Biseksüel ve panseksüel kelimelerinin kökenlerine gitmem, Etik Sürtük’ün çok güzel bir kaynak kitap olmasıyla beraber, günümüze ne kadar uygun olduğunu sorgulamamdan. İlk basımından bu yana 25 yıl geçmiş kült bir kitaptan bahsediyoruz.

Sofie Birkin’in bu sene Birleşik Krallık Postası için tasarladığı pullar son 50 yılda Birleşik Krallık’ta Onur Yürüyüşü’nün değişimini yansıtmakta.

Gece saat bir. “Yetiş ya Eros!” adını verdiğimiz online çember bitmiş, yine aşırı yükseklikten, yoğun ve coşkun duygulardan uyuyamıyorum. Önce çizim yapıyorum… yok yetmiyor. Etik Sürtük’ü açıyorum… yıllardır arkadaşlarımın okumamı önerdiği, Türkçe yeni baskısının bir türlü yapılmadığı, en sonunda parama kıyıp sahaftan aldığım, ilk sahibinin mührünü taşıyan ve beni bu ikinci el haliyle ayrı bir gülümseten kitabı.

“Etik sürtüklük çok odalı bir evdir: Seksi hayatından çıkartarak mutlu olanlardan, orgazmı bir vecit hali olarak yaşayanlara ve daha nicelerine kadar, herkesi aynı çatı altında barındırır.” diye başlayarak beni benden alan “Sürtük Türleri” bölümünü okumaya başlıyorum büyük bir heyecanla. Önce “Sanatçılar ve Hür Düşünürler” başlığının altındaki şu hatırlatma ile oh diyorum:

“Esas bilemeyeceğimiz şey, yazar olmayan ama cinselliklerini özgürce yaşayabildikleri yaşam tarzları geliştirmeyi başaran, kimbilir daha kaç kişinin olduğu; çünkü bu hayatlara dair hiçbir kayıt yok.”

“Çiçek Çocuklar”da ise “bugün Etik Sürtük’ü okuyup keyfini çıkartabiliyorsanız, hippilere şükredin” cümlesi ile 2015’te ABD’de tanıştığım 80’lerindeki iki sanatçı aktivist aklıma geliyor. San Francisco’dan Santa Cruz’a doğru yaptığımız araba yolculuğunda uzun uzun sohbet etmiştik, hayatlarını dinlemek hem büyüleyici hem de büyütücüydü benim için. Genelde ben sordum, onlar anlattı. Sohbetin bir yerinde “Yıllar geçtikçe, hayal ettiğimiz şeylerin halen gerçekleşmediğini görmek çok üzdü beni.” dedi biri. Derin kederi içime işledi, arabada sessizlikte bir süre birlikte durduk… Teşekkürler, sevgiler ve saygılar tüm çiçek çocuklara!

Kitabın beni çarpan ve aydınlatan kısmı ise “Günümüzde Sürtüklük” başlığının altında yer alan “Biseksüeller”deydi. Kitabın yazarlarından biri olan Janet W. Hardy, kendi tecrübesini anlatmış bu bölümde, biseksüel kimliğine ulaşıncaya kadar yürüdüğü yol, kendi tabiriyle çok karmaşıkmış. Kitapta deneyimini şöyle paylaşıyor:

“Biseksüelliğin çok şık ve moda bir şey olması beni rahatsız ediyordu. Bunun baskısı altındayken kendimi bana ait olmayan bir kimlikle tanımlamak istemiyordum. Üstelik biseksüeller hakkında hem heteroseksüellerin hem de eşcinsellerin acımasız yargıları vardı.”

“Biseksüel” yerine “panseksüel”i koydum, tekrar okudum. Cuk oturdu! Bir süredir yoğun bir şekilde hissettiğim ve adını koyup açıklayamadığımı 1997 yılında iki güzel insan yazmış, anlatmış. Tam da ben ergenlikle beraber topluma uyum sağlamak adına kendimi kırpıp yontmaya başlamışken… Elleri dert görmesin.

İnsanlar için “biseksüel” terimini, ilk kez Alman psikiyatrist Richard Freiherr von Krafft-Ebing kullanmış. 1886’da yayınlanan Psychopathia Sexualis adlı kitapla birlikte, dünyanın pek çok yerinde biseksüel kelimesi hem erkeklere hem kadınlara cinsel olarak çekilmeyi anlatan “cinsel hastalığı” anlatmak için kullanılır olmuş. Literatüre Marquis de Sade’nin romanlarından etkilenerek “sadist”, Leopold von Sacher-Masoch’nun adından türeterek “mazoşist” terimlerini katan da yine aynı kitapla birlikte Krafft-Ebing. Beni en çok güldürense ilk duyduğumdan beri doktorlar dışında kimin bu kelimeyi kullandığını merak ettiğim “anilingus”. Göt deliği ve çevresini öpme ve yalama eylemini dilimize oturmayan bir şeylerle adlandırıp, “göt öpme”yi birilerini aşağılamak için kullanmamız trajikomik.

Krafft-Ebing “biseksüel” kelimesini botanik dünyasından ödünç almış. Kendi çağının insanı olarak, belki de kalarak, cinsel arzunun yegâne sebebinin üreme olduğuna inanmış ve yazdığı kitap takip eden yıllarda benim gibi sapıkların yargılanmasına ve tedavisine destek olmuş. Bir saygı duruşu da yıllarca bu etiketle canı yananlara, gözünün nuru sönenlere. Ruhları şad olsun.

Panseksüel terimi ise Oxford İngilizce Sözlüğe göre ilk kez, 1914 yılında “pan-seksüelizm” olarak Journal of Abnormal Psychology (Anormal Psikoloji Dergisi) adlı yayında geçmiş. J. Victor Haberman adında bir doktor, Sigmund Freud’un psikanaliz yöntemini eleştirirken Yunanca “her şey” anlamına gelen pan- eki ile bu kelimeyi türetmiş. Freud’un “seksin her şeyi harekete geçiren güç olması” teorisine, zihinsel yaşamın panseksüelizmi demiş. Cinsiyetten bağımsız bir şekilde insanlara çekim duyanların cinsel kimliğini tanımlamak için “panseksüel” kelimesinin kullanılması ise 70’leri bulmuş.

Bugünlerde benim gibiler için bi+ şemsiye terimi kullanılıyor sıklıkla. Böylece hem alışılageldik ikili cinsiyet kalıpları hem de dualitenin ötesine geçenler kapsanıyor. Detaylı bilgi ve keşif için KaosGL’nin ve bitopya’nın sayfalarında dolaşabilirsiniz.

Bu iki kelimenin kökenlerine gitmem, Etik Sürtük’ün çok güzel bir kaynak kitap olmasıyla beraber, günümüze ne kadar uygun olduğunu sorgulamamdan. İlk basımından bu yana 25 yıl geçmiş kült bir kitaptan bahsediyoruz. Pek çoğumuzun ense köküne sirayet etmiş “büyü, askere git, evlen, çocuk yap, çocuk büyüt, çocuklarını evlendir” modelinde, iktidar ilişkilerinde, toplumda vs. bir terslik var diye düşünen ve sevdikleriyle daha farklı ilişkilenmeye başlamış herkesin yolunu aydınlatabilecek bir kitap. İçinde kalbimizi hafifletecek pek çok soru ve düşünceyle birlikte, kolaylıkla uygulanabilecek pratikler de bulunmakta. Bu pratiklerden birini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Bununla beraber Etik Sürtük’ün yazarları hemen hemen kitap boyunca tek bir yakın ilişkiyi “ana/birincil” ilişki sayıyorlar. Böylelikle her ne kadar kendilerini bu konuda sorgulasalar da, o dönemde çok yaygın bir terminolojiyi aktardıkları için hiyerarşik bir yapıyı beslemeye devam ediyorlar:

“Çokaşklılığa inanan çoğu insan, ilişkilerini tanımlamak için hiyerarşik terminoloji kullanmaktan hoşlanır: Evliliğe benzer bir düzenleme içinde birlikte yaşadıkları insanlar ‘esas’ olanlar, aşık oldukları ama birlikte yaşamadıkları insanlar ‘ikinciller’, birlikte olmaktan (bu arada seks de yapmaktan) hoşlandıkları ama pek de aşık olmadıkları insanlar ‘üçüncüller’dir.”

Henüz Türkçe çevirisi bulunmayan More Than Two: A practical guide to ethical polyamory (İkiden Fazla: Etik çokaşklılık için pratik bir rehber) adlı kitap Janet W. Hardy’nin önsözü ile başlıyor ve hiyerarşi konusuna ayrılmış birkaç bölümle Etik Sürtük’ü sorgulamamıza yardımcı oluyor. İlk baskısı 2014’te yapılmış. Pek çok kişiyi hasta değilken hasta eden, bu esnada literatüre bilmem kaç kelime armağan eden Psychopathia Sexualis’ten 128, “panseksüelizm” terimini ilk kez kullanan Journal of Abnormal Psychology’den 100, Etik Sürtük’ten 17 yıl sonra. Hiyerarşi ile ilgili olan bölüm Thich Naht Hanh’dan bir sözle açılıyor: “Öyle bir şekilde sevmelisiniz ki, sevdiğiniz kişi özgür hissetmeli.” İlerleyen günlerde bu kitapla ilgili ayrıca yazacağım umarım.

Demem o ki okuyalım kült kitapları, ama kutsallaştırmayalım; kuranlaştırmayalım, incilleştirmeyelim. Hardy’nin More Than Two’nun önsözünde dediği gibi:

“Çokaşklı insanlar kadar çok çokaşklı yaşama yolu var ve açıklık ve rıza temellerinin ötesinde doğru ve yanlış yol yok. Sadece bazı insanlar için işe yaramış şeyler ve diğerleri için işe yaramamış şeyler var.”

Etik Sürtük’ten tüm yakın ilişkileriniz için kullanabileceğiniz bir alıştırma: Hazineler

  • Böyle bir partneriniz olduğu için neden şanslı olduğunuza dair en az on neden yazın.
  • Partnerinizin hayatında olduğunuz için onun neden şanslı olduğuna dair en az on neden yazın.
  • Listelerinizi birkaç gün yanınızda taşıyarak aklınıza gelen şeyleri yazmayı deneyin.
  • Partneriniz de birer liste yapabilir ve daha sonra bunları karşılaştırabilirsiniz.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.