merhaba, bazı porno filmlerde gördüğüm (sanırım erkeklere yönelik olanlarda çok var ama ben solo olanlar ve queer olanlarda izledim) squirting şeyi gerçek mi? yalnızca kadınların bildiği bir şey mi, yoksa bir mit mi? yapılabiliyorsa nasıl öğrenebilirim?

lesbian_lover

Sevgili lesbian_lover,

Bedenlerimizle ilişki kurmamızı, onları anlamamızı ve aslında hazlarımızı tanımamızı engelleyen yaygın ve endüstriyel porno filmlerinde patriyarkaya hizmet eden ve erkeklerin haz objesi gibi gösterildiğimiz anlatıları kafamızdan atmakta fayda var. Solo ve feminist queer pornolarda gördüğümüz squirting (fışkırtma) ise tamamiyle gerçek!

Yüzyıllarca kadın orgazmı göz ardı edilip yok sayılmış olsa da rönesans anatomistleri, boşalma suyu üreten kadınlara özgü bezlerin (kadın prostatı da denmekte) olduğunu kanıtlamış. 16. yy Japonya’sında kadınların boşalma sıvılarının şifalı olduğuna inanıldığından kadınlar bu sıvıları biriktirdikleri özel çanaklar kullanırmış. Uganda’daki Batoro kadınları da genç kadınlara cinsel birlikteliklerinden önce boşalmayı öğretirmiş (bu geleneğin ismi kachapatidir ve ‘duvara püskürtmek’ anlamına gelmektedir).

Demem o ki rahat ve gevşeyebileceğin pozisyonlarda, partnerli veya mastürbasyon yaparken boşalabilirsin, bunun derecesi uyarılma seviyen ve hazzına bağlı olarak değişecektir. Kelimenin tam manasıyla fışkırtma biçiminde veya yavaş bir biçimde gelen boşalma ile her yeri ıslatman mümkün! Cinsel yolla uyarıldığında idrar yolunu saran süngerimsi doku şişmeye başlar ve bu mesanene baskı yapar. Sevişme veya mastürbasyon sırasında hissettiğin işeme isteği buradan kaynaklanır. Elbette gerçekten çişin gelmiş olabilir fakat ikisini ayırmak için öncesinde mesaneni boşaltmak en iyi yol. Eğer ilk anlarda kuvvetli bir işeme isteği duymaya da başlıyorsan bunun idrar olmadığına ve boşalma suyunun gelişi olduğuna emin olabilirsin. Bu suyun geliş hızı hazzınla doğru orantılı olup, miktarı ise bedensel sağlığın, alkol, sigara, beslenmen gibi etkenlere göre değişkenlik gösterecektir.

Eklemek isterim ki her orgazm ile boşalma yaşamak veya her boşalma ile orgazmı aynı anda yaşamak mümkün olmayabilir. Orgazmı veya boşalmayı hedefleyerek başladığında ise bedenine ve hazzına odaklanmadığından dileğinin gerçekleşmesi güçleşebilir. Nasıl yapabilirim sorunun cevabı da burada gizli; eğer bedenini keşfe çıkıp yalnızca bedeninle iletişim kurmaya başlarsan sinir uçlarını bulup uyardığında ve hazzına odaklandığında boşalmaz veya orgazm olmazsan dahi mutlu olacağın kesin!

Kaynak:

Yaşasın Orgazm: Kadınlar İçin Sıradışı Bir Orgazm Rehberi, Temmuz 2014, Marshall Miller, Dorian Solot. Aganta Kitap.

Birkaç tatlış link:

http://www.5harfliler.com/orgazminizi-nasil-olurdunuz/

http://anniesprinkle.org/

11 Yorumlar

  1. Böyle bir yazının yayınlanmasına sevindim. Ve fakat başlık içerikle çelişmiyor mu? Sonuçta orgazm ve fışkırma iki ayrı olay deniyor yazıda. Fakat başlığa bakılacak olursa sanki fışkırma ancak orgazm sırasında meydana gelen bir olaymış.

  2. squirting üzerine yapılmış çalışmalarda fışkıran sıvı incelenmiş ve çişten ibaret olduğu anlaşılmış.
    bknz: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25545022

    Ultrasonla mesanelerine baktıkları kadınların mesaneleri fışkırmadan önce doluyken fışkırmadan sonra boşmuş. Bu, sıvının idrar olduğuna dair ilk kanıt. İkincisi, sıvıları biyokimyasal analize tabi tutuklarında da idrar olduğu anlaşılmış. Fakat bazı kadınlarda idrarın yanı sıra prostat salgısı da varmış.

    Alıntılıyorum:
    “CONCLUSIONS:
    The present data based on ultrasonographic bladder monitoring and biochemical analyses indicate that squirting is essentially the involuntary emission of urine during sexual activity, although a marginal contribution of prostatic secretions to the emitted fluid often exists.”

  3. Bu yazı yanlış bilgiler veriyor, kaldırılması gerekmez mi? Bir sürü kadın bu gibi yazılar yüzünden boşalmaya çalışıp duruyor, boşalmadıkça da gerçekten orgazm olmadığını, eksik olduğunu zannediyor. Sizi bu yazıyı kaldırıp squirting’in gerçekten ne olduğunu anlatan, bilgi verici bir yazı yazmaya davet ediyorum.

  4. Kadin orgazmi, kadin boşalması ve “squirting” dediğimiz fışkırtma üzerine araştırma sayısı oldukça az. Ayrıca arastirmalarin küçük örneklemlerle (yani az sayida kadinla) ve belirli sekillerde seçilmiş kadinlarla yapılmasi, genelleştirme yapmayı zorlaştırıyor. Bir çalışmaya dair genelleştirme yapilabilmesi için, seçilen orneklemlerin populasyon içinden rastgele seçilmiş olması gerekir.

    Kadin boşalmasının (ejaculation) ve squirting’in (fışkırtma) ayni kavramlar olabileceğinden de biraz supheliyim. Çünkü fışkırtma dedikleri durumda tespit edilen sivinin icinde urin yani idrar olduğuna yonelik calismalar var. Ve bu çalışmalar az sayıda, ve belirli sekillerle seçilmiş kadinlarla yapiliyor. Toplumsal tabulardan dolayi kadinlara bu konularda ulasmak zor, calisma hangi toplumda yapılırsa yapılsın, kadınlara dair birçok şey hala tabu ne yazik ki.

    Fışkırtma da bosalma da kesinlikle mit değil, ve öğrenilen bir şey olduğunu düşünüyorum. Seks bir oyundur ve bence kendi kendine ya da bir başkasıyla yapilan sekste en önemlisi utanmamak, seksin doğal bir ihtiyaç olduğunu kabul edebilmek. Kendi kendine pratik yaparak öğrenilecek bir şey olabileceğini deneyimledim, ama böyle bir şeyin varlığından haberdar bile değildim yaşadığımda. Gerçekleştikten sonra araştırdım ve varlığından haberdar oldum 🙂

    Son olarak da şunu soyleyebilirim, kendi deneyimlerime dayanarak, kadinlarin fiskirtarak bosalmasi kesinlikle mit degil ve çiş yaptığımda hissettiğim rahatlamadan çok daha farkli bir rahatlama hissettim. Fışkırtma ile bosalma sirasinda gelen sıvının içinde ürin yani idrar olduğunu ya da baskin bir şekilde sivinin cogunun idrar oldugunu açıkçası hiç sanmiyorum. Calismalarda sivinin icinde idrar da bulunmuştur, ben de okudum o çalışmaları ancak kendimi işiyor gibi hissetmiyorum bunu yaşadığımda.

    Şunu da belirtmek istiyorum, kendi kendime bu konuda deneyler yaptim. idrar torbamda neredeyse hiç idrar sivisi kalmayacak sekilde işedikten sonra da denedim ve gene ayni sekilde fışkırtma ile boşalmayı defalarca gerceklestirdim. Ayrica, gelen sıvı idrardan farkli olarak yogun bir sıvı değil, daha akışkan ve ince bir sıvı olduğunu da gozlemledim. Laboratuarım olsa daha fazlasini da yapabilirdim 🙂

    Bu durum, benim için o sıvının içinde idrar olmadigina dair bir kanit taşıyor yeterince. Ve su noktada, bilimsel çalışmalara degil, kendi deneyimime guveniyorum. Ayrica bilimsel olarak da analiz edilen sivinin içinde idararin yanisira prostat enzimleri de bulunmustur. Bu da aslinda hiç küçük bir kanit değil.

    Bilimsel calismalarin genellestirilmesi için cok sayida ve rastgele secilen kadinlarla yapilmasi gerekiyor. Yapilan calismalarin, yukarida söylediğim nedenlerden dolayı tarafsiz olduğunu düşünmüyorum ve her kadının fışkırtma ile bosalabilecegini düşünüyorum. Ihtiyacimiz olan tek sey, mumkun olduğunca özgür bir akıl, ve ozgur bir ortam.

  5. Not: ayrica yazi, bence yanlis bilgiler içermiyor. “Main stream” bilimden farkli bilgiler iceriyor olmasi, yanlis olduğu anlamina gelmez. Bu noktada main stream bilimin sozlerinden daha guvenilir olan bireysel deneyimdir. Bu bireysel deneyimler de, her kadinin fışkırtarak bosalabilecegini yeterince gösteriyor bence. Çünkü uzaydan gelmedik ve anatomik olarak da ayni yapilara sahibiz. Kadinlar bu sekilde henuz boşalamıyorsa da, bu kadının eksik olduğu anlamina gelmez, toplumun zevk katili, baskıcı olduğu anlamina gelir.

    Bütün gününü ev işleri, çocuk vs ile geçiren, seksi bir ödev olarak yapmak zorunda olan kadinlarin ya da bir noktaya kadar ozgur olsa bile sürekli toplumsal olarak baski altinda tutulan kadinlarin, fışkırtma ile boşalma gibi bir önceliğinin olmamasi ya da bunun varligindan haberdar olmamasi, kadinin eksikligi ile ilgili degildir. Tamamen toplumun iki yüzlü ahlak anlayışıyla ve katil olmasiyla ilgilidir. Kimse kusura bakmasin lütfen, çünkü artık hiç susmak istemiyorum.

  6. “Main stream” bilim diyorum, çünkü bilimin kimlerin egemenliği altında olduğunu her gün gözlerimle görüyorum. Bazi konularda bireysel deneyim, bilimin sözlerinden çok daha kiymetlidir. O egemenlik biterse bir gün, bilime de tamamen güvenebiliriz. Çünkü bilimsel nesnellik her zaman gerçekten nesnel olamıyor, bilim nihayetinde kapitalist sisteme hizmet ediyor. Dolayısıyla her araştırma, her sonuç nesneldir gibi bir onkabulde bulunmaktan kaçınıyorum.

    Bedenimde yaşadığım şey, beyaz erkeklerin kurguladığı bilimden çok daha fazla ve dogru bilgi veriyor bana.

  7. -“Ayrıca arastirmalarin küçük örneklemlerle (yani az sayida kadinla) ve belirli sekillerde seçilmiş kadinlarla yapılmasi, genelleştirme yapmayı zorlaştırıyor.”

    Kadınların “belirli şekillerde” seçilmesi ne demek? Bu hangi çalışma için geçerli?

    -“Bir çalışmaya dair genelleştirme yapilabilmesi için, seçilen orneklemlerin populasyon içinden rastgele seçilmiş olması gerekir.”

    Rastgele seçilmediklerini nerden biliyoruz? Tekrar soruyorum, hangi çalışmadan bahsediyorsunuz?

    -“çiş yaptığımda hissettiğim rahatlamadan çok daha farkli bir rahatlama hissettim.”

    E çiş yapmakla boşalarak çiş yapmak farklı olacak tabii?

    -” Ayrica, gelen sıvı idrardan farkli olarak yogun bir sıvı değil, daha akışkan ve ince bir sıvı olduğunu da gozlemledim.”

    İşeyip sonra bi daha işeseydiniz de iki çiş farklı olacaktı, bu da bir kanıt değil. Ayrıca prostat enzimleri de sıvının yoğunluğunu değiştiriyor olabilir.

  8. Sunu not olarak eklemek istiyorum. Bir kadının bu deneyimi yasamamis olmasi, kadının eksikliği değildir. Prostatsa, bendeki prostat bezinin aynisi her kadında var. Seksin tabu olduğu yerlerde kadinlar orgazm olmakta zorlanıyor. Seks bir gorev olarak benimsendiginde, kadinlar uzerinde duygusal ve fiziksel baski yaratildiginda, kadinlarla ilgilenilmediginde bir kadının rahatlıkla orgazm olabilmesi nasil beklenebilir?

    Sokakta yurumekte dahi zorlandigimiz bir cografyada, tecavuz ve tacizle dip dibe yasarken; seks, herbirimizin bellegine ayip, günah olarak kazinmaya çalışılırken, sürekli utandirilirken, kadinlar bütün bu engelleri asip nasil orgazm olabilir? Orgazm bir hedef değildir, bu bile kadinlarda baski yaratiyor.

    Çok basit bir ornek düşünelim: Surekli siddete ve strese maruz kalan bir cocuk düşünelim. Bu cocuk, kendisini ifade etmek konusunda; cok daha siddetsiz ve stressiz bir aile ortaminda yaşayan bir çocuğa göre daha rahat nasil davranabilir? Stresle karsi karsiya kalan ve şiddetin olduğu bir ailede yasayan çocuklar, daha zeki ve yetenekli olsa bile siddetsiz ve ozgur bir ortamda yasayan cocuklardan daha basarili olamiyor.

    Siddet ve stres, ogrenmeyi, motivasyonu, hafizayi ve öğrenilmiş bilginin geri cagirilabilmesini negatif olarak etkiliyor.

    Toplumsal normlar cocuklarin kendini ifade etmesine, guvende hissetmesine engel oluyor.

    Avrupa’da, amerika’da lgbti olarak yasayan bir insan ile turkiye’de lgbti olarak yasayan insanlarin intihar oranları arasında bile fark var.

    Yapilan bir arastirmaya gore “same sex marrige” in kabul edilmesi, kabul edilen ulkelerde yasayan lgbti çocuklardaki intihar oranlarini gozle görülür bicimde düşürmüştür ve oranlardaki bu düşüş kalici olmuştur. Bu durum, lgbti çocukların intihara meyilli olduğu anlamina gelmez, bu cocuklarin korkunç bir stresle karsi karsiya olduğu ve guvende hissetmedikleri, gelecek konusunda ümitli olmadiklari anlamina gelir. Sartlar değiştiğinde ve iyilestiginde, kendilerini guvende hissettiklerinde davranışlarında degisiklik var çünkü. Degismez, deterministik bir durum yok yani. Çevresel, toplumsal bir durum var.

    Bu, çocukların eksikliği midir? Yoksa toplumsal bir sorun, baski ve şiddet olduğunun kanıtı mıdır? Elbetteki 2.cisidir.

    Kadinlar için de ayni durum geçerli.

    https://en.m.wikipedia.org/wiki/Suicide_among_LGBT_youth#Impact_of_same-sex_marriage

  9. Seks, kadinlar için beyinde negatif deneyimlerle oluşuyor çoğunlukla, cocukluktan baslayarak ve hayat icinde surekli tekrarlanarak. Öğrenme, pekistirerek gerçekleşen bir eylem. Sürekli negatif bir şekilde pekistirerek ogrendigimiz seks olgusu var ortada.

    Lezbiyen veya biseksuel kadinlarin orgazm olma ihtimalinin, heteroseksuel kadinlara oranla daha yuksek olduğunu gosteren calismalar var. Cunku kadin kadina deneyimlerde negatif çağrışımlar cok daha az, siddet cok daha az, karsidaki insanin duygulari ve fiziksel doyumu ile ilgilenme cok daha fazla ve tecavuz, zorlama, baski, zorbalik riski cok cok daha az.

    Negatif deneyimlerle, travmalarla olusmus bir bilginin çağrılması sirasinda; pozitif sonuçlar oluşması son derece zor değil midir? Bu kadinlarin eksikliği değildir.

  10. Burayi çok isgal etmek istemiyorum ama su deneyimimi anlatmak istiyorum.

    Hayatimda ilk coskulandigim zamanlarda, güdüsel olarak kendimle oynuyordum, ve dokunuyordum. Bir gece herkesin uyudugundan emin oldum ve battaniyenin altindan kendimle oynamaya basladim. O kadar heyecanlanmistim ki, annemin içeri girdiğini bile farketmemistim.

    Ansızın annem battaniyeyi uzerimden çekti ve bana “napiyorsun sen?” diye bağırdı. Çok korkup ağlamıştım ve baya utanmıştım.

    Oysa daha öncesinde abimlerin odasında hatiri sayilir miktarda erotik dergiler görmüştüm. Annemin ya da babamin bir kez dahi abimlere kızdığını ve onlari bu konuda utandirdiklarina sahit olmadim.

    Bir gün tüm cesaretimi toplayip anneme bu davranışın nedenini dolayli olarak sordum. Bana erkeklerin boyle ihtiyaçlarının olabilecegini ve normal olduğunu ama kizlarin boyle davranmasinin yanlis olduğunu, onlara zarar verdiğini, kizlarin kendisini bunlardan korumasi gerektigini söyledi.

    Bunu aklim hiçbir zaman almadi ve gizlice kendi bildiğimi okumaya devam ettim. Yanlış olmadığından çok emindim çünkü. O gün, utanip, yanlis olduğunu dusunerek kendimle oynamaya son verebilirdim, yapmadım çünkü hem mutluydum kendimle oynarken, hem de o iki yüzlü davranış beni direnmeye itti. Kimseye zarar vermiyorum ki, neden yanlış olsun dedim.

    Annemi suçlamıyorum, ona kızmıyorum. Çünkü ona da aynisini ogrettiler ve onun bu saçmalığı kabul etmek dışında bir şansı yoktu.

    Bu yaşımda bile o korkuyu ve utancı hatırlıyorum. Aradan en az 20 sene geçmistir. Tam olarak kac yasinda olduğumu bile hatırlamıyorum, babam hayattaydi o zamanlar ve ben 13 yasindan büyüktüm. Yani 13 ile 16 yas arasinda bir yastaydim. Beynim yaşımı hatırlamıyor ama hala o korkuyu ve utanci hatırlıyor.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.