“Kadın duygusunu ve ruhunu herhangi bir kadından daha fazla yansıttığına inanan” İsmail Küçükkaya’nın, moderatörlüğünü yaptığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yeniden seçimi öncesindeki “münazara”da dostlar alışverişte görsün kabilinden ortaya attığı “kadın” sorusu (gerçi ortada bir soru yok; tamı tamına “Kadının toplumsal hayatta güçlendirilmesi meselesi çok önemli. Her ikiniz de eşinizle geldiniz. Kreş mesela,” şeklinde formüle (bile) edil(eme)miş, uçan kaçan, kadınların güçlendirilmesinden havalanıp politikacıların eşlerine konan, İsmail’in dilinin bir türlü dönmediği bir fikir-imsi var) hala kulağımızda yankılanırken, bu yankıya bir uğultu daha karıştı. Tıpkı diğer örnekte olduğu gibi bu uğultu da bir gürültünün değil, bir sessizliğin beynimizdeki aksi daha ziyade: #MeToo hareketinin ivmesiyle kurulan Time’s Up grubunun geçtiğimiz günlerde yayınladığı rapora göre, 1996-2016 yılları arasında gerçekleştirilen 123 önseçim münazarasında sorulan yaklaşık 4000 sorunun yalnızca 8’i (yazıyla SEKİZi) cinsel taciz, çocuk bakımı, ücret eşitliği, ücretli ebeveyn izni gibi konular hakkındaymış. Özel olarak cinsel tacize değinen üç sorunun hiçbiri (yazıyla SIFIR) adaylara bu konuya ilişkin ne gibi politikalar geliştireceklerini sormamış.

Bu arada, İsmail’in kulaklarını bir kez daha çınlatmak pahasına, bu 8 sorunun 6’sının kadın moderatörler tarafından sorulduğunu da not düşmek gerekiyor.

ABD’de başkanlık koltuğunda sicili bilinen bir tecavüzcü oturur, eyaletler peş peşe kürtajı kısıtlayan yasalar geçirir ve şiddet ve taciz hikayeleri her yerden taşarken muhalefet elbette cinsel taciz başta olmak üzere kadınları ilgilendiren konulardaki politikalara ağırlık veriyor. Bu ağırlığın söylem/vitrin seviyesini geçip geçmeyeceğiniyse hep beraber göreceğiz.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.