Memlekette ve dünyada nefes alacak, boş gökyüzüne bakacak anlar ve alanlar daraldıkça, gök üstümüze kapanıyormuş gibi hissettikçe, kendimi kadınların tarihine atar, bu tarihin sebatkâr seslerinden kuvvet almaya çalışırım. Her şeyin düzelebileceğine, yeniden başlanabileceğine dair umut verirler bana. Blues tarihinin kadın şarkıcılarını aralıksız dinlemeye başladığım şu karamsar zamanlarda, onlarla ilgili bir dizi biyografik yazı yazma fikri içimi baharla doldurdu. Biyografik yazılar yazmak istedim çünkü ilk olarak bu kadınlarla ilgili Türkçede derli toplu bir şey bulabilmek güçtü. İkincisi ise biyografinin doğasından kaynaklı bir tercihti. Biyografiler yani yaşam yazıları, kendimiz dışındakileri, başkalarını baştan sona görebilme, bu görmenin içinden kendine, kendi hayatına bakma şansı vererek hayatlarımızda, esasen, küçük parlama anları yaratırlar. Kendimizle bir başkasının bir başkası tarafından anlatılmış hayatı vesilesiyle karşılaşırız. Heyecan ve gerginlik arasında salınan her sahici karşılaşma gibi değişimin kucağına atarlar bizi.

Bu ufak yazı dizisinde Ma Rainey, Bessie Smith, Billie Holiday, Big Mama Thornton, Koko Taylor ve Janis Joplin’in yaşamlarını anlatacağım. İlk yazı blues’un annesi Ma Rainey hakkında!

1920’lerin sonundan itibaren siyah müzisyenlerin plaklarına artan bir ilgi vardı. Beyazlar da Amerika’nın güney şehirlerinde, ara sokaklarda yalnızca siyahların yaşadığı yerlerde çalan bu müziğe ilgi duymaya başlamışlardı. Köleliğin izleri hâlâ ortadaydı, Afroamerikalılar beyazlarla eşit haklara sahip olmadıkları gibi aynı yerlerde de bulunamıyorlar ve çoğunlukla beyazlar tarafından ırkçı hakaretlere ve saldırılara maruz kalıyorlardı. Blues’un yükselişi işte bu tarihsel aralığa denk gelir. 20. yüzyılın başında Amerika’nın güneyinden, Mississippi deltasından dünyaya yayılan titreşimleriyle blues, bir sömürge müziğidir; Afrikalı kölelerin tarlalarda çalışırken söyledikleri şarkılarla Amerikan yerli müziklerinin karışımından doğmuştur. Esas itibariyle bir ölüm kalım mücadelesinin sesidir.

Blues performatif gelişimini, sahne performanslarıyla müziği bir araya getiren yetenek şovlarına, vodvillere ve bir yanıyla da beyazların Afroamerikalılarla dalga geçmek için sahneledikleri ırkçı minstrel şovlarına da borçludur. Minstrel şovlarında, suratlarını siyaha boyayıp, ağız kenarlarını kırmızıyla belirginleştiren beyaz oyuncular, Afroamerikalıları ahmak, vurdumduymaz, şaklaban, tembel ve boş inançlara kapılmış olarak sahneliyorlardı. Öte yandan minstrel şovlar Afroamerikalıların eğlence dünyasında da yankı bulmuştu. Bu ırkçı şovları ters yüz ederek, bu şovların parodilerini yaparak eğlenen Afroamerikalılar, minstrel şovların performatif kuvvetini kendi yetenek şovları ve blues’la birleştiriyorlardı. Sonuç mükemmeldi ve hayli rağbet görüyordu.

Şüphesiz yetenek şovlarının icracıları arasında şarkıcı, dansçı ve oyuncu olarak kadınlar da vardı. Blues’un Afroamerikalıların yetenek şovlarıyla flörtünden muazzam müzik grupları ve şarkıcıları da çıkmıştı. 1920’lere gelindiğinde sahneler kadınların alaycı, içli ve kuvvetli sesleriyle yankılanmaya başlamıştı bile. Nihayet 1920’de Mamie Smith plak çıkarabilen ilk Afroamerikalı kadın oldu.

Mamie Smith’i hızlıca Ma Rainey, Bessie Smith, Ethel Waters, Ida Cox gibi şarkıcılar izledi. Bu yazıda Ma Rainey’e göz atacağız:

Gertrude Malissa Nix Pridgett ya da tanıdığımız ismiyle Ma Rainey, muhteşem sesi, bir asır öncesinden günümüze hâlâ etkisini yitirmeyen güçlü personası, eşsiz sahne aurası ve havaya karışan nağmeli sesinin ilham verdiği diğer kadın şarkıcılar ile blues tarihinin mihenk taşlarından, namı diğer “Mother of Blues” yani blues’un has be has annesi!

Şarkıcılık kariyerine ve sahne performanslarına 12-14 yaşlarında yetenek şovlarında başlayan Ma Rainey, kendisi gibi müzisyen olan Will Rainey ile 1904’teki evliliğinden sonra Ma Rainey olarak tanındı. Evlendiğinde henüz 18 yaşındaydı.

Blues denilince akla ilk gelen şehir olan New Orleans, Ma Rainey için de bir dönüm noktası oldu. Burada  Joe “King” Oliver, Louis Armstrong, Sidney Bechet ve Pops Foster dâhil olmak üzere sayısız müzisyenle karşılaştı. Aynı sıralarda blues şarkıcılığında kendine bir yer edinmeye çalışan genç Bessie Smith’le tanıştı. Bessie Smith’le Ma Rainey’nin ilişkisi üzerine birçok söylenti vardır. Bunlardan en ünlüsü, Ma Rainey’nin Bessie Smith’i kaçırdığı, Rabbit’s Foot Minstrels’a katılmaya zorladığı ve ona blues söylemeyi kendisinin öğrettiğidir. Bu söylentiler gerçek mi yalan mı bilmiyoruz ama Bessie Smith’in Ma Rainey’den çok etkilendiği bir gerçektir. Hatta aralarında oldukça yakın bir ilişki olduğu biliniyor.

Ayaklarına kadar uzanan altın rengi parlak elbiseleri, ışıltılı takıları ve büyük gösterişli şapkalarıyla güneyin güneşini izleyenlerinin yüzlerine taşıyan Ma Rainey’e ülke çapındaki asıl ününü 1923’ten itibaren Paramount Records’la yaptığı plaklar sağladı. Sonra şarkılarının ve turlarının ardı arkası kesilmedi. Louis Armstrong’la yaptığı kayıt da dâhil 100’ün üzerinde plak yaptı. 1926’da Ma Rainey, artık kendisine ait yedi kişilik limuziniyle güneyi turluyordu. Öyle rağbet görüyordu ki ertesi sene üzerinde kendi isminin yazdığı Mack marka otobüsüyle kumpanyasını rahatlıkla gezdirebiliyordu. Ne var ki kariyeri 1928’de Paramount şirketinin kendisini plak listesinden atmasıyla ani bir ivme kaybetti. Ama Ma Rainey, duracak değildi.

“Booze and Blues”:

1935’e dek turlara devam eden Ma Rainey, emekli oldu ve geri kalan yaşamını geçirmek üzere memleketi Şikago’ya döndü. Ama elbette bir kenara çekilmedi, burada kurduğu iki tiyatroda varlığını sürdürmeye devam etti. Kaderin cilvesi şu ki, 53 yaşında kalp krizinden öldüğünde adli tabip, Ma Rainey’nin ölüm belgesine mesleğini “temizlikçi” olarak kaydetmiştir!!!

“See See Rider Blues”, 1924, Louis Armstrong ile beraber:

Ma Rainey yalnızca şarkıcı ve bir şov kadını değildi aynı zamanda bir besteciydi de. Çoğunun otobiyografik olduğu söylenen şarkılarında Ma Rainey, blues’un ana konularına da sıklıkla değiniyordu: Dayanışma, birliktelik, acı, umutsuz aşıkların sevgililerine “geri dön” yakarışları, toplumsal rahatsızlıklar ve cinsellik.

“Bo-Weavil Blues”:

Ma Rainey’nin dönem için yenilikçi sayılan vodvil geleneğiyle blues’u birleştiren sahne performansları dışında, blues tarihindeki diğer bir önemi, cinsel yönelimini açıkça dile getirdiği şarkı sözlerinde yatar. Will Rainey ile evli olmasına rağmen Ma’nın kadın sevgilileri de olduğu bilinmektedir. Yalnızca dönemin Amerikası için değil, günümüz dünyası için bile devrimci sayılabilecek yaşam biçimi ve şarkı sözleriyle de oldukça etkileyicidir. Şarkı sözlerinde cinsel yöneliminden açıkça bahseder. 1928 tarihli “Prove it on me” kadın eşcinselliğini konu alır. Kaynaklara göre Ma Rainey, şarkıyı, hemcinsleriyle bir orji partisinde basılmasından sonra bestelemiştir. Polis baskınından kaçamayan tek kişi Ma Rainey’dir ve bir gece hapiste kalır, ertesi gün Bessie Smith’in kefaletini ödemesiyle çıkar.

“Prove it on me”:

“Dün gece arkadaşlarla dışarı çıktım/ Hepsi mutlaka kadındır, çünkü erkekleri sevmem/ Kravat taktığım doğrudur/ Ki her zaman estirir rüzgârı” diye devam eden sözleriyle “Prove it on me”de Ma Rainey, tavrını açıkça ortaya koyar. Dönemin blues kadın şarkıcılarının genel olarak, hemcinsleri tarafından beğenilmekten hoşlandıkları ve Ma Rainey dışında, Bessie Smith, Alberta Hunter, Ethel Waters ve Gladey’s Bentley’nin de cinsel yöneliminin kadınlardan yana olduğu biliniyor. Tüm bu şarkıcılar, Harlem Rönesansı denilen dönemde bu açıdan da ilham verici olmuşlardır. 1926 tarihli “Sissy Blues”da ise Ma Rainey açıkça erkek eşcinselliğine atıfta bulunur.

Sissy Blues:

Ma Rainey’nin sahnedeki etkileyici performanslarından geriye bir görüntü kalmamışsa da, inleyen buğulu sesinin, şarkı sözlerinin ve az sayıdaki fotoğrafının arkasındaki kabına sığmayan enerjinin hâlâ buralarda bir yerlerde dolandığını hissetmemek mümkün değil.

“Ma Rainey’s Black Bottom”:

Kaynaklar

http://www.musicradar.com/news/guitars/the-25-best-female-blues-artists-ever-264300

http://www.shogafilms.com/taint-nobodys-bizness/

Angela Y. Davis, Blues Legacies and Black Feminism, Vintage, 1999

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.