Uluslararası Kadınlar Birliği – Dünya Kadınlar Birliği olarak da çevrilmektedir – (International Alliance of Women / IAW) 12. kongresini, Türk Kadınlar Birliği ev sahipliğinde, 18-24 Nisan 1935’te İstanbul’da gerçekleştirdi. 40 kadar ülkeden (kimi kaynaklarda “otuz yurdun kadınları” olarak geçer), toplam 200 milyonluk bir nüfusu temsil eden 360 delegenin (kimi kaynaklarda 300’e yakın) katıldığı ve dönemin basını tarafından “Feminizm Kongresi” olarak adlandırılan kongreye damgasını vuran tema, faşizmin yükseldiği ve İkinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulduğu bu yıllarda, “barış” oldu. Ama kadınların savaş ve silahlanmaya karşı sesleri ve sözlerinin yanı sıra kongrenin gündeme aldığı ve karara bağladığı konular arasında seçme ve seçilme hakkı için uluslararası mücadeleyi sürdürmek, dünya kadınlarının işbirliği, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesinin sona erdirilmesi, çok eşliliğin engellenmesi, dul kadınların durumu, kadın işsizliği ve yoksulluğu, genelevlerin kapatılması ve (onların tabiriyle) fahişeliğin yasal olarak sınırlandırılması, kadınların kölelikle eşdeğer şartlarda çalıştırılmasının önüne geçilmesi, manda altında yaşayan kadınların yaşam koşullarının düzeltilmesi, kadının uyruğu ile ilgili sorunların uluslararası bir sözleşme ile çözümlenmesi, ahlak alanında kadın ticareti ile mücadele edilmesi, ahlakta kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, evli kadının çalışma hakkı üzerindeki engellerin kaldırılması ve kadın mültecilerin sorunlarının çözülmesi bulunuyordu. Türkiye kadın hareketi tarihi açısından hem böylesine büyük ve uluslararası ilk kongre olmasından hem de Türk Kadınlar Birliği’nin kapanması/kapatılması sürecindeki rolünden ötürü önem arz eden buluşma, organizasyonun diğer ortağı olan Uluslararası Kadınlar Birliği açısından ise feminizmin ilk dalgasının “uluslararasılaşma ve kolektif bir kimlik oluşturma” çabasını temsil ediyor. Henüz ömrünün başında olan genç Cumhuriyet, yani Türkiye hükümeti, ise bu konferansı o zamanın ‘yeni Türkiye’sini’ uluslararası arenada tanıtmak, nasıl modernleşmiş olduğunu göstermek için bir fırsat olarak değerlendiriyor.

12. kongresini İstanbul’da düzenleyen Uluslararası Kadınlar Birliği’nin (IAW) kurulması kararı, 1902’de Washington’da, dönemin önde gelen ABD’li feministlerince, kadınların oy hakkı için mücadele etmek adına alındı. Temeli ise 1848’de kadınların Seneca Falls’da toplanarak Kadın Hakları Bildirgesi’ni yazmasıyla atılmıştı. Bu ilk konferanstan sonra 1904’te Berlin’de gerçekleştirilen ikinci buluşma ile Birlik resmen kurulurken ilk başkan da Carrie Chapman Catt oldu. Bu sırada adı “Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı için Uluslararası Birlik” (International Women’s Suffrage Alliance / IWSA) idi. Merkezi Londra’da yer alan birliğin kurucuları arasında süfrajetler Carrie Chapman Catt, Millicent Fawcett, Helene Lange, Susan B. Anthony, Anita Augspurg, Rachel Foster Avery ve Käthe Schirmacher bulunuyordu. 1906’da Kopenhag’da gerçekleştirilen üçüncü kongrede Birlik’in yayın organı Jus Suffragii’nin çıkarılması karara bağlandı. Aynı zamanda bu kongrede, Emmeline Pankhurst’ün izinden giden Kadınların Sosyal ve Politik Birliği’nin (WSPU) üyeliği, süfrajetlerin bu türden militanlığa karşı olan Millicent Fawcett’in etkisiyle reddedildi. Daha sonra, 1926’da Paris’te gerçekleşen 10. kongrede Birlik’in adı değişerek “Kadınların Oy Vermeye Katılımı ve Siyasi, Hukuki Haklarının Alınması için Uluslararası Birliği” (International Alliance of Women for Suffrage and Equal Citizenship) oldu. Aynı kongrede Türk Kadınlar Birliği’nin üyeliği kabul edildi. 1946’da ise bugünkü ismini alarak “Uluslararası Kadınlar Birliği” (International Alliance of Women) haline geldi. Bugün hala aktif olan Birlik’in merkezi Cenevre’de bulunuyor. Önceleri seçme ve seçilme hakkı ekseninde kurulan Birlik, artık daha genel bir insan hakları-barış-demokrasi çerçevesine sahip. Bünyesinde dünyanın farklı yerlerinden yüzbinlerce üyesi olan 50’yi aşkın derneği barındırıyor. Ayrıca kuruluşundan bu yana dernek ve kurumların üyeliği haricinde ‘bireysel üyelik’ de kabul ediyor olmasıyla başka benzer platformlardan ayrılıyor. 1926’dan itibaren Milletler Cemiyeti ile güçlü ilişkiler geliştiren Birlik’in 1947’den bu yana, BM nezdinde bir STK’nın elde edebileceği en yüksek statü olan, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nde genel danışmanlık statüsü var. O tarihte, bu statüyü elde eden dördüncü kurum olarak biliniyor. Bugün BM’nin New York’taki merkezinde, Cenevre ofisinde, UNESCO’da, Gıda ve Tarım Örgütü’nde, Avrupa Konseyi’nde, Arap Ligi’nde, Körfez Ülkeleri Konseyi’nde temsilcileri bulunuyor ve Avrupa Kadın Lobisi üyesi. Birlik’in bugünkü Başkanı ve BM temsilcisi ise Joanna Manganara. Birlik’in 2004’e dek gerçekleştirdiği kongreleri şöyle listelenebilir:

1- Washington, D.C., 1902

2- Berlin, 1904

3- Kopenhag, 1906

4- Amsterdam, 1908

5- Londra, 1909

6- Stockholm, 1911

7- Budapeşte, 1913

8- Cenevre, 1920

9- Roma, 1923

10- Paris, 1926

11- Berlin, 1929

12- İstanbul, 1935

13- Kopenhag, 1939

14- İnterlaken, 1946

15- Amsterdam, 1949

16- Napoli, 1952

17- Kolombo, Seylan (Sri Lanka), 1955

18- Atina, 1958

19- Dublin, 1961

20- Trieste, İtalya, 1964

21- İngiltere, 1967

22- Konigstein, Batı Almanya, 1970

23- Yeni Delhi, 1973

24- New York, 1976

25- Monrovia, Liberya, 1979

26- Helsinki, 1982

27- Mauritius, 1986

28- Melbourne, Avustralya, 1989

29- Atina, 1992

30- Kalküta, Hindistan, 1996

31- New York, 1999

32- Kolombo, Sri Lanka, 2002

33- Berlin, 2004

Birlik’in bir kongresinde Türkiye’nin ilk temsil edilişi, henüz Cumhuriyet kurulmadan önce, 1920’de Cenevre’de yapılan 8. kongreye Azize Kıbrıslı’nın katılımıyla oldu. Bu, Birinci Dünya Savaşı’yla kongrelerin 1913-1920 arası sekteye uğramasından sonra yapılan ilk kongreydi. Kıbrıslı torunlarının (Azize, Refika ve Feride) dünya “süfrajetlerinin” retoriğiyle kadın haklarını savunusunun Nezihe Muhiddin’i derinden etkilediği söylenir. Belki de bu sebeple Nezihe Muhiddin’in Türk Kadınlar Birliği’nin kuruluşundan itibaren uluslararası kadın birlikleriyle geliştirdiği ilişkiler, kendisi uzaklaştırıldıktan sonra da devam etti. 8. kongreden sonra, 1923’te Roma’da gerçekleştirilen 9. kongreye de Türkiye’den “iki genç kızın” katılacağı duyuruldu. Bu sırada Kadın Hakları Fırkası, reddedilecek olan kuruluş izni için bekliyordu. Fırka olarak kurulamayıp dernek olarak kurulan TKB’nin 1925’ten itibaren çıkardığı “Kadın Yolu” (daha sonra “Türk Kadın Yolu”) yayınında, ilk sayıdan itibaren “Dünya Kadın Postası” adlı bir bölüm yer aldı. Burada diğer ülkelerde kadın haklarının durumu, kadın hareketlerinin tarihçeleri yazılıyor, uluslararası kadın örgütleriyle mektuplaşmalar yer alıyordu. Aynı şekilde IAW’ın yayın organı Jus Suffragii’de de Türkiye’ye dair yazılar çıkıyordu. Nezihe Muhiddin, Uluslararası Kadınlar Birliği’nin 1923-1946 arası başkanlığını yapan Margery Corbett Ashby’e 1926’da yazdığı bir mektupla Birlik’in bir sonraki kongresini İstanbul’da yapmayı önerdi. Bu şekilde başlayan yazışmayla TKB, 1926’daki kongrede uluslararası birliğe üye oldu. 1929’da 11. kongre İstanbul’da değil Berlin’de gerçekleşti, ancak TKB buraya Efzayiş Suat’ı delege olarak göndererek ilk kez bir IAW kongresine katılmış oldu. 12. kongreyi planlamak üzere Marsilya’da 1933’te ara kongre gerçekleştiğinde Türkiye’de kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmıştı. Bunun üzerine Türkiye Hükümeti “inkılâbımızın Türk kadınına kazandırdığı yüksek mevkiinin ve umdelerin harice de duyurulması için propaganda zemini” olarak gördüğü bu kongreye katılım için TKB’ye ödenek verdi ve Seniha Rauf ve Lamia Refik katılarak dünya kadınlarını Türkiye’ye davet ettiler. 1934’te Meclis seçimlerinde de seçme ve seçilme hakkının kazanılması, yani kadınların siyasal haklarını elde etmesi üzerine İstanbul 12. kongrenin yeri olarak belirlendi.

Bu yer tercihinde bir etken de Türkiye Hükümeti’nin kongreye sağladığı maddi destek oldu. Kongre ilk kez Müslüman bir ülkede toplanıyordu ve kongrenin katıldığı ülkede kongre hükümet tarafından ilk kez bu ölçüde destekleniyordu. Türk hükümeti kongrenin Türkiye’nin tanıtıma yapacağı katkıyı göz önünde bulundurarak kongreye destek veriyordu. Ulaşım, konaklama, haberleşme olanakları kongreye katılan delegelere ücretsiz sağlandı. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları delegelere ücretsiz vize verdiler. Bunun haricinde de 12. Uluslararası Kadınlar Kongresi’ne özel pullar TBMM kararıyla basıldı ve bunların gelirinin yarısı Uluslararası Kadınlar Birliği’ne bağışlandı. Pullarda dünyaca ünlü kadın yazarlar, edebiyatlar, çeşitli alanlarda öne çıkmış kadınlar, Nobel ödülü almış kadınlar ve IAW’ın ilk başkanı Carrie Chapman Catt’in yanı sıra Atatürk de yer alıyordu. Bu pullardan elde edilen gelir, IAW tarafından 1937’de Zürih’te organize edilen Barış ve Feminizm konferansı için kullanıldı.

Kongre sonunda TKB Başkanı Latife Bekir, Uluslararası Kadınlar Birliği’nin başkan vekilliğine seçilerek Türkiye’den yönetime giren ilk kişi olsa da, TKB 10 Mayıs’taki toplantısında oybirliği ile kapatılınca bu görevinden istifa edeceğini açıkladı. Başkan vekilliği görevini bıraksa da 1936-1938 arasında Uluslararası Kadınlar Birliği yönetiminde kaldı. TKB’nin Birlik’teki üyeliği ise sona erdi. 1949’da Türk Kadınlar Birliği yeniden kurulunca Latife Bekir Amsterdam’da gerçekleştirilen 15. kongreye katıldı ve burada TKB yeniden Uluslararası Birlik’e üye oldu. Daha sonra, 1961’de Dublin’de düzenlenen 19. kongreye Bakanlar Kurulu kararıyla TKB idare heyeti üyesi ve genel sekreter yardımcısı Ayşe Erkut katıldı. Hatta TKB’nin “merkezi Londra’da bulunan Uluslararası Kadınlar Birliği ile işbirliği yapmasına” 26 Kasım 1973 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından karar verildi. Yani ilişki 1935-49 arası sekteye uğrasa da sonrasında sürdürüldü.

İstanbul’da gerçekleşen kongrenin arkasında yatan bir diğer nokta ise Uluslararası Birlik’in “doğu kadınlarını” da katmak istemesiydi. Ulaşım açısından İstanbul’un daha kolay bir nokta olmasıyla gerçekten de katılım çeşitlendi. Ancak Birlik’in “batılılığına” çeşitli eleştiriler de yapıldı. Örneğin Hindistan delegesi İ. Hüseyin “Batılıların işbirliğinin ırka dayalı üstünlük ya da hamilik taslayarak olmaması” gerektiğini vurgularken, Arap Kadın Birliği’ni temsilen katılan Julia Dimeşkıyye de “bir tek ülke baskı altındaysa, barış için yapılan tüm fedakârlıklar anlamsızdır” diyordu. Ayrıca dönemin gazetelerinde İstanbul’da gördükleri modernliğin “doğulu köle kadın” imajına sahip batılı kadınları şaşkına çevirdiği ifade ediliyor, oryantalist bakışlarından söz ediliyordu. Mısır delegesi ve Kahire tren istasyonunda peçesini atmakla tanınan Hüda Şaravi ise konferansa damgasını vuran barış konusunda: “Esasen şark daima sulh istemiştir. Garbde de sulhun takdir edilmeye başladığını ve garb kadınlarının da sulh için çalıştıklarını görmek memnuniyetimizi mucib olmaktadır,” diyordu.

“Barış” gerçekten de TKB için beklenmedik şekilde konferansın ana teması haline geldi. Komisyonlar olarak çalışan kongrenin komisyonlarından birisi Sulh (Barış) Komisyonu’ydu. Konferans kadınların siyasi hayata katılımı ve barış arasında doğrudan bağlantı kuruyordu. Yani daha fazla kadının siyasette olmasının dünya barışını sağlayacağı ifade ediliyordu. Feminizm temelinde bu bağlantının kurulmasının arkasında kadın hareketini uluslararasılaştıran üç büyük örgütten birinin Barış ve Özgürlük için Uluslararası Kadın Ligi (Women’s International League for Peace and Freedom / WILPF) olması da yatıyordu. Nitekim IAW Başkanı Corbett-Ashby’nin açılış konuşmasında da vurguladığı üzere WILPF daha birkaç sene öncesinde, 1932’de Cenevre’deki Dünya Silahsızlanma Konferansı’na kadınlardan dünya çapında bir ‘silahsızlanma bildirisi’ sunmuştu. 1930-1932 arasında toplanan imzalar, 6 milyona ulaşmış ve Londra’dan Cenevre’ye kutularla taşınmıştı. Aynı açılış konuşmasında Corbett-Ashby şöyle söylüyordu: “Biz vazifelerimizi daha iyi yapabilmek içindir ki haklarımızı istiyoruz. Kadınlar dünya sulhunu temin için erkeklerle teşriki mesai etmek istiyorlar, bundan başka hiçbir gayeleri yoktur!” Kadınların siyasete katılımının niye barışı güçlendireceği konusunda ise katılımcılar genellikle kadınların “şiddete yatkın olmayan, şefkatli ve anaç doğası” dışında bir şey söylemiyorlardı.

Konferans sırasında biri 21 Nisan’da biri 22 Nisan’da olmak üzere iki barış toplantısı gerçekleştirildi. Ayrıca Sulh Komisyonu’nun karara bağlanan raporunda somut olarak, dünya kadınlarının elbirliği ile gerek hükümetleri gerek Milletler Cemiyeti nezdinde girişimlerde bulunarak barışı talep etmesi, silahların azaltılması, silah üretim ve ticaretinin kontrolü ve bu iş için Milletler Cemiyeti ile birlikte çalışılması, sivil havacılığın denetlenmesi talebi yer alıyordu. “Kolektif güvenlik” anlayışı vurgulanıyordu. Bu önerilerin dönemin siyasi koşullarında, kadınların karar alma mekanizmalarına dâhil edilmediği de düşünülecek olursa, İkinci Dünya Savaşı’nın gelişini engellemede pek etkili olduğu söylenemez.

Bu “barış” vurgusunun bir boyutu da İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken esasen eski İtilaf Devletleri’nin, yani Fransa, İngiltere, ABD, vd.’nin söylemini yansıtıyor olmasıydı. Bahsedilen silahlanma daha çok Almanya, İtalya ve Japonya’nın silahlanması ve “Hitler tehlikesi” idi. Bu nedenle şaşırtıcı olmayan bir şekilde Almanya ve İtalya, kadın örgütleri yeni rejimlerce kapatıldığından kongreye katılacak kadın örgütü kalmadığı ifade edilerek 12. kongreye katılmadı. Japonya ise son anda geri çekildi. Bu kararlarında kadın örgütlerinin baskı altında olmasının yanı sıra, “barış” sözcüğünün öne çıktığı bir kongreye katılmanın Batı Bloğu tarafında gözükme tehlikesi yaratması da etkiliydi. Nitekim bu savaşta “tarafsız” bir konum alan Türkiye Hükümeti’nin de bundan rahatsız olduğu, yalnızca bir seçme-seçilme hakkının kutlanması ve kendi başarılarının tanıtılması bağlamında destekledikleri kongrede kadınların bu sınırları aşarak ‘genel siyasete’ karışmasının TKB’nin kapanmasında rol oynadığı söylenir.

18 Nisan 1935 tarihli Akşam Gazetesi’nden. 12. Uluslararası Kadınlar Kongresi basında genel olarak olumlu karşılanmasına rağmen kadınların toplantılarını, sözlerini, taleplerini küçümseyen yazılar ve karikatürler de çıkmıyor değildi.

Kongrede Sulh Komisyonu haricinde Hukukta Eşitlik, Ahlakta Eşitlik, İşte Eşitlik, Evli Kadının Tabiyeti, Beyaz Kadın Ticareti ile Mücadele ve Genel Oy Komisyonları bulunuyordu. Bu bağlamda ilk olarak kadınların ekonomik eşitliği tasarısı onaylandı. Evli olsun ya da olmasın, kadının çalışması engellenmemeli, eşit işe eşit ücret verilmeliydi. Kadınlara da erkekler gibi işinde ilerleme olanakları tanınmalıydı. İkinci öneri, kadın ve erkeklere ahlak konusunda eşit sorumluluk yüklenmesi, birinin diğerinden fazla cezalandırılmamasıydı. Ayrıca kadın sahip olunabilen bir mal gibi görülmemeliydi, evli kadınların tam bağımsızlığı olmalı deniyordu. Kadınların kocalarının uyruğuna geçmesi savaş durumunda kadınların kendi memleketlerinde esir kamplarına alınması sonucu yaratabildiğinden çokça tartışılan bir konu oldu. Komisyonlarda yer alan ve genel oturumlarda konuşmalar yapan TKB delegeleri ve TBMM kadın milletvekilleri ise her fırsatta Cumhuriyet’in ve Atatürk devrimlerinin kendileri için açtığı yoldan bahsediyor, genel olarak Atatürk’e şükranlarını sunuyorlardı. Bu açıdan hem uluslararası feminist hareketin hem de Türkiye’deki kadınların mücadelesini yok saymalarından ötürü eleştirilmişlerdir. Ancak yurt dışından katılan delegelerin de Atatürk’e övgüleri hatırı sayılır miktardadır.

12. Uluslararası Kadınlar Kongresi’nin yukarıda sayılan kararları ve tartışmaları haricinde en çarpıcı “sonuç”larından biri Türk Kadınlar Birliği’nin kapatılması oldu. Kongreden iki hafta kadar sonra, 10 Mayıs’ta yaptığı toplantısında başkan Latife Bekir artık Türk kadını olarak elde edilecek tüm hakları elde ettiklerini söyleyerek Birlik’in kapatılmasını teklif etti ve bu oy birliğiyle kabul edildi. Bu konuda iki görüş bulunuyor: Birine göre, TKB kendinden bağımsız derneklerin varlığını istemeyen parti-devlet rejimi tarafından zaten kapatılacaktı, ancak iyi bir tanıtım getirecek Uluslararası Kongre için açık tutuldu. Bu bağlamda, 1934’ün Aralık ayında İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın Latife Bekir’i vilayete çağırarak Atatürk’ün “Söyleyin Latife Hanım’a Türk Kadın Birliği’ni kapatsın. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkını veren yasa çıktı ve artık bu derneğe gerek kalmadı” dediği söylenir. Latife Hanım ise TKB’nin çok emek verdiği İstanbul Kongresi’nin yakında toplanacak olması dolayısıyla kararın kongre sonrasına ertelenmesini talep etmiştir. İkinci görüş ise İstanbul Kongresi’nin kapatmanın gerekçesi olduğunu iddia eder. Buna göre, TKB her ne kadar 1927 yılında yaşanan yönetim değişikliğinden sonra aykırı çıkışlar yapmıyor olsa bile yine de özünde kadınlara hak talep eden bir yapılanmadır ve denetim altında tutulmalıdır. İstanbul Kongresi de barış talebiyle parti çevrelerince öngörülemeyen bir politik arenaya dönüşünce tam anlamıyla denetlenemeyeceği düşünülerek kapanması yoluna gidilir.

TKB ile ilgili sitedeki diğer “tarihimizden”ler:

https://catlakzemin.com/12-nisan-1951-turk-kadinlar-birligi-toplantisinda-medeni-kanun-elestirildi/

https://catlakzemin.com/11-nisan-1930-turk-kadinlar-birliginin-ilk-mitingi-bir-tartismalar-tarihi/

https://catlakzemin.com/7-aralik-1934-kadinlar-secme-secilme-haklarini-buyuk-bir-mitingle-ataturke-tesekkurle-kutladilar/

https://catlakzemin.com/10-mayis-1935-nezihe-muhiddin-arkadaslarinin-kurdugu-turk-kadinlar-birligi-kendini-feshetti/

Kaynaklar:

https://blogs.lse.ac.uk/lsehistory/2018/05/30/the-archive-of-the-womens-international-league-for-peace-and-freedom-wilpf/

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvSW50ZXJuYXRpb25hbF9BbGxpYW5jZV9vZl9Xb21lbg

https://www.petrol-is.org.tr/kadindergisi/tarihten.htm

https://sbd.aku.edu.tr/wp-content/uploads/2017/12/C.19-S2b15aytenkiri%C5%9F.pdf

https://womenalliance.org/what-is-iaw

https://womenalliance.org/wp-content/uploads/2018/10/IAW-Centenary-Edition-1904-2004-webversion.pdf

http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt9/sayi44_pdf/2tarih_siyaset_uluslararasiiliskiler/unal_suzan.pdf

Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap: Nezihe Muhiddin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği, Metis Yayınları, 2003

Nazlı Ökten, “1935 İstanbul Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi: Otuz Yurdun Kadınları”, Tarih ve Toplum, Mart 2002, C: 37, S: 219

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.