Erkeklik fikri değişse de toksikliği aynı kaldı.

Pankart yazısı: “Toksik olmadan da erkek olabilirsin birader”

Ashley Morgan

Yüzyıllardır, erkek şiddeti ve saldırgan davranışları sıklıkla iktidarı anlamanın ve ataerkilliği sürdürmenin yolu oldu. Zamanımızda, daha ılımlı toplumlarda bu durum biraz yumuşadıysa da birçok değişik biçimde ve artık yeni adıyla “toksik erkeklik” olarak yine de var.

Bu ifade uzun süredir iktidar sahibi erkeklerin etrafındakileri bastırmak için kullandığı sistematik saldırgan davranışlar olarak akademisyenlerce kullanıyordu. 1980lerin sonunda Avustralyalı sosyolog Raewyn Connell kavramı orta sınıf beyaz erkeklerin konum ve iktidarlarını sosyal olarak marjinalleşmiş kadınlar, eşcinsel erkekler ve işçi sınıfı erkeklerini baskılama biçimi olarak tanımlamıştı. Bu düşünce o zamandan bu yana saldırgan rekabetçilik, diğerlerine karşı hoşgörüsüzlük gibi birçok davranışı da içerecek şekilde genişletildi.

Şimdi ise, yeni toplumsal hareketlerin uyanışıyla, ünlüler ve kamuoyu önderlerinin desteğiyle, önde gelen bazı erkelerin cinsel taciz davranışları iddiasının gün yüzüne çıkmasıyla toksik erkeklik kavramı toplumda daha geniş bir geçerlilik kazandı.

Son zamanlarda konuşulan konulardan biri de Pixar tarafından konuya işaret eden bir kısa filmin yayınlanması oldu. Bu çizgi film Purl adındaki pembe bir yün yumağının B.R.O Capital adlı şirkette yeni bir eleman olarak kendine yer edinmeye çalışmasını konu alıyor. Filmde beyaz erkeklerle dört bir yanı sarılı Purl “Çok yumuşaksın, biraz saldırgan olmamız gerek,” laflarını duyarak uyum sağlamaya çalışır.

Pixar’ın filmi bir Gillette traş bıçakları reklamından birkaç hafta sonra yayınlanır. Fakat Pixar “güçlü bir hikayeyi” dikkat çekici biçimde “doğrudan” anlatması ile övgülerle karşılaşırken, Gillette reklamı eleştirildi. Gillette reklamı bazı erkeklerin sokakta ya da işyerinde sürekli yaptığı uygunsuz davranışların -zorbalık, istenmeyen dokunmalar ve ıslıklamanın- uygunsuz olduğunu gösteriyordu. Dahası, mesaj bu tür davranışların uygunsuz olduğunu erkeklere çocuk yaşta açıklamak gerektiğini gösterir gibiydi.

Gillette reklamının baskın ve saldırgan erkeklik formlarını açıkça eleştirmesi reklamın “erkek karşıtı” olduğunu düşünen bazılarını kızdırdı. Örneğin gazeteci Piers Morgan ateş püskürdü: “Gillette’in şimdi söylediği şey, erkek olmak için son 30 yıl boyunca size söylediklerimizin hepsi kötüydü demek. Bunun itici olduğunu düşünüyorum … hepimizin özür dileyecek bir şeyi olduğu imasının. Kapa çeneni, Gillette.” Bir diğer grup ise geleneksel erkeklik biçimlerinin genel olarak tehdit edildiğini iddia ediyor.

Toksikliğin bağlantıları

Fakat tehdit altındaki bu “geleneksel” erkeklik de ne ola ki? Saldırgan davranışlar ve diğerlerini baskılama isteği onlarla sınırlı olmasa da özellikle iktidar sahibi olanlar için doğal hatta tercih edilen tutumlar olarak görülüyor. Fakat saldırgan erkeklerin daha yüksek testosteron düzeylerine sahip olduğu varsayımına dayalı bu düşünce bilimsel olarak büyük ölçüde çürütüldü.

Toksik erkeklik kaygısında son zamanlardaki artış birkaç alandan kaynaklanıyor. Ünlülerin desteklediği “Time’s Up! – Vakit Tamam!” hareketi cinsel taciz ve işyerlerinde eşitsizliğe son verme çağrısını sürdürüyor. Gündelik Cinsiyetçilik Projesi toksik davranışların sonuçlarından zarar görenlerin günlük deneyimlerini derliyor.

Bu arada lise katliamlarından yol kavgalarına kadar şiddet ve saldırganlık toksik erkeklik örnekleri olarak niteleniyor; fakat bazı yaygın erkek saldırganlıkları problemin gerçek boyutlarını daha iyi gösterebilir. Bunlara, kadınlara erkeklerin istenmeyen ilgisi nedeniyle kamusal alanda kendilerinin güvende hissettirilmemesi dahil. Bundan daha üstü kapalı biçimde olabilir: Erkeklerin sıklıkla kadınlara yönelik cinsel içerikli ve aşağılayıcı kamusal yorumlarını göstermek.

Mağdur erkekler

Kadınlar toksik erkekliğin tek mağduru değil, bu davranışlardan erkekler de aynı şekilde derinden etkilenebiliyor. Erkekler bir toksik erkeklik davranışı tarafından doğrudan hedef alınmasalar da toksik erkeklik kültürü, duyguların zayıflık olduğunu iddia eden dar erkeklik beklentilerine uymak üzere onları duygularını bastırmaya zorlayabilir. Bu düşünceye göre doğal olarak fiziksel bakımdan güçlüler erkek, “zayıf” olanlar ise “kartanesi” olurlar.

Toksik olduğu düşünülen eril davranışlara karşı bir geri tepmeyle “erkek çocukların erkek olamayacağı” bir toplumla sonuçlanacağı uyarılarını yapanlar asıl noktayı kaçırıyorlar ve erkek olmak için saldırgan ve baskın olmak gerektiğini iddia ediyorlar.

Nasıl bütün erkekler toksik erkeklik davranışları sergilemiyorsa aynı şekilde bütün erkekler de standart erkeklik kalıplarına uymuyor. Birçok erkek kendi cinsel kimliğiyle mücadele edebilir veya birçoğu sosyal sınıfı nedeniyle başkalarının alım gücüne hiç sahip olamamış olabilir. Bazıları belki çalışmıyor veya tam zamanlı olarak çocuklarına bakıyorlar. Bir noktada diğer erkeklerin toksik yorumlarına veya şiddetine maruz kalmış erkekler de olabilirler.

Bazı erkeklerin –özellikle iktidar sahibi ve ayrıcalıklı erkeklerin– erkekliklerini ifade etmelerinin yalnız ve tek bir biçimi olmadığının daha geniş kabulüne ihtiyaç var. Erkekliğin durağan değil dinamik olduğunun kabul edilmesi kadar erkek olmanın doğru bir tek biçimi de olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Ayrıcalıklı konumdaki erkekler toksik pratiklere yoğunlaşmak yerine herkesin faydası için değişimin aktörü olabileceklerini fark etmeliler. Bu herkes için bir mesaj – erkeklik konusunda yeni bir “savaş” yok, kimsenin erkekliğini saldırganlıkla “kanıtlamaya” ihtiyacı yok, toksik erkekliğe bir son vermenin zamanı geldi.

Çeviren: Hanife Aliefendioğlu

Bu yazı 7.2.2019 tarihinde The Conversation sitesinde yayınlanmıştır.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.