8 Mart yaklaşıyor; kadınların dünyanın dört bir yanında daha insani koşullar için, adaletsizliğe karşı mücadele ettiği gün. Geçmişteki başarılarına rağmen bu mücadelenin, eşitliğe erişebilene kadar hâlâ uzun bir yol sarf etmesi gerekiyor.

Son yıllarda sermaye sisteminin krizini, her zamankinden daha fazla taşımak zorunda kalan kadınların omuzlarıdır. Kadınların hayatlarının her zamankinden daha zor olduğuna şahit oluyoruz. İktidarı ve sermayeyi kontrol edenler, kadınların sömürülmesini artırarak krizlerini atlatmaya çalışıyorlar, ama ablalarımız dünyanın her yerinde kızgın bir şekilde ayağa kalkıp her fırsatta protestolarını haykırdılar.

Yıllardır İranlı kadınlar farklı ayrımcılık ve eşitsizlikler ile zincirleniyor. Evlilik, boşanma, miras vb. haksız yasalar, kadınları bir tür ikinci sınıf vatandaş haline getirdi. Kadınların aile içi şiddet ve sokak tacizlerine karşı yasal korumaları yok. Bedensel hakları her türlü bahaneyle göz ardı ediliyor; bazen başörtüsü giymek zorunluluğuyla, bazen de gebeliği önleme ve doğum kontrolüne serbest erişimin sınırlandırılması ve yasaklanmasıyla.

Kaotik ekonomik durum, tüm bu ayrımcılıkların üstünde bir faktör. Kadınlar özelleştirme gibi neoliberal politikalardan çok acı çektiler. Bu politikaların bir sonucu, kadınların resmi iş piyasasından çıkartılıp, güvencesiz, gayrı resmi hücrelere itilmesidir. Kadınların yarısından fazlası sözleşmesiz ya da geçici olarak çalışıyor, çok düşük ücret alıyor ve temel yasal haklardan mahrum kalıyor. Kayıt dışı işçilerin çoğu, bu sömürücü üretim ilişkileri karşısında daha savunmasız olan göçmenler. Kayıtlı çalışan kadınlar bile iş güvencesi eksikliği, giyim ve davranışları üzerinde aşırı kontrol ya da hamilelik sonrası anaokulu vb. kamu hizmetlerinin kısıtlılığı gibi büyük engellerle karşı karşıya. Öte yandan, kadınların işsizlik oranı erkeklerden iki kat daha fazla ve eğitimli kadınlar için işsizlik oranı çok daha yüksek. Birçok durumda, cinsiyet ayrımı gözeten gereksinimler ve evlilik statüsü, yaş, görünüm gibi hususlar işe alınmada önemli bir rol oynuyor. Ancak kadın işçiler, bu engelleri aştıklarında bile zorluklarının sonuna gelmeyip,  iş güvencesizliği ve işyerinde cinsel taciz gibi daha fazla kısıtlamayla karşı karşıya kalmaktalar.

İran kadın mücadelesinin tarihi, adaletsizliği ve eşitsizliği sessizce kabul etmediklerini gösteriyor. Kadınlar sadece kişisel hayatlarını geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda organize olmak ve birlikte mücadele etmek için her fırsatı da ele geçirdiler.

Kadınların ataerkil, kapitalist ve diğer hükümdarlıklardan kurtulmalarına giden yol uzun. Bu nedenle İran’da kadın hakları eylemcileri olarak; sokaklarda haklarımız konusunda ısrar etmek, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve özellikle İran işçi piyasasında kadınların olumsuz durumuna itirazımızı dile getirmek ve protesto etmek için bir kez daha bir araya geliyoruz.

Biz, eşitlikten yana olan kadınlar ve erkekler, daha adil bir dünya için çaba gösteren tüm işçileri, öğretmenleri, hemşireleri, anaokulu öğretmenlerini, emeklileri, öğrencileri, ev kadınlarını ve sosyal hareket eylemcilerini 8 Mart 2018 Perşembe günü saat 11’den 12’ye kadar Çalışma Bakanlığı önüne çağırıyoruz.

8 Mart eylem kanalı:

@eight_march

https://t.me/eight_march/4

English: https://t.me/eight_march/9

العربية: https://t.me/eight_march/11

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.