Osmanlı İmparatorluğu’nun 1838 yılında Britanya ile imzaladığı Baltalimanı Antlaşması ve 1839 Tanzimat Reformları, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik yapısının kendi içine kapalı, geleneksel yapısından serbest ticarete geçişinin yasal zeminini oluşturdu. Sağlanan gümrük kolaylıkları ve ayrıcalıklar ile yabancı sermaye girişi ve makinalı üretim yoğunlaştı.

Kapitalizmin gelişmesi ve üretimde yeni teknolojilerin kullanılmasıyla birlikte Avrupa’da, özellikle İngiltere’de yaşanan makine kırıcılığı Osmanlı’da da ortaya çıktı. Makina kırıcılık, işçilerin grevlerden bile önce, işsiz kalma korkusu, ağır ve uzun süreli çalışma koşulları ve ücretlerin düşürülmesine verdikleri tepki ve direniş eylemidir.

Henüz belgelenmemiş olsa da Osmanlı’da da ilk olarak 1839 yılında bugünkü Bulgaristan’ın İslimiye (Sliven) şehrindeki Dobri Jaleskov’un fabrikasında kadın işçiler kendilerini işlerinden edeceğine inandıkları makinelere karşı isyan ettiler. 1851’de yine Bulgaristan Samarkov’da bir dokuma atölyesinde kadın işçiler ücretlerinin düşürülmesi ve muhtemel bir işsizliğe karşı mekanik tarağa bir saldırı düzenlediler, kendilerine mekanik tarağın bir daha kullanılmayacağı sözü verildikten sonra eylemlerinden vazgeçtiler.

Osmanlı ülkesinde “makina kırıcılığı” eylemlerinin en şiddetlisi önemli bir halı imalat merkezi olan Uşak’ta 13 Mart 1908 yılında yaşandı.

19. yy. ortalarından itibaren artık uluslararası pazarlara üretim yapıldığı, endüstride buhar gücüyle çalışan tezgahların kullanılmaya başlandığı, kimyasal boya sanayisinin gelişmeye başladığı “endüstriyel devrim” zamanında fabrikalarda çalışamayan Müslüman/Türk kadınlar, halı-kilim dokuma sektöründe evlerde yoğun biçimde halı tezgahları kurularak istihdam edildiler.

Avrupa ve ABD pazarından Oriental halılara hızla yükselen talep neticesinde 1870’lerden itibaren Batı Anadolu’da özellikle Uşak, Gördes ve Kula’da halı-kilim dokuma büyük bir ticari sektör haline geldi. Çalışma koşulları ağırlaştı. Yalnız Uşak’ta 1885’ten 1896’ya dokunan halı 75.000 metrekareden 250.000 metrekareye çıktı!

Evler dışında da Anadolu halılarını dünyaya pazarlayan yabancı firmaların birleşip kurdukları bir tekel oluşumu olan The Oriental Carpet Manufacturers Limited adlı şirket tarafından Uşak, Kula, Gördes ve Demirci gibi geleneksel halıcılık merkezlerine açılan 17 halı imalathanesinde günde 14 bin ilmek dokuyan Rum ve Ermeni kadınlar vardı. Bunun yanında halı ipliği üreten fabrikalar kurularak veya ip ithal edilerek el emeği devre dışı bırakılıyor, elle yün temizleme, yün eğirme ve boyama işi yapan köylü kadınların işi elinden alınmış oluyordu. Fabrikalarda üretilen ipliğin çoğunlukla kalitesiz, düşük nitelikli olması da ev tezgahlarında malzeme verilerek metrekare başına ücretle halı dokuyan kadınların aldıkları ücretin azalmasına yol açtı.

Uşak’ta da yerli tüccarlar tarafından kurulan Tiridzade, Yılancızade ve Bacakzade yün eğirme/iplik fabrikaları işsiz kalan ve gittikçe yoksullaşan kadınların öfkesini arttırdı. Bu fabrikaların kapatılması ve iplik ithalatının yasaklanması talepleri dikkate alınmadı.

13 Mart 1908’de, Uşak merkez ve çevre köylerden çoğunlukla kadın ve çocuklardan oluşan 1.500 kişi Uşak İplik pazarında toplanarak ellerindeki çıkrık ve kirmanları havaya kaldırıp işsiz kalmalarını protesto etmeye başladılar. Bu üç mekanik ve buharlı yün eğirme fabrikasına yönelen isyancı kadın işçiler makineleri tahrip edip yün ve iplikleri yağmalayarak fabrika binalarını ateşe verdiler.

Günlerce süren protestolarda kadınlar tutuklanan 14 arkadaşlarının serbest bırakılması için kaymakamlığa yürüdüler, isyanı bastıramayan Uşak Kaymakamı görevden alındı. Bazı fabrika sahiplerinin geriye kalan makine parçalarını yağmurdan koruyabilmek için çatılarını tamir etmelerine bile isyancı kadın işçiler engel oldu. Onarıma karşı protestoda bulundular ve binanın tekrar yıkılmasını talep ettiler. Uşak’ın bağlı olduğu Kütahya vilayetinin mutasarrıfı (vali) ve başkomiseri isyanı bastırmak üzere gönderildiler. Talepleri dinledikten sonra, fabrikanın çatısının yeniden yapılmasını durdurdular ve kalabalıkların öfkesini İstanbul’daki üstlerine izah etmeye çalıştılar: Bu kadınların büyük bir kısmı, yün eğirme fabrikaları ve The Oriental Carpet Manufacturers Limited Şirketi ile onun Uşak’taki şube temsilcileri yüzünden işsiz kalmışlardı. Uşak kadınları ve komşu köylerin geçimlerinin, fabrikalar toptan ve tamamen ortadan kaldırılırsa, tröstün iplik ithalatı yasaklanırsa güvence altına alınabileceğini söylediler. Vali ve başkomiser merkezi hükümetin bu talepleri karşılaması tavsiyesinde bulundular, aksi her yaklaşım isyanı devam ettirecek, zorla bastırılmasına ve daha başka sıkıntılara yol açacaktı.

Fabrikaların tekrar yapılması bir süre engellenmiş oldu. Bu fabrikalar iki üç yıl tekrar açılamadı. Aynı zamanda bu isyan 1908 yılı boyunca Osmanlı Devleti’ni felce uğratan büyük grev dalgasının tetikleyicisi oldu.

Uşaklı kadın işçilerin işsizlik ve ağır çalışma koşullarına isyan ederek fabrikaları yağmalaması, makineleri parçalaması, Osmanlı kadın emek tarihine “Tarak Yağması” olarak geçti.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.