Ayşe Tokyaz davasını her duruşmasına katılarak takip eden Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler Kampanya Grubu, 2 Temmuz 2026’da savcı mütalaasını verdikten sonra da Küçükçekmece Adliyesi önünde eylem ve açıklama yaptı, paylaşıyoruz.

Ayşe Tokyaz davasında mütalaa sonrası yapılan açıklama:

Bugün Ayşe Tokyaz davasında mütalaa verildi. Biz Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler olarak davayı başından beri takip ediyoruz. Bu dosyada yazılan iddianamenin çok önemli bir tarafı vardı: Dosyada bu suça karışan, Esra’yı oyalayan ve yanlış yönlendirenlerin, Ayşe’yi bavula koyanların, günlerce oradan oraya götürenlerin, failler çevirmeye takılmasın diye yanında giden polislerin, bavulu gömmeye çalışanların, kısaca tüm erkeklerin “kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle kasten öldürme suçundan” yargılanıyor olmasıydı. Yani bir suç ağı, ‘ben görmedim, bilmiyordum’ cümleleri altında gizlenemiyor, tam da bu kişilerin suçu örtbas etme organizasyonunun Cemil Koç’un işlediği cinayeti mümkün kılan şey olduğu söyleniyordu. Bugün içeride verilen mütalaa, bir yandan Cemil Koç’un onca manipülasyonuna ve yalanına rağmen kadına karşı canavarca hisle kasten öldürme suçundan ceza almasını talep ediyor. Oğuz Kal’ın ve Cemal Arslan’ın da bu suçu onunla beraber işlediğini söylüyor. Bu önemlidir. Ama öte yandan aynı mütalaada, Ayşe’nin içinde olduğu bavulu oradan oraya taşıyan, gömmek için para karşılığı harekete geçen erkekler Barış Can, Yusuf Ziya, Erhan ve Necmettin’in, Cemil’e içeriden bilgi sızdıran polislerin, çevirmeye takılmasın diye o gece sabaha karşı yanına giden polis İlker’in ise sadece “suç delillerini ortadan kaldırma” suçundan ceza almaları istendi. Bahsi geçen “suç delili” Ayşe’nin bir bavula sığdırılmış bedeni! Bir cinayeti mümkün kılmamışlar da, herhangi bir suçun herhangi bir delili ortadan kaldırılmış gibi 6 aydan 5 yıla kadar cezası olan, yatarı neredeyse olmayacak olan bu suçtan ceza istenmesi bu kişiler için ceza değil ödüldür, yeni suçlara teşviktir.

Tam da bu erkek dayanışmasıyla Ejegül Ovezova’yı öldürüp üstünü örtmeyi başardığını gördüğümüz, pişkinliğine bir salon dolusu kadın olarak tanık olduğumuz Cemil Koç, bir telefonuyla gelecek bir Cemal, hemen yardıma koşacak bir polis İlker, Esra’yı karakolda oyalayacak başka polisler, Necmettin tarafından yapılacak bir ortadan kaldırma operasyonu olduğunu adı gibi biliyordu. Esra, onun, “ifadende bak şunları şunları söylemişsin, benim başıma bir şey gelmez” diye içeriden bilgiyle tehdit ettiği ilk kadın değildi. Biz içeride de söylendiği gibi, şiddete uğradığımızda ve bir karakola şikayete gittiğimizde, faillere bilgi sızdırılmayacağına, polis kimliğinin bir katili çevirmeden korumak için kullanılmayacağına güvenebilmek istiyoruz, ama bu davada gördüğümüz tam tersi. Bir erkek bir kadına karşı suç işlediğinde, destek için aradığı dostlarının tek soru sormadan kokan bir bavul gömmeye girişmek yerine suçluyu adalete teslim etmesinin normal olduğu bir ülkede yaşamak istiyoruz. Eje’nin, Ayşe’nin, içeride iki gün önce dinlediğimiz kadın tanığın yaşadığını başka hiçbir kadın yaşamasın istiyoruz. Bunun için sadece Cemil’in değil, dahil olduğu suç şebekesinin de, yalnızca herhangi bir suç delilini ortadan kaldırmaktan değil en azından kasten öldürmeye yardım suçundan cezalandırılması gerekir. Bu adamların kurduğu şey bir suç şebekesi değilse, suç şebekesi nedir biz bilemiyoruz.

Cemil Koç’a göre Ejegül Ovezova 8. kattan düştü, Ayşe Tokyaz da uyuşturucuya bağlı denge kaybıyla merdivenden düştü. Cemil Koç’a göre kadınlar hep düşüyor ve o bir şekilde bu işten sıyrılıyor. Bu iki günde, Cemil Koç mahkeme heyetinin karşısında bile rahatça “yüzüne bir tane yapıştırdım”, “birkaç tane çaktım”, “vurdum ama erkek gibi vurmadım” diyebildi. Mahkeme huzurunda böyle konuşan, kapalı kapılar ardında alıkoyduğu bir kadına ne yapmaz? Bu tavrıyla bütün bir mahkeme salonu, Ayşe’nin ailesi, izlemeye gelen kadınlar, hepimiz bir katilin şiddetine maruz kaldık. Çünkü her ağzını yaya yaya “yüzüne yapıştırdım” dediğinde salondaki tüm kadınlar bunu hissetsin istedi. Önce uyuşturucu etkileri ve kanda çıkma sebeplerine dair, sonra belli ki Adli Tıp Kurumu’ndan daha iyi bildiği ekimoz renklerine, kafa kemiği kırıklarına, yok nazal kemiklere dair savunma adı altındaki derslerini saatlerce dinledik. Bizimle, mahkemeyle, hayatını kaybeden Ayşe’yle, ailesiyle dalga geçti aslında. Bu şahsın bir zamanlar polis olması, bugün katil olması kadar ürkütücüdür.

Biz kadınlar bizi şiddetten koruma yükümlülüğü olan bu devlete, emniyete, yargıya soruyoruz: Bir kadını öldürüp bavula koyabilmiş eski polis memuru bir erkeğin mahkemede bunca pişkin olmasını sağlayan nedir? Cemil Koç mahkemeyi yönetircesine bir edayla, “şimdi buyrun soru sorun, şimdi savunma yapmıyorum, yarın yine savunma yapmıyorum, 20 sayfa okudum ama o savunma değildi, olay anını değil sonrasını anlatacağım, sabahtan beri yemek yemedim önce bir yemek yiyeyim sonra savunmama devam ederim” ve dahasını deme cüretini nereden buldu? Segbis’ten alaycı bir tonla, nasıl kadın dövdüğünü nasıl rahatlıkla anlatabildi? Ölümden çok Ayşe’nin hayatını, arkadaşlarıyla mesajlarını konuşma hakkını kendinde nasıl buldu? Uyuşturucudan ihraç edilmiş bu eski polis memurunun, öldürdüğü kadını itibarsızlaştırarak cinayetten yırtabileceğini düşünmesi nedendir? Faillerden örneğin Oğuz Kal’ın avukatının tahrik edercesine “Binaya üç dakika girmek suç ıspatıysa maktulün kardeşi Esra da üç dakika girmiş” diyebilmesi nedendir? Kadın cinayetleri tüm bu soruları cevaplamadan engellenmez!

Biz kadın cinayetlerinin önlenmesi için de, Ayşe’nin ve Ejegül’ün katili Cemil Koç ve suç şebekesinin ceza alması için de mücadeleye devam edeceğiz.

9 Eylül’de karar duruşmasında yine buradayız.

Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.