Isparta’nın Yalvaç ilçesi Koruyaka köyünden Nevin Yıldırım, 29 Ağustos 2012 tarihinde, kendisine silah zoruyla sürekli tecavüz eden akrabası Nurettin Gider’i öldürmüş, başını bir çuvala koyarak “İşte namusuma uzananın kellesi” diye köy meydanına atmıştı.

Nevin, tecavüzden hamile kalmış, fiili kürtaj yasağı nedeniyle istemeden doğurmak zorunda kalmıştı. Kadınları erkek şiddetine karşı korumayan devletin yargısı; hayatına sahip çıkan ve hayatta kalabilmek için öldürmek zorunda kalan Nevin hakkında “canavarca hisle adam öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istemi ile dava açtı.

4 Ekim 2013‘de başlayan yargılama sürecinde duruşmalara giden İstanbul, Antalya ve Adana’dan feministler, cezaevi ziyareti, kart ve mektup atma, dava öncesi ve sonrası Isparta ve İstanbul’da eylemler yoluyla Nevin’le dayanıştılar. Erkek şiddetine direnen, hayatlarına sahip çıkan kadınların yalnız olmadığını anlattılar. 25 Mart 2015’te, Yalvaç Adliyesindeki karar duruşmasında, kadınları öldüren erkeklere her türlü indirim ve beraati veren erkek yargı, Nevin’e değil meşru müdafaadan beraat, haksız tahrik ve iyi hal indirimi dahi uygulamayarak müebbet hapis cezası verdi. Karar duruşmasında avukatların da içinde olduğu feministler savcının talimatı ile adliyeye alınmadılar ve darp edildiler.

Nevin Yıldırım, şu anda Antalya Cezaevi’nde ve mahkemenin verdiği cezaya karşı Yargıtay’da itiraz/temyiz süreci devam ediyor.

Nevin’e müebbet hapis cezası verilmesinin hemen ardından İstanbul Galatasaray’da yapılan protesto eyleminde okunan basın açıklaması:  

KADIN KATİLLERİNE İNDİRİM, NEVİN’E MÜEBBET!

Nevin Yıldırım’ı artık herkes tanıyor!

Tecavüze uğrayan, tehditle, silah zoruyla bu “ilişki”ye mahkum edilen kadın…

Yaşananlar bütün köy tarafından bilindiği halde, topluca görmezden gelinen, arka dönülen kadın…

Bu nedenle Nevin, tecavüzcü Nurettin Gider’i öldürdükten sonra başını bir çuvala koymuş ve meydandaki köy kahvesinde gün boyu hakkında dedikodu yapan adamların önüne fırlatmıştı.

İstanbul’un merkezinde ya da Yalvaç’ın bir köyünde, tecavüze uğrayan, hamile kalan bir kadının seçenekleri nedir? Köy halkı tarafından taşlanarak öldürülmek, “namus” bahanesiyle en yakınları tarafından katledilmek, yargıya başvurduğu durumda “rızan var!” diye geri çevrilmek…

Nevin Yıldırım, ailenin, toplumun, yargının bizi sıkıştırdığı o cendereden kurtulmak, yaşadıklarını değiştirmek için çareyi, tecavüzcü erkeği öldürmekte aradı.

Nevin Yıldırım’ı artık herkes tanıyor! Erkek yargı tarafından bırakalım meşru müdafaayı, iyi hal indirimi uygulanması bile çok görülen kadın!

Pek çok şehirde kadınlar sokakta…Çünkü yargının ikiyüzlülüğüne, erkek katillere bol keseden dağıttığı “haksiz tahrik” ve “iyi hal” indirimlerini, yargılanan kadın olduğunda evde bırakmasına ÖFKELİYİZ…

Nevin’i tecavüzcüye karşı korumayan devletin, Nevin’le dayanışmak için giden kadınlara Yalvaç Adliyesinin kapısında kurduğu polis barikatını, aralarında çok sayıda avukat da olan kadınları keyfi olarak adliyeye dahi almayışını, Yalvaç Başsavcısı Mustafa Manga’nın “dağıtın” talimatı vermesi üzerine, 4 kadının yaralanmasına neden olan şiddetini tanıyoruz.

Ama hayatına sahip çıkan kadınlara ve/veya onlarla dayanışan kadınlara verdiğiniz “mesajı” UMURSAMIYORUZ… Bunu böyle bilin!

Kadın düşmanı, cinsiyetçi yargıya bir kez daha soruyoruz; Erkek şiddeti davalarında verilen cezaları “haksız tahrik indirimi”, o da yetmezse “iyi hal indirimi” ile kuşa çeviren yargı sistemi, söz konusu kadınlar olunca neden cimrileşiyor? Kendisine karşı bir dünyaya rağmen mahkemede ayakta durabilen Nevin’in iyi hal indirimi bile almamış olması, onlarca kadın katilinin yaptığı gibi takım elbise giyip pişmanlık beyanlarında bulunmadığı için mi?

“Cilveli saat sorduğu”, “telefonla mesajlaştığı”, “tuzu fazla kaçırdığı”, “mini etek giydiği”, “boşanmak istediği”, “aldattığı” gerekçeleriyle öldürdüğünü söyleyen kadın katillerine kolayca uygulanan haksız tahrik indirimi, bir kadının tecavüze uğramasını, şiddet ve tehdit altında rızası olmayan bir “ilişkiye” zorlanmasını, haksız tahrik indirimi için neden yeterli koşul saymıyor?

Çok değil, duruşmadan bir gün önce (24 Mart 2015 tarihinde), 24 yıldır evli olduğu Fatma’yı öldüren katil Kemal Balaban’a, cinayeti “haksız tahrik” altında işlediği gerekçesiyle haksız tahrik indirimi uygulayıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını 10 yıla indiren yargı, bir gün sonra Nevin’e müebbet hapis cezasını eli titremeden veriyorsa kadınların kendi adaletlerini sağlamak dışında seçenekleri kalıyor mu?

Bir gün arayla verilen bu iki karar arasındaki fark, kadınların yaşam haklarının yok sayılması, erkeklerin kollanması değil de nedir?

Öldürülmeyen kadınların hayatlarının erkek yargı tarafından çalınmasına, hayatta kalmayı başardığımız durumda bile en ağır bedelin bizlere ödetilmesine itiraz ediyoruz!

Bir kez daha duyana duymayana ilan ediyoruz; Nevin gibi pek çok kadın hayatta kalmak için, hayatına sahip çıkmak için erkek şiddetine direniyor ve direnmeye de devam edecek!

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu
#KadınKatliamıVar

29 Mart 2015/Galatasaray-Taksim

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here