Koç Üniversitesi’nde kadın öğrenciler geçtiğimiz günlerde cinsel tacize ve erkek şiddetine karşı ses çıkardılar. Tacizi ifşa eden bildiri dağıtmalarından sonra birkaç kadın okulun özel güvenlik görevlileri tarafından kameralarla takip edildi. Bunu protesto etmek amacıyla “Kampüste Güvende Değiliz” pankartıyla yürüdüler. Seslerini duyurmalarına destek olmak ve biraz daha yakından tanımak için bir söyleşi yaptık.

Üniversiteli Kadınlar İnisiyatifi ne zaman kuruldu, neler yapıyor?

Üniversiteli Kadınlar İnisiyatifi bu süreç esnasında şekillenen bir yapı. Kadın mücadelesinin özneleri olarak, kampüslerde kapsayıcı, öğrenci hareketinin aktığı kanallara kadın mücadelesi ekseninde duyarlı bir örgütlülüğün ihtiyacını hissettik. Yaşadığımız son olay da bunun tetikleyicisi oldu. Yapılanma aşamasındayız, çok yakında manifestomuzla geleceğiz.

Üniversitenin cinsel tacize karşı birimiyle nasıl bir ilişkiniz var?

Üniversitenin cinsel taciz biriminin varlığıyla yokluğu bir. Yani böyle bir birim var, hatta okulun öğrencilere zorunlu tuttuğu online bir cinsel taciz eğitimi var, içerik olarak oldukça güzel. Gel gelelim okulumuz her ne kadar bu konularda hassasmış gibi gözükse de bu tip olayların fazla üstüne düşmüyor. Genelde bu süreçler okulun ismine zeval getirmeyecek bir şekilde yönetiliyor, öğrencilerle işbirliği yapılarak yürütülen bir süreç asla olmuyor. Bizim duyduğumuz olayların biz üstüne düşmedikçe sessizce kapatılıyor üstü. Geçen senelerde işçi şeflerinden birinin bir taciz vakası olmuştu mesela işçi kadınlardan birine. Bu işçi şefine hiçbir yaptırım uygulanmadı, hatta kimi yöneticiler bu adamın yardakçılığını yaptı. Fakat işçilerle dayanışma içinde olan bir oluşumumuz var, TİK (Taşeron İzleme Kurulu) isimli. Bu oluşum sayesinde bu olaydan haberimiz oldu ve işçi kadınlarla dayanıştık. Birkaç kulübün imzasıyla bir bildiri dağıttık olayı kamuoyuna sunan. Bunun üstüne okul bir hareket aldı ve şefi işten attı. Sonuç olarak okul bu konuda müthiş hassasmışçasına bir izlenim veriyor dışarıya, sayısız eğitimler düzenliyor. Ama işin gerçek yüzü asla bu değil, üstünde durulmayan o kadar çok olay var ki bildiğimiz ve elimiz kolumuz bağlı oturduğumuz. Koç öğrenci profili de genel olarak apolitik olduğu için yönetimin olayların üstünü kapaması fazla kolay oluyor, kimse sorgulamıyor ya da üstüne düşmüyor çünkü.

Bu süreçte karşılaştığınız zorluklar neler?

Karşılaştığımız en büyük zorluk okul yönetimi. Herhangi bir politika üretimine ve politik eyleme asla müsaade edilmiyor, böyle bir şey yokmuş gibi davranılıyor. En ufak bir bildiri veya eylem gibi bir olayda bile potansiyel buldukları insanları fişliyorlar, inanılmaz bir baskı var bu konuda öğrencilerin üstünde. Zaten öğrenci hareketinin güncel durumu sebebiyle de tepkisellik oldukça düşük, bu da tabii ki okul yönetiminin işine geliyor.

Haber olan son taciz olayı sürecini değerlendirir misiniz?

Bu sürecin böyle ilerlemesini hiç beklemiyorduk aslında. İki ay önce şiddete maruz kalan arkadaşımız bize ulaşmıştı ve sürecin başladığını bu şekilde öğrenmiştik. Baktık iki ay geçti ve hala okul yönetimi bir şey yapmadı, dahası fail hala hiçbir şey olmamış gibi aramızda gezinmeye devam ediyor. Bir şeyler yapılmalı dedik ve ifşa ettiğimiz bildiriyi okula dağıttık. Bildirinin fotoğrafının okulun Facebook grubuna konmasıyla olaylar patladı zaten, her kafadan ayrı bir ses çıktı. Bildiride fail isimleri açıkça verildiği için linçci olmakla suçlandık ama biz biliyorduk ki böyle yapmış olmasak, bu kadar olay olmazdı ve yine üstü kapatılırdı mevzunun. Çünkü fail erkek aynı zamanda okulun Amerikan futbol takımının önemli bir oyuncusu ve milli takımda. Takımın antrenörü de “arkası sağlam” olarak geçen bir adam ve zaten hukuki bir süreç başlatılmaması için tehdit etmiş şiddete maruz bırakılan kadın ve arkadaşını. Hal böyle olunca ifşadan başka bir çözüm kalmadı, ifşa da oldukça ses getirdi. Ki biz de zaten ses getirmesini istiyorduk. Okuldan hala ses çıkmayınca harekete geçtik, eylem düzenledik. Eylem esnasında okulun Amerikan futbol takımı oyuncuları formalarıyla karşımızda bizi izlediler ve bizleri fotoğrafladılar. Güvenlik görevlileri de onların yanında durup bizim fotoğrafımızı çekti. Yönetim henüz soruşturma açmadı ve belki de açmayacak bizlere, çünkü “kadın” konusunda bu şekilde anılmak repütasyonuna zarar verir diye düşünüyor, yoksa kadınları çok düşündüğünden değil. Okul “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” kafasında, dolayısıyla erkek şiddetini ve örtbas edilmesini protesto ettiğimiz bu eylem aslında okulun bu tavrına da bir başkaldırı niteliğinde.

Teşekkür ederiz 😊 Son olarak söylemek istediğiniz ne var?

Kadınlar birlikte güçlü! Fakat organize olmak güçlülüğümüzün sürdürülebilirliği için çok önemli. Kampüsler özelinde öğrenci kadınların bir araya gelmesi ve birbirleriyle dayanışması lazım.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.