LGBTİ+lara yönelik nefreti körükleyen ayrımcı saldırılara, gözaltılara, tutuklamalara karşı 15 Eylül 2026 günü saat 12.30’da Çağlayan Adliyesi önünde yapılacak olan basın açıklaması polisin saldırısıyla engellendi. Kadınlar, lubunyalar ve emek-demokrasi güçlerinden çok sayıda arkadaşımız gözaltına alındı. Baskılara ve polis şiddetine karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz, Çağlayan Adliyesi önünde okunması engellenen basın açıklamasını paylaşıyoruz:

Ne LGBTİ+ olmak ne de örgütlenmek suç!

13 Eylül’den beri LGBTİ+ derneklerine ve LGBTİ+lara yönelik birçok ilde kapsamlı operasyonlara tanık oluyoruz. Sosyal medya hesapları ve web siteleri kapanırken “Ailem Güvende” adıyla evler ve dernek binaları basılarak çok sayıda LGBTİ+ gözaltına alındı, 21 kişi ise tutuklandı. Devlet eliyle servis edilen manipülatif görüntü ve videolarla dernekler kriminalize edilmek, itibarsızlaştırılmak istendi. Devletin denetlediği ve bakanlıkların da aldığı fonlar üzerinden yanıltıcı bilgi yayarak; bu fonları almak suç unsuruymuş gibi derneklerin yasadışı bir iş yaptığı algısı oluşturulmaya çalışıldı. Bugün arkadaşlarımız burada olacaktı ancak türlü bahanelerle gözaltı süreci uzatıldı.

“Müstehcenlik” ve “fuhuşa teşvik” gibi muğlak kavramlarla suç tanımı geliştiren ve bu tanımlar üzerinden kendi muhafazakar değer yargılarını dayatarak toplumun bir kesimini suçlu ilan etmeye çalışan iktidar, cinsiyet kimliklerini ve cinsel yönelimleri kriminalize ederek açıkça suç işliyor. Transların yaşamın ve istihdamın tüm alanlarından dışlandığı bir gerçeklikte bir yandan kimlikleri nedeniyle Zoe’nin ve Meli’nin mesleğini elinden alanlar, öte yandan trans kadınların var olma ve geçim mücadelelerini “ahlaksızlık” diyerek hedef gösteriyor. İkiyüzlü devlet, kadın sömürüsünden kâr sağlayanlara resmi vergi tabelası verirken trans kadınlara ise suçlu muamelesi yapıyor.

GENEL AHLAK KİMİN AHLAKI?

Bu operasyonun, LGBTİ+lara yönelik nefretin devlet eliyle somutlaşması niteliği taşıdığını ve LGBTİ+ların varlıklarının kriminalize edilmesini amaçladığını görüyoruz. Bu saldırılar yalnızca, toplumda kimliğinden dolayı işsiz kalan, şiddete maruz kalan, intihara sürüklenen translar, tüm LGBTİ+lar ve bu kişiler için hayati önem taşıyan, maddi, hukuki ve psikolojik olarak destek sağlayan, dayanışma alanları yaratan yaşam hakkı savunucularına, derneklere yönelik değil. Bu saldırılar bütün bir toplumu, iktidarın belirlediği ve dayattığı kalıplara hapsetme politikalarının bir adımı.

VARLIĞIMIZ SUÇ DEĞİL, NEFRET SUÇTUR!

NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!

Bu operasyonlara “Ailem Güvende” adını verenlere soruyoruz: Kimin ailesi, kime karşı, nasıl güvende? Aileyi koruma adı altında yürütülen bu politikalar Gülistan Doku’yu, Hande Kader’i, Miraş Güneş’i, Esra Ateş’i, Ecem Seçkin’i ve Fatma Şengül gibi daha nice kadını ve lubunyayı korudu mu? Şiddetin üzerinin aile mahremiyetiyle örtüldüğü, kadınlardan bu şiddet dolu evlilikleri sürdürmelerinin beklendiği, çocukların yetişkinlerin itibarını korumak için susturulduğu yerde kimin güvende olmasından bahsediyorsunuz? Şiddetle, eşitsizlikle bezeli bir ailenin devamlılığı uğruna kadınların hayatından, çocukların sözünden, LGBTİ+ların varlığından vazgeçilmesini isteyen bu anlayışla biz kadınlar ve lubunyalar yıllardır mücadele ediyoruz. Ailenin, çocukların güvenliği üzerinden üretilen bu söylemlere karşı biliyoruz ki çocuklar, yetişkinlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini eşit ve özgür bir biçimde yaşaması veya nefrete, şiddete, ayrımcılığa karşı örgütlenmesi nedeniyle değil; devletin kadınları, çocukları ve LGBTİ+ları hedef alan politikaları yüzünden güvende değil. Sömürüldükleri MESEM’ler yüzünden, mahkum edildikleri tarikatlar ve çeteler yüzünden güvende değil. Aile içinde şiddete, istismara maruz kaldıkları için güvende değil.

Güvende değiliz diyoruz:

Devletin kadın düşmanı politikaları yüzünden — GÜVENDE DEĞİLİZ

Devletin LGBTİ+ düşmanı politikaları yüzünden — GÜVENDE DEĞİLİZ

Korumaya çalıştıkları o ailelerin içinde — GÜVENDE DEĞİLİZ

HİÇBİRİMİZ — GÜVENDE DEĞİLİZ

Aileyi, çocukları ve toplumu koruma bahanesiyle başlatılan operasyonlar, gözaltılar ve tutuklamalar; cinsiyet kimliklerimize ve cinsel yönelimlerimize karşı açılmış aleni bir savaştır. Devletin LGBTİ+ların varlığını suç sayma çabasının bugün başlamadığını, bu ayrımcılık ve nefret politikalarının on yıllardır çeşitli biçimlerde sürdüğünü biliyoruz.

Ne LGBTİ+ olmak ne de örgütlenmek suç. Asıl suçu nefreti ve ayrımcılığı körükleyen, LGBTİ+ları hedef gösteren, örgütlenme özgürlüğüne saldıran, en temel hakları hedef alan devlet işliyor. Bu saldırganlık karşısında susmayacağız. Hiçbir kadını, hiçbir transı, hiçbir LGBTİ+yı yalnız bırakmayacağız. Nefret politikalarına, erkek egemenliğine, faşizme karşı hayatlarımızdan, haklarımızdan, birbirimizden ve örgütlü mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ

NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!

Nefreti körüklemenin, dezenformasyon yayarak algı oluşturmaya ve yasa dışı ilan etmeye çalışmanın, gözaltıların, tutuklamaların, toplumun bir kesimini düşmanlaştırmanın, kendi muhafazakar kalıplarını dayatmanın karşısında tüm toplumsal muhalefeti mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

YAŞASIN LUBUNYA DAYANIŞMASI

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

SUSMUYORUZ KORKMUYORUZ İTAAT ETMİYORUZ!

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.