Baktılar olmadı, saldırganlaşabilir ya da “yanlış anlaşıldım” deyip yalandan özür dileyebilir, şirinlik yapabilirler. Ama asla geri adım atmazlar.

1- Bu yaşam türleri öncelikle, kentte dernek, STK gibi ortamlara girerler.
(örneğin bir şehrin gayrıresmi gazetesi, bisiklet grubu, dağcılık kulübü, mağara derneği, çocuk hakları derneği)

2- Buralarda bir pozisyon elde ederler ya da pozisyonu olan birine yakınlaşıp sıkı bağlar kurarlar.
Kurucusu hatta kağıt üstünde sahibi olurlar.
Olamazlarsa yapıyı kendilerine borçlandırırlar, yüksek miktarda para veya emek verirler, daha da iyisi veriyor gibi görünürler.

3- Buralarda çok sayıda kadın arkadaş edinirler.
Bir kısmıyla samimiyeti de giderek arttırırlar.

4- Yakınlık arttıkça rahatlarlar.

Her gelene asılabilir, gece gündüz demeden mesaj atabilir, ortalık yerde laf atabilir, istemediği halde dokunabilir, uygunsuz ve onay almadan ısrarlı tekliflerde bulunabilirler.

İtiraz olursa; arkadaşlığın değerini, topluluğun kıymetini, varoluş meselelerini anlatırlar, topluluk içinde konuyla ilgili espriler yaparlar.
Baktılar olmadı, saldırganlaşabilir ya da “yanlış anlaşıldım” deyip yalandan özür dileyebilir, şirinlik yapabilirler.

Ama asla geri adım atmazlar.

5- Fazla sayıda politik aktif kadınla bu şekilde temas ettiklerinde rahatsızlık artar, kadınlar bunu bir toplumsal cinsiyet atölyesinde dile getirebilirler, hatta eril tahakkümün her türlüsüne karşı çıkmaya başlayabilirler.

O atölyeyi engellemek için ne gerekiyorsa yaparlar.

Kadınlar atölyeyi inatla yapmak isterlerse pozisyonlarını ve bağlantılarını kullanarak içeriği kontrol etmeye, yönlendirmeye çalışırlar.

6- Her şeye rağmen atölye yapılır, kadınların özne olarak önemi vurgulanır; taciz ve mobbing için sert önlemler alınması önerilirse, ya (tacizyaparlar) hiç üstlerine alınmazlar ya da (tacizkorurlar) kadınların kararına saygı duyacaklarını söyledikten sonra yan çizip uzun açüklamalar eşliğinde atölyenin yetersizliğini vurgularlar, iktidarcılık oynayarak tüm grup adına karar talep ederler.

7- Kadınlar önlem konusunda inat eder, bir de aynı yerde çalışamayacaklarını net olarak belirtirlerse, tacizkorurlar kendilerine yakın birkaç kadınla birlikte uyarı ile yetinilmesi konusunda ısrarcı olurlar, kendi önerilerini dayatırlar.

8- Eğer pis cadılar hâlâ ikna olmadılarsa, linç ile suçlarlar, yargısız infazla suçlarlar, “bunları hak etmek için ne yaptı” derler, tacizin ayrıntılarını öğrenmek için her yola başvururlar.

9- Kadının beyanının esas olduğu hatırlatılırsa, birçok kişinin benzer şekilde tacize uğradığı söylenirse bile tacizkorur türleri asla ısrarlarından vazgeçmezler, yılmazlar, açüklamalar eşliğinde saldırganca ayrıntı öğrenmeye çalışırlar. Ayrıntıları öğrenemezlerse kadınları dedikodu yapmakla suçlarlar, böylece tacize dedikodu deyip geçiştirmeye çalışırlar.

10- Bir noktada ısrarları sonuç verip, kadınlar yaşadıkları tacizleri anlatmak zorunda kalabilirler.

11- Bu nokta bu yaşam türlerinin hayat döngüsünde kritiktir, tepki almaları kuvvetle muhtemeldir, hızla yaşam ortamlarını terk ederler, hiçbir eleştiriyi yanıtlamazlar, birtakım bahaneler bulup/uydurup mail okuyamadıklarını vurgularlar.

12- Tepki gösterenlerin ‘iktidar isteyenlerin oyunlarına alet olmak’ ile suçlanmasını sağlarlar, tacizi değersizleştirirler, bu masalı her yerde döne döne anlatırlar.

13- Tacize uğrayan ve tepki gösterenlerin toplulukta görevleri varsa haber vermeden ellerinden alırlar, şifrelerini değiştirirler, mail adreslerini kapatırlar, kendilerini korurlar, çünkü patron onlardır (Bakınız Madde 2).

Israrla nedeni sorulursa birtakım yalan yanlış teknik açıklamalar yaparlar.

14- Hiçbir şey yokmuşçasına topluluğun akışının devam etmesini sağlayacak uzlaşma hamleleri yaparlar/yaptırırlar, uzlaşmanın ve topluluğun önemini vurgularlar. Tacizi ‘iddia’ diye küçümseyip durumu sıradanlaştırırlar.

15- Sonunda kadınlar; sözlerinin ve yaşadıklarının bu kadar değersizleştirilmesine dayanamayıp, politik akıllarıyla alay edildiğini dile getirip ayrılacaklardır.

MUTLU SON!

Artık rahat rahat kadınları taciz etmeye, edenleri korumaya devam edebilirler.
Tabii ki mağdur edebiyatı ve açüklamalar eşliğinde.
Bir gün bu yaşam türüne kadın hakları konusunda konuşma yaparken rastlamanız bile olasıdır! Ama eğer dikkatli bakarsanız gözlerinde yaşattıklarının lekesini göreceksiniz.

*Anlatılanlar gerçek olaylardan esinlenilmemiş, bizzat yaşanmıştır (Gazete Solfasol/Ankara)

2 Yorumlar

  1. merhaba,
    içim ezile ezile okudum yazıyı: isimler değişse de hikâye o kadar tanıdık ki.. hepinize çok geçmiş olsun demek istedim, dilerim bunca haksızlığa rağmen birbirinizde şifa bulabilmişsinizdir..

    sevgiyle, dayanışmayla,

    â

  2. merhaba,
    yazının daha başlarında yaşanmış olduğunu anladım,hayatın her yerin de her alanın da varlar ,tabii ki bir taraftan çok tanıdık 🙁 çoğumuzun benzerini yaşadığı .. çok geçmiş olsun ama direneceğiz hep direneceğiz,
    sevgiyle kalın

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here