Otorite atfedilen kaynaklardan gelen anlatılar okuyucunun, dinleyicinin bakış açısını sessiz ve sinsice değiştiriyor, pekiştiriyor, belirliyor. Söz, ne boş ne de masum

4 Haziran 2017 tarihinde ‘Taksimde kabus gibi gece’ başlığıyla yayınlanan Cumhuriyet Gazetesi haberi, şaşırtıcı olmayan bir şekilde taraflı bir haberdi ve seçilen anlatı biçimi, şiddete uğramış olan kadınlara sorumluluk atfediyordu.

Araştırmalarında söylem analizi kullanan bir akademisyen ve Türkiye’de yaşayan kadın olarak, Cumhuriyet Gazetesi’ne bu konu ilgili bir e-mail attım. Ama analizi sizlerle de paylaşmak istedim. Zira, eleştirel okuma ve dinleme becerisinin herkes, ama özellikle üzerinde baskı bulunan sosyal gruplar tarafından geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü otorite atfedilen kaynaklardan gelen anlatılar, okuyucunun, dinleyicinin bakış açısını sessiz ve sinsice değiştiriyor, pekiştiriyor, belirliyor. Söz, ne boş ne de masum.

Yazıya geçmeden önce, yazının biçimi ile ilgili şunu eklemek istiyorum: Aşağıda bulacağınız eleştiri, metine direk yanıt veriyor. Dolayısı ile önce gazete haberinin alakalı kısmını, sonrasında da benim o kısımdaki söyleyiş biçiminin taşıdığı bakış açısına dair eleştirimi yerleştirdik yazıya. Bu gibi bir analizin işaret ettiği taraflılığın açıkça sergilenmesi için haberin bütününün gözümüzün önünde olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden, tüm haberi siyah, eleştirilerimi ve eleştirilerin ilişkin oldukları kısımları ise aynı renklerde sunuyoruz.

Taksim’de kabus gibi gece: İki kadın arkadaştan birini bıçakladı, diğerine tecavüz etti

İstanbul Taksim’de 4 ay önce yaşanan dehşet dudak uçuklattı. Eğlendikleri bardan çıkan 21 yaşındaki iki kadından biri evlerine doğru ilerlerken baygınlık geçirdi. Kadınların yanına yaklaşan Engin K., baygın kadını omuzun aldı evine götürmek istedi. Duruma tepki gösteren diğer kadını bıçaklayan Engin K. iddiaya göre baygın kadını evine götürerek arkadaşı Dursun K. ile birlikte tecavüz etti.

Yayınlanma tarihi: 04 Haziran 2017 Pazar, 14:03
Taksim’de iki kadın arkadaştan biri bar çıkışı yol ortasında kendinden geçti. Kadınların yanına gelen 24 yaşındaki Engin K. baygınlık geçiren kadını omuzuna alıp evine götürmek istedi. Diğer kadın duruma tepki gösterdi. Tepki gösteren kadına önce tekme atan ardından da bıçaklayan Engin K. omuzuna aldığı 21 yaşındaki F.H.E’yi bir arkadaşının evine götürüp arkadaşıyla birlikte tecavüz etti.

  • Bu bilginin haberin içeriği ile direk bir ilgisi olmamasına rağmen belirtilmesinin bir amacı olmalı. Toplumdaki baskın ahlaki değerler sisteminin içerisinde algılanacak olan bu bilgi, hemen haberin girişinde kadınları, toplumun çoğunluğunun benimsediği ‘iyi kadın’ kategorisinin dışına atıyor ve haberin ‘ötekinin’ başına gelmiş olarak okunmasına hatta es geçilmesine, hatta “kadınların kendileri hatalı zaten” algısına katkıda bulunuyor. Ayrıca, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, gazetecinin bu ayrıntıyı buraya eklemiş olması, gazetecinin de kadına ve kadınlığa dair ahlaki duruşunu ele veriyor.
  • Bu söyleyiş biçimi yansız bir söyleyiş biçimi değil. İçerisinde, kadına yönelik her türlü yanlı algıyı barındıran ve aslen toplumun belirli bir kesimine ait olan bir kadın anlayışını beraberinde sunan bir dil bu. Bu anlayışa göre: “Yol ortasında”, “milletin içerisinde” bir kadının başına gelen her şey ayıptır; yol ortasında takılıp düşünce bile rezil olunur herkese. Hele hele kendinden geçmek! Bir kadın için kendini kontrol edemez hale gelmek, hem zayıf karakterliliğine işaret eder ve onun iyi kadınlığını sorgulatır, hem de ve dolayısı ile başına gelende kadına sorumluluk atfeder.

İstanbul’un en işlek, en çok polisin görev yaptığı caddelerinden birinde yaklaşık 4 ay önce yaşanan olay İstanbul Adalet Sarayı’nda başlayan davayla ortaya çıktı.

MÜDAHALE EDEN KADINI BIÇAKLADI

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre, olay 21 Ocak 2017’de meydana geldi. 21 yaşındaki biri evli, iki kadın, Taksim’de bir barda sabah saatlerine kadar eğlendi. İki kadın, evlerine dönmek için taksi tutmak amacıyla Balo Sokak’tan Tarlabaşı Bulvarına doğru yürümeye başladı. Ancak aşırı alkollü kadınlardan F.H.E. yere düştü. Bu sırada yoldan geçen Engin K. kadınların yanına geldi ve düşen kadını kaldırıp omuzuna aldı. Engin K., bu duruma müdahale etmek isteyen diğer kadın E.Y’ye de tekme atıp bıçakladı. Engin K. daha sonra omuzundaki kadını arkadaşı Dursun A’nın evine götürdü. İddianamede, her iki şüphelinin kendinde olmayan kadına tecavüz ettikleri belirtildi.

  • Aynı şekilde, ne sabah saatlerine kadar sokakta olmanın ne barda olmanın ne de eğlenmenin konumuz olan alıkoyma ve tecavüzle direk bir ilgisi yok; habere katkısı yok. “Sabah saatlerinde ya da sabah 6 sularında eve dönerken, rahatsızlanarak bayılan …”  cümlesi de aynı bilgiyi okuyucuya ulaştırırdı.
  • ! Herhalde buradaki alt metni sadece ben görmüyorum.
  • Tecavüz eden, bıçaklayan Engin K.’ya dair ise hiçbir bilgi paylaşılmadığı gibi (yaşı vs.), adamın yaptığı tüm eylemler, kısa ve öz bir biçimde, olabildiğince tarafsız bir dille anlatılmış.
  • Sanıkların tecavüz etmeleri, anlatılan eylemin ya da olayın gerçekliğine, doğruluğuna dair, anlatanın sorumluluğunu azaltan, bir anlatı biçimi olan ‘dolaylı anlatım’ ile iletilmiş. Bu anlatım tercihi, buraya kadar anlatılan her şeyin doğruluğunun güvenilirliğini perçinlerken, tecavüzün iddianameden doğru rapor edilmesi, tecavüzün hakikaten olup olmadığını sorgulatıyor okuyucuya.

GENÇ KADIN KORKUSUNDAN 3 GÜN SONRA ŞİKAYETÇİ OLABİLDİ

Tecavüze uğradığını belirten F.H.E. olaydan üç gün sonra polis merkezine başvurdu. Genç kadın polise verdiği ifadesinde, “Arkadaşım E. ile saat 05.40’ta bir bara girdik, alkol aldık. Sabah saat 07.30 sıralarında çıktık. Taksi ile eve gitmek için Balo Sokak’tan Tarlabaşı Bulvarı’na inerken aşırı alkol yüzünden yere düştüm. Yüzünü hatırlamadığım bir kişi beni omzuna alarak Tarlabaşı’nda bir inşaata götürdü. Burada tecavüze uğradım. Aynı kişi bu kez koluma girerek beni metruk bir binaya götürdü. Orada başka bir kişinin cinsel saldırısına maruz kaldım. Daha sonra bana uyuşturucu sandığım bir mad