Arkadaşım, gerçek hayatta flört olayında belli ki dikiş tutturamamışsın. Niye internette de aynı erkek egemen, “Ben seçerim kadınımı, o beni seçemez,” saçmalığını devam ettirmek istiyorsun?

Tinder’ı duymayan kalmadı artık herhalde: telefona indirilen, facebook ile bağlantılı olarak çalışan flört uygulaması (dating app desek olur mu?). Karşınıza yakın mesafedeki adayları çıkarıyor. Adayların profili üç beş fotoğraftan ve kendi ile ilgili yazdığı dört cümleden oluşuyor. Varsa ortak beğendiğiniz facebook sayfalarını, birinci ve ikinci dereceden ortak arkadaşlarınızı gösteriyor. Beğendiğiniz adayların fotoğrafını sağa, beğenmediklerinizi sola atıyorsunuz. Eğer karşınızdaki kişi de sizi sağa attıysa o zaman yeni bir sohbet kutucuğu açılıyor. Artık oradan sonrası size kalmış. Herkese başarılar! Tinder artık Selpak gibi jenerik bir isim oldu. Benzer şekilde çalışan birçok uygulama var.

İtiraf edeyim Tinder benim hayatımın da önemli bir parçası haline geldi. Tinder’a girip de girmedim diyen bir kitle var. Ben onlardan olamayacağım. Yaptım, ettim, pişman değilim –genelde. Nasıl girmeyeydim? İnsanların birbirine gülümsemediği, merhaba demediği, diyenlere de “Manyak mı yoksa sapık mı?” diye korktuğumuz için karşılık vermediğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Her şey çok hızlı akıyor ve kimsenin zamanı yok. Yersen. Gidip televizyon veya bilgisayar oyunu başında on saat oturuyor ama. Ne oluyor o zaman? Hepimiz hurraa telefon uygulamalarına.

Şahsen benim sosyal çevremin çoğu evli. Ya çocuklarla buluşmalar oluyor ya da gayet yemekli sohbetli etkinlikler. Ben nasıl yeni insanlarla tanışacağım ey ahali. İnsanlar çocuklarının kirli bezlerini toplamak ve imha etmek için koşuştururken beni birileriyle tanıştırmaya zamanları olmuyor, olamıyor. Çevrene bağımlı olma azıcık birey ol derseniz ona da cevabım var. Yaşadığım şehirde herkes birbirine selam verip “Merhaba” diyor ama ikinci cümleye geçmek neredeyse imkansız. Truman Show filminde Jim Carrey’nin oynadığı Truman Burbank karakterinin yaşadığı (aslında televizyon seti olan) güzel ama yapay şehir Seahaven’da yaşıyorum resmen. Dolayısıyla Tinder’a ağız burun bükecek durumda değilim. Bükenlere de selam ederim, kendilerine “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık”ın bir türevi olan “İnsanlarla başka türlü tanışmak mümkündü de biz mi tanışmadık” cümlesini kurmak istiyorum.

Diğer yandan, bu demek değil ki gözlerimizi kapıyoruz, vazifemizi yapıyoruz. Tabii ki de üstüne düşünüyoruz. Tinder nedir, nasıl anlaşılır, diye kafa yorarken şunu fark ettim. Tinder aslında yasadığımız gerçeklikten çok da farklı değil, onu temel alan bir üstgerçeklik durumu, gerçek gerçekliğin birçok elementinin yoğun şekilde bir araya gelmesiyle gerçekliği çarpıtan ve bu şekilde yeni bir gerçeklik üreten bir yapı. Şimdi bu karmaşık tanımla ne demek istediğimi birkaç kısa örnek üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Bilmediğiniz bir bilgiyle (!) söze başlamak isterim: Erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz. Bu egemenlik sadece günlük hayatımızda tezahür eden bir erkek baskınlığı durumu değil, aynı zamanda bilinç ve bilgi düzeyinde bireyi üreten bir durum. Birçoğumuz bilincine varmadan erkeklerin bizi nasıl gördüğüne ve hakkımızda ne düşündüğüne ilişkin varsayımlar kuruyor ve buna göre hareket ediyoruz. Elena Ferrante’nin Napoli dörtlemesinde karakterlerden yazar olan tam da bunun üzerine, yani kadının erkek tarafından sürekli üretiliyor olması üzerine bir kitap yazıyor. Sonra kendi partneriyle ilişkisine bakınca şunu fark ediyor: Erkek egemenliğini kendi bedenlerinde ve hayatlarında yeniden üretenler sadece alt sınıf, eğitimsiz, güvensiz kadınlar değil. Bu konuda düşünmüş ve yazmış biri olarak kendisi de aslında kendini karşısındaki erkeğin gözünden görmeye ve ona hoş gelecek şekilde görüntüsünü, halini, tavrını değiştirmeye teşne. Ben hiç öyle değilimdir diyorsanız yüz puanı kaptınız. Tinder tam da bu tür, kadının erkek egemenliği altında yeniden üretildiği bir alana itiyor kullanıcılarını.

Tinder’ı çok aktif olarak kullanan ya da Tinder’da birçok erkek tarafından beğenilen kadınlara ne deniyor? Tinderella. Bir google’larsanız bu konuda ahkam kesen ibadullah yazı bulacaksınız. Referans verilen hikayeye göre Tinder’ı çok aktif kullanan kadınlar aslında hayatlarının erkeğini ‘kafeslemeye’ çalışan, yüzeysel ama bakımlı kişiler. Uygulamayı kullanıp birçok kadınla tanışan erkek yaftalanmıyor; tersine uygulamayı ‘amacına uygun kullandığı’ için hemcinslerince takdir ediliyor. Diğer yandan kadın için biçilen rol tam da bir Sinderella rolü. Sanal manal, kadın kadınlığını bilsin; makyajı yüzünden, “Ben bilmem onu benim kocam bilir”i dilinden eksik olmasın. Erkek kadını gerçekte nasıl hayal ediyorsa, sanal ortamda da aynı şekilde yeniden yaratıyor.

Tinder, neoliberal gerçekliğimizin son halkalarından. Sistemin bireyi kendinin tek boyutlu bir yansımasına dönüştüren, kişileri tek tipleştiren, birbirine çok benzer seçenekleri yan yana dizip sanki seçim şansı varmış ve aslında özgürmüş gibi hissettiren sistemin de bir sonucu. Bu hem kadın hem de erkek kullanıcı için aynı. Fakat neoliberalizmin bize dayattığı birçok şey gibi Tinder da önceliklerini, erkeklerin öncelikleri üzerine inşa ediyor. Dolayısıyla Tinder gündelik hayatımızdaki kendimizi erkek gözünden görme durumumuzu katlayarak artırıyor. Mesela görselin yazının çok daha önünde olması, seçimlerin çokluğu ve görselliğin kendisi. Erkek profillerinde daha çok spor yapan, arkadaşlarla, motorlu motorsuz çeşitli taşıtlarda ve taşıtlarla çekilmiş fotoğraflar varken, kadınların çekici olması için bakımlılık, göze hoş gelme, güzel gözükme şartı aranıyor. O yüzden de erkeklerin kadın kullanıcılara söylediği ilk cümlelerden biri genelde “Çok güzelsin” veya o anlama gelecek bir şey oluyor. Sağol canım, senin göz zevkin için varım ben zaten.

İlk kez bu tür bir uygulamayı indirip kullanmaya başladığımda beğendiğim herkese “Merhaba, nasılsın, naber” yazıyordum. Zamanla baktım ki aslında başta onlar da beni beğenmiş (sağa fırlatmış veya like etmiş, neyse uygulamanın kuralı) olmalarına rağmen birçoğundan selamıma karşılık alamıyorum. Bir bilene (uzun dönemli bir kullanıcıya) sordum. Dedi ki “Burada kadınlar ‘Merhaba’ demez genelde. Yazdığın adamlar ya senin fazla ‘cüretkâr’ ya da ‘umutsuz’ olduğunu düşündükleri için cevap vermemiştir.” Arkadaşım, gerçek hayatta flört olayında belli ki dikiş tutturamamışsın. Niye internette de aynı erkek egemen, “Ben seçerim kadınımı, o beni seçemez,” saçmalığını devam ettirmek istiyorsun? Zaten işe yaramamış bir seçim yönteminin uzun süre tekrar edilirse başarı getireceğini kim söyledi sana? Niye inanıyorsun her söylenene? Ayrıca kadınlar siz neden buna göz yumuyorsunuz? Sizin yüzünüzden ben salak durumuna düşüyorum.

Bu üstgerçeklik durumu aynı zamanda var olan gerçeklikteki köşeleri sivriltiyor. İnsanların a) yaptıklarından ve söylediklerinden sorumluluk duymadıkları ve b) herkesin gözden çıkarılabilir olduğu bir dünyada, başımıza neler geleceğine dair küçük bir demo sunuyor. O kadar çok seçenek var gibi ki hiç kimse yeteri kadar önemli değil ve bu insanlarla yüz yüze karşılaşma olasılığınız (eğer sohbet bir randevuya evrilmediyse) düşük. Bu gözden çıkarılabilir olma durumu tam da insanı insanlıktan, beni de çileden çıkarıyor.

Bir adamla dört beş gün sürekli yazıştık. Akıllı, eğlenceli falan birisine benziyordu. Saatlerce yazıyor, dinliyordu. Dersin ki normal biri. “Cuma buluşalım mı?” dedi. Cuma sabah mesaj atıp “Ben ucuza bilet buldum hafta sonu için başka bir şehre gidiyorum. Gelince görüşürüz,” dedi. En azından bilgilendirme var. Hafta sonu da mesaj attı ara ara. Ben de hafta ortasında “Nasıldı tatil?” diye sordum. Ölü taklidi. O kadar bıdır bıdır her gün yazan adam bir anda cep telefonu numarasına (o aşamaya gelmişiz yani) gelen bir mesaja cevap vermedi. Aynı dönem ve benzer bir vakada, adam buluşalım diye günlerce ısrar ettikten sonra buluşma gününde “Ben çok hastayım, başka gün buluşsak olur mu?” dedi. Tabii ki. Bu arada aynı yerde çalıştığımız ortaya çıktı. İki gün sonra mesaj attım “Nasıl oldun iyi misin?” diye. Ölü taklidi no 2.

Bu iki adamın da aynı hafta benle mesajlaşırken ölmüş olma olasılığının düşüklüğü göz önüne alınırsa ölü taklidi yapmaları başka bir duruma işaret. Gerçeklikte de oluyor bu taklit ama yüz yüze tanıdığın, arkadaşının arkadaşı olan falan birine yapmak daha büyük cesaret istediği için sayısı çok daha az. Genelde insanlar “Bence biz birimize uygun değiliz,” “Meğer ben evliymişim,” “Başkasıyla tanıştım,” gibi nedenlerle iletişimi sonlandırıyor. Üstgerçeklikte sosyal baskılar yok, ortak arkadaş yok. Dolayısıyla insan ve insanlık durumlarını dımdızlak çıkarıyor karşınıza. Aynı yerde çalışıyoruz arkadaşım, adını ve bölümünü de biliyorum. İnsan gelir beni bulur, rezil olurum diye korkar da insanlık adına cevap yazar, terbiyesiz.

Bu adamlar ayı ama ben de salağım biraz. Oturup “Ben nerde yanlış yaptım?” eşliğinde düşündüm uzun uzun. Sonra Ferrante bacımın yazdıkları geldi aklıma. Benim kendimin bir şey yaptığını düşünmem bu adamları ve onları normal kılan sistemi yeniden üretiyor. Beni de sistemin üreticisi olarak yeniden üretiyor. Onların kurallarını içselleştirip yeniden yaratıyorum. Ben kendimi onların gözüyle görmeye çalışıyorum ama öyle bir göz yok, o göz kör, beni görmüyor zaten.

Yani üstgerçeklik dediğimiz de öyle yukarıda kalmıyor sonuçta. O gerçeklik de geliyor bizim gül gibi (kör ölür badem gözlü olur) gerçek gerçekliğimizi şekillendiriyor. Tinder ve benzeri uygulamalar var; çünkü insanların birbirine bakışı, beklentisi, yaşama şekilleri ve ilişkilenme yöntemleri değişti. Ama diğer yandan da Tinder ve benzer uygulamalar yüzünden insanlar gerçek hayatta tanıştıkları insanlara da Tinder’da konuştukları insanlara davrandıkları gibi davranıyor. Üç cümlede beni etkileyemedin mi, geççç! Çünkü ben etkilenmesi gerekenim ve sen de etkilemesi gereken; çünkü ben çok başkayım, çok özelim, çok farklıyım. Bak hep spor yapan, enteresan fotoğraflarım var benim profilimde.

Tinder gerçek hayattaki erkek egemenliğini alıp ham şekilde bize geri sunuyor. Daha önceden sosyal kaygılar altına saklanan erkek çiğlikleri en kırmızı halleriyle önümüze sürülüyor. Peki ben buradan ne öğrendim veya ne öğrenmeyi bekliyorum? Valla ya nasıl mücadele edeceğimizi (hem gerçek gerçeklikte hem de üstgerçeklikte) öğreneceğim ya da başımıza daha neler geleceğinin ön gösterimini görmüş oluyorum. Şimdilik gözlemleme ve analiz aşamasındayım, ne de olsa Ferrante’nin bacılarıyız.

6 Yorumlar

  1. bu neoliberal kapitalist patriyarkanın zalim bir süperego misali “ben nerde yanlış yaptım” diye diye sisifos’un kayasını bize yokuş yukarı taşıttırıp taşıttırıp geri düşürmesi, sonra da bundan mutlu olmamızı beklemesi gayet güzel canlandı gözümde. Ferrante’den destek almak da çok ferahlatıcı olmuş. Ferrante var olduğunu sandığımız ama olmayan, bizi görmeyen o kör gözün yerine geçen güneş gibi ışımış, onunla beraber dory hanım da 🙂 ışığınız için teşekkürler

  2. Yazdıklarınızı okurken Aziz Ansari’nin Modern Romance kitabı geldi aklıma. Günümüz ‘randevulaşmaları’ ile ilgili, tavsiye ederim.

    Gerçi orada postmodern ve üstgerçekçi dünyada toplumsal cinsiyet rollerinin ilişkilere etkisi çok irdelenmemiş.
    Nasıl mücadele edeceğimizi öğrenin, öğrenelim hepberaber.. Başka türlü mümkün bile değil!

    (Bu arada can sıkıntısından tinder kullandım. Buluştum da biriyle)

  3. seray şahiner’in “hanımların dikkatine” romanında da akıllı olmayan cep telefonu mesajlarının kadın erkek ilişkilerinde iletişimsizliği katlaması çok güzel anlatılıyor. aşık olduğu erkeğin mesajını heyecanla beklediği için gözü kulağı telefonun sesinde olan kadının, banka vs. pazarlama mesajlarının her biriyle, tekrar tekrar yaşadığı hayal kırıklığı, bir üst gerçekliğe, tinder’a giden yolun ilk basamakları, “ön gösterimi” imiş meğer. kendi aklımızı kullanır, kendi sesimize kavuşursak teknolojiyle imtihanda yeni ufuklar açabileceğimize dair şu yazı iyi geldi:
    http://www.5harfliler.com/beden-hackerlari-her-yerde-hem-de-kadinlar-hazir/

  4. bu yazıyla da gerçek hayattaki insan egemenliği bir yakıştırmayla dahi olsa gün yüzüne çıkıvermiş. kritik bakışınız, insan dilinin türcü ifadelerine problematik bir yaklaşımdan yoksun kalmış; yarım kalmış. lütfen, insana mahsus kötülükleri hayvan yakıştırmalarıyla ifade ederek hayvanlara zarar vermeyin.

  5. Sayın yazar yazdıklarınızın büyük kısmına katılmakla beraber bu durumun büyük oranda toplumdaki var olan erkek hegemonyasına bağlanmasına katılmıyorum. Bence bu durum cinsiyetlerden çok toplumun tüketim anlayışına bağlı bulunmakta. İnsanlar artık ilişkileri de tükenen bir şey olarak görmekte. Çevremde çok kez duyduğum ve ekseriyetle kadınlar tarafından dile getirilen ‘ilişkimizin heyecanı kaçtı’ belki bu durumu daha iyi anlayabilmemiz için bir yol gösterir. Tüm dünyayı sadece kendi etrafında dönüyor sanmak belki her iki cinsiyetin de içinde bulunduğu ortak bir yanlış. Kendilerine sürekli ilgi gösterilmesini beklemek veya sürekli sürprizler bekleyerek ilişkiye heyecan katılmasını beklemek belki de bunun en somut örneği. Benim naçiz fikrim bu dünyada sadece kadın ve erkek olarak ayıramayacağımız sosyal çarpıklıklar bulunmakta ve daha derin bir çözümleme gerektirmektedir.

  6. Bacim, valla eslestikten sonra mesaja cevap vermeme durumu kadinlarda cok daha vahim duzeyde. Muhabbetin ortasinda kaybolmada herhalde esitizdir. Bir iki iliskiden sonra kaybolmaninsa kulliyen bir erkek zanaati olduguna hic suphem yok. Online iliskilerin hicbir ekstra sosyal bag barindirmamasindan doalyi kolayca kesilebilirliginin yaninda meselenin bizim yakadan gorunusune ciddi bir top %1 dominasyonu var:
    https://medium.com/@worstonlinedater/tinder-experiments-d44892e18f75
    https://medium.com/@worstonlinedater/tinder-experiments-ii-guys-unless-you-are-really-hot-you-are-probably-better-off-not-wasting-your-2ddf370a6e9a

    Ama ilk mesaji gondermekten vazgecmesin. Isin ilmi ortada:
    https://theblog.okcupid.com/a-womans-advantage-82d5074dde2d
    Zaten curetkar kadindan hoslanmayan adamla bulusup da ne yapacak?

    Ama allahinadiniverdim profiline “eslesince mesajima cevap vermeyene soyle boyle yapacagim” gibi seyler yazmasin. Umutsuz ve gecimsizim diye haykiriyor adeta oyle yazilar.

    PS: Yurtdisinda yasadigim icin belki TC’de kullanima asina degilim, ama Tinderella tabirinin sik sekilde adeta “slut”in online versiyonu gibi kullanilmasina pek rastlamadim. “Tinder guzeli” gibi manaya geliyordu sohbette nadir rastladigim kullanimlari.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.