Katı toplumsal cinsiyet normları ile cadı suçlamaları kadınları yüzyıllar süren bira üretimi geleneğinin dışına itti.

Hulton-Deutsch Collection/Corbis via Getty Images

Laken Brooks

Cadıların en sevdiğiniz birayla ne ilgisi var?

Amerikan Edebiyatı ve Kültürü derslerimde öğrencilere bu soruyu sorduğumda şaşkın sessizlikler ya da kahkahalarla karşılaşıyorum. Konunun meşhur fantastik komedi filmi Hocus Pocus’un[1] ana karakterleri Sanderson kardeşlerin şişelerce birayı mideye indirmesiyle ilgisi yok, aslında biranın tarihi -o kadar da sihirli olmayan bir şekilde- Atlantik boyunca uzanan iftiralara ve toplumsal cinsiyet rolleri mirasına işaret ediyor.

1500’lere kadar mayalama aslında kadınların işiydi, ta ki kadın biracılar bir karalama kampanyası ile cadı olmakla suçlanana dek. Bugün sivri uçlu şapkadan süpürgeye kadar cadılarla ilişkilendirdiğimiz ikonografinin çoğu bu nesnelerin kadın biracılarla bağlantısından ortaya çıkmış olabilir.

Rutin bir ev işi

İnsanlar neredeyse 7000 yıldır bira içiyor ve ilk biracılar kadınlardı. Vikinglerden Mısırlılara kadınlar hem dini törenler için hem de evde tüketim için pratik, kalori zengini bir içecek olan bira üretimi yaptı.

Bugünkü Almanya topraklarında yaşamış olan Rahibe Bingenli Hildegard, 12. yüzyılda şerbetçiotundan bahsediyordu ve bu bileşeni bira tarifine ekleyen kendisiydi.

Taş Devri’nden 1700’lere değin ale, sonraları bira, İngiltere’de ve Avrupa’nın diğer bölgelerindeki aileler için temel gıda maddesiydi. Bu içecek tahıl tüketmenin ve muhafaza etmenin ucuz bir yoluydu. İşçi sınıfı için bira, karbonhidrat ve protein bakımından zengin önemli bir besin kaynağıydı. Biranın ortalama bir insanın beslenmesinin bu denli parçası olması sebebiyle çoğu kadın için de mayalama günlük ev işlerinin bir parçasıydı.

Bazı girişimci kadınlar bu ev işini pazar yerine taşıdı ve pazarda bira satmaya başladı. Dullar ve bekar kadınlar mayalama hünerlerini fazladan para kazanma yöntemi olarak kullandı. Evli kadınlar da bira işinde kocalarıyla ortak oldu.

Sektörden sürülen kadınlar

Zamanda geriye gidip Orta Çağ ya da Rönesans döneminde İngiltere’de bir pazara gitseydiniz, muhtemelen garip bir şekilde tanıdık şu görüntüyle karşılaşırdınız: devasa kazanların önünde duran, uzun ve sivri şapkalı kadınlar.

Ama bu kadınlar cadı değil, biracıydı.

Müşterileri kalabalık pazarda onları görebilsin diye uzun ve sivri şapkalar takıyorlardı. Kazanları birayı taşımak için kullanıyorlardı. Ve dışarıda bira sattıklarından, ileri sürülenin aksine, şeytanla yakınlıklarından değil fareleri tahıldan uzak tutmak için kedilere ihtiyaçları vardı. Bazı görüşlere göre sivri uçlu şapkadan kazanlara, cadılarla ilişkilendirdiğimiz ikonografinin kökeni işte bu bira mayalayan kadınlara dayanıyor.

Kadınlar tam da İngiltere, İrlanda ve Avrupa’nın geri kalanındaki bira pazarlarına ayak basmışken, Reform hareketi başladı. 16. yüzyılın başlarında doğan köktenci dini hareket daha da katı toplumsal cinsiyet normları getirerek cadılığı lanetledi.

Bunun üzerine erkek biracılar burada bir fırsat gördü ve bira pazarındaki rekabeti azaltmak için kadın biracıları cadı olmakla suçlayarak, bu kadınların kazanlarında alkol yerine sihirli iksirler ürettiğini ileri sürdüler.

Ne yazık ki dedikodular hızla yayıldı.

Zaman içinde kadınların bira mayalayıp satması cadı olarak tanımlanmalarından ötürü onlar için tehlike arz etmeye başladı. O dönemde cadılıkla suçlanmak sadece uygunsuz bir hareket değildi; ucu yargılanmaya ya da ölüm cezasına varabilecek bir şeydi. Cadılıkla suçlanan kadınlar çoğunlukla sürgüne gönderildi, hapse atıldı hatta öldürüldü.

Bazı erkekler kadın biracıların gerçekten cadı olduklarına inanmıyordu. Fakat çoğu, kadınların vaktini bira yaparak harcamaması gerektiğini düşünüyordu. Bira yapımı vakit ve adanmışlık isteyen bir süreçti: saatlerce ale hazırlamak, yerleri süpürmek, ağır çavdar ve tahıl yığınlarını kaldırmak. Kadınlar bira mayalamasaydı, evde çocuklarını büyütecek daha çok vakitleri olacaktı. 1500’lerde İngiltere’de Chester gibi bazı kasabalarda genç biracı kadınların kız kurusuna dönüşecekleri endişesiyle bira satması yasaklanmıştı.

Erkekler hâlâ sahnede

Sivri uçlu şapkalı ve kazanlı cadı ikonografisi devam ederken erkeklerin bira endüstrisine hakimiyeti de devam etti. Dünyadaki en büyük 10 bira şirketi erkek CEO’lar tarafından yönetiliyor ve bu şirketlerin yönetim kurulları ağırlıklı olarak erkeklerden oluşuyor.

Önde gelen bira şirketleri birayı erkek içkisi olarak konumlandırıyor. Bazı bilim insanları bira reklamlarını “erkeklik kılavuzu” olarak nitelendirecek kadar ileri gitti.

Bu cinsiyet yanlılığı daha küçük ölçekli butik biracılarda da geçerli görünüyor. Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre butik bira şirketlerinin yüzde 17’sinin bir kadın CEO’su varken, sadece yüzde dördü kadın bira uzmanı çalıştırıyor.

Bu böyle olmak zorunda değil. Tarihin büyük kısmı boyunca böyle değildi.

Çeviren: Merve Haklı

Bu yazının orijinali 5.3.2021 tarihinde The Conversation sitesinde yayınlandı.

[1] 1993 yapımı Amerikan fantastik komedi filmi. Film, Cadılar Bayramı gecesinde Massachusetts’te genç bir çocuk tarafından yanlışlıkla diriltilen kötü niyetli bir cadı üçlüsünü takip eder.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + eighteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.