“Kadın kırımına hayır” demek için 2015’te “Bir kadın daha eksilmeyeceğiz” sloganıyla sokaklara çıkan Arjantinli kadınlar son olarak 3 Haziran’da buluştu. Feminist aktivistlerin, akademisyenlerin ve gazetecilerin başlattığı protestolar toplumsal bir harekete dönüşürken başkentin Kongre Meydanı’nda yaptıkları bu eylemde taleplerini de dile getirdiler.

Kadın kırımına dair resmi istatistiklerin tutulması, aile içi şiddete karşı yaygın ofislerin kurulması, sorunu çözmeye yönelik bütünlüklü bir yasama süreci ve bununla paralel bütçe ayrılması gerektiği aktarıldı. Eylemde 3 kişi tarafından okunan 6 sayfalık metne katledilen kadınların yanı sıra bu cinayetlerden etkilenen çocukların durumları da dahil edildi.

Türkiye’den kadınların da Arjantinli kadınlara destek vermek için sokağa çıktığı 3 Haziran 2017’de Buenos Aires’te yapılan açıklamanın satır başları şöyle:

“2008’de her 40 saatte bir kadın öldürüldü, 2014’te 30 saatte bir. Bu 7 yılda basında 1808 kadın kırımı (el femicidio) haberi yayımlandı. Sadece kadın oldukları için 2015’te kaç kadın katledildi? Bilmiyoruz. Ama artık yeter dememiz gerektiğini biliyoruz. Bu yıllarda, kadın kırımı yaklaşık 1500 çocuğu öksüz bıraktı ve bazıları katillerle birlikte yaşamak zorunda kaldı. Bu hepimizin sorunu. Çözümü birlikte inşa etmeliyiz. Kadını tüketim nesnesi olarak görerek özerk varlığını görünmez kılan bu kültürü değiştirmek için harekete geçmeliyiz.”

Kadın kırımının kaynağındaki maço şiddetinin işaret edildiği açıklamada bunun bir insan hakları meselesi olduğu belirtildi ve şöyle devam edildi:

“Kadınlara yönelik şiddet kültüründen bahsediyoruz. Kadınları kendilerinin sanan, kadınlara isteklerini yapabileceğini düşünen, kadın ‘hayır’ dediğinde onun ‘hayır’ demesini engellemek için tehdit eden, döven, öldüren erkeklerden bahsediyoruz.”

“Kadın kırımı; kadının bedenini diğer kadınlara ibret olsun diye, ‘hayır’ diyemesinler diye, bağımsızlıklarından vazgeçsinler diye şiddetle işaret etmektir.”

“Burada andığımız kadınların çoğu yakın çevrelerindeki erkekler tarafından katledilse de kadın kırımı özel bir mesele değildir. Toplumsal söylemler ile medyanın meşrulaştırdığı sosyal ve kültürel şiddetin bir ürünüdür…”

“Kadın kırımı, özel ya da ev içi ya da sadece kadınlara özgü bir konu değildir, belli bir şiddet türüdür.”

“Yeter” diyen her kadının, bütün erkek şiddeti yapılanmasına karşı çıktığını ve bunu dile getirdiği an en kırılgan dönemine girdiğini söyleyen metinde, bu aşamada kadınlara yalnız olmadığını göstermek gerektiği belirtildi. Ve bunun toplumsal ilişkiler, devlet yardımı ve güçlü siyasi aktivizmle gösterilebileceği aktarılırken Kongre Meydanı’nda buluşarak tam da bunu yaptıklarını söylediler. Ardından “Diğer suçlardan farklı olarak, kadın kırımı bir zincir gibi okunabilir: Tüm ülkede bu suçun izlerini buluyoruz” diyerek taleplerini şöyle ifade ettiler:

şiddet arkasında iz bırakıyor, izleri görmemekse kadın kırımına yol açıyor

“2009’da Kadınların Bütünlüklü Korunması Kanunu kongrede büyük çoğunlukla geçti. Ama Kadına Yönelik Şiddete Karşı Ulusal Eylem Planı gibi düzenlemeler hâlâ askıda. Benzer düzenlemeler ve bu düzenlemeleri uygulamak için gerekli bütçe ayrılmadıkça 2009’daki kazanım şiddet artışına karşı yetersiz kalacak.”

“Ülkede telefon hatları ve erkek şiddetine karşı mağdurlara yardım etmek için uzman yetkililer var. Bunlara bütünlüklü bir politika eşlik etmezse insanlara ulaşamayacaklar.”

“Arjantin’de kadın kırımına dair resmi bir kayıt yok. Resmi istatistiklerin hesaplanması elzem.”

Yargının yetersizliğinin, kadına yönelik güvensizliğinin ve faillere dokunulmazlık yaratılmasına katkısının gündeme taşındığı açıklamada medyanın kadına yönelik şiddete tavrı da eleştirildi. Haberlerdeki meşrulaştırma pratikleri, görüntülerin kullanım şekli eleştirildi ve etik kodların geliştirilmesi gerektiği aktarıldı. Açıklama şöyle devam etti:

“Koordineli eylemlerle bu probleme, zincirin başından (erkek/maço şiddeti) sonuna (kadınların dövülmesi, öldürülmesi) kadar, saldırmalıyız.”

“Devlet ve diğer güçler, vatandaşlarla birlikte, kadınlara yönelik şiddete karşı araçları geliştirmek için bir araya gelmeli. Kadın örgütleri, feministler, STK’ların ve bu konuya adanmış insanların yanına yeni çabalar eklenmeli.”

“Daha fazla kadının kadın kırımında ölmesini istemiyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Hepimiz. Bir kadın daha eksilmeyeceğiz.”

Metnin sonunda “Buna ulaşmak için şunları istiyoruz” denilirken özetle şu talepler seslendirildi:

1)     Yasayla uyumlu bütçe dağıtımı

2)     Kadın kırımına dair resmi istatistik

3)     Her bölgede Yüksek Adalet Mahkemesi’ne bağlı Aile İçi Şiddet Ofisleri’nin açılması ve işletilmesi

4)     Şiddet mağdurlarının korunmasının garantilenmesi (failin elektronik olarak izlenmesi)

5)     Mağdurların adalete ulaşımının garantilenmesi (her savcı ve polisin bilgili ilgisi, sürecin parasız olması)

6)     Çocuk haklarında eksiklerin tamamlanması

7)     Daha fazla sığınma evinin açılması

8)     Toplumsal cinsiyet perspektifiyle farklı seviyelerde cinsellik ve erkek şiddeti konularında eğitim verilmesi, ‘sevgililikte şiddet’e dair atölyeler düzenlenmesi

9)     Güvenlik güçleri, yargı mensupları, kamu çalışanlarına zorunlu erkek şiddeti eğitimi verilmesi

Çeviri haber: Hazal Özvarış

Düzelti: Bilinç Şüküroğlu

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here