3 Şubat 2026’da Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik, 110 kişiye gözaltı kararıyla 105 kişinin gözaltına alındığı, 81 kişinin tutuklandığı bir operasyon oldu. Bir örgütün bütünüyle tasfiyesine yönelik bu operasyonda tutuklananların 31’i Sosyalist Kadın Meclisleri’nden (SKM), kadın mücadelesinden arkadaşlarımızdı. Pek çok alanda birlikte mücadele ettiğimiz SKM’li arkadaşımız Tanya Kara, 8 Mart’a giderken Bakırköy Cezaevi’nden Çatlak Zemin’e yazdı. Cezaevindeki tüm arkadaşlarımıza, kadınlara selam göndererek yayınlıyoruz.

8 Mart’a sayılı günler kaldı. Geride bıraktığımız 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nü savunmak ise bugünümüzün bir sorumluluğu haline geldi. Bilindiği üzere 5-6 Şubat günü 31’i kadın 81 sosyalist tutuklandık. Bu tutuklama saldırısının “gerekçelerine de” kadınlar olarak bir yanıt vermek istiyoruz. Çünkü hazırlanan polis fezlekesinde “suç” isnat edilen eylem ve etkinlikler kadın özgürlük mücadelemizin bütününe dönük toptan bir saldırıyı kapsıyor. Erkek devletin kadın düşmanı politikalarının karşısında kadın dayanışmasını, birlikte mücadeleyi ilke edinmiş ortak platformlarımızın eylem ve etkinlikleri, Sosyalist Kadın Meclisleri’ne dönük bir suç olarak yöneltiliyor.
Birbirinden farklı kadın özgürlük programlarına, ideolojilerine inanan kadınlar olarak; erkek egemenliğine karşı uzun yıllardır birlikte mücadele ediyoruz. Kadın dayanışmasını ve mücadelesini yükselttiğimiz sayısız kampanya grubunda, platformda yan yana geliyoruz. Hiç kuşkusuz 25 Kasım Kadın Platformu da bunların başında gelir. 25 Kasım Kadın Platformu’nun tarihi, kadın özgürlük mücadelemizde köklü bir yere sahip. Kadınların erkek-devlet şiddeti karşısında bir arada nasıl durduğunun, kadın dayanışmasının güçlü örneklerinin nasıl açığa çıktığının deneyimleriyle dolu.
25 Kasım Kadın Platformu, yüzlerce, binlerce kadının erkek-devlet şiddeti karşısında sokaklarda buluşmasını örgütlemiş bir platform. Üstelik geride bıraktığımız yıllarda, 25 Kasım’ların yasaklandığı, bütün bir Taksim’in abluka altına alındığı, polis şiddetinin, işkencesinin yoğun biçimde yaşandığı koşullarda 25 Kasım’ı örgütleme inadı, isyanı, iradesi açığa çıkarmış bir platformdur.
Her yıl 25 Kasım’ı örgütlerken sosyalist ve feminist hareketten kadınlar olarak, platformda yan yana gelip, erkek devletin kadınlara yönelik saldırısının odağında ne olduğunu analiz ediyor, bunun karşısında geliştireceğimiz sözümüzü, eylemimizi şekillendiriyoruz. Bu yıl da bunu yaptık ve ilk eylemimizi Kadıköy’de “Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın” diyerek gerçekleştirdik. Çünkü şüpheli kadın ölümlerinin karanlıkta kalması kadın düşmanı iktidarın temel hedeflerinden birisi. Bunu koruma ve tedbir kararlarını etkin biçimde uygulamayarak, 6284 sayılı kanunu uygulamayarak, etkin soruşturmalar yürütmeyerek, kazanılmış haklara dönük saldırıları sürdürerek sistematik bir cezasızlık politikası biçimde uyguluyorlar. Böylelikle kadınların yaşamları tartışmaya açılıyor, fail erkekler saklanarak korunuyor. Failleri koruyan, aklayan erkek yargıyı, devleti sorunsallaştırdığımız, teşhir ettiğimiz içinse erkek yargının hedefinde oluyoruz.
Erkek devlet bizden neyin hesabını soruyor?
Hakkımızda hazırlanan, tutuklanmamıza gerekçe olarak gösterilen eylem ve etkinlikler 25 Kasım Kadın Platformu’nun kasım ayın boyunca İstanbul’da gerçekleştirdiği bütün çalışmaları kapsıyor. Oldukça çarpıcı bir durum ve bir o kadar da gerçek! Taksim’de binlerce kadının katıldığı 25 Kasım eylemine katılmak “bile” bu fezlekenin bir parçası. Bu gözaltı-tutuklama saldırısı açıkça 25 Kasım’a dönük bir saldırıyı kapsıyor.
25 Kasım ve 8 Mart kadın özgürlük mücadelemizin iki önemli mücadele günü. Ve binlerce kadının kadın düşmanı AKP-MHP iktidarına karşı sokaklara döküldüğü gün. 8 Mart’a doğru giderken 25 Kasım eylem ve etkinliklerini yargılama konusu haline getirme çabası korku duvarları yaratmak istemekten başka bir anlam taşımıyor. Ataerki ve sermayenin kadın emeğinin, bedeninin sömürüsünü derinleştirmek için bin türlü yol aradığı günümüzde ise kadınların birlikte mücadele ettikleri, yan yana geldikleri biraradalıkları ortadan kaldırmak isteniyor. Kazanılmış hakların sürekli bir biçimde tartışmaya açılması, “Aile 10 Yılı” ile birlikte kadınların kimliksizleştirilmeye çalışılması, LGBTİ+’ların varlığının inkar edilmesi, ucuz-esnek ve güvencesiz koşullarda çalıştırılma, kadın cinayetlerinin bir cins kırımına dönüşmüş olması gibi temel sorunlar karşısında bir sessizlik örgütlemek istiyorlar. Kadınların, LGBTİ+’ların eşit ve özgür yaşamak için uğruna mücadele ettiği her hakkı kriminal bir hale getirebileceklerini düşünüyorlar. Bu yüzden 25 Kasım Kadın Platformu’nun eylem ve etkinliklerini yargılama hakkını kendilerinde görüyorlar.
8 Mart’a doğru giderken, her iki günde bir en az bir kadının şüpheli şekilde katledildiği gerçeğinin içindeyiz. Ocak ayının başından itibaren ise 50 gün içerisinde 73 kadının katledildiği verileri bütün çarpıcılığı ile önümüzde duruyor. Kadınlar katledilirken seyredenlere karşı isyanımızı yükseltmekten, yaşamlarımıza sahip çıkmaktan başka bir seçeneğimiz kalmıyor. Kadınlara şiddet uygulayanlar, katledenler ellerini kollarını sallayarak yasa tasarılarıyla iyi hal indirimleriyle serbest bırakılırken kadınların özgürlüğü için mücadele eden onlarca kadın talimatlarla tutuklanabiliyor ya da uzaklaştırma kararı alınmış fail erkeklerin ayağına takılması gereken elektronik kelepçeler kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınların ayaklarına takılabiliyor.
Kadınların özgürlüğüne bu kadar kolay saldırabileceklerini sananlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Biz kadınlar birbirimizin özgürlüğü için mücadele etmekten asla vazgeçmeyenleriz. 8 Mart’ın tarihselliği içinde de bunu net biçimde ortaya koyabiliriz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bu saldırılar karşısında kadın dayanışmasını, birlikte mücadelemizi daha da güçlendirmemiz gerekiyor. 8 Mart alanlarında kadınların, LGBTİ+’ların eşit ve özgür yaşam talepleri yine en güçlü biçimde yaşayacak, kadın özgürlük mücadelemizin kriminalize edilmeye çalışılmasına asla geçit vermeyeceğiz.
25 Kasım da, 8 Mart da bizim, erkek egemenliğinin saldırıları bunu asla değiştiremeyecek, kadınların isyanını durduramayacaklar.
Tanya Kara
SKM Sözcüsü
Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi








