‘Bir kadın olarak uyumlu olmak’ şeklindeki patriyarkal söylemi içselleştirmiş olmamın, işten uzaktayken hayır demeyi imkansız hale getirerek kendini gösterdiğini fark ettim.

Charlotte

Çok fazla yalnız zaman geçirdim fakat bunu yapmak her zaman rahat olmadı. Herkesin içinde tek başına zaman geçirmenin acınası ya da yalnız görünmeme neden olduğuna; benzemekten korkmayı öğrendiğim şu Bridget Jones kalıplarına daha da yaklaştırdığına inandım.

Şimdi, özellikle seyahat ederken, tek başıma geçirdiğim zamanın tadını çıkarıyorum. Geçen Eylül’de Şangay ve Hong Kong’u tek başıma ziyaret ettim. Orada arkadaşlarımı ziyaret için bulunuyordum, onlar gündüzleri çalışıyordu ve ben kendimi etrafı gezerek eğlendirdim. Her sabah, vaktimi nasıl dolduracağıma ve neyi göreceğime karar verdim. Her şehirde kaybolabilirdim; Şangay’ın lilong[i]larını gezerken, gölgeli yan yollarda sıcaktan kaçarken ya da Hong Kong siluetine bakan Kowloon’a gitmek için Yıldız Feribotu’na binerken. Her iki 12 saatlik uçuşumu da tamamen yalnız olarak geçirdim. Ve mutluydum.

Kadınların belirli bir şekilde davranmak ve görünmekle ilgili çok fazla baskıyla yüzleştiği bir dünyada, sadece kendi gündeminle birkaç gün ya da hafta geçirmek inanılmaz özgürleştirici. ‘Bir kadın olarak uyumlu olmak’ şeklindeki patriyarkal söylemi içselleştirmiş olmamın, işten uzaktayken hayır demeyi imkansız hale getirerek kendini gösterdiğini fark ettim. Çin’deki Great Firewall[ii] nedeniyle e-mail bakamadığım iki hafta, bana çok ihtiyacım olan bazı bakış açıları verdi, ofise döndüğümde hayır demek ve vekalet vermekte çok daha iyi oldum.

Tamamen yalnız olduğunuzda, planlamanızdaki boşluklar ya da aksaklıklarla yüzleşmeye ve onları tek başınıza çözmeye zorlanırsınız. Restoranda yer ayırtan, uçuşları kontrol ettiren, bagajı aldıran ve her şeyi paketlediğinizden emin olan kişi olmak zorundasınız. Bütün bunları sizin için yapacak olan başka kimse yok. Bu aynı zamanda, ne zaman isterseniz bunları biraz değiştirebilirsiniz anlamına gelir. Galeriye gitmeyi bugün çekici bulmadınız, havuz kenarını mı tercih ederdiniz? Oldu bilin. Özel olarak Efendinin Efendisi mükemmel bir restoranda yemek için günübirlik bir gezi mi yapmak istiyorsunuz? Yapın. Hiç kimseyle uzlaşmanız ya da tartışmanız gerekmiyor, kadınların katılmak için daima uzlaşmak ya da tartışmak zorunda göründüğü bir dünyada, hazine olmalı bu.

Bu ışıl ışıl özgüven size kuvvet verebilir ve patriyarkal toplumumuzda kendi koşullarınıza göre daha iyi yolculuk yapmanızı sağlayabilir. Tek başıma seyahat etmekten kazandığım özgüven, günlük yaşamımda karşılığını buldu. Her zaman nazik olmamak ve uzlaşmamak konusunda çok daha rahatım; beni rahatsız eden davranışlardan şikayet etmek ve sorgulamak ve nihayet, hayatımın sorumluluğunu almakla ilgili.

Tek başına seyahat etmek, aynı zamanda, yerleşmiş cinsiyetçi tutumların nasıl olabildiğini hizmet sektörü çalışanlarıyla karşılaşmalar yoluyla yoğun bir şekilde vurguluyor. Çin’de iki haftamı geçirdiğim sırada, en iyi arkadaşlarımdan biri de Mayorka’ya iki haftalık solo gezi kaydını yaptırdı. İkimiz de tek başına seyahat ediyorduk ve otellerde kendi başımıza kalıyorduk. Otele girişte tam tamına aynı soruyla karşılanıyorduk: “Sadece siz mi?” Ve çıkışta “Kim ödeyecek?”

Pardon, ne?

Rezervasyon kaydı benim adıma, kendi başıma otele giriş yaptım ve şimdi kalışımın sonunda da, başka birinin ödeyeceğini mi ima ediyorsunuz? Benim için çok sarsıcı bir deneyim olup da eminim erkek arkadaşlarımın başına gelmiyorken, evet, hepsini ödeyenin ben olduğum gerçeği hoşuma gitti. Destiny’s Child’dan[iii] (yanlış) alıntı yaparak “Kaldığım oda mı? Satın aldım.”

Bu yazı the  f word sitesinde 26.07.2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Çeviren: Suzan Saner

[i] lilong: Şangay’a özgü mimari tarzda evler.

[ii] Great Firewall, Çin Halk Cumhuriyeti’nde internetin hükümet tarafından sansürü, “Büyük Güvenlik Duvarı”.

[iii] Destiny’s Child, son ve en etkin döneminde Beyoncé Knowles, Kelly Rowland ve Michelle Williams’tan oluşan Amerikalı kadın grubu (1990-2006).

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here