Vivian Maier

Merhaba Femihat,

Nasıl kapsamlı dağıtmadan anlatırım bilmiyorum ama deneyeceğim.

Yaklaşık üç yıl önce başlayan ve pandemi döneminde az sonra anlatacağım problemlerin daha da çok olması ve sağlıklı iletişimi karşılıklı beceremememiz kimsenin karşı tarafın duvarının ardına geçmesine izin vermemesi nedeniyle altı ay ayrıldığımız, sonrasında görüşmeye devam ettiğimiz arkadaş olarak belli bi yol aldığımız birtakım sorunları çözmeye başladığımız ve bu yüzden tekrar denemeye karar verdiğimiz partnerimle geçen Nisan itibariyle barıştık ve şimdi sonsuz kavgalar döngüsünde yüzüyoruz.

Seviyorum kendisini ama bu aralar hatta tanıştığımız günden beri belkide hep ters cevap verme, tahammül edememe ve neredeyse azarlama sınıfına girecek tepkilerimin olması ile boğuşuyoruz. Karşımdaki insana gelince sütten çıkmış ak kaşık değil tabi ki ama burda kendimle ilgili bişeyi çözmeye çalıştığım için değinmeyeceğim şimdilik. Uzun zamandır ama son günlerde daha da çok mücadele ettiğim şeyler var. İçimdeki kendi öz iç sesime yönelmek istiyorum ve bunu yaparken harcadığım efor o kadar çok ki ayrıca ilişkimde de hangi cümleyi ben hangi cümleyi henüz sağaltmayı başaramadığım içimdeki ben olmayan ha bire parmak sallayan sesler kuruyor bilmiyorum.Sürekli analiz etmeye çalışmaktan ben şimdi bunu dedim ama neden dedim demekten öyle bitkin düşüyorum ki günün sonunda havadan sudan konuşmasına ya da her Allah’ın kulunun bildiği bir semtin yerini bana sormaya kalktığında (ya da Google dan search edilebilecek herhangi bir şeyi) sinirlerim öyle zıplıyor ki tahammül seviyemin düştüğünü belirtiyorum bazen o da tamam diyor susuyor ama bazen de çığırından çıkan tepkiler veriyorum. Yıllardır ertelediğim ve çocukluğumdan beri sadece peşimden taşıdığım ama aşmadığım, didikleyip almam gerekeni alıp çözmem gerekeni çözüp geri kalanını atamadım bilinçaltımdan. Uzun süredir ilaç kullanıyorum bu bastırılan öfkeyi bunları çözene kadar saklamak için, hazır değilim deyip erteledim ve yüzleşmekten korktum şimdi cesur olmaya çalışıyorum ama bilmiyorum hem bunu yapıp hem bi ilişki yürütebilir miyim? Bir de yanında hiç bilmediğim bir sektörde sıfırdan işe başlamam var yakın zamanda. Çünkü içimdeki seslerden biri şey diyor mesela modern kadın güçlü ve başarılı olmak istiyorsa yalnız yapmazsa hiçbir anlamı yok gibi ya neredeyse. Karşımdaki insanı seviyorum ama bi yandan da bu içimdeki kadına ulaşırken feda edilmesi ve ertelenmesi gereken bişey gibi görüyor içimdeki birisi konuyu. Bazen içimden çocukken bana kızan annemin sesine verdiğim tepki bazen de çocukken hiç ciddiye alınmayıp dalga geçilişlerimin tepkisi çıkıyor karşımdaki insana, şaka da mı yapamayacağım diye tepki alıyorum haliyle, diyebilirim ki anlattığım şeylerin farkında olsun ve ona göre seçsin kelimelerini bunu da çoğunlukla yapmaya gayret ediyor aslında ama bu şartlar altında ona konuşacak ve nefes alacak ve kendisi olacak hiçbir zemin vermemiş oluyorum. (Ve onun da kendi dertleri acıları, halletmeye çalıştığı problemleri olan ve buna rağmen benimle olmaya zaman ayıran ve değer veren biri olduğunu reddetmiş oluyorum) Zira nihayetinde kimse benim terapistim değil olmak zorunda değil ve de kimse stres topum değil nihayetinde (son zamanlarda bu şekilde hissettiğini belirtti kendisi). Sonuç bitmeyen kavgalar ve son kavgamızda ben neyi neden söylediğimi bu şekilde anlatmaya iletişimsizlik zincirini kırmaya çalışırken bir saatin ardından kendisi beni sevdiğini ve ne olursa olsun tabi ki bana destek olmak istediğini ama beraberken ne kadar derdimiz olsada mutlu olabilmek istediğini söyledi. Bu çok minnoş sözcükler beni bi yandan mutlu etse de yeni bir iş, trafik, sorumluluğumda olan hayvanlar ve üstüne okul gibi 24 saatin yirmisini alıp götüren sonucunda kalan zamanımda stres içinde her birini planlamak düşünmek ve kaygılanmaktan başka bişey de kalmıyor bana, yani bir anda mucizevi gülücükler ve sıfır sıkıntısız bi kafa nasıl ortaya çıkartabilirim bilmiyorum. Konuşmanın sonuna doğru ben yapmaya çalıştığım şeyi ve bunun zorluğunu ve uzun da süreceğini belirttim kendisine. İletişimsizlikten bahsettiği bir cümlesinin ardından yapıcı olmayan ve suçlayıcı algıladığım bi ifade kullanınca bunu şöyle de söyleyebilirdin o zaman tüm suçu bana atmış gibi olmazdın sorumluluk paylaşmış olurdun ben de buna kızıp tepki vermezdim bu durumda dedim. Bana verdiği cevapla kan beynime sıçradı. “Kusura bakma ben edebiyatçı değilim” dediği anda kapat telefonu dedim çünkü otobüsün ortasında çığlık atıp saç baş yolacaktım bu cümleyle birlikte, kapattı. Bu buram buram ataerki, gaslighting vs. adına ne dersek diyelim kokan cümleyi ben alıp ne yapayım bilmiyorum, sırf bu cümle için ayrılayım mı cümleden ne anlayayım ben simdi. Şimdiye kadar sanıyorum ki hiç bu şekilde konuşmamış bir insana hakkını verip çok üstüne gittim mi demeliyim yoksa bukabus gibi üstüme çöken tek cümleyi pek çok şeyin işaretçisi olarak mi kabul edeyim. Yazdığım her şey olayın benim tarafımdan olan kısmı yani, ben cidden haksızlık etmek istemiyorum kimseye. Ama bulunduğum şartlar içinde kendim için en iyisini yapmak istiyorum da, ama ilişkim bitsin de istemiyorum, ama neden istemediğimi bilmiyorum (gerçekten sevdiğim için mi, bir daha bu kadar anlaşacağım ve beni kısmen anlayan birini bulamam diye mi, haberim olmadan bağımlılık geliştirdiğini için mi, kendime güvenmediğim için mi, yoksa sadece her şeyi aynı anda halletmeye üşendiğim için mi (ki sıkça bişeylere üşenirim), ben kim olursa olsun üç dört aydan sonra bu moda mı giriyorum hep, engel olarak mi görüyorum ilişkim olan insanı yoksa hazır mı değilim cidden, yoksa bu karşılıklı toksik bi ilişkiye dönüştü ve benim haberim mi yok?

Rumuz: Ne bileyim ben

Sevgili Ne bileyim ben,

Öncelikle güzel bir nefes al canım kız kardeşim, kocaman, çok derin bir nefes olsun. Sonra bırak, bırak ki dertlerin bir kısmı buhar olsun, toz olsun, uçsun.

Oldukça uzun, oldukça zor bir yolculuğa çıkmışsın, hem de çokça cesaret gerektiren bir yola. Geçmişimizin, içimizin hayaletleri ile yüzleşmek hiç kolay değil, onları alt etmek bazen mümkün değil. Ama sürekli köşe kapmaca oynamaktansa cesurca karşılarına dikilmek başlı başına müthiş bir şey. Bu yol uzun da sürebilir, belki hiç bitmeyebilir, ama bir süre sonra hayatının topaklarını kendi başına çözebilmeni sağlayacak kadar seni yoğuracağını tahmin ediyorum, yine de belli ki oraya kadar biraz dişini sıkmak gerekecek. O zamana dek içinde yüzleştiklerin hayatını, hayatındaki kişileri ve olayları bambaşka bir yerden gösterecek sana. Hayatındaki herkes iyi ve sen dağılmış durumda değilsin. Bu süreç içinde hayatındakileri daha çok veya daha az sevebilir, yersiz, gereksiz bulabilirsin hatta kurduğun tüm ilişkiyi ilmek ilmek söküp, yeniden örmen gerekebilir ve bunların hepsi çok normal ve gerekli. Bu sırada yanındaki insanlarla yakınlaşabilir veya uzaklaşabilirsin, bunu da bilmek ve tahmin etmek mümkün olmayabilir maalesef. Ama zaten tüm yolculuğun amacı da bu değil mi?

Bu yol zaten başlı başına zorken, biz bir de toplumun, sistemin ve yanımızdakilerin beklentisini karşılamaya çalışıyor, “normal”miş gibi yapmaya çalışıyoruz maalesef. Partnerin bekler diye mutlu olmak, toplum bekler diye kendi ayaklarının üstünde durmak zorunda değilsin, değiliz. Bazen mutsuz, bazen başarısız, bazen yorgun olabiliriz, bunların hepsi bizim ve kimseden özür dilemek zorunda değiliz. Partnerinin çoğunlukla destekleyici hissettirdiğini ancak bazen de ataerkil örüntülere kendini teslim ettiğini anlıyorum. Patriyarkadan tamamen kurtulmadığımız sürece ne kadar “iyi” olursa olsun böyle tepkilerin “çıkıvermesine” hiç şaşırmıyorum. Biz bunları görmeye ve göstermeye devam ve inat ettikçe onların da bir miktar içlerindeki erkeklikle yüzleşebileceklerini umut ediyorum. Ve gerektiği yerde bir özür beklemek kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum, partnerimiz ne kadar ‟yorgun” olursa olsun.

Partnerin de hayatının bir parçası ve bu yol tabii ki onu da etkileyecek. Ama yolculuk tamamen senin yolculuğun ve bu yalnız gidilen bir yol. Yolundaki taşları temizleyebilir, sana camdan el sallayabilir veya bu yola da çıkılır mı bu saatte diye çemkirebilir, kendi bileceği iş ama nihayetinde yolcu sensin, yolun varacağı yeri de sen belirleyeceksin ve bence vardığın yerde de bileceksin. Senden tek bir ricam var Femihat olarak, ne olur dünyanın tüm yüklerini yüklenme, koşma ve sürekli dik durmak için kendini paralama. Olduğun gibi zaten çok değerlisin çünkü.

Dayanışmayla

1 YORUM

  1. Şu anki ilişkimde benzer bir süreçten geçiyoruz. Ben depresyonda olan sevgilisine benimle birlikteyken biraz mutlu olamaz mısın diye soran tarafım. Bu yazıyı okumak biraz da diğer tarafın gözünden ilişkiye bakmamı sağladı. Teşekkürler

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 − 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.