Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının kötü koşulları, kapasite yetersizliği uzun süredir üniversite öğrencileri tarafından dillendiriliyordu. 25 Ekim gecesi Aydın Güzelhisar Kız Ögrenci Yurdu’nda onarılmayan asansörün düşmesi sonucu Zeren Ertaş hayatını kaybetti. Yurtta kalan öğrenciler, arkadaşlarının ölümüne neden olan asansörün uzun süredir bozuk olduğunu ve birçok kez şikayet edildiğini belirterek “Kaza değil, cinayet!” sloganıyla eylem yaptı. Devam eden süreçte her yerde öğrenciler öfke ve isyanla sokaklara çıktı, yurtların kötü koşullarını gündeme getirip , koşulların iyileştirilmesini, insani koşullara uygun barınma  taleplerini tüm baskı ve tehditlere rağmen dile getirip  KYK yönetimlerine ilettiler. KYK yurtları tüm mekansal ve kötü koşullarının yanı sıra kadın öğrenciler üzerinde patriyarkal baskı ve denetimin uygulandığı yerler. Başka bir KYK yurdunda kalan Ayşe ile güncel barınma koşulları ve neler yaşadıkları üzerine söyleştik.

Fotoğraf: Kazım Kızıl

KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan asansör “kazası” sonrası KYK yurtlarının koşulları yeniden gündem oldu. Sen de başka bir KYK yurdunda kalıyorsun. Bize kısaca yurt koşullarından bahsedebilir misin? 

Günümüzde özellikle devlet yurtlarında zaten birçok sorun var, bizim yurdumuz da bunlardan bir tanesi. Kız öğrenciler olarak en önemli sorun güvenliğimiz, bu konuda epey sorun yaşadıktan ve gündeme biraz geldikten sonra güvenlikle alakalı çözümler bulundu. Bunun haricinde beslenme, ulaşım gibi sorunlar hâlâ devam etmekte. Mükemmel yemekler beklenmiyor tabii ki, sadece sağlıklı bir şekilde beslenmek istiyoruz. Örnek veriyorum sıcak yemekleri plastik tabldotta yemek sağlık açısından tercih edilmemesi gereken bir seçenek iken bizim yurdumuzda yemekler bu şekilde servis ediliyor. Aynı zamanda yemek şirketinden kaynaklı yemeklerin içinden çıkan böcek, saç vb. yemek yemeye engel oluyor. Sıcak su kesintisi, 18 kişi aynı yerde barınmak gibi birçok başka problem de var.

Kötü yemekler, kalabalık odalar, temizlik, bina donatımlarının yetersiz ya da bozuk olması, yetersiz ulaşım… Bunlar bütün KYK yurtlarının yıllardır öğrenciler tarafından dillendirilen ortak sorunları. Koşulların iyileştirilmesi için siz de herhangi bir girişimde bulunmuş muydunuz?

Elbette, sesimizi duyurmak için çokça çaba gösterdik. Yetkili mercilere ulaşması için birçok arkadaşımızla elimizden geleni yaptık. Zamanla yurt şartlarının iyileşeceğini umuyoruz.

KYK yurtlarındaki bir başka sorun, yurda giriş-çıkış saatleri. Bu saat uygulamasının kadın ve erkek öğrenciler için eşit şekilde uygulanmadığını biliyoruz. Bu adaletsiz uygulamaya karşı kadın öğrenciler tepkilerini açıkça belirtse de, uygulamada herhangi bir değişiklik yaratmadığını da görüyoruz. Bu konuda neler yaşadığınızdan biraz bahsedebilir misin?  

Erkek öğrencilerin istedikleri saatte gelip uyarı almaması olur şey değil. Aynı koşullarda eşit haklarla barınmak istiyoruz. Sırf kadınız diye yurda geç geldiğimizde ya da yurttan evci iznine ayrılacağımızda ailelerimize bilgilendirilmekle tehdit edilmek istemiyoruz. Örnek veriyorum, geçtiğimiz yıllarda çoğu KYK yurdunda 30 Aralık – 1 Ocak arası izin alan kadın öğrencilerin ailelerine bilgilendirme mesajı atılacağı duyurusu geçildi. 18 yaşını doldurmuş reşit bireylerin kişisel bilgilerinin ailesi de dahil kimseyle paylaşılmayacağını biliyoruz. Bunun etik olmadığını, böyle bir davranışta bulunmanın yasak olduğunu öğrenciler öğrenince, söyleyince ve seslerini çıkarınca bilgilendirme yapılmadı, tabii bu her yurtta değil. Kimse kimsenin nereye gittiğini, ne yaptığını sorgulayamaz, bizler özgür bireyleriz. Bunlar oluyorsa bile yalnızca kadın öğrenciler için oluyor, erkeklerde böyle bir durum söz konusu dahi olmadı.

Öğrencilerin yaşam alanı olan yurtlarda, giriş çıkış saati uygulaması gibi kıyafete müdahale, izin alma konusunda zorluk yaratma vb. uygulamaların da özellikle kadın öğrencileri denetlemeye yönelik olduğunu görüyoruz. Minimum barınma şartlarının bile sağlanamadığı yurtlar böylece denetim mekanları haline geliyor ve bu durum çoğunlukla “bize emanetsiniz” söylemi üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu söylem sana nasıl hissettiriyor? 

Açıkçası iyi hissettirmiyor, bizler korunmaya muhtaç bireyler değiliz. Kadınlar da kendisini koruyabilir, kimsenin kanatları altında yaşamak isteyen insanlar değilizdir eminim. Biz KYK yurtlarında kendi paramızla barınan insanlarız. Sözde ‟ev sıcaklığı, ev konforu” sağladıklarını iddia ettikleri yurtlarımızda istediğimizi de giyinebiliriz diye düşünüyorum, kimse kimsenin ne giydiğine karışamaz. Rahatsız olan gözlerini kapatabilir bence 🙂 

Konuştuğumuz gibi toplumsal cinsiyet, yurtlarda yaşanan sorunları daha da katmerlendiriyor. Senin bu konuda deneyim ve tanıklıkların nasıl?

Daha önce kaldığım KYK yurdunda şort ya da pijama ile bahçeye, yemekhaneye inmek yasaktı, sorguladığımız zaman erkek çalışanlar var deniyordu. Elbette ses çıkarttık ama maalesef çözüm bulunmadı. Bizler ne derlerse desinler dinlemedik, kimse kimseye karışamaz. Aynı zamanda bazı yurtlarda valiz, çanta aramaları yapılıyor, bu da yasal değil. Polis bile bu zamanda sokakta durdurup çanta arama yetkisine sahip değilken KYK güvenlikleri valizi çantayı ortalık yerde göz önünde açıp kurcalayamaz, buna da tepki gösterdik ama nafile, il müdürlükleri karar veriyormuş sözde (başka bir ildeki KYK’da yaşandı). 

Erkek yurtlarında arama vs. olduğuyla ilgili hiçbir şey söylenmiyor. Sürekli olarak her konuda ayrımcılık yapılması benim ve birçok kadının canını sıkıyor. 

Zeren Ertaş’ın ölümünden sonra pek çok yurt ve kentte protestolar, yürüyüşler düzenlendi. Yurt koşullarının iyileştirilmesi için taleplerde bulunuldu. Siz de bu eylemlere katıldınız mı? Eylemlere katılmak size nasıl hissettirdi? 

Eylemlere katılmayı, herkes gibi o an orada sesimizi çıkarmayı ben de, çoğu arkadaşım da çok istedik ancak günümüzde biliyorsunuz sesimizi çıkardığımız zaman, hakkımızı aradığımız zaman susturuluyoruz ve zarar görüyoruz. Bu nedenle ne kadar çok istesek de yürüyüş tarzı eylemlere katılım sağlamadık. Ancak farklı şekillerde sesimizi duyurmak için çok çabaladık. 

Koşulların iyileştirilmesi için, özellikle de Zeren’in ölümünden ve protestolardan sonra yurt yönetimi tarafından herhangi bir adım atıldı mı?

Bizim yurt yöneticimiz bir ay süre istedi, bir ay dişimizi sıkmamızı istedi, bu süre zarfında düzenlemeler yapılacağı söyledi. Güvenlik açısından polis ekipleri artırıldı, odadaki eksikliklerin tamamlanacağı söylendi, fakat hâlâ her şey tam olarak iyi değil. En kısa zamanda yurdun düzelmesini umut ediyoruz. 

Son olarak, söylemek istediğin bir şey var mı? Özellikle sizin gibi yurtlarda kalan kadın öğrencilere iletmek istediğin bir mesaj var mı?

Hakkınızı hep savunun, çünkü biz sustukça tepemize binecekler. Korkması gerekenler bizler değiliz aslında, bize bu kadar zulmü yaşatan, bizi böyle kendilerine muhtaç bırakanlar korkmalı. Hepimiz için, her bir birey için konuşalım. Birbirimize sıkı sıkı sarılalım, hep birlikte çok güçlüyüz! Kendinize güvenin ve kendinize çok çok iyi bakın. Kimse sizden daha değerli değil. Altın varaklı muslukları var diye bizden üstün değiller 🙂 

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.