Hayatın merkezinde evlilik değil de arkadaşlık olsaydı ne olurdu?

0
3558

Erkek arkadaşlarımızın, uzun süreli partnerlerimizin ve kocalarımızın bir numara olmaları bekleniyor. Kadınlar arasındaki arkadaşlık bağlarını daha az önemseyen dünyalarımız, geri kalmış.

Görsel: Arsh Raziuddin

Rhaina Cohen

Kami West, şimdiki erkek arkadaşına, en yakın kız arkadaşının ondan daha önemli olduğunu söylediğinde onunla birkaç haftadır birlikteydi. West, erkek arkadaşının Kate Tillotson ile yaptığı günlük konuşmalardan, ki çoğunlukla hoparlör moduna alırdı, küçük parçalar yakaladığını biliyordu. Ancak daha önce çıktığı erkekler gibi onun da, arkadaşlıklarının doğasını pek de anlamadığını fark etti. West, erkek arkadaşına, “Onun bir yere gitmeyeceğini bilmelisin, benim bir numaram o,” diye açıkladı. Tillotson ondan önce de vardı ve “senden sonra da olacak” dedi. “Ve bir noktada onun benim bir numaram olmayacağını düşünüyorsan, hata yapıyorsun,” dedi.

West’in yorumları duygusuz geldiyse, sebebi, 20’li yaşlarının ortalarında yaşadığı acı deneyimin tekrar etmediğinden emin olmaktı. Erkek arkadaşı o sırada onun birinci önceliği olmadığını hissetmişti. Onu arkadaşından uzak tutma girişimi olarak yorumladığı şey, Tillotson’ı orospu ve ahlaksız diyerek kötülemesiydi. İlişkileri bittikten sonra, 31 yaşındaki West, başka bir erkeğin arkadaşlığını zorlamasına izin vermeyeceğine yemin etti. Gelecekteki partnerlerinin, aksi yerine Tillotson ile arkadaşlıklarına adapte olması gerektiğine karar verdi.

West ve Tillotson, düzenin ne söylediğini biliyor. “Erkek arkadaşlarımızın, uzun süreli partnerlerimizin ve kocalarımızın bir numara olmaları bekleniyor,” dedi West bana. “Dünyalarımız, geri kalmış.”

Geçtiğimiz birkaç on yılda, Amerikalılar meşru bir romantik ilişki hakkındaki görüşlerini genişlettiler: Bugün, mahkemeler, aynı cinsiyetten çiftlere evlilik izni veriyor, Amerikalılar daha geç yaşta evleniyor ve gittikçe daha çok genç yetişkin birlikte yaşamayı evlenmeye tercih ediyor. Tüm bu dönüşümlere rağmen, tek eşli romantik bir ilişkinin, diğer tüm ilişkilerin etrafında döndüğü bir gezegen olması gerektiği beklentisi pek değişmedi.

(Okuma: Arkadaşlık Dosyaları: Arkadaşlarla arkadaşlık hakkında arkadaşça sohbetler)

Arkadaşlığı hayatlarının merkezine koyarak, West ve Tillotson gibi insanlar bu normu sarsıyor. Bu gibi arkadaşlar, kolayca romantik partnerlerin alanına girebiliyor: Birlikte satın aldıkları evde yaşıyor, birbirlerinin çocuklarını büyütüyor, ortak kredi kartları kullanıyor ve tıbbi ve yasal vekaletnameleri birbirlerinde bulunuyor. Bu arkadaşlıklar, seks hariç romantik ilişkilerdeki pek çok özelliğe sahip.

Mevcut yoğun adanmışlığa rağmen, bu arkadaşlıklar için net bir kategori yok. En bilinir kategori olan “en iyi arkadaş,” çoğu adanmış çifti azımsıyor. Bu kavramsal girdapta sürüklenen insanlar kıyaslamalara başvuruyor. Bazıları kardeşe, bazıları romantik partnere benzetiyor. Rutger Üniversitesi’nde profesör olan Brittney Cooper’ın Eloquent Rage (Açık Öfke) kitabında bazı arkadaşlıklarını tanımladığı gibi: “Birinin sizi sevmeyi ve yanınızda olmayı ilham verici bir şekilde düşünmesi romantiktir.”

Bazıları iki karşılaştırma arasında gidip geliyor. Joe Rivera ve John Carrol Austin, Teksas’ta bir gay barda tanıştıkları geceden beri -Rivera bir strip yarışmasının sunucusuydu ve Carrol 250 dolarlık para ödülünü kazanmıştı- kardeş gibi hissediyorlardı. “Gerçekten birlikte dolaşmak ve takılmak isteyen kardeşler,” diye açıkladı Carrol. Buna karşın, paylaştıkları ev hayatını anlatırken, bana, “evli olmadığımız halde evliymişiz gibi,” dedi. Bu karışık benzetmeler, bu arkadaşlıkların hissettirdiklerini ne kardeşlik ne de evlilik bağının yeterince yansıttığını gösteriyor.

Çok yakın arkadaşlıkların neye benzemeleri ya da nasıl ilerlemeleri gerektiğini düzenleyen sosyal senaryoları yoktur. Bu ortaklıklar üyeleri tarafından özel olarak tasarlanırlar. Drew Üniversitesi’nde öğrenci olan 20 yaşındaki Mia Pulido, 20 yaşındaki “ruh eşi” Sylvia Sochaki ile kendisinin, sanki bir “Frankenstein” süreci gibi, birlikte rol modellerini oluşturduklarını söylüyor: Yüzyıllar önceki yakın arkadaşlıkları okuyan çift, ilişkinin çerçevesinin modern anlamda romantik veya platonik sınıflamasına tam olarak uymadığını fark etmişler. Birbirini tamamlayan kişiliklerini Sherlock ve Watson karakterlerinin yansıttığını anlamışlar ve bir garaj satışında buldukları ikinci el bir kitabın içine sıkışmış bir notta karşılarına çıkan gündelik şefkati (ve sevgi ifadesi olarak “Bubble” ve “Spoo” sözcüklerini) benimsemişler. Pulido, kendisinin ve Sochaki’nin ihtiyaçları ve arzuları etrafında ilişkiyi kurmanın, “toplumun size dayattığı, bu ilişkinin ne içermesi gerektiğine dair bataklığın üzerine kafa yormak zorunda olmaktan” daha özgürleştirici olduğunu fark etmiş.

Hayatlarının merkezine arkadaşlığı koyanların çoğu, en önemli ilişkilerinin başkaları tarafından anlaşılmaz bulunduğunu görüyorlar. Ancak bu arkadaşlıklar, yakınlık ve özen kavramlarını toplum olarak bizim nasıl genişletebileceğimizi gösteren modeller olabilir.

Tillotson ve West 18 yaşında tanıştıklarında ilişki normlarını bozmaya kalkmadılar. Uymak zorunda oldukları bir görevleri vardı; Güney Carolina’daki Deniz Piyadeleri acemi birliği boyunca emredersiniz efendim’cilik yapmak ve birbirlerine önünde “Acemi er” olacak şekilde soyadları ile hitap etmek. Çoğu akşam, Acemi er Tillotson ve Acemi er West serbest zamanlarını paylaştıkları ranzanın önünde sohbet ederek geçirirdi.

Bu sohbetler sırasında, West’in annesinin yakın zamanda Tillotson’ın memleketi Oklahoma Tulsa’da arabayla 20 dakika uzaklıktaki bir şehre taşındığını idrak ettiler. West ve Tillotson, acemi birliğinin bir aylık tatilini, West’in annesinin siyah sedanıyla, açık camlardan dışarı taşan rap müziğiyle Tulsa’nın banliyölerini dolaşarak, birlikte geçirdiler. Sonraki dört yılın büyük çoğunluğunda, Tillotson’ın Irak’a gönderilmesi de dahil olmak üzere kilometrelerce uzağa atandılar. Çeşitli yaralanmalar, işle ilgili dertler ve ilişki sorunları konusunda birbirlerine uzaktan destek oldular. En sonunda, ikisi birden, üniversite muhiti Tulsa’da buluştuklarında arkadaşlıkları gerçekten gelişti ve neredeyse her günü birlikte geçirmeye başladılar. O süreçte, Tillotson, boşanma evraklarının onaylanmasını bekliyordu ve West de üç yaşındaki oğlu Kody’yi büyüten bekar bir anneydi.

(Okuma: Arkadaşlıklar, yetişkinlikte nasıl değişir?)

West bir barda iş bulduğunda, Tillotson, arkadaşı uyuyabilsin diye, gündüzleri Kody’ye bakıyordu. Tillotson, oğlunu anaokulundan alırken sıklıkla West’e eşlik ediyordu. İki kadın koridor boyunca yürürken, minyatür dolapları geçerken, West, “Sanki deniz yarılıyordu,” demişti. Tillotson diğer ebeveynlerin bakışlarını üzerinde hissedebiliyordu. Belirli aralıklarla, bir öğretmen iki kadına yanaşıp, Tillotson’ı süzer ve “Kim bu?” diye sorardı. “İnsanlar her zaman, birbirimizi nereden tanıdığımızı ya da kardeş olup olmadığımızı” sorardı. Pek çok kere bizim çıktığımızı düşünürlerdi” diye ifade ediyor 31 yaşındaki Tillotson. Her meraklı kişiye arkadaşlıklarının derinliğini ve karmaşıklığını açıklamak West ve Tillotson’ın çok zamanını alıyordu.

İhtiyaçlarına göre bir sözlük olmadığı için, West ve Tillotson gibi arkadaşlıkları olan insanlar, bir ilişki dili kolajı yaptılar. Bu insanlar, en iyi ruh arkadaşı, platonik hayat arkadaşı, benim insanım, ahiretlik, kuirplatonik eş, Büyük Arkadaşlık gibi terimler kullanırlar. Bazıları için bu isimler, arkadaşların aynı kolyeyi takmasına benzer bir amaca hizmet eder – bunlar, asıl olarak arkadaşlığın içindeki insanlar için anlamı olan simgelerdir. West ve Tillotson gibi diğerleri de, ilişkilerini dışarıdakiler için daha anlaşılır yapabilecek bir dil arayışındadır. West ve Tillotson, acemi birliğinin, aynı derecede yoğun bir arkadaşlığın doğmasına yola açacak, çok yoğun bir ortam olduğunu anladıklarını fark etmişler. Birbirlerine “askerlik arkadaşı” demeye başladıklarında, en sonunda insanların kafa karışıklığı sona ermiş.

Nicole Sonderman, on yıldan uzun süredir, Rachel Hebner ile arkadaşlıklarını bunun parçası olan bu iki kadın dışında kimsenin anlamıyor oluşunu kafasına takmamış. Sonderman, ilişkilerini “öpmek istemediğiniz bir hayat arkadaşına sahip olmak” şeklinde tanımlıyor.

İkisinin de Alaska Fairbanks’te yaşadığı yıllarda birbirlerinin fiziksel ve ruhsal durumlarını anlamada ustalaşmışlardı. Hebner daha gebe olduğundan şüphelenmeden, Sonderman gebelik testi yapması için onu banyoya götürmüş ve Hebner testi yaparken hemen yanındaki taburede oturup beklemiş. Dört yıl sonra roller tersine dönmüş: Hebner’in, Sonderman ile ilgili aynı önsezisi doğru çıkmış. 37 yaşındaki Sonderman, bana, “Birbirimize, kendimize gösterdiğimizden daha fazla önem veriyorduk” diye açıkladı.

(Okuma: Bir eşe sahip olduğunuzda ne kaybedersiniz?)

Nadiren, arkadaşlıklarıyla ilgili başka insanların kafa karışıklığı ya da saldırganlığı arasında gidip gelmişler. Birbirleri için sevgi sözcüğü olarak kullandıkları, eş (wife), Sonderman’ın o zamanki kocası için sorun oluşturmuyormuş. Ancak, Hebner kocasından boşanıp, başkalarıyla çıkmaya başladığında, özellikle de kadın olan romantik partnerleri kıskanmışlar. Sonderman, gönülsüzce de olsa Sonderman’a karım (wife) yerine “wiffles” diyerek onları yatıştırıyormuş.

Alaska’daki o yılların ardından, Sonderman’ın o zamanki kocasının işi nedeniyle dolaştıkları için çift birkaç yıl farklı zamanlarda ayrı kalmışlar. En sonunda Sonderman Alaska’ya döndüğünde, Hebner, Indiana’ya taşınmış. Telefon görüşmeleri ve ara sıra yapılan ziyaretler arkadaşlıklarını pekiştirmiş. Sonderman, Hebner’ın birçok zorlukla mücadele ettiği için gittikçe kendisiyle daha az temas kurduğunu anlattı: İstismarcı bir ilişkinin içinde olmasının yanında işteyken kızına bakacak kimse olmadığı için işini de kaybetmiş. Depresyondaymış. Ekim 2018’de Hebner intihar etmiş.

Sonderman için, Hebner’ın ölümü yıkıcı olmuş. İki kadın, bir gün, tanıştıkları yer olan ve Hebner’ın dönmeyi arzuladığı Alaska’da birlikte yaşayacaklarını öngörüyormuş. Şimdi, Sonderman’ın hevesle beklediği bir şey yok. Hebner’ın ölümünden sonraki altı ay boyunca markete gittiğinde kulaklıklarını çıkarmamış. Kısa sohbetlere katlanamıyormuş.

Sonderman, kederini başkalarına anlatmakta zorluk çekmiş. “Çoğu insan anlayamadı. Daha çok, ‘ah, evet, benim de liseden bir arkadaşım öldü’ ya da bunun gibi bir şey söyleyerek bağlantı kurmaya çalıştılar. Ancak bu benim durumumu ifade etmiyordu.” Bazı durumlarda da insanlar, ilişkilerine doğru olmayan ve müstehcen bir olay örgüsü yükleyerek, onu anlamlandırmaya çalışmışlar. Sonderman, Hebner biseksüel olduğu için bazı insanların, gizli aşık olduklarına ve Sonderman’ın gizli lezbiyen olduğuna inandıklarını belirtiyor.

Rice Üniversitesi’nde, daha çok evlilik, sevgi ve seks üzerine çalışmalar yapan felsefe profesörü Elizabeth Brake’e göre, Sonderman’ın deneyimi sadece trajik değil aynı zamanda adaletsiz de. Çünkü, arkadaşlık yasal koruma alanının dışında; kanun, arkadaşlıkların romantik ilişkilerden daha değersiz olduğu normunu sürdürüyor. Dolayısıyla bu norm, adanmış arkadaşlığın yasal koruma hak ettiğine dair herhangi bir tartışmayı zayıflatıyor. Ancak eğer, örneğin, kanun, ölüm ya da aile için alınan izinlerde arkadaşlıkları da kapsasa, Brake, yasla ilgili toplumsal beklentilerin farklı olacağına inanıyor. O zaman insanlar, Hebner’ın kaybının Sonderman için eşini kaybetmekten farklı olmadığını anlayabilirdi.

Yasal kazanımlar ve toplumsal normların lehine olmadığı bu durumda Sonderman en çok kendisi gibi yakın arkadaşlıkları olanlar tarafından anlaşıldığını hissetmişti. Sonderman, böyle arkadaşları içinde çok iyi dinleyici olan birinden bahsetti. O ve Sonderman iki saat boyunca bir marketin otoparkında, motoru kapatıp arabada oturmuşlar. Ona Hebner’ı anlatmış, ağlamış. Arkadaşı ona, “Kalbini kırmış gibi geldi” demiş. Sonderman bana, “İlk defa biri gerçekten anlamıştı,” dedi.

Yakın arkadaşlıklar, her zaman kafa karışıklığı ve eleştiriye yol açmadı. 18. yüzyıl ile erken 20. yüzyıl arasındaki dönem, “romantik arkadaşlıklar” olarak adlandırılan, tutkulu, adanmış aynı cinsiyetten olanların arkadaşlıklarının altın çağı idi. Amerikalı ve Avrupalı kadınlar farkında olmadan, coşkulu mektuplarında birbirlerine “sevgilim” ya da “kraliçem” diye hitap ediyorlardı. Kadınlar aralarında arkadaşlık albümleri dolaştırır ve sayfalarını sevgi dolu dizelerle doldururlardı. Amy Matilda Cassey’nin arkadaşlık albümünde, kölelik karşıtı Margaretta Forten, “Dürüst arkadaşlık, tüm kutsal çerçeveyi birbirine bağlar / Çünkü Cennet ve Arkadaşlıktaki sevgi aynıdır,” dizeleri ile biten bir şiirden alıntı yazmıştı. Yazarlar hikayelerinin çerçevelerini romantik arkadaşların maceraları ve deneyimleri etrafında tasarlıyorlardı. 1897 yılında yazılmış, Diana Victrix romanında, Enid isimli karakter, bir erkeğin evlenme teklifini, kadın arkadaşı hayatında büyük alan kapladığı için reddeder ve talibi buna çok imrenir. Kami West’in sözlerinin öncülü olacak şekilde, Enid adama, eğer evlenirlerse, “senin öncelikli olman gerekir. Ama olamazsın çünkü o ilk sırada,” der.

Toplumsal reformist Jane Addams ve filantropist Mary Rozet Smith, birbirlerini bir kocadan daha önde tutan iki tanınmış kadın. Bugün, Şikago’da, Jane Addams Hull Evi müzesinde sergilenen Addams’ın yatak odasında, şömine rafının üzerinde Smith’in dev bir portresi asılı. Addams’ın kurucu ortağı olduğu öncü yerleşim evinde 1890’da tanıştıktan sonraki 40 yılı, iki kadın, ayrı kaldıkları zamanlarda zorlanarak, birlikte yaşamış. Ayrılıklardan birinde Addams, Smith’e şöyle yazmış: “Seni her zaman ama özellikle de geçtiğimiz üç hafta ne kadar özlediğimi bilmelisin, canım. Evli insanların hep birlikte kalma alışkanlıklarının bir anlamı var.” Addams, Smith olmadan seyahat ettiğinde, bazen, tablosunu yanında taşırmış. Birlikte seyahat ettiklerinde, Addams, çift kişilik yatak için önceden telgraf çekermiş. Gazetelerde hiçbir skandal patlamamış. Bu kadınlar ne cinsel hayatlarıyla ilgili açık ya da gizli olarak baskıya uğramışlar ne de West ve Tillotson’ın bir yüzyıl sonra yapmak zorunda oldukları gibi seyircilerine ilişkileri ile ilgili bir etiket uydurmak zorunda hissetmişler. Aynı cinsiyetten olanların onlarınki gibi yakınlığı hoş görülmüş.

Bu tip arkadaşlıklar sadece kadınlara özgü değildi. 1800’lerin ortalarında devlet bakanı olacak olan Daniel Webster, en yakın arkadaşını, “gönlümün arkadaşı, neşelerimin, üzüntülerimin ve duygularımın eşi, en gizli düşüncelerimin tek katılımcısı,” şeklinde tanımlamış. Değişik şehirlerde avukatlık yapmak üzere Dartmouth Koleji’nden ayrıldıklarında, Webster mesafeye alışmakta zorlanmış. “Eşini kaybetmiş kumru,” gibi hissettiğini yazmış. Ünlü entelektüel ve kölelik karşıtı Frederick Douglass, otobiyografisinde arkadaşları için hissettiği derin sevgiyi detaylıca anlatmış. Kölelikten kaçışını planladığında, “Arkadaşlarımdan ayrılma düşüncesi, savaşmak zorunda olduğum kesinlikle en acı verici düşünceydi. Onların sevgisi en hassas noktamdı ve kararlılığımı her şeyden daha çok bu sarsmıştı,” diye yazmış.

Bugün bu arkadaşlıkların insanlarda uyandırdığı bir soru şu: Aralarında cinsellik var mı? Geçmiş dönem yazılarında, hatta romantik arkadaşlıklar hakkında olanlarında da, genellikle cinsel karşılaşma tanımlamaları bulunmuyor. Belki bazı insanlar, romantik arkadaşlığı, erotik bir bağı gizlemek için kullandılar. Bazı araştırmacılar, belirli çiftlerin cinsellik yaşadığından şüphe etse de çoğu durumda tarihçiler -çoğunun araştırmaları beyaz, orta sınıf arkadaşlar ile sınırlı- bu arkadaşların yatak odalarında ne olduğu hakkında net yorum yapamıyor. Her ne kadar bu ilişkilerin içeriğini tam olarak bilemeyecek olsak da, bu dönemin yakınlıkla ilgili oldukça farklı normlarının günümüzde olağandışı karşılanabilecek arkadaşlık olasılıklarına izin verdiği açık.

Toplumsal ve ekonomik durumların iç içeliği, bu aynı cinsiyetten adanmış arkadaşlıkları kabul edilir yapmıştı. 19. yüzyılın erkek ve kadınları birbirinden ayrı alanlarda varlık gösteriyordu bu nedenle, kendi cinsiyetlerinden olanlarla derin arkadaşlıklar kurmaları çok da şaşırtıcı değil. Aslında, evliliğe niyetlenen kadınların, genellikle “tiksinç cins” olarak görülen erkeklerle bir ömür geçirmek konusunda içi içini yiyordu.

Cinsel davranış hakkındaki inanışların da bu hususta rolü vardı. Tarihçi Richard Godbeer, o dönemde Amerikalıların -bugünün aksine- “aşık olan insanların mutlaka cinsellik yaşamak isteyeceklerini” varsaymadıklarını belirtiyor. Pek çok araştırmacı, cinsel çekimin bireyin kimliğinin parçası olduğunu kabul eden günümüzün bilindik heteroseksüalite ve homoseksüalite kategorilerinin 20. yüzyılın başından önce var olmadığı görüşünde. Aynı cinsiyetten insanlar arasındaki cinsel eylemler kınanırken, aynı cinsiyetten insanlar arasındaki tutku ve duygusal yakınlık kınanmamıştır. Yazar E. Anthony Rotundo, sevgi ve seks ile ilgili tutumların bir şekilde erkekleri “duygularını ifade etmek konusunda 20. yüzyılda olabileceğinden daha özgür bıraktığı” görüşündedir. Erkeklerin var olma özgürlüğünün fiziksel göstergeleri arkadaşlarının fotoğraflarında ve yazılarında izlenebilir. Genç mühendis James Blake, sevgili arkadaşıyla geçirdiği açıkça sıradan bir geceyi, “Erkenden uyumaya gittik ve birbirimizin kollarında huzur içinde uykuya daldık” şeklinde anlatmış.

Kadınlar arasındaki fiziksel yakınlık da erotik olarak yorumlanmama eğilimindeydi. Erkekler bile, yazılarında, biraz da bu arkadaşlıkların eş rolleri için eğitici bir zemin olduğunu düşündüklerinden kadınların aşıkane ilişkilerini onaylıyorlardı. 1849 yılında yayınlanan Kavanagh adlı romanında Henry Wadsworth Longfellow, iki kadın karakter arasındaki arkadaşlığı, “kadının hayatının büyük dramının -büyük dram ile kast edilen bir erkekle evlilik- genç kızlıktaki provası” olarak kurgulamıştır.

Erkekler bu tip arkadaşlıkları tehdit olarak görmüyordu çünkü çok az kadın bir erkeğin ekonomik desteğinden bir kadın arkadaş için kaçınabilecek ekonomik güce sahipti. 1800’lerin sonunda, bu kuralın istisnaları filizlenmeye başladı. İşkolları ve kolejlerin orta sınıf (ve hemen tamamen beyaz) kadınlara açılmaya başlaması, buradan mezunların bir kocaya ihtiyaç olmadan kendilerini geçindirmelerini sağladı. Bu noktada, tarihçi Lillian Federman, bana, kadınlar arasındaki çok yakın arkadaşlıkların, “artık, genç kızlıktaki bir prova olmak zorunda olmadığını,” söyledi. Tersine, eğitimli kadınlar, adına Boston evliliği denen şekilde, birlikte yaşayabiliyordu. Bu adanmış ilişkiler, kadınların kariyerlerine devam etmelerine ve heteroseksüel evliliklerden kurtulmalarına olanak tanıyordu.

1800’lerin sonlarından 1920’lere kadar, toplumda cinsiyet ayrımcılığı, kadınların ekonomik bağımlılığı, cinsel davranış ve kimlik arasındaki ayrım, yani bu bileşenlerin her biri, romantik arkadaşlık kulesinden birer birer tıpkı jenga bloğu gibi çekiliyordu. Erkek ve kadınların birbirinden farklı sosyal alanları, cinsiyetler arasında duygusal yakınlığa olanak sağlayan bir Venn diyagramına benzemeye başlamıştı. Kadınların işgücüne katılımı ve dolayısıyla potansiyel olarak bağımsızlaşmaları arttıkça erkekler, kadınların yakın ilişkilerinden hoşlanmadılar. Seksologlar, -yalnızca, aynı cins ile cinsel ilişkiyi değil- aynı cinse duyulan arzuyu sapkınlık olarak tanımladılar. Amerikalılar, aynı cinsiyetten bir arkadaşlarını öpmek ya da aynı yatakta uyumanın “eşcinsellik” işareti olmasından korkar oldular. Romantik arkadaşlıklar masumiyetlerini kaybetti.

Romantik arkadaşlıklarla ilgili aşınmanın başlamasından birkaç on yıl sonra, Amerikalıların evlilik ile ilgili görüşleri değişti. Northwestern Üniversitesi psikoloğu Eli Finkel, Amerikan evliliklerinin üç dönemi olduğunu belirtir. İlki sömürgeci dönemden yaklaşık 1850’ye kadar olan dönemi kapsar, eşlerin ekonomik ve hayatta kalma ihtiyaçlarını karşılayan pragmatik bir odağı vardır. Yaklaşık 1965’e kadar süren ikinci dönem aşka vurgu yapar. Finkel, 1965’lerden başlayarak, “kendini ifade edebildiğin evliliklerin” ideal olmaya başladığını, eşlerin ilişkilerinin kendilerini keşfettikleri ve geliştikleri bir alan olmasını beklediklerini anlatır. (Ulusun varlığının çoğundan olduğu gibi bu yapılardan da dışlanan çok sayıda Amerikalı bulunmaktadır, ki bunlar yasal olarak evlenemeyen köleleştirilmiş Siyah Amerikalılar, farklı ırklardan çiftler ve eşcinsel çiftlerdir.) Bu evrim boyunca, Amerikalılar, arkadaşlıkları ikincil role terk ederek, sosyal ve duygusal destek için eşlerine gittikçe daha çok güvenir oldular.

Platonik partneri Joe Rivera ile bir gay barda tanışan John Carroll, bu tip bir romantik ilişkiyi “tek yerden alışveriş” gibi tarif ediyor. İnsanlar, duygusal destek, cinsel tatmin, paylaşılan hobiler, entelektüel olarak harekete geçirilme ve uyumlu ortak ebeveynliğin hepsini tek bir kişiye yığmak istiyor. 52 yaşındaki Carroll bunun imkansız bir istek olduğunu düşünüyor; uzmanlar da aynı kaygıyı paylaşıyor. Psikoterapist Esther Perel, “Tüm mahrem ihtiyaçlarımızı tek bir kişiye kanalize ettiğimizde, aslında muhtemelen ilişkiyi daha kırılgan hale getiriyoruz,” diyor. Romantik ilişkilerden bu şekilde bütüncül beklentiler, bir partner tek bir konuda bile yetersiz kalsa bizi şoka sokacaktır. Bu beklentiler, aynı zamanda diğer insanların aynı evi paylaşma, bakım sağlama, sırdaşlık gibi temel rolleri nasıl yerine getirebildiği konusundaki hayal gücümüzü de bastırır.

Carroll ve 59 yaşındaki Rivera bu sınırlı düşünce tarzından kurtulmuşlar. Bazen bilinçli bir şekilde bazen de beklenmedik olaylar karşısında doğaçlama yaparak hayatlarını arkadaşlıkları etrafında kurmuşlar. 2007 yılında, Carroll yan evin satılık olduğunu fark etmiş. Rivera’yı arayarak dilekte bulunmuş: “Şu evi al ve böylece akşam yemeğinden sonra eve yürüyerek dönebilirsin, şıllık!” Rivera bundan sonra haftada birkaç kere Carroll’ın evinde akşam yemeği yemek için Austin’i boydan boya geçmek zorunda kalmayacaktı. Emlakçı olan Carroll çoktan evin kontratını arkadaşı için doldurur. Rivera’nın sadece imzalaması gerekir.

Evi aldıktan sonra, Rivera, trafikte gerçekten daha az mil katetti ancak bu daha sonra meydana gelen ve hayatı değiştiren olaylara kıyasla çok küçük bir kazançtı. Rivera, Carroll’un ilaç ve alkol kullanımının kontrolden çıkmasıyla ilgili endişelenince, Carroll’ın evine sabaha karşı üç ya da dörtte girip çıkan particilerin fotoğraflarını çekti. Rivera, Carroll’ın diğer arkadaşları ile birlikte duruma müdahale etti ve Carroll daha Rivera yazdığı iki sayfalık mektubu yüksek sesle okumaya başlamadan yardım almayı kabul etmişti. Ertesi gün Rivera, Carroll’ı bir arınma merkezine götürdü ve evrak işlerini hallederken ağladı. Rivera, merkezi yöneten adama, “Carroll iyileşme sürecinden geçip de çıktığında bunu ona yaptığım için benden nefret ederse?” diye sordu.

Arkadaşlıkları gerçekten Carroll programı tamamladıktan sonra değişti ancak Rivera’nın korktuğu gibi olmadı. Carroll iyileşme sürecindeyken o ve arkadaşları, onun evini gay erkekler için “temiz” bir ev haline getirmekle ilgili plan yaptılar. Bu, Carroll’ın sallantılı mali durumu açısından da anlamlı oldu. Carroll, bu içki içilmeyen evde bir müddet geçirdikten sonra, Rivera, Carroll’a birlikte yaşamayı teklif etti. Carroll bavullarını boşalttığında, Rivera, daha önce alkolle ilgili sorun yaşamamış olmasına rağmen söz verdiği gibi aylardır içmemişti. “John içemezken onun önünde bir kadeh şarap içmek istemedim” dedi. “Kim böyle bir şey yapar?” diye sordu Carroll, sesinde inanamama ve minnettarlık iç içeydi. 10 yıl boyunca birlikte hiç içmediler.

Onlarınki gibi, neredeyse yetişkin hayatlarının tamamını kapsayan ve destek sistemlerinin temeli olarak işleyen bir arkadaşlık, ilişkileri nasıl gördüğümüz ile ilgili temel bir soruyu gündeme getiriyor: Neye dayanarak birlikteliklerin “gerçek” olduğuna karar veriyoruz? Bu, gazeteci Rebecca Traister’ın, bekar kadınların hayatlarında arkadaşların oynadığı merkezi rolü araştırdığı All the Single Ladies (Tüm Bekar Kadınlar) adlı kitabında sorduğu bir soru. “İki insanın çift sayılması için düzenli cinsel ilişkilerinin olması ve birbirlerini fiziksel olarak arzulamaları mı gerekli? Birbirlerini devamlı cinsel olarak tatmin etmeleri mi gerekir? Birbirlerine sadıklar mıdır?” diye yazıyor. “Bu ölçütlere göre, pek çok heteroseksüel evlilik seçmeleri geçemeyecektir.” Aynı zamanda, yakın arkadaşlıkları olanlar da adanmışlıkları açıklamak konusunda hevesliler. Teorisyen bell hooks, Communion adlı kitabında, bu tip arkadaşlıklara sahip olan kadınların, “bu bağları, bizi evlilik yeminleri kadar derinden bağlayan, sevgiyle anılan taahhütler olarak onurlandırılmasını istediklerini” yazıyor. Arkadaşça romantik ilişkiler ve adanmış arkadaşlıklar, tamamen farklı türler olmaktan daha çok aynı grubun farklı varyasyonları gibi görünüyor.

Filozof olan Brake, konuyu sadece romantik ilişkileri platonik olanlardan üstün gören toplumsal normlar açısından değil aynı zamanda romantik ilişkilere hükümetlerin verdiği özel statü açısından da tartışıyor. Buna göre Brake, günümüzde, evlilikten faydalanma hakkının (varsayılan) cinsel ilişkiye dayandığını ancak “hayatta kalmamız için kesinlikle gerekli” olduğunu söylediği bakımın yasal olarak tanınmasının daha hassas bir ilke olduğundan bahsediyor. Eyaletlerin evlilik haklarını, göçmenlik için özel seçim kriterleri ve hastane ziyaret hakkı gibi bakımı destekleyen haklara daralttığını öne sürüyor. Brake’in evlilik modelinde cinsel çekim konu dışı olduğu için arkadaşlar uygun şartlara sahip.

LGBTQ çevrelerinde, arkadaşlığa büyük değer vermek uzun süredir yaygın. Bu hikaye için görüştüğüm bu çevreden Carroll, Rivera ve diğer bazı insanlar -kan bağı olmadan akraba olmaya karar veren- “seçilmiş aile” fikrini özümsemişlerdi. Rivera ile çıkmayı hiç düşünmemiş olmalarına rağmen Carroll, erkeklerle cinsellik içermeyen arkadaşlıklar konusunda rahat olmayı çoktan öğrenmişti. Başka bir deyişle, bir zamanlar yaygın şekilde değeri bilinmiş bir şeyi  anlamıştı – tarihçi olan Godbeer’in söylediği gibi, “arzulamadan sevebiliriz.”

Amerikalılar, sevmenin ve yaşamanın neye benzediğini pek çok açıdan yeniden halihazırda tanımlıyorlar. Yalnızca geçtiğimiz birkaç ayda bile, bambaşka ideolojik yaklaşımları olan uzmanlar ve aydınlar, heteroseksüel çiftleri sağlıklı evlilik ve aile modelleri için queer ve göçmen topluluklarına bakmaları için teşvik ettiler. Koronavirüs pandemisi insanın kırılganlığının ve birbirine bağımlılığının altını çizerek, insanları çekirdek ailenin ötesinde bakım ağları hayal etmek konusunda esinlendirdi. Yetişkin hayatını tatmin etmenin anahtarı olarak görülen monogam cinsel ilişkiler kavramına başkaldıran çok aşklılık ve aseksüellik hızla görünürlük kazanıyor. Arkadaşların birbirlerinin hayatında oynayabileceği muhtemel rolleri genişletmek bir sonraki hedef olabilir.

Amerikalıların ev yaşamlarına dair diğer değişiklikler, farklı formlardaki adanmış ilişkilere yer açabilir. Gittikçe daha az sayıda Amerikalı hayat boyu başrolü paylaşacakları bir eşe güveniyor. Evlendikleri zamana kadar -eğer evlenirlerse tabii- çoğu Amerikalı yetişkin hayatlarının önemli bir bölümünü bekar geçirmiş oluyor. Boşanma veya eş kaybı (ileri yaştaki kadınların yaklaşık üçte biri dul) nedeniyle biten evliliklerin çetelesini tutmaya başladığınızda Amerikalıların partnersiz yıllarının sayısı çoğalır. 2017 Pew Araştırma Merkezi raporuna göre, Amerikalı yetişkinlerin %42’si eş ya da partner ile yaşamıyor.

Aynı zamanda eski Kamu Sağlığı Hizmetleri Başkanı, Vivek Murthy’nin dediği gibi Amerika Birleşik Devletleri’nde büyüyen bir halk sağlığı krizinin ortasındayız: yalnızlık. Bir 2018 araştırması, Amerikalıların beşte birinin her zaman ya da sıklıkla yalnız hissettiğini belirtiyor. Tek başına olmak yalnızlığın göstergesi değil, ayrıca, partnerli olmak da yalnızlığı önlemeyebilir, ancak bu veriler, pek çok insanın sırdaşa ve düzenli olarak fiziksel ilgiye minnet duyacağını gösteriyor ve pandemi sadece bu ihtiyaçları arttırdı. Uzun zamandır tüm yumurtalarını evlilik için biriktirmeye özendirilmiş Amerikalılar, ihtiyaçlar doğrultusunda daha geniş çaplı toplumsal ilişkilere güvenme noktasına gelmiş olabilir.

Platonik bir birliktelik herkese doğru gelmeyebilir. Bu, flört için de geçerli, hatta eş arayanlar bile kendilerine uygun birini bulamayabilir. Ancak bu ilişkilerin kıyısında olanlar için sayısız faydaları var. Tillotson bana, West ile yakınlaştıktan sonra tüm ilişkilerinin netleştiğini düşündüğünü anlattı. Romantik ilişkilerindeki partnerler, onların arkadaşlıklarının kendi ilişkilerindeki duygusal yükleri hafifletmesinin kıymetini biliyor; müşterek arkadaşları, ihtiyaçları olduğunda Tillotson ve West’e güvenebilecekleri bir ekip gibi davranıyor; eski asker arkadaşları, birlikte yaptıkları gönüllü işler sayesinde güçlenmiş hissediyor. Platonik birliktelikleri, Godbeer’in Amerikalıların yüzyıllar önce arkadaşlığı nasıl gördüğüyle ilgili şu tanıma uyuyor: “Sadece kişisel mutluluk değil buradaki, deneyimle beslenmiş bu nitelikler dışarı yansıyor ve toplumu değiştirebiliyor.” Her ne kadar Tillotson ve West’in ilişkileri bu geniş amaçlara hizmet etmiş olsa da, birbirlerine bağlanmayı seçmelerindeki asıl neden kişisel olarak deneyimledikleri neşe ve destek ilişkisiydi. Tillotson romantik partnerini “pastanın üzerindeki kiraz” gibi düşünüyor. Kendisi ve West’i “biz pastaydık,” diye açıklıyor.

Çeviren: Irmak Saraç

Bu yazının orijinali 20.10.2020 tarihinde The Atlantic sitesinde yayınlanmıştır.

Yorum yazın

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.