yalçın’ın “Otuz bin tane ciyaklayan kadın tribünde olursa futbolcunun konsantrasyonu bozulur herhalde,” demesi de aslında kadınların tribünlerde istenmediğini açıkça gösteriyor. Ya da Çek Cumhuriyeti’nde Sparta Prag takımında oynayan 24 yaşındaki kaleci Tomas Koubek, yardımcı hakem Lucie Ratajova’nın rakip takımın ofsaytını görmemesinin ardından “Kadınların yeri mutfaktır, kadınlar erkek futboluna karışmamalı” derken, orta saha oyuncusu Lukas Vacha da kadın yardımcı hakemin fotoğrafını “Ocak başına…” diyerek sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Ancak bu sözler çok büyük tepki toplamasının ardından cinsiyetçilik yapan iki futbolcunun antrenmanlarına kadın takımıyla girmesine karar verildi ve Tomas Koubek söylediklerinden dolayı özür diledi.

Tribünlere dönecek olursak Ankaragücü Spor taraftarı Kürdan Muazzez ise Türkiye’nin bilinen ilk kadın amigosu. 1960’lı yıllarda lacivert etek ve ceketinin içine giydiği sarı bluzuyla maçlara gidiyor, sevilen şarkıları futbola uyarlayarak tribünleri coşturuyordu. TRT’nin çektiği Ankaragücü belgeselinde kısa da olsa kendisinden bahsediliyor.

Türkiye’deki futbol izleyicisi kadın oranı 2017’de %5 civarındayken 2018 yılında neredeyse iki katına çıkarak %9,8 oldu. Suudi Arabistan’da kadınlar verdikleri uzun mücadelenin ardından 2018 yılında futbol maçlarına seyirci olarak girebilme haklarını kazandılar. İran’da ise 1981 yılından beri 2018 yılında ilk kez istisnai bir durum olarak kadınlar erkeklerle aynı maça alındı. Biliyoruz ki kadınların mücadelesi tüm maçlara alınana dek devam edecek. Almanya ve İngiltere’de statlarda taraftarların dörtte birini kadınlar oluşturuyor. İngiltere’deki Kick It Out isimli bir örgüte göre: “Düşük düzeyli sözlü cinsiyetçilik diye tanımlayabileceğimiz bu tür davranışlar yapılan araştırmaya göre çok yaygın. Buna ek olarak araştırmaya katılan kadın futbol izleyicilerinin %8,5’i de maçlar sırasında elle taciz veya rahatsız edici bakışlara maruz kaldıklarını söylüyorlar.”[vi] Yani ne yaşadıklarında ne de mücadelende yalnız değilsin!

Mor Barikat’ı daha önce duymuş muydun? Futbolun erkeklerle özdeşleştirilmesine tepki olarak kurulan Mor Barikat’tan kadınlar tribünde erkek hegemonyasının kadın dayanışmasıyla son bulacağına inandıklarını, küfürsüz, şiddetsiz, cinsiyetçilikten uzak tribünler yaratmak istediklerini söylüyor.[vii]

Dünyanın dört bir tarafında kadın sporcular ve izleyiciler haklarını bırakmamak, kendilerini var etmek için olağanüstü bir mücadele veriyorlar. Mücadele etmenin tek bir hali yok. Geceler de, sokaklar da, meydanlar da, sahalar da tribünler de bizim!

[i] https://www.evrensel.net/haber/257086/hindistanli-atletin-zaferi-erkeklik-hormonu-fazlaligi-avantaj-saglamiyor

[ii] https://medium.com/standart/futbolun-kad%C4%B1nlar%C4%B1-1f588ff1304b

[iii] Yrd. Doç. Dr. Lale Orta, Ar. Gör. Yalçın Beşiktaş, 2011, Türkiye’de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

[iv] http://kaosgldergi.com/dosyasayfa.php?id=2844

[v] http://arsiv.sabah.com.tr/2003/12/26/spo101.html

[vi] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46240825

[vii] https://www.artigercek.com/haberler/kadinlar-tarafindan-kurulan-amedspor-taraftar-grubu-mor-barikat

 

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.