1980 ABD seçimlerinde Ronald Reagan’ın büyük farkla kazanmasının ve The Equal Rights Amendment* (ERA – Eşit haklar hakkında Anayasa değişikliği) yenilgisinin ardından, kadın hareketinin gündeminde ne vardı? Kadınlar nasıl bir dönemden geçiyorlardı?

1982’de Ann Arbor’da 1500 kadın bir araya gelerek bu soruları tartıştı. Tek bir cevap üretmediler ancak seçimden bu yana nasıl hissettiklerini, ekonomik ve politik olarak son on yıldaki değişiklikler ve eşitlik hedefinde kadınların nerede olduklarını değerlendirdiler. Radikal feminist ve sanatçı Kate Millett, ERA kampanyası sözcülerinden Gloria Steinem ve yazar Alice Walker, Reagan’ın seçilmesinin kadınların kolektif gücüne darbe olduğunu söylediler. Salondakiler alkışlarla destekledi.

Söz alan Kate Millett, Reagan’ın seçilmesinin kendisinde depresyona yol açtığını, 70’lerdeki kazanımların yeni muhafazakarlık dalgası tarafından tehdit altında olduğunu belirtti. Millett, kürtaj ve ERA mücadelesinin tekrar kaybedildiğini söyledi. Steinem ise “Reagan Beyaz Saray’ı almış olabilir ama ülke bizim” dedi ve araştırmalara göre Reagan’ın desteklemediği ERA’nın ülkede çoğunluk tarafından desteklendiğini söyledi.

Steinem’a göre kadınların mücadelesi dört ana hatta olmalıydı: 1. Kadınlar kendi bedenlerinin kontrolünü kazanmalılardı. Cinselliğin bir güç aracı olarak kullanılmasına karşı; ne zaman, kiminle ve kaç çocuk yapacakları, cinsellikleri, doğum kontrolü ve kürtaj hakkında, yani kadınlar kendi bedenleri ve cinsellikleri hakkında söz sahibi olduklarında patriyarkal sistem bozguna uğrayacaktı. 2. İş mevhumunun yeniden tanımlanması gerekiyordu ve işin; işçinin toplumsal değeri üzerinden değil, işin topluma olan değeri üzerinden değerlendirilmesi gerekiyordu. Amerikalı kadınlar halihazırda işin 2/3’ünü yapıyor, paranın %10’unu kazanıyor ve mülkiyetin %1’ini elde ediyorlardı. 3. Otoriter ve patriyarkal aile modeline karşı mücadele etmek gerekiyordu. Endüstriyel toplumlardan önce var olan ailede işbölümü bugün bitmiş, kadınlar ve erkeklerin deneyimleri ayrışmıştı. Eğer ailede görev ve sorumluluklarda işbölümü sağlanmazsa kadınların “şefkatli-korumacı”, erkeklerin “rasyonel-kamusal” diye eşitsizce ayrıştırılmaları kuşaklar boyu pekiştirilecekti. 4. Kültürün politikleştirilmesi konusunda kadınların rol alması ve erkek-beyaz-ilerlemeci-sömürgeci tavra karşı, “dünyayı beyaz adam’ın bombalarından korumak” için çalışmaları gerekliydi.

Millett’ın kadınlara yönelik “Eğer kaderiniz kendi ellerinizdeyse, gerçekten hayattasınız demektir” sözüyle konuşmalar son buldu. Salondaki 1500 kadın ayağa kalktı.

* The Equal Rights Amendment (ERA – Eşit Haklar hakkında Anayasa değişikliği): 1972’de kadın hareketinin mücadelesiyle Amerikan Kongresi’nden geçen ve Anayasa’ya eklenmek istenen “Yasa önünde hakların eşitliği, ABD veya hiçbir devlet tarafından cinsiyet sebep gösterilerek reddedilemez veya sınırlandırılamaz” maddesi. Bu madde ile boşanma, mülkiyet, istihdam, vd. konularda yasadaki cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçilmesi hedeflendi. 10 yıl geçtiğinde Anayasa’ya madde olarak eklenmek için yeterli sayıda eyaletin desteğini alamamıştı. Çeşitli tartışmaların sonucunda 2007’de Women’s Equality Amendment (Kadınların Eşitliği hakkında değişiklik) olarak Kongre’de sunuldu ancak 2017’de ERA Anayasa’ya hâlâ eklenmiş değil.

http://oldnews.aadl.org/aa_news_19821013-taking_the_pulse_of_the_womens_movement

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here