Sendikalaşma mücadelesi sonucunda ortaya çıkan bu grev aynı zamanda işçi kadınların kendileri dışındaki kadınlarla, feministlerle buluştukları bir grev oldu.

Feminist, sosyolog Feray Saygılıgil’in Novamedli kadınların grevini konu alan Bir Kadın Grevi, Serbest Bölgede Kadın Olmak kitabı, Güldünya Yayınevi tarafından basılarak geçtiğimiz günlerde okuyucuları ile buluştu. Kadınların kamusal alanda sergiledikleri bir direnişten, Novamedli kadınların grevinden yola çıkarak serbest bölgelerde kadınların çalışma koşullarını ve çok yönlü ezilmişliğini feminist bakış açısıyla değerlendiren kitap, kadın emeği yazılı tarihinde yerini aldı.

Novamedli işçi kadınların deneyimi, işçi sınıfı deyince akla ilk gelenin erkek işçi olduğu partiyarkal kapitalizm koşullarında, işçi sınıfının bir parçası olan kadınların direnişinin sadece zulmeden patrona ve çalışma koşullarına karşı değil, aynı zamanda partiyarkal düzene karşı bir başkaldırıyı da içerdiğini göstermesi açısından özel öneme sahip. Novamedli kadınların grevleri (direnişleri) bu ikili sömürü düzeni nedeniyle erkeklerin başı çektiği grevlerden farklı.

Kadın işçiler direnişte, kadın grupları dayanışmada

Antalya Serbest Bölgesi’nde Petrol-İş Sendikası’na üye seksen üç kadın işçinin sendikalaşmak için çıktıkları yol, 26 Eylül 2006 tarihinde başlayan ve 1 yıl 2 ay 23 gün süren bir grevin ilk adımı oldu. Düşük ücretlere, kötü çalışma koşullarına, bedenlerine, cinselliklerine kadar uzanan tahakküme isyan eden kadın işçiler, insan haysiyetine yakışır bir işe kavuşmanın yolunu sendikalaşmada buldular ve Petrol İş Sendikası’nda örgütlendiler.

Sendikalaşma mücadelesi sonucunda ortaya çıkan bu grev aynı zamanda işçi kadınların kendileri dışındaki kadınlarla, feministlerle buluştukları bir grev oldu. Kadın kurtuluş hareketi ilk kez Türkiye’de kadın emeği meselesini gündemine aldı. Bu, kadınların toplumsal rollerini sorguladıkları, uğradıkları ayrımcılığın farkına vardıkları, özgüvenlerinin arttığı, dayanışmayı deneyimledikleri bir süreç oldu. Grev Petrol-iş Sendikası açısından da ilk defa kadın dayanışmasının örülmesinde, hayata geçirilmesinde karşılıklı ilkelerin ve hassasiyetlerin gözetildiği ve buna uygun davranıldığı bir grevdi. Bu işbirliği, grevin seyrini değiştirdi, feministlerle ve diğer kadın gruplarının desteğiyle uluslararası bir kadın dayanışması örüldü ve grev başarıya ulaştı.

Feminist, sosyolog Feryal Saygılıgil kitabında “Bir yılı aşkın süren bir kadın direnişinin, biriktirdiği deneyimin gelecek kuşaklara ve özellikle kadınlara aktarılması önemliydi,” diyerek her aşamasında yer aldığı direnişi, her yönüyle kitaplaştırarak bizlerle buluşturdu. Saygılıgil, Novamedli kadınları destekleyen kadın eylem grubunun da içinde yer aldı. O dönem Filmmor Kadın Kooperatifi içinde yer alan Feryal ve Güliz (Sağlam), Novamed grevini belgesel haline getirdiler. Feryal ve Güliz’in kadın emeğini ve direnişlerini görünür kılma çabası sadece Novamed ile sınırlı değil. Daha sonra Novamed direnişinin birikimlerinden, deneyimlerinden de faydalanarak Desa direnişini konu alan Kafesteki Kuş Gibiydik (Desa Direnişinde Kadınlar) belgeselini de çektiler.

Saygılıgil, grev öncesi koşulları, örgütlenme sürecini, grev sürecini, bu sürecin kadınlarda yarattığı değişimi, yaşadıkları çatışmaları kadın işçilerle yaptığı görüşmelerden alıntılarla veriyor. Sendikal mücadeleyle birlikte verilen kadın mücadelesine tanıklık eden Novamed işçisi kadınların hayatlarında ve bilinçlerinde ortaya çıkan değişimi de aktarıyor. Direnişçi kadınlardan biri  bu dönüşümü şöyle anlatıyor: “Toplum içinde zaten erkekler tarafından baskılanan, ikinci plana atılan bizleriz. Bir de fabrikada aynı durumu yaşamak çok üzücü. Grev sürecinde çok şey öğrendim, güçlendim ve bunları çocuklarıma aktarabiliyorum. Ailem bana çok değiştin, kendi kararlarını  kendin veriyorsun, bizi saymıyorsun diyor.” Grev sonrasında sadece bir dönem toplu sözleşme yapılan işyerinde, sendika varlığını devam ettirmeyi başaramasa da edinilen deneyimin kadınların ufkunda ve aile içi ilişkilerinde izler bıraktığı görülüyor.

Kadınların Serbest Bölge deneyimi

Yazarın kitabın girişinde de belirttiği gibi, Bir Kadın Grevi, Serbest Bölgede Kadın Olmak kitabı, Novamedli kadınlarla dayanışma ile başlayıp, belgesel, doktora tezi ve şimdi kitap haline gelen bir sürecin ürünü. Kitap sadece Novamed grevinde direnen işçi kadınların deneyimlerinden ibaret değil, aynı zamanda, dünyada ve ülkemizde serbest bölgelerde çalışan kadınların çalışma koşullarını ve maruz kaldıkları uygulamaları da gözlerimizin önüne seriyor.

Yazar, “Bu arada Türkiye’de serbest bölgelerde yaşananları, çalışma koşullarını da merak etmeye başlamıştım. Bu bölgeler yaşamımızın içinde olmayan, çok temas etmediğimiz/ edemediğimiz yerlerdi. Serbest bölgelerde çoğunlukla kadın işçilerin çalıştırıldığından, yedek işgücü ordusu, ucuz işgücü olarak, dünyadaki pek çok yerde serbest bölgelerde işgücünün kadınlaştığından haberdardım. Acaba Türkiye’de nasıldı?” sorusunun ardından yapmış olduğu çalışmayla bu sorunun cevabını verdiği gibi fazlasına kitapta yer vermiş durumda.

Dünyada serbest bölge deneyimlerinin de anlatıldığı kitapta, yüzde 70 oranında kadın işçilerin çalıştığı bölgelerde, kadın işçilerin ucuz, vasıfsız, esnek çalışma koşullarına yatkın olduğu için tercih edildiğinin, yönetilmeye daha uygun olan kadınların sıkıcı, monoton ve tekrara dayalı işlerde çalıştırıldıklarının altı çiziliyor. Kitapta vurgulanan bir diğer konu da, sermayenin serbest bölgelerde kadın işçi çalıştırmaya yönelik talepleri ile kadınların toplumsal cinsiyet rolleri arasında bir çatışma var gibi gözükse de sermayenin geleneksel ataerkil ilişkilerin sürdürülmesi konusundaki ısrarı ve bunun kadınların üzerine bindirmiş olduğu yükler örneklerle açıklanıyor. Bu “hassasiyet”, cinsiyete dayalı işbölümü, fırsatlara erişimde eşitsizlik, cinsiyetçi dil ve söylem, kadınların bedenleri ve cinsellikleri üzerinde tahakküm kurma uygulamaları kadın emeğini değersizleştirme ve daha ucuza satın almayla sonuçlanıyor.

Kitapta, dünyada serbest bölgelerde çalışan kadınların örgütlenme deneyimleri ve direniş stratejilerinden örnekler bulunuyor. Özellikle Nikaragua’da ortaya çıkan MEC örgütlenmesi dikkatlice okumayı gerektiren bir deneyim. Bir kadın örgütlenmesi yapmak isteyen sendikaların MEC deneyimi üzerine düşünmelerinin oldukça faydalı olacağını düşünüyorum.

Kitapta, yedi farklı ilde kurulu olan yedi serbest bölgede çalışan kadınlarla, örgütlenme faaliyeti yürüten sendikacılarla ve imkanlar dahilinde bölge müdürleri ve işverenlerle yapılan görüşmeler, serbest bölgenin insan onuruna yakışmayan boyutlarına ve sendikal örgütlenmenin zorluklarına işaret ediyor.

Kadının özel alandan kamusal alana uzanan yolculuğunda, omuzlarından atamadığı ev işleri ve bakım hizmetleri, evden işe kadar uzanan cinsiyetçi roller, kadın bedeni üzerindeki erkeklerin tahakkümü, kadın emeğinin çok yönlü sömürüsü ve cinsiyet ezilmesi feminist politikanın ilgi alanına giriyor. Bunun için kitapta çerçevesi çizilen kavramsal arka plan, feminist araştırma yöntemi kadınların kamusal alanda karşı karşıya kaldıkları pratiklerin değerlendirilmesinde oldukça ufuk açıcı.

Antalya Serbest Bölgesi’nde seksen üç kadının yapmış olduğu grevden yola çıkarak, serbest bölgelerde çalışmayı mercek altına alan, kavramsal arka planı ile süreci okumamıza yardımcı olan bu kitap, söz konusu kadın emeği olunca toplumsal yaşamı yeniden yeniden üreten ücretsiz emeği, duygusal emeği yok sayıp ev ile iş arasındaki bağlantıyı koparan analizlerin yetersizliğini de gözler önüne seriyor.

Kadınsız sendikalara

Erkek egemen sendikaların kadın politikalarına ya da politikasızlıklarına da değinen kitapta, geleneksel sendikacılığın “sendikacılık anlamında” sürdürülebilir olmaktan çıktığı, kadınların çalışma hayatında yaşadıkları sorunlara çözüm üretmenin çok uzağında olduğu ifade ediliyor. Sıkıntılarına rağmen iyi yürütülen bir grev, sendika dışında kadın gruplarıyla sergilenen dayanışma, zaferle sonuçlanan bir mücadele ve ancak bir dönem sendikalı kalabilen, toplu sözleşme yapılabilen bir işyeri…

Gelinen noktada bunun nedenlerine, sorunlu sendika-kadın ilişkisine dair çok fazla tespit yapılabilir. Novamed örgütlenmesinde Petrol-İş’te Necla Akgökçe’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmış olduğu Kadın dergisinin varlığı ve bir kadın yapısı gibi çalışması Novamed grevinde kadın dayanışma grubunun harekete geçmesinde kilit öneme sahip. Kadın işçileri de kapsayacak bir sendikal örgütlenmede kadın yapılarının oluşması ve özgürce çalışma koşullarının yaratılmasının önemini burada belirtmek gerekiyor. Günümüz sendikacıları için oldukça önemli bir deneyim olan kitap umarım ilgilerini çeker.

Bir Kadın Grevi, Serbest Bölgede Kadın Olmak, erkek egemen sistemde özel alanda ve kamusal alanda var olmaya çalışan, kendilerine çizilen sınırları zorlayan sendikalı sendikasız tüm kadınların kendilerinden çok şey bulabileceği bir kitap. Kitap boyunca ne kadar farklı alanlarda ve mekanlarda, pozisyonlarda olsak da birbirimize ne kadar benzediğimizi görüyoruz. Sevgili Feryal, Novamedli kadınların direnişini konu aldığı bu çalışmasıyla gelecek nesillere ve tüm kadınlara önemli bir deneyim hediye etmiş oldu. Emeğine, yüreğine sağlık.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.