Merhaba,

öncelikle sormak düşünmek imkanını bize tanıdığınız için teşekkür ederim. İşten çıktığım bir akşam toplu taşımada bir erkekle tartıştım. Tartışma sonuç verecek gibi değildi, nihayetinde söylenecek bir şey kalmadığından ya susacaktık ya da dövüşecektik. Dövüşmedim ancak sustuğum sırada “kes sesini” gibi bir tepki aldım adamdan ve cevap vermedim. Sonra neden cevap vermedim diye sinirlenip indim araçtan, eve gelip olayı erkek arkadaşıma anlattım. Önce hiddetlendi, sonra ben neden cevap veremediğimi sorgulamaya ve sesli düşünmeye başladım. O da bana katıldı ve şu cümleyi kurdu “Sen erkeğe göre daha güçsüzsün, bu yüzden korktun, senin yerinde erkek olsa o cevabı bile veremezdi, doğal bir şey bu”. Bense kendimi suçlarken adamın yaptığı güç gösterisini ve toplum olarak kabullenişi sorguluyordum. O an erkek arkadaşıma tepki veremedim ve telefonu kapattım. Bu olayda benim sessiz kalmam karşısında beni yüreklendirmesi, kendime güvenmemi sağlaması gerekmez miydi? Yoksa gerçekten ben mi abartıyorum?

Rumuz: karga

Sevgili rumuz karga,

Mektubundaki sıkıntıyı yaşamayan hemcinslerimiz varsa onlar için sevinçli duygular besliyor, onlara buradan çok çok selam ediyorum, oldukça talihli sayılırlar. Memleketimizin büyük ve orta ölçekli kentlerindeki araçların durumu içler acısı. Yaprak gibi oradan oraya savrularak gidecekleri yere varmak için yüreği dar dar bekleyenlerin çilesini ancak çeken bilir. Arsız birine rast gelmek ise, toplu taşıma kullanarak yaşayanların herhalde en nedamet getirdikleri meselelerdendir. Sabrın son damlasını iyice sıkıp silkelerken fırsatçı bir tacizci yahut hayatındaki ezilmişliklerin acısını başkalarına duygusal şiddet uygulayarak hafifletmeye çalışan bir aymaz çıkıverir. Bu adamlar, bu cüreti nereden buluyor derken, iğne, çuvaldız ne varsa batırmak gerekirken, zihnimizde mahkemeyi kurmuş kendimizi sorguya çekerken buluruz. Acaba olay mahalli şöyle değil de böyle miydi, dikildiğim yer üçgen değil de kare mi olsaydı, o lafı değil de şu lafı mı deseydim, bir laf ettim miydi yoksa hepsi sadece düşündüklerim mi derken konudan, failden uzaklaşıp kendimizi didiklerken buluruz. Halbuki haksızlık eden arsızlık edip üste çıkıyordur. Hem de etraftaki ahali susarak bu haksızlığa alan açıyordur. Farkında olsun olmasın tanıklığını, bakışını, sözünü esirgeyerek zorbalık edenin yanında yer alıyordur. En zor kısmı ise hayatımızdaki erkeklerin bir anda kadınların güçsüzlüklerinde bütün açıklamayı bulmaları. Bunun neden cinsiyetçi olduğunu, kadın düşmanı bir yaklaşım olduğunu döne döne anlatmaktan başka da yapacak çok şey var. Yine de öncelikle bu nokta üzerinde durabiliriz.

Erkeklerin alemindeki gizli raconlar, erkek kardeşliği ve çıkar birliğinin getirdiği suskunluk, suç ortaklığı, görünmez destek ağları onları daha güçlü gösteriyor olmasın? Feminist bir dile tercüme ederek erkek arkadaşının cümlesini affına sığınarak tekrar kurmayı denemek istiyorum: “Sen erkeğe göre daha az teşvik edilip daha çok güçsüzleştiren önyargılarla büyütüldün, daha az özgürlük alanına sahiptin yine de daha fazla kısıtlandın, daha az bedenini tanıyarak büyüdün daha çok beklentiye maruz bırakıldın, iradeni göstermen daha az desteklendi daha çok susman, boyun eğmen istendi. İşte bu yüzden güçsüz olduğun yalanı senin bile içine işledi, bunu fırsat bilip üzerine çullanan herife tavır olarak katılmasam kızsam da yine de suçu sende buluyorum çünkü ben de çıkarlarımı destekleyen, konforlu alanlar yaratan, daha çok iş, aş, eğitim, yaşam fırsatından faydalanmamı sağlayan başka bir yalana inanmayı tercih ediyorum; güçlüyüm, o herif güçlü, güçlüyüz”.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.