19 Ağustos haftasında onbinlerce kadın, Sao Paulo’da, Bolsonaro’nun Amazon’a karşı yıkıcı politikalarına karşı protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Bu yürüyüş, binlerce yerli kadının katıldığı ilk yürüyüş olması nedeniyle de tarihsel bir öneme sahip. Çağrılarında yaşadıkları yerin, evlerinin, bedenleri, ruhları olduğu vurgusu yaptılar.

Kazdağları’nda altın madeni için ormanlar yok edilirken, İzmir’de henüz nedenleri bilinmeyen yangınlar devam ediyor. Doğaya karşı düşmanlık haberleri sadece Türkiye’den değil Türkiye’deki siyasi iklime benzer süreçlerin yaşandığı Brezilya’dan da gelmeye başladı.

Brezilya’da kadın ve LGBTİ düşmanlığı ile bilinen homofobik Bolsonaro, iklim değişikliğiyle mücadelede dünyanın kalbi diyebileceğimiz Amazon ormanlarına karşı da son dönemdeki yıkıcı politikaları ile büyük bir tehdit oluşturuyor.

Büyük çapta meydana gelen ormansızlaşma, ormanların yok edilmesi, iklim değişikliğinin nedeni olan sera gazı üretimine katkı sağlıyor, ormanların atmosfere sera gazı salımına engel olması işlevini ortadan kaldırıyor ve böylece atmosfere salınan sera gazı miktarı artıyor. Ormansızlaşma iklim değişikliğine karşı savunmasızlığı artırıyor. Amazon ormanları gibi tropikal ormanlar yok olursa, küresel sıcaklıklar stabilize edilemez, ve iklim değişikliği ile mücadele imkansızlaşır.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin raporlarına göre, atmosfere küresel sera gazı emisyonu miktarının %12’si tropik ormanların yok edilmesi nedeniyle ortaya çıkıyor. Özellikle yaşlı tropik ormanlar, iklim değişikliğinin yavaşlatılması konusunda kritik öneme sahip.

İklim değişirse ne olur?

Bugün sadece gezegene karşı değil, bütün insanlığa karşı en büyük küresel tehditlerden biri iklim değişikliği. İklim değişikliğinin neden olduğu aşırı hava olayları nedeniyle özellikle ada ülkelerinde her yıl, yüzbinlerce insan, evlerini kaybediyor, zorla yerlerinden ediliyorlar.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, kısa bir süre önce yayınladığı politika metinleri ile, iklim değişikliğinin neden olduğu küresel “yerinden edilme” durumu olarak ortaya çıkan iklim değişikliği kaynaklı mültecilik statüsünü tanıdığını duyurdu ve bunu önlemek için politikalar ve eylem planları oluşturma konusunda taahhütte bulundu. 2050 yılında, 200 milyon insan, iklim değişikliğinin neden olduğu aşırı hava olaylarının etkileri sebebiyle yerinden edilebilir, iklim mültecisi olabilir. İklim değişikliğinin katastrofik etkileri nedeniyle tahmin edilen zaman dilimi ise kısalabilir.[1]

İklim değişikliği, aşırı hava olayları dışında, gıda üretimini ve kuraklığa bağlı olarak su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu nedenle, küresel bir tehdit, gelecekte gıda ve su krizinin de sorumlusu olarak görülüyor. Gelecekte sağlık gibi fiziksel etkilerin yanı sıra, iklim değişikliği, güvenlik ve sosyal sorunlar gibi birçok alanda yıkımların müsebbibi.

Bolosonaro’nun Amazon ormanları yıkımı

Amazon ormanları, çok büyük tropikal ormanlardır. Brezilya, Kolombiya, Ekvator, Guyana, Peru ve Venezuela sınırları içinde yer alır. Bu ormanların yok edilmesinin sonucu sadece bu ülkelerin sorunu değil, küresel olarak tüm dünyanın sorunudur. Çünkü bu ormanlar, küresel iklim değişikliğine karşı dünyanın dayanıklılığını sağlar.

Amazon ormanları toplamda 6 milyon kilometrekarelik bir alanı ve Brezilya’nın toplam alanının yaklaşık yüzde 40’ını kapsar. Amazon ormanları yıllardır, özellikle büyük petrol şirketlerinin, petrol arama, madencilik faaliyetleri ve tarım şirketlerinin toprak gaspları nedeniyle, büyük bir yıkıma uğramıştır. Tarihte, BP, Chevron gibi dev fosil yakıt şirketlerinin Amazon ormanlarında neden olduğu yıkımlar, küresel alanda tanınmış en büyük çevre suçlarıdır. Fosil yakıt devi Chevron’un 2001 yılında, Ekvator’da Amazon ormanlarında petrol arama faaliyeti sırasında bölgede neden olduğu toksik kirlilik nedeniyle, yerli halk, kanser, düşük gibi tehlikeli madde kirliliğine bağlı hastalıklara maruz kaldı. Şirketin neden olduğu kirlilik, hala bölgede büyük bir çevre sorunu.[2]

Uydu görüntülerine göre, Amazon ormanlarında şu ana kadar, toplamda 315,668 futbol stadyumu büyüklüğünde alan kaybedildi.

Ekvator’da, yerli halkın Amazon ormanlarında yapılması planlanan petrol yatırımına karşı açtığı davanın duruşmasından.

Bolsonaro hükümetinden önce, Amazon ormanlarının korunması için birçok hukuksal kazanım elde edilmiş, ormanların yok edilmesine göz yuman birçok devlet görevlisi, hapis cezası gibi cezalar ile cezalandırılmıştı. Ancak bu koruma, Bolsonaro iktidarı ile değişti. Bolsonaro, Amazon ormanlarını yeniden maden şirketlerine ve toprak gaspçısı büyük tarım şirketlerine açan politikalara imza attı. Brezilya’da ilgili kurumlar tarafından yapılan açıklamalara göre, 2019’un başından itibaren orman yangınları %83 oranında arttı. Sadece, 2019 Ocak ve Ağustos ayları arasında 72843 orman yangını gerçekleşti.

Geçtiğimiz haftalardan itibaren hala durdurulamayan Amazon’daki yangınlar ise küresel olarak büyük tepki çekmeye başladı. Bolsonaro ise, yangınlardan sivil toplumu sorumlu tutan temelsiz açıklamalar yapmaya başladı.

Yerli kadınlar: “Amazon: Bedenimiz, Ruhumuz”

Amazon ormanlarının korunması için ise, en önde, yerli kadınlar var. Bir süre önce, Bolsonaro’nun sağlık hizmetlerine ilişkin ayrımcı politikalarına karşı sağlık hizmetlerinden sorumlu kurumların binalarını basan yerli kadınlar[3] şimdi de Amazon’u korumak için en öndeler.

Kadınlar Bolsonaro’nun sağlık hizmetlerinin sunulmasına dair yerli halklara karşı ayrımcı politikalarını protesto etmek için ilgili kurumların binalarını işgal etti.

19 Ağustos haftasında onbinlerce kadın, Sao Paulo’da, Bolsonaro’nun Amazon’a karşı yıkıcı politikalarına karşı protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Bu yürüyüş, binlerce yerli kadının katıldığı ilk yürüyüş olması nedeniyle de tarihsel bir öneme sahip. Çağrılarında yaşadıkları yerin, evlerinin, bedenleri, ruhları olduğu vurgusu yaptılar.

Yerli kadınlar adına konuşan Faustino isimli kadın, “uluslararası acil eylem çağrısında bulundu”.

Amazon ormanlarının korunmasında, yerli halk, bölgedeki ekosistemin koruyucusu olarak görülüyor. Ne zaman bir şirket, Amazon ormanlarına yatırım iştahı ile yönelse, yerli halkla büyük bir çatışma çıkıyor, ve kimi zaman yerli halka karşı şiddet uygulanıyor.

Yerli halk içinde ise kadınlar, ormanın liderleri, ekonomik konularda yöneticilik gibi rolleri var. Kadınlar eylemleriyle verdikleri mesajlarda, tarımsal ticaretin neden olduğu toprak gaspları, iklim değişikliği, cinsiyetçilik ve ırkçılığın kadınları nasıl etkilediğine vurgu yapıyor.

Yerli halktan kadınlarla yapılan bir röportajda, Reyanne Cristine Maximo Franca şunu söylüyor: “Önyargı ve ırkçılık, Brezilya’da yerli halklar olarak varlığımızın inkar edilmesine neden oluyor. Brezilya’da yerli halkların varlığı tanınmıyor, kadınlar daha büyük bir tanınmama sorunu ile karşı karşıya.”

Aynı röportajda Amazon ormanları ile ilgili bir soruya ise şu cevap geliyor;

“Son derece önemli bir zamandan geçiyoruz. Şu anda Brezilya’da, tarihimizdeki ilk yerli kadın yürüyüşü, binlerce kadının, genç kadının katılımıyla gerçekleşiyor. Yerli kadınların bu alanda kahraman olduklarını görmek güçlendirici bir duygu. Zanaatkar, öğrenci, öğretmen, çiftçi olan farklı ve birbirinden güzel yerli kadınlar, yerli halkların güçlendirilmesi ve genç kadınlar için bir ayna işlevi görüyor.”

“Amazon’da kadınlar, topraklarımıza, kültürümüze, haklarımıza saygı göstermeyen hızlı tüketim alışkanlıklarına ve kültürüne karşı mücadele ediyor. Hükümet, Amazon ormanlarında yıkıcı devasa yatırım kararlarını onaylıyor. Biz kadınlar ise, inşa etmek istedikleri yerleri işgal ediyor ve bedenlerimizi civa ile sarsan meşru olmayan madenciliğe karşı mücadele ediyoruz. Yürüyüşümüzün sloganının, “Amazon: Bedenimiz, Ruhumuz” olması tesadüf değil. Amazon’da yapılanlar nedeniyle vücudumuz zehirleniyor.”

Yazıyı sadece mücadele ederken, sokakta örgütlenirken, inşaat araçlarının önünde dikilirken değil, kadınların aynı zamanda karar alma süreçlerinde de öncü rolleri olduğu bilgisi ile bitirmek isterim. Yerli kadınlar, kendi toplulukları içinde, yerli halkların haklarını savunmak için tüm kurumsallaşma içinde de karar alma süreçlerinin önündeler. Örneğin, Brezilya Amazon Yerli Halkların Koordinasyonu, yerli halktan kadınlar tarafından yönetiliyor.

[1]https://www.unhcr.org/protection/environment/5c9e13297/climate-change-disaster-displacement-global-compact-refugees.html

[2] Bu olaydan sonra Ekvator’da yapılan anayasa referandumunda, halkın %60’ından fazlasının kabul oyu ile, geniş ölçüde doğanın hakları anayasal güvence altına alındı.

[3] https://www.bbc.com/news/world-latin-america-49329680

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.