Memeler kimin? Peki uykular. Kendinize ait o güzel geceler yok, hangi saatte kalkacağınıza siz karar veremezsiniz. Uykusuzluktan oluşan mor halkalar kimin? En az bir yıl böyle ve sonra yavaş yavaş bedenden ve zihinden ayrılmalar.

Doğumdan önce korktuğum tek şey epizyotomiydi (vajina kesisi). Sebebi belli; doğum deneyiminin patolojikleşmesi ile hastanelerde doğumun başlaması ve doğumun hızlı üretim makinesi haline getirilerek en hızlı şekilde, kesi ile sürecin hızlanması. Şak şak şak beş dikiş vajinadan makata doğru yanlamasına.

Neyse ki kadın dostu harika bir doktorum ve ebem vardı da doğum epizyotomi müdahalesi olmadan gerçekleşti. Ancak benim öğrendiğim, felaket olan şeyin doğum öncesi kalça kemiğinin yarılıyormuşçasına ağrımasıydı. Vee 20 saat sonra yeni versiyonunuz kucağınızda. Üstelik benden besleniyor ve hayata tutunuyor. Sonra bu substance bebek biraz büyüyor ve bebek arabasına sığıyor. Yalnız başıma dışarı çıktığımda gözlerim aşağı bakıyor ve evet memelerim, karnım, gövdem, kollarım, bacaklarım, ayaklarım tam bir beden. Ama o da nesi? Ellerimle tuttuğum bebek arabası bedenimin bir parçası mı? Beni genişletiyor, daha fazla yer kaplıyorum, zapt edemiyorum bu yeni versiyonumu ve getirdiği yeni uzamı. Ağlıyor, istekleri ani, hemen cevap vermen lazım yoksa dağılmış bedeninle nereye gidebilirsin? İnsanlar sana bakar. Aaa nasıl annee!! Şuna bak bedeni gibi zihni de dağılmış. Sağlam anne, sağlam kafa ve sağlam vücutta bulunur (!). Kolum kalksa indiririm ama substance bebek ağladığında ne yapacağım?

Substance filmi vizyona girmeden hemen önce ilk defa yaptığım bir şey oldu: kalıcı dudak renklendirme!

Zihnimde dokuz ay + bir yıllık bedenimin kime ait olduğuna dair sorular. Uzuv parçaları, bebek bezi, kaka, çiş, vücut sıvıları, 44 cm kafa, 9,5 kilo, 73 cm boy.

-Biraz küçük bir bebeğe benziyor. -Doğum kilosu neydi. -Erken mi doğdu. -Doğumda kaç kilo aldınız. -Az almışsınız demek ondan küçük bebek. -Bazı bebekler de genetik olarak küçük olur.

Dokuz ay boyunca içinizde bir şeylerin olması, hep sevdiğiniz kahveden tiksinmek, suyun vücuda değmesinden irkilmek. Karnınızın, memelerinizi büyümesi, çatlaklar, akıntılar, hemoroid. Bunu kim yapıyor? Tamam, ben kendimi Demi Moore gibi klonlamadım ama bebeğin yarı klonu sayılırım. Hem de her yerinden kolajen akan, benim gepgenç yarı klon versiyonumla bu bedeni dokuz ay paylaşmak. Hamilelikten, bedenime yabancılaşmaktan tiksinmişim. Sonra vajinanız yarılıyor (eğer vajinalsa yoksa karnınız yarılıyor en nihayetinde yarılıyoruz) ve çıkıyor yarı klon, yeni genç versiyonunuz. Eğer emziriyorsanız sömürücü bir hareket. Memeler kimin? Peki uykular. Kendinize ait o güzel geceler yok, hangi saatte kalkacağınıza siz karar veremezsiniz. Uykusuzluktan oluşan mor halkalar kimin? En az bir yıl böyle ve sonra yavaş yavaş bedenden ve zihinden ayrılmalar. Memenin kesilmesi, kucaktan inme, emekleme, yürüme ve fiziksel ayrımın getirdiği azıcık bir zihin ayrımı. İşte bir yıl sonra sanırım bu bedenin sahibi BENİM!! diyebilmekle ile ilgili bir şeyler olmaya başladı. Bedenim benim değil. Zihnim kaygılar, sorumluluklar ve beyin sisi ile düşünemiyor, bir bunama var. O zaman ben bedenime bir şey yapayım da benim mi değil mi hissedeyim. Hiç çocukken annenizin dikiş dolabını karıştırıp toplu iğne buldunuz mu? İşte ben bulduğumda, toplu iğneleri baş parmağımın derisinden sokup derinin altındaki metalin saydamlığını görene kadar yüzeyde gezdirip öteden çıkarıyordum. Tam batırırken ki heyecan ve batırdığımda oluşan acı ile bu beden benimmiş kavrayışı yerleşiyordu zihnime. İşte böyle gidip kalıcı dudak makyajı yaptırdım iyi mi? Sabah uyanıp, iğnenin dudağıma her batışını hatırlamam ile ‘aha bu beden benimmiş, acıyor ya, hissediyorum. Ben ne bokuma bunu yaptırıyorum şimdi’ diyorsunuz. Neden? Doğumun getirdiği genç versiyon, benim yaşlanmam ve benden zayıflamış olmam, uykusuz olmamamın beklentisi. İşe ilk gidişiniz ve adam patronun sizi şöyle baştan aşağı süzmesi: ‘eski formunuza kavuşmuşsunuz Ezgi Hanım’. Teşekkürler adam patron, senin onayını aldım ya Substance Tanrı benim artık.

‘Tanrıııım beni baştan yarat. Baştan yarat ellerimi. Baştan yarat gözlerimi…’ Her sabah kalktığımda aynada: ‘yaşlandın orospu yorgunsun, bitiksin. Kimi kandırıyorsun?’ dememek için zor tutuyorum. Dudağımın sağı daha mı inceydi ya da daha da incelmiş miydi? Sağ göz altı daha mı kırışıktı? Cevherin asimetrik versiyonu muyum?

Altı ay önce gittiğim dudak dövmecisi de öyle dedi, sağ taraf daha ince, olur öyle yüzümüz simetrik değil ki, sigara içiyor musunuz? Hayır, ama sağa çok yatarım. Heh işte ondan. O zaman bir altı ay kadar da sola yatmıştım ama hâlâ sağ taraf daha ince değil miydi? İyi ki yaptırdım şu dudak dövmesini (!). Her sabah uyanıp, ‘yaşlandın orospuu!!’ diyeceğine bir sabah kalk batır iğneyi.

Orospular uyanmaz. Cevherler doğmaz. Tanrım bu bir temennidir. Amen.

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.