img_5513İlki geçtiğimiz yılın Mart ayında Berlin’de düzenlenen[1] Uluslararası Marksizm-Feminizm Konferansının ikincisi bu yıl 7-9 Ekim tarihlerinde Viyana’da gerçekleşti.[2] Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bir grup Türkiyeli feminist olarak konferansta hazır bulunduk, yüzlerce katılımcıyla beraber oturumları takip ettik, zihin açıcı sunumları ilgiyle dinledik, tartışmalara katıldık.

İlk konferansın teması Eleştirinin Gücü: Marksizm-Feminizmin Gidişatı idi. Çıkış noktası ise, kırk yılı aşkın bir süre önce Marksist feministlerin emek, değer teorisi, aile, doğa, ekonomi ve savaş gibi bir takım meseleleri kadınların kurtuluşu perspektifinden yeniden ele almalarıyla başlayan tartışmaların ve bu tartışmalardan yola çıkarak büyüyen hareketin canlandırılmasıydı. Örgütleyenlerin beklediğinden çok daha yüksek sayıda katılımcıyla gerçekleşen, böylece ikinci konferansın örgütlenmesine de vesile olan bir heyecan doğuran bu konferans, “dar çerçeveli,” “çok Avrupalı,” “modası geçmiş” olmakla, başka bir deyişle bugünün konjonktürünü iyi tahlil edememekle ve feministleri ilgilendiren konuları ve coğrafyaları tam olarak kapsamıyor olmakla eleştirilmişti.[3]

img_5518

Bu seneki konferansın örgütleyicileri biraz da bu eleştiriden yola çıkarak ana temayı Köprüler Kurmak-Bakış Açılarını Dönüştürmek ve Güçlendirmek-Alternatifleri Araştırmak olarak belirlediler. İlkinden daha geniş bir çerçeveye sahip olan bu tema gerçekten de hem akademik hem aktivist, Avrupa’dan ve Arjantin, Brezilya, Güney Afrika gibi dünyanın çeşitli yerlerinden, farklı nesillerden pek çok kadını bir araya getirerek oldukça zengin bir içerik oluşturdu.

Konferans programında iki ana bölüm mevcuttu: Marksist-Feminist Teori ve Avrupa’nın Ötesinde Feminist Örgütlenmeler. Bu bölümlerden ilkinin açılışını Marksist-Feminist teoriye katkılarıyla tanınan ve ilk konferansı örgütleyen kadınlardan biri olan Alman sosyolog ve filozof Frigga Haug, ikincisininkini ise ABD’nin Colombia Üniversitesi’nde edebiyat profesörlüğü yapan, post-kolonyal çalışmaların öncülerinden biri olarak nam salan, Hindistan kökenli feminist eleştirmen Gayatri Spivak yaptı. İlk bölümde sermaye ve toplumsal yeniden-üretim ilişkisi, kapitalizmin günümüzdeki veçheleri, emek sömürüsü, toplumsal cinsiyet ve emek teorisi gibi konular ele alınırken ikinci bölümde öne çıkan başlıklar kadınların baskıcı rejimlere karşı mücadelesi, savaş ve şiddet, çevre ve doğal kaynakların sömürülmesi oldu. Avrupa’nın Ötesinde Feminist Örgütlenmeler bölümüne bendeniz “Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Feminist Mücadeleler,” Deniz Ulusoy “Türkiye’de Baskı ve Feminist Direniş,” ve Feride Eralp “Sömürge Karşıtı Feminizm ve Türkiye/Suriye Sınırlarında Kadınların Savaşa Karşı Mücadelesi” başlıklı sunumlarla katkıda bulunduk.

img_5531Bu iki ana bölümün dışında farklı oturumlarda annelik, ırkçılık, köktencilik, kamu politikaları, kesişimlilik, lezbiyen kadınların örgütlenmeleri, toplumsal cinsiyet ve doğa gibi konular Marksist-Feminist perspektiften ele alındı. Bu oturumlarda bildiri sunanlar arasında Ann Ferguson, Nancy Holmstrom, Nira Yuval-Davis, Ariel Salleh, Birgit Sauer gibi Marksist, maddeci, sosyalist feminizm literatürüne katkılarıyla bilinen kadınlar da vardı. Konferans boyunca ayrıca film gösterimi, dans performansı gibi Viyanalı feministlerin düzenlediği bazı etkinlikler de vardı.

Uluslararası Marksizm-Feminizm Konferansının ikincisi ilkine kıyasla çok daha derinlikli ve kapsayıcıydı. Kanımca bu konferansın en büyük eksikliği, Avrupa’da ve tüm dünyada feminist hareketin başını çeken genç kadınların Marksist-maddeci-sosyalist feminizme olan ilgisizliğinin yeterince sorgulanmayışı ve post-modern, liberal, queer, trans gibi farklı feminizmlerle olan teorik ve somut çatışmalarının yeterince ele alınmayışı oldu. Viyana’da yaşayan, çoğu öğrenci olan genç feministler ise konferansta bugün Avrupa solunda popüler olan, temel gelir, küçülme (“degrowth”) gibi konuların gündem dışı olmasından yakınıyordu. Konferansı örgütleyen ve örgütlemeye devam edecek kadınların Marksist-maddeci-sosyalist feminist hareketi büyütme ve güçlendirme hedefleri göz önünde bulundurulduğunda bundan sonraki buluşmaların daha da çok sayıda meseleyi ele alan ve farklı konumlanmaları ve bakış açılarını içeren bir çerçeve çizeceğini öngörebiliriz.[4] İzlemeye, parçası olmaya, örgütlenmeye devam…

[1] http://www.rosalux.de/event/52209.

[2] https://marxfemblog.wordpress.com/

[3] İlk konferansın Cynthia Cockburn tarafından yazılmış güzel bir değerlendirmesi için bakınız: dri.

[4] Üçüncü konferans önümüzdeki sene İsveç’te, Lund Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecek.

3 Yorumlar

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.