Selma Gürbüz

Selamlar!..
Nereden başlayacağımı bilemiyorum ama tabi bir yerden başlamak gerekir nihayetinde 🙂 Otuzlu yaşlarda bir kadınım. Ee haliyle başta aile olmak üzere toplumdan çeşitli konularda baskı görmekteyim, birçok kadın gibi. En başta henüz evlenmediğim için ya da elalemin deyimiyle “evlenemediğim” için kendimi değersiz hissediyorum. Sadece evlenmediğim için değersiz olamayacağımı bildiğim halde, insanların sana hissettirdiği duygu bu maalesef. “Sırf evlenmek için evlenmek istemiyorum,” dediğimde “koca bulamamış da bu bahaneye sığınıyor!..” bakışına maruz kalıyorum. Bir kadın kişiliğiyle, yaptığı iyi çalışmalarla var olamıyor. Var olabilmesi için illaki bir adamın karısı veya bir çocuğun annesi olmak zorundaymış gibi dayatılıyor. Böyle bir ortamda ister istemez sana biraz sevgi gösteren bir adama “sığınmak” durumunda kalıyorsun. Kendimden yaşça küçük birine aşık oldum. Tabi “ayıp” silsileme bir yenisini daha eklemiş oldum. Bir adamın torunu yaşındaki biriyle birlikte olması çok “doğal” iken bir kadının kendinden birkaç yaş küçük birini sevmesi “affedilmez” bir hata. Neyse öyle böyle aşık olduk. Ya da ben öyle sandım. İfade ettiğim gibi aslında toplumun doğru gördüğü her şeyi doğru kabul etmeyen biriyim. Yeni tanıştığım ve çok fazla zaman geçirmediğim, hatta çok az zaman geçirdiğim kişi çeşitli bahanelerle benden para istiyor. “Yoksula yardım, öğrenciye borç vs.” bahaneleriyle. “Erkek kadına hesap ödetmez!” saçmalıklarına itirazı olan bir birey olarak bile bu durum bir süre sonra canımı çok sıkmaya başladı. Eğer bir erkek gerçekten seni seviyorsa yanlış anlayacağını düşünerek senden para istemez diye düşünüyorum. Ya da hayatında para isteyebileceği kimsesi yokmuş gibi yeni tanıştığı birinden para istemesi. Kısaca anlatmak istediğim o şahsın sevgimi nakite dönüştürdüğünü, kendini bana sattığını düşünüyorum. Yanılıyor olabilir miyim? Görüşleriniz benim için gerçekten kıymetli. Hoşça kalın!..

Rumuz: Nakit Sevgi

Sevgili Nakit Sevgi,

Femihat’a derdini döktüğün için saol varol, malum bizde dayanışmanın tadı var fiyatı yok 🙂 ama keşke hayatta tüm dayanışmalar öyle olsa değil mi? Ya da tüm ilişkiler böyle kurulsa? Ne yazık ki hayallerimiz ve gerçeklerimiz arasında bir küçük de olmayan boşluk var, ama üzülme o boşluğa Femihat bakar 🙂

Öncelikle diline kalemine sağlık, üzerine koca koca ciltler yazılan, terimlerden terimlere koşulan bazı şeyleri nasıl güzel, nasıl duru ve tam da olduğu gibi ifade etmişsin. Ve ne kadar haklısın. Sanki hayat biz daha yaşamaya başlamadan bizim yerimize yaşanıp bitiyor bile saygısızca. Senaryonun hafif dışına çıksan, biraz doğaç yapsan yok ı-ıh hemen kaşlar çatılıyor. O vakit çok da seçenek bırakmıyor hayat insana, ya bir şekil sığışacaksın o kalıplara, ya da haydi zıpla!

Zıplamanın da kendine göre riskleri var tabii, kemik kırıkları, kalp kırıkları ve elbet hastane masrafları 🙂 Kendi başına olmak, kendi odanı, kendi hayatını kurmak çok kıymetli olduğu kadar da zor sevgili Nakit Sevgi. Bitanecik Virginia’nın da dediği gibi “para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın.” Hadi bunları başardın diyelim, güçbela kurduğun hayatın bir de idamesi, bir her an devrilecekmiş endişesi var tabii bir an bile yalnız bırakmayan. Böyle zamanlarda bir sakin liman, bir yaslanacak omuz arayışına girmekten normal bişi yok. Ne var ki sen bu güçlü şilebi o limana çektiğinde sana yardım edecekler kadar üstünde tepinecekler de olacak ve ikisinin arasında bir milyon başka kişi, başka başka tepki. Çok tuhaf bişi, güçsüzlük kadar güçlü olmak da insanların senden talebini arttırıyor, güçsüz yanından değil, bu sefer güçlü yanından çıkar elde etmeye, üstünlük kurmaya çalışabiliyor etrafındakiler, özellikle de sistemin bol bol keseden vaatler sundukları, sıklıkla da erkek kişiler. Üstelik senden talep edilen senin direnmen için, kendi odan için, ama onun da iktidarı için en lazım olan, para! Para üstünden kurmak zorunda çünkü sistemini sevgili erkek egemenler! Kaçmak ne zor şu patriyarka denen meretten!

Her karşılıksız alınan destek, bir çıkar sağlama çabası değil elbet, çoğu kez dayanışmayı bu destekler sayesinde kurup güçlendiriyoruz. Tabii ki burada desteğin vardığı yer, yarattığı şey önemli, ve desteğin hep aynı yöne mi işlediği belki de. Senin durumun bir dayanışma ilişkisi mi, bir çıkar ilişkisi mi peki? Bu soruya maalesef ben cevap veremem ama eminim ki olan biteni değerlendirerek en doğru cevabı sen verebilirsin, nasıl senin için tarif edilenleri fark edip dışına çıkabildiysen, işte o durduğun yerde bu cevabı verebilirsin. Ve eğer cevabın senden çıkar sağladığı yönünde olacaksa, bunun kurmaya çalıştığımız, şu bütüüüünnnn evlenmeli-aileli-erkek para öder’li dünyayı yıkacak dayanışmacı eşit ilişkiler hayalimizin ters köşesinde olacağını, bunun adlı adınca ekonomik şiddet olduğunu ve seni ne yaparsan yap bir noktada üzeceğini düşünüyorum. Toplumun “evlen!” dayatması, sığınılacak bir liman bulma arzusu ve hatta aşk, senin gerçeği görmeni etkilemesin, çünkü sen çıkar kokan ilişkilerden çok ama çok daha değerlisin!

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten − three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.