Feminist çizgi romanlar vardır – 2

1
846

Sufrajetlerin oy hakkı mücadelesini bir kez de çizgi romandan okumak istemez miydiniz? Ya da ana akım çizgi romanlarda pek göremeyeceğimiz beden çeşitliliğiyle farklı ırklardan, farklı yönelimlerden, farklı yaşlardan kadınların gerçekliğini gerçek olmayan bir gezegende, Bitch Planet’te okuyabilirsiniz.

Biz aklımıza gelen çizgi romanlardan sizlere bahsetmeye devam ediyoruz. Kuşkusuz ne kadar yazsak eksik kalacak. Sizler de önerilerinizi paylaşsanıza!

Listenin ilkine tekrar göz atmak isterseniz sizi şuraya alalım.

Y: Son Erkek (Brian K. Vaughan – Pia Guerra)

Y kromozomunu taşıyan tüm memeliler bir anda ölür. Parlamento, ordular, fabrikalar, kısacası erkek işkolu olarak görülen tüm sektörler bir anda durur. Geride yalnızca Yorick isimli bir erkek ile maymunu Ampersand kalır. Bu ikiliyi korumak için bir ajan olan 355 ve olayın bilimsel denklemini çözmek için iyi bir biyomühendis olan Allison hikayeye dahil olur ve seri boyunca maceralarını izleriz. Bu felaket (?) nasıl gerçekleşmiştir ve yeniden eskiye dönebilmek mümkün müdür? Erkeklerin olmadığı bir dünyada kadınlar neler yapmaktadır?

Seride erkeklerin yok olmadan önce faydalandıkları patriyarkaya ufak ufak değinirken, maalesef yaratıcılarının “kadınların güçlenmesi çok önemli ama aşırı feminizm de biraz itici ya” tadında yaklaşımı söz konusu. Bazı feminist söylemler karikatürleştiriliyor, erkek ana karakterin yakınında olan kadınlar da çok güçlü karakterler olmakla birlikte “makbul” politik sınırlar içerisindeler. Kitabın en ciddi terörist (!) örgütlenmelerinden birisi lezbiyen feminist amazon kadınları. Yer yer de erkek çizerin hayallerini izliyoruz hissi uyanıyor “nerd, başarısız bir erkeğim ama dünyanın sonu geldi ve tüm ‘güzel’ kadınlar için artık tek seçenek benim”. Ki Brian Vaughan’in daha önce Saga isimli leziz bir serisi vardır, queer olay örgüsü ve karakterlere sahip olmasına rağmen ana öyküsü bu listeye çok uygun olmayabileceği için paylaşmadık ama o seride öyküdeki kadınların, lgbti+’ların daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz ve ısrarla öneririz.

Eksiklerine rağmen, tüm çılgınlıkları ve belki çizerler negatif gibi yansıtsa da bizim için gülümseme, keyiflenme sebebi olacak detayları ile okunabilecek bir seri olarak değerlendirdik. Yakında Hulu tarafından dizisi de yayınlanacak diye not da düşmüş olalım.

Heathen (Natasha Alterici – Ashley A. Woods – Rachel Deering)

Son dönem bir hayli artan dizileri, filmleri ile Vikingleri bilmeyenimiz kaldı mı? Savaşçı, yağmacı, gaddar tanrılarına kurbanlar veren, bir yandan da büyük kadın savaşçıların da olduğu Vikingler… 2017 basımlı Heathen, lezbiyen bir viking savaşçının bir Valkyrie’nin peşine düşüşü ile başlıyor, daha ne olsun! Baş karakterimiz Aydis, bir kadınla öpüştüğü için köyünün kurallarına göre ya öldürülmeli ya da ceza olarak bir erkekle evlendirilmelidir. Valkyrie Brynhild de yücelerin yücesi Odin’in iktidarına karşı çıktığı için “lanetlenmiş” ve evleneceği birisi gelene kadar bir dağa hapsedilmiştir. İki karakter için de evlilik ceza olarak tanımlanmıştır. Aydis sevgili atıyla, bu efsane Valkyrie’yı aramak için köyünden kaçar. Heteronormativite ve patriyarkaya (yer yer didaktik bir tona bürünebiliyor) eleştirilerle dolu bu 12 serilik hikayenin yazarının, çizerinin ve renklendiricisinin kadın olmasının farkını hissediyor gibiyiz hikaye boyunca. Vikinglerin dünyasına farklı bir yerden giriş yapmak isterseniz okumadan geçmeyiniz!

Story of My Tits (Jennifer Hayden)

Otobiyografik bir çizgi roman olan bu hikayede Jennifer Hayden’in memeleriyle inişli çıkışlı ilişkisini okuyoruz. Çocukluğundan başlayıp ergenlik kaygılarına, yaş aldıkça kendinde gözlediği değişimlerden sağlık sorunlarına kadar okuduğumuz “memelerinin hikayesini” sanki bir arkadaşımızla muhabbet ediyormuşuz gibi hissettiren samimi bir dil ile açıyor okurlarına. Türkçeye de “Memelerimin Hikayesi” olarak çevirebileceğimiz Jennifer Hayden’in bu hikayesinde hepimiz kendimizden bir parça bulabiliyoruz.

Kızıl Azize (Mary M. Talbot – Bryan Talbot)

Talbot’ların “Babalar ve Kızları” ve bu listeye eklemeden geçemediğimiz sufrajetleri anlatan “Öncü Kadınlar” adında iki çizgi romanına ek olarak Montmartre’ın Kızıl Azizesi Louise Michel’i anlattıkları bu hikaye oldukça kalbimizi çaldı. Büyük bir hayali kısa bir süreye sığdıran Paris Komünü’nde tüm ruhunu devrime adamış, üzerindeki her şeyi ihtiyacı olanla paylaşan bir anarşist feminist. Bu çizgi romanda Michel’in Komün’deki mücadelesini, eleştirilerini, yargılanmalarını, hayallerini takip ediyoruz. Ütopyalar neden bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen bir yerde olsun ki düşüncesiyle içinde bulunduğu dünyayı değiştirip dönüştürme motivasyonunu asla kaybetmiyor. Kadınların hayatını doğrudan etkileyen neredeyse her meseleye el atıp radikal söylemlerden asla kaçınmıyor. Bunun çok güzel bir örneği olduğunu düşündüğümüz 1870’lerin başındaki kürsü konuşması ile heyecanını, kararlılığını o yıllardan günümüze aktarıyor adeta: “Yurttaşlarım, evlilik, insanlık tarihinin en büyük hatasıdır. Evlilik demek esaret demektir! Özgür bir kentte evliliğin varlığı daha fazla kabul edilemez. Evlilik suç sayılmalıdır.

Öncü Kadınlar – Bir Direniş Hikayesi (Mary M. Talbot – Bryan Talbot)

Sufrajetlerin oy hakkı mücadelesini bir kez de çizgi romandan okumak istemez miydiniz? Sufrajetlerin öncülerinden Emmeline Pankhurst’un evinde işçi olan Sally Heathcote’un yaşam mücadelesini, örgütlenme sürecini, militan eylemliliklerini, cezaevinde yaşananları akıcı bir tarih kitabı okurcasına izliyoruz. Kitabın sonunda ise döneme dair başlıca olayların ve kazanımların kronolojisi ve önceki sayfalara dönük daha ayrıntılı notlar da epey bilgilendirici oluyor. Her şeylerini mücadeleye adamış bu kadınların başarılarının, umutlarının, umutsuzluklarının, yılmadan devam etme iradelerinin hepimize ilham vermemesi ne mümkün!

Yasak Meyve (Liv Strömquist)

Bu çizgi roman vulva ile tarihler boyu derdi olmuş ve olanlara bir tokat atmak için var. İkili cinsiyet sistemine de benzer bir tokat atan bu anlatıda vulvanın, onunla derdi olmuş tarihsel figürlerin, orgazmın, reglin öyküsü var. 1998’e kadar gerçek boyutu bilinmeyen sevgili klitoristen bizleri mahrum bırakmak için canla başla saçma tezler ortaya atmış kişilerle dalgasını geçen Strömquist, hikayesini anlatırken toplumun ikili cinsiyet sevdasına olan öfkesinden dolayı anlatıyı bırakıp ara ara veryansın da ediyor. Ay o kadar vulva ile kafayı bozmuş ki bazı doktorlar, örneğin mısır gevreğiyle bildiğimiz John Harvey Kellogg işgüzarı “mastürbasyonun rahim kanseri, epilepsi, delilik gibi zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklara yol açtığını” ileri sürebiliyor. Okurken derin nefesler alıp sakinleşmemiz gerekiyor. Bunlar karşısında Strömquist ise oldukça eğlenceli bir dil kullanmış. Çaresizce vulvayı dokunulamaz, regli kirli, orgazmı hastalık gibi gösterme çabalarına rağmen patriyarkanın zavallı bir şekilde kaybetmesi ve bedenimize sahip çıkmamızın öyküsü anlatılıyor bu kitapta.

Bitch Planet (Kelly Sue DeConnick, Valentine De Landro)

Feminist yazar ve çizer elinden çıkan bu çizgi romanımızın yayınlanan 10 sayısında “itaatsiz” kadınların gönderildiği bir gezegene gidiyoruz. Kadınların “kötü annelik, saygısızlık, babanın şerefine leke sürmek, Down sendromlu olmak” gibi gerekçelerle gönderildikleri başka gezegene kurulu bu tesisin ismi “Auxiliary Compliance Outpost”, ama daha çok bilinen ismiyle Bitch Planet. Bitch Planet’teki kahramanlarımız bize adeta “kesişimsellik var bu hikayede” diye bağırıyor. Ana akım çizgi romanlarda pek göremeyeceğimiz beden çeşitliliğiyle farklı ırklardan, farklı yönelimlerden, farklı yaşlardan kadınların gerçekliğini gerçek olmayan bir gezegende okuyoruz. Feminizmin doğrudan konusu olan birçok konuya dokunan Bitch Planet ne yazık ki 10 sayı kadar yayınlandıktan sonra beş sayı da antoloji şeklinde yayınlanıyor ve ne olduğunu anlayamadan hikayenin ortasında kesiliyor. Tadı damağımızda, fikirleri aklımızda, karakterlerin hikayelerini merak ederek devam etmesini umuyoruz.

Ms Marvel (Wilson – Alphona – Wyatt – Miyazawa – Bondoc)

Bu seri aslında feminist çizgi roman serimize çok uyan bir seri değil. Listede yer vermemizin sebebi Marvel’ın artık (en azından bazı) çizgi romanlarında queer ve feminist hareketten etkilenerek karakterlerini bu yönde şekillendirdiğine dikkat çekmek. Siyah Spider-Man, queer olarak açılan Black Cat, X-men’de eşcinsel evlilik… Beyaz, hetero, erkek süper kahramanlar artık bir adım geride bekleyebilir. Ms Marvel, Pakistan asıllı Müslüman ailesi ile yaşayan 16 yaşında bir genç kadın. Bir yandan ergenlik/gönül sorunları ile ilgilenirken, diğer yandan dünyayı kurtarmak gibi dertleri olan Kamala Khan zaman zaman ailesinin baskılarına karşı da mücadele etmek durumunda kalıyor. Daha çok islamofobiye karşı yaratılan bu seride belki en temel eleştirimizi “aile baskısı”nın “kızlarına olan sevgileri” ile bağlanması olarak özetleyebiliriz.

Death – The Time of Your Life / The High Cost of Living (Neil Gaiman – Chris Bachalo – Mark Buckingham – Mark Pennington)

Üç serilik bu çizgi romanlarda, Neil Gaiman’ın Sandman çizgi romanlarında, Sandman’in son derece havalı ablası Death ile kısa öyküler izliyoruz. Death, tanrılardan da eski ve güçlü yedi Sonsuz kardeşten birisi, adından da anlaşılacağı üzere ölüm diyarı ondan sorulur. Death karakterini Sandman’de daha fazla tanıyabiliyoruz, bu kısa öykülere onunla çıktığımız bir kısa yolculuk gibi bakabiliriz.

The time of your life’ta rock yıldızı Foxglove ve sevgilisi Hazel’ı izleriz (daha önce Sandman serisinde kısa bir görünmüşlükleri vardır). Foxglove lezbiyendir ve hayranlarına bunu açıklamak ister ancak menajeri bunu sürekli erteler. Hikaye devam ettikçe sevgilisi Hazel’ın ölümle bir anlaşması olduğunu öğreniriz. İlişkileri nasıl devam edecek ve Death ile anlaşmalarında nasıl bir sonuca ulaşacaklar birlikte izliyoruz.

The high cost of living Death ve yan karakterler dışında tam bir kadın öyküsü diyemeyiz, diğer kısa öykü ile birbirini tamamladığı için kısaca yer veriyoruz (Foxglove ve Hazel bu seride de görülürler). Death bu öyküsünde Sexton isimli bir gençle Mad Hattie’nin kalbini bulmak için yola çıkar, o esnada Death’in boynundaki Ankh kolyesi için de The Eremite peşlerindedir.

1 yorum

  1. Perfect!!
    Emeginize saglık gençler.
    Anlatiminizdaki dilin yalınlıgi ve akıcılıgı harika.
    Ama en çok begendigim konu; romanların ana temasına değinirken o kadar ölçülü ele almışsinizkı konuyu, insanda bir an önce alıp okuma hissini uyandiriyir.’SON ERKEK ‘ilk olarak bu cizgi romani okumak icin sabirsizlanıyorum.

Yorum yazın

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.