Romantik ilişkilerdeki “gizli eşitsiz özgürlük”

0
1893

Erkekliği içselleştirdiklerini ve ondan faydalandıklarını benden gizlemek için her türlü yola başvurdular. Manipülasyon yöntemleriyle, açık olmadan, kendilerine ilişkide daha geniş bir özgürlük ve konfor alanı sağlarken benim aynı imkânlara sahip olmamı önlemeye çalıştılar. İlişkideki dinamikleri belirleme isteklerimi, politik düşüncemi de kullanarak onların çıkarlarına göre değiştirip şekillendirme uğraşına girdiler.

Ataerkil zihniyetin sistematikleştirmiş olduğu ayrımcılığı bir kadın olarak hayatımın her alanında çok net bir şekilde hissedebiliyorum. Bu ayrımcılık, beni sadece ekonomik, sosyolojik, politik vb. düzlemde etkilemekle kalmayıp ilişkilerimde de etkiliyor. Kurduğum heteroseksüel ilişkideki erkekler, çoğu zaman ilişki içindeyken kadın olmam dolayısıyla beni eril tahakküme maruz bırakıyor. Bu noktada ise maruz kaldığım ayrımcılıkları kendi açımdan gruplaştırmak istiyorum: anlayabildiğim ayrımcılıklar, sonradan anladığım ayrımcılıklar ve hiç anlayamadığım ayrımcılıklar.

İlişkilerimde genellikle özgürlükçü yapıya sahip olduğuna inandığım erkeklerle ilişkilenmeyi tercih ettim çünkü ihtiyaç duyduğum ve rahat hareket etmemi sağlayacak konfor alanını onların sağlayacağını düşünmüştüm. “Bu saate kadar telefonda kiminle konuşuyorsun?”, “Neden orada içki içmeye gittin?”, “Bu dekolte akşam dışarı çıkmak için fazla değil mi?” gibi sorulara muhatap olmayacağımın beklentisi içindeydim. Benim gibi onların da yaşantılarının her ayrıntısıyla ilgili sorguya çekilmekten hoşlanmadıkları izlenimini yaratmışlardı. Benim onların yaşantısına karışmadığım sürece, onların da benim yaşantıma aynı derecede karışmayacağı bir ilişki vaat etmişlerdi. Ancak tecrübelerim doğrultusunda diyebilirim ki bu “birbirine karışmama ve birbirine yalnız kalacağı özel alan yaratma” konsepti, ilişki içeresindeyken benim aleyhime kullanıldı ve eşit bir düzlemde buluşamadık. Bu tip bir ilişkilenmede sözde iki tarafın da eşit hakları varmış gibi dursa da pratikte yine erkeklerin hak üstünlüğü olduğu gerçeği ile karşılaştım.

Kendilerine “özgürlükçü” sıfatını uygun gören erkekler de birçok defa benim üzerimde eril tahakküm uyguladı. Ancak bunu, benim için mümkün olduğu kadar anlaşılmaz kılmaya çalıştılar. Üstelik bir yandan bunu yaparken, öte yandan kendilerini “feminist” sıfatını kullanarak tanıtmaktan da çekinmediler. Öğretilmiş ve içlerine sinmiş erkekliği tam anlamıyla aşmayı bir yana bırakalım, daha birazcık bile ilerleme kaydedememişlerdi. Buna rağmen “Herkes eşittir!”, “Yaşasın özgürlük!”, “Hak hukuk adalet!” gibi söylemlerde bulunabiliyorlardı. Göstermelik, içten olmayan davranışlarıyla ve sözleriyle bu söylemleri hayatlarının her alanında pratiğe döktüklerine dair beni ikna etmeye çalıştılar ve bu konuda başarılı oldukları da söylenebilir. Erkekliği içselleştirdiklerini ve ondan faydalandıklarını benden gizlemek için her türlü yola başvurdular. Manipülasyon yöntemleriyle, açık olmadan, kendilerine ilişkide daha geniş bir özgürlük ve konfor alanı sağlarken benim aynı imkânlara sahip olmamı önlemeye çalıştılar. İlişkideki dinamikleri belirleme isteklerimi, politik düşüncemi de kullanarak onların çıkarlarına göre değiştirip şekillendirme uğraşına girdiler. Örneğin; ilk başta tek eşli bir ilişki isterken süreç boyunca gelişen konuşmalarda “özgürlükçü, paylaşımcı, ilerici” biri olmam vurgulanarak birden çok partner içeren bir ilişki içerisinde olmaya ikna edilmeye çalışıldım. Tek eşliliği savunduğumda ise kendimi “baskıcı ve geri kafalı” bir kadın olarak hissetmeme yol açıldı. Burada önemli olan, bir kadın olarak çok eşliliği mi yoksa tek eşliliği mi tercih etmem değil, bu kararın kendi tarafımdan mı verildiği yoksa bir erkeğin çıkarı uğruna, onun yönlendirmesi ve baskısıyla mı verildiğinin ayrımını yapabilmemdi. Bu ikna süreci sadece politik düşüncem üzerinden de yürütülmüyordu, kendi düşüncelerimi ve hislerimi yanlış yorumladığım da ileri sürülüyordu. Örneğin bir süredir ilişkide olduğum bir erkeğe “Çevremden bir erkek benimle bir ilişki içerisine girmek istediğini söylüyor ama hayatımda sen olduğun için bir karşılık vermek istemiyorum” demiştim. O da açık sözlülüğüm karşında telaşlanmış ve net bir şekilde “Ben seninle tek eşli bir ilişki içine girmek istemiyorum” demekten çekinmiş olmalı ki bana, “Ben varım diye değil, o çocuktan hoşlanmadığın için karşılık vermek istemiyorsun” demişti. Bir yandan başka kişilerle görüşürken öteki yandan benimle de iletişimi sürdürmeye devam etmek istediği için hislerimi ve isteklerimi yanlış tanımladığımı bana kabul ettirtmeye çalıştığını düşünüyorum. Ayrıca çoğu zaman ilişkilendiğim erkekler, kendilerinin hemcinslerinden özel ve üstün olduğunu göstermemi beklerken bana kendimi özel hissettirme sorumluluğunu almak istemediler. Hayatımdaki ve geçmişimdeki diğer erkekler onlar için rekabet unsuru haline geldi. Ben onlardan özel hissettirilmeyi beklediğimde, yine kişiliğimin ve politik görüşümün bunun için uygun olmadığı; histerik, kaygılı ve duygusal bir dönem geçirdiğim için mantıklı karar veremediğim üsttenci bir tavırla belirtildi. Başka bir örnekle açıklamak gerekirse benim dekolteli sokağa çıkmam ve başkalarının bana bakacak olması onlar için rahatsız edici olabilirken kendilerinin başkalarıyla ilişkiye girmesini olumlu karşılamam gerekiyordu çünkü ben “özgürlükçüyüm”. Her zamanki gibi bir erkek, benim için en iyisini biliyor, beni benden iyi tanıyor ve benim için en doğru kararı veriyordu (!).

Eşit bir düzlemde hareket edebilmek için karşı tarafın ilişkiye dair isteklerini bilmek istediğim zamanlar oldu. İki tarafın da beklentilerini bilirsek ilişkinin sınırlarını veya gidişatını taraflar için uyumlu bir hale getirebileceğimize inanıyordum. Ancak ilişkilendiğim erkekler, böyle bir talepte bulunsam dahi kimi alanları belirsiz ve bulanık bırakmak istiyordu. Böylece hoşnut olmayacağını düşündüğü bir durum oluşursa (ki büyük ihtimalle bu durumu yaratacağını da düşünüyordu) benimle görüşmeyi de kesmeden işin içinden kendilerini kurtarabilme ihtimallerini arttırmak istiyorlardı. Hoşuma gitmeyen bir durum yaşanınca konuşmayı talep etsem de bunu cevapsız bırakıyorlardı. “Bir daha yapmayacağım”, “Olayı nasıl karşılayacağını bilmiyordum”, “Hem sen de şunu yapmamış mıydın? İkisi benzer değil mi?”, “Seni çok seviyorum, bunu bilmiyor musun?” vb. sözlerle kendilerini suçlu pozisyonuna düşmekten kurtarıyorlardı. Sözlerinin davranışlarıyla bir ilgisi olmasa da gerçekçi kılmak için ellerinden geleni yaptılar. Ayrıca yaşadıklarımdan ataerkil zihniyete sahip kişilerin aralarında görünmez bir bağ oluştuğu çıkarımına vardım. Hepsi birbirinin yalanlarını doğrulayıp benim sorduğum sorulardan kaçmalarına yardım ederek birbirinin arkasını kolluyordu. Örneğin; ilişkilendiğim bir erkeğe ilişkimize dair bir soru sorduğumda, hem o hem de çevresi tarafından akışına bırakmamakla, yeteri kadar “cool” olmamakla suçlanıyordum. Benimle sadece belli bir süre vakit geçirmek isteyen ama benim daha ileriye dönük bir ilişki hayal ettiğim bir erkeğin hayatında başka bir kadın olduğunu öğrendiğimde, arkadaşları o kadın için “Onun hayatında önemli biri değil ya, sadece takıldığı bir kız. Neden bu kadar abartıyorsun ki?” diyorlardı. Ancak zaman geçip o erkek hayatımdan çıktığında, bir sohbet esnasında aynı arkadaşından o kızın aslında ilişkilendiğim erkeğin o zamanlardaki sevgilisi olduğunu öğrendim. Yine erkekler birbirlerine destek çıkmış, ilk başta şüphelendiğim durum gerçek olmasına rağmen abartılı davrandığım ileri sürülerek en başından durum hakkında soru sormam dahi engellenmişti.

Son olarak değinmek istediğim nokta, tüm bunları fark etmemem veya sonradan fark etmemin beni daha az zeki veya başıma gelenlerden sorumlu yapmayacağı. “Nasıl anlayamadım?” gibi sorularla kendimi ilk başta suçlasam da bu şekilde kendimi yıpratmamam gerektiğini anladım. İnsanî bir şekilde birilerine güvenebilir ve duygusal yaklaşabilirim. Her kararımı tam bir tarafsızlıkla ve rasyonellikle veremeyebilirim ve böyle bir zorunluluğum da yok, kimi zaman kandırılabilirim. Ancak bu kandırılmanın, fark etmemenin suçlusu ve sorumlusu ben değilim. Beni kendi çıkarları için kandıranlar esas suçlular benim gözümde.

Yorum yazın

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.