Edebiyat kendisini edebiyat olarak bir çatıda toplayalı beri çok zaman geçmedi. Romanıydı, şiiriydi, öyküsüydü derken bir maceradır aldı başını gitti o ayrı. Listede, öykü türünde kalem oynatmış kadın yazarlar yer alıyor. Kimi daha çıraklık çağında kimi az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş, kitapları birçok dile çevrilmiş, ödüller almış. Onları bu listede birleştiren şey, öykü sever ortalama bir okuyucunun dâhi bir çırpıda sayıverdiği isimler listesinde olmamaları ya da nadiren olmaları. Cinsiyet körü –ki politiktir- mecralardan biri de maalesef edebiyat. Özellikle de çağdaş olanı yoğun bir testestoron kokusuyla bezeli. Toplumsal cinsiyet duyarlı bir gözlük takana; özellikle kadın yazarların eserlerini okumaya niyetlenene kadar, benim de pek bilmediğim, bilince de oy canım dediğim kitaplar. Öyküden romana, ordan da başka maceralara listeler devam etsindi, diyorsanız yorumlarda buluşalım.

Gaye BoralıoğluMübarek Kadınlar

gayeboralioglu

İçinde on üç hikâyenin bulunduğu tıngır mıngır giden, su gibi dili olan bir kitap. Pilavcı Karısı, Pepuk Kuşu, Koparmabeni öykülerini ayrıca bir sevdiğim doğrudur ama şu da doğrudur ki onlar benim evlatlarım gibi, hiçbirini ayıramam. Mübarek Kadınlar’ı okurken ayracım yok idi, günlük pedi ayraç ettim; ayraca gerek kalmadan bir çırpıda bitirdim. Boralıoğlu’nun birtakım kitapları birtakım dillerde de -Kürtçe, Arapça, Almanca- okuyucuyla buluştu.

Mavi Neşe Gölcük – Kar Beyrut Kar

mavinese

Kar Beyrut Kar, 2000’li yılların ilk yarısında okuyucuyla buluşmuş bir kitap. Adı konmuş ve dâhi konmamış kadınların sesi soluğu işlemiş, okuyanda iç cızırtısı yapan ama muhakkak tebessüm de ettiren öykülerle örülü. Haroşa derler, iki ters bir düz; işte okurken de öyle oluyor insan: kâh çıkıyor gökyüzüne kâh iniyor yeryüzüne. Mavi Neşe, geçtiğimiz yıllarda çok şahane bir roman da yazdı.

Hatice Meryem – Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun

haticemeryem
Görsel: Ankara Devlet Tiyatrosu web sitesi.

“A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun…” Bir cücenin, gardiyanın, tüccarın, sünepenin, şoparın, avarenin, ince ruhlu ve daha nice adamın karısı olsaydım’lı öyküler, hiç de adamlar için yazılmamış. Okurken dudakları gevşeten öyküler, sarsaklığıyla sarmalayan ufak detaylarıyla ilkokul defterlerine özenle çizilen kenar süsleri neşesinde. Meryem’in bu kitabı, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından 400 defa sahnelendi.

Melisa Kesmez – Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz

melisakesmez

Çiçeği burnunda bir ilk kitap Melisa Kesmez’den. İrili ufaklı hallerin kısa kısa öykülere dönüştüğü bir kitap bu. Gezi’sinden lise yıllarına dayanışma temalı hikâyelere kulak misafiri olduran, aldatan, aldatılan, yeniyetmelikten, büyüyen memelerden bahseden, buruk neşesiyle öyle olduğu gibi olan bir kitap. Seri hikâyeler, kısa kısa, hızlı hızlı geçtikten sonra gerçekten birinin “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz” demiş olması iyi geliyor.

Ayfer Tunç – Mağara Arkadaşları

ayfertunc

Ayfer Tunç öykücülüğü efsanesinin doğuşuna eşlik eden ilk kitaplardan Mağara Arkadaşları. Kitap açılış öyküsü ile Ayyıldız Apartmanı’nın gözünden insanların hallerine, İstanbul’un talanına bakarken adeta “her dönemin kitabıyım” diyor. Ayfer Tunç, acının tonlarını taşıyan çok satır yazmış, bol kitaplı, bol acılı yazarlardandır. Kaleminin mürekkebi karaya çalanlardandır.

Aylin Balboa – Belki Bir Gün Uçarız

aylinbalboa

Blog yazılarından kitaba dönüşen bir kitap Belki Bir Gün Uçarız. Birçok arkadaşıma hediye etmek suretiyle yazarına selam ettiğim bir kitap. Balboa, kentle, yoksullukla, ipe sapa gelmez iş dünyasıyla, ölümle baş etmenin keskin virajlarında muhabbetle yol alır. Eskilerin “Doluya koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor” dilemmasının bir kuşağa yayıldığı hissini yaşatır. Doğrudur, bir kuşağa yayılmıştır ama kim bilir, “Belki Bir Gün Uçarız”.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.