Bekâr kategorisinde kadınlarla görüşmek istediğimi açıkladığımda bu kelime birçoğu tarafından son derece rahatsız edici olarak karşılandı: ‘Bizim buralarda bekâr olmaz. Buralar aile yeri’” (Ceren Lordoğlu, İstanbul’da Bekâr Kadın Olmak, 2018, İletişim Yayınları, s. 111).

Türkiye, İspanya, Avustralya ve Çin’de bekâr kadın olmanın ne anlam taşıdığını, “evde kalmak” baskısının geçerli olup olmadığını, geçerliyse kadınların bununla başa çıkma biçimlerini, toplumsal normların dışına çıkmanın nasıl mümkün olabileceğini yönetmenliğini Mariona Guiu ve Ariadna Relea’nın yaptığı Haziran 2018 tarihli Documentarist’te “Singled Out” isimli belgeselde izledik. Belgeselin Türkiye bölümünde yer alan karakterin kendini evinde güvende hissetmesi için kapısının önüne erkek ayakkabısı koyması yakınları tarafından tavsiye ediliyordu. Böylece kendini “rahat” hissedebilirdi.

Sara Ahmed’e göre (Feminist Bir Yaşam Sürmek, Sel Yayıncılık, 2018, s.169) “rahatlık”, beden ile nesne arasındaki uyumla ilgilidir. Ona göre, heteronormativite, bedenlerin hâlihazırda onların şeklini almış alanlara yayılmasına imkân vererek kamusal rahatlık biçimi olarak işler. Toplumsal alanın yüzeyleri zaten bu tür bedenlerin şeklini almıştır. Örneğin sokaklar bazı bedenler için uygun bazıları içinse hiç uygun değildir. Bekâr ya da yalnız kadın olmak da heteronormatif düzen için rahatsız edicidir, tehdittir. Bekâr kadınların bu düzen içinde rahat edip etmediklerini ya da nerelerde rahat ettiklerini Lordoğlu’nun kitabından öğreniyoruz. Kitaptan İstanbul’da Kadıköy gibi bazı semtler dışında bekâr bir kadın olarak yaşamanın çok da tekin olmadığını anlıyoruz. Güvenlik arayışının en çok hissedildiği yerler Lordoğlu’nun da söz ettiği gibi (s.48) mahalle ve ev kuşkusuz.

Lefébvre, mekânın yaşanılan, biriktirilen bir deneyim olduğundan yola çıkarak mekâna dair üçlü bir ayrım yapar: “üretim ve yeniden üretimi belirleyen mekânsal pratik (fiziki mekân), üretim ilişkilerini ve bu ilişkilerin yer alışını düzenleyen mekânın temsili (zihinsel mekân) ve sosyal yaşamın gizli yönünü tanımlayan temsili mekân (toplumsal mekân”. Lefébvre’e göre her mekânın belli sınırları vardır, özneler ve nesneler belli biçimlerde yerleştirilir ve hareket ettirilirler. Mekân gerçek varlığını girdiği karşılıklı ilişkiler sayesinde kazanır. Duvarlar, çevrimler ve sınırlar hep bir ayrım görüntüsü verir ve hiçbir mekân basitçe ortadan kaldırılamaz. Dolayısıyla mahalle kimileri için emniyette olma halinin tesis edildiği yerken kimileri için böyle olmayabilir. Kişiler gündelik yaşam pratikleri aracılığıyla anlamlar üretip, farklı iktidar ilişkileri oluştururlar. Lordoğlu’nun tespitine göre; “Yaşam tarzı ve tercih edilmiş bir bekârlık ile bekârlığı bir mecburiyet ve aynı zamanda pekiştirilmiş bir mağduriyet olarak yaşayan kadınlar açısından mahallenin bakışı farklı anlamlar ifade eder. Mahallenin dayanışmacı yönü hayatta kalabilmek için bir sosyal destek mekanizmasına dönüştüğünde bu defa kadınların kendi yaşamlarına özgürlük alanı kurmak için geliştirdikleri mesafe de daralabilir” (s.192). Bu mesafenin sınırlarını tanımlayabilmek için kolaylaştırıcı bir kavram sunar bize Lordoğlu. İngiltere’nin güney sahilinde yer alan küçük bir kasabada yapılan bir araştırmanın sonucunda keşfedilen bir kavramdır bu: “Dostça mesafe” (s.141). Bu topraklarda ise bekâr kadınların mahalle yaşamında ihtiyaç duydukları, rahat ettikleri mesafe türü, “ölçülü mesafe”dir (s. 142). Yani, kadınların deneyimleri ve ikincil bilgiler sayesinde ulaştıkları bir tanımlamadır sözü edilen. “İlişkilerin de tümüyle dışında kalmamak” üzere “rahat”ın sağlanması için gerekli olan bir mesafedir.

Bekâr kadın olmanın bir diğer boyutu ise kuşkusuz ailelerle bezeli bir sistem içinde yaşama uğraşıdır. Aile, ulus yaratma sürecinde özel alanın sınırları içine hapsedilir ve devlet tarafından titizlikle inceleme altına alınır. Balibar’ın da belirttiği gibi, özel hayat, çekirdek ailenin korunması, sınırlı ailevî mahremiyet ve devletin aile siyasetinin kamusal alanda yeni bir nüfus kavramına ve bunun ölçülmesinin demografik tekniklerine, ahlâk ve sağlık açısından kontrolüne ve yeniden üretimine yol açan birçok şey eş zamanlı ortaya çıkmışlardır. Aile kurgulanırken sağlıklı çocuk yetiştirmek, hijyen, gebelik, evlilik yaşı, görücü usulü ile uygun evlilik yaşı gibi meseleler sürekli gündemde tutulur ve basın tarafından “doğru” ailenin propagandası yapılır. Aile, toplumsal cinsiyet rollerinin öğretildiği, devlet tarafından da üretimin ve yeniden üretimin garantiye alındığı yapıdır. Mesele sadece “kızların kuma, cariye ve çocuk yaşta gelin olmasını önlemek değil; erkek cinselliğinin kuraldışı biçimlerini de evcilleştirmeye dönüktür. Amaç, “ahlaklı”, “makbul” vatandaşlar yetiştirmektir. Yani aile, yine Balibar’ın sözleriyle “döllenmeye göre düzenlenmiş cinsiyet ilişkilerinden başlayarak, bireyler arasındaki tüm ilişkilerin doğrudan ‘yurttaşlığa ilişkin’ bir işlev yüklendiği ve devletin sürekli yardımıyla mümkün kılındığı bir alan”dır. Özellikle sosyal devlet politikalarının zayıf olduğu Türkiye gibi ülkelerde ailenin işlevi daha da önem kazanır. Öncelikle “bakım emeği” gibi aslında sosyal devlet tarafından üstlenilmesi gereken hasta, yaşlı, çocuk bakımı gibi işler kadınların üstlerine yıkılır. “Aile ücreti” ifadesi boşuna değildir. Aileyi geçindiren erkek olarak düşünüldüğü için kadınların hem karşılıksız ev içi emeği hem emek piyasasındaki emeğinin üzerinde erkekler söz sahibidir. “Makbul” kadın, ailesi olandır toplumun gözünde. Aile dışında olmak ise başta bakışın nesnesi (s.79) olmak üzere nice zorluklarla mücadele etmek anlamına gelir.

Bütün bunlara karşın Lordoğlu’na bu kitabı yazma azmini veren ayrıca biz okuyanları da güçlendiren, “evliliklerinde şiddet ya da kötü muamele görmüş ve boşanmış kadınların, kendilerini güçlenmiş hissettiklerini anlatanlardan bazılarının ‘şunu da yaz kitabına: kadınlar korkmasınlar kocalarından ayrılmaktan, biz güçlüyüz,” (s.44) biçiminde seslenmeleri. Öyleyse, Tante Rosa, Mrs. Dalloway ve daha nice kadın kahramanlarımızı başucumuzdan ayırmadan, onları aklımızda tutarak yolumuza devam…

 

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.