Bir kadın, inşaat mühendisiyse ve ofis yerine erkeklere ait olarak tanımlanan şantiyede çalışmayı göze alıyorsa karşılaşacağı ayrımcılığın derinliği dudak uçuklatıyor.

Türkiye’de kadın mühendislerin deneyimleri genel olarak işgücü piyasasında yer alan kadınların deneyimleri ile ortaklıklar taşıyor. Bu nedenle öncelikle kadın istihdamına kısa bir bakış faydalı olacaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 yılı İstatistiklerle Kadın verilerine göre Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı %46,3 olup, bu oran erkeklerde %65,1 kadınlarda ise %28’dir. 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde işgücüne katılma oranı %51,3 iken, bu oran erkeklerde %71,6, kadınlarda ise %31,5’tir. Görüldüğü gibi Türkiye’de kadın istihdamı çok düşük bir seviyede seyrediyor.[1]

Okudukça kadınların iş bulma ihtimali azalıyor

Ancak kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görülüyor. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı %15,2, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı %27,2, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %33,6, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %41,4 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %71,3’dir.[2] Bu durum da üniversite mezunu kadınların işsizlik oranının lise altı eğitime sahip kadınlardan çok daha fazla olmasını getiriyor. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) İşgücü Piyasası Araştırması’na göre kuruma kayıtlı her dört işsizden birisi beyaz yakalıdır.[3] TÜİK verilerine göre üniversite mezunu kadınlar arasında işsizlik %21,1’e yükselmiş durumda. Oysa erkeklerde bu oran %8,8 olarak gerçekleşmiş. Diğer taraftan üniversite mezunu kadınlar arasındaki işsizlik de artış gösteriyor. İki yıl önce %16 iken iki yılda 5 puan birden artmış[4].

Eğitim seviyesi daha düşük kadınların işe girme umudunun ya da imkanının yokluğu, işgücü içerisinde yer almalarını engelliyor. Dolayısıyla da herhangi bir işte çalışmak isteyenlerle iş bulabilenlerin sayısı arasındaki makas, üniversite mezunu çalışmak isteyen ama iş bulamayan kadınların sayısı arasındaki makastan daha dar oluyor. Bu nedenle de üniversiteli kadın işsizliği yüksek.

Mühendislik eğitiminde kadının adı var (mı?)

Bu genel çerçeveden sonra mühendis kadınların deneyimlerine bakıldığında, aslında üniversite yıllarından itibaren cinsiyet eşitsizliğinin nasıl işlediğini görmek mümkün. Öncelikle belirtmek gerekiyor ki mühendislik bölümlerinde kadınlar hem öğrenci hem de öğretim üyesi olarak en düşük paya sahipler. Bunun nedeni de bizi çocukluk dönemi sosyalizasyonuna geri götürüyor. Çünkü mühendislik eğitimi bu sosyalizasyonun devamı niteliğinde. Erkekler sert, rasyonel, duygulardan azade, matematikte iyi olarak düşünülürken; kadınların duygusal, irrasyonel ve kırılgan olarak görülmeleri çocukluk zamanlarından itibaren inşa ediliyor.

Erkeklerin akılcılıkla kadınların irrasyonellikle ilişkilendirilmesi pozitif bilimlerin erkek egemen bir alana dönüşmesine neden oluyor. Bu düşünce yapısı içerisinde bilgisayarcılar, bilim insanları ve erkekler sert; çocuklar, hemşireler ve kadınlar yumuşak olarak adlandırılır. Bilimin kendi içinde de bu ayrışma net olarak yer buluyor. Hard sciences Türkçeye pozitif bilimler olarak çevriliyor, soft sciences ise sosyal bilimler olarak. Ve erkekler pozitif bilimlere daha yakın görülürken, kadınlar sosyal bilimlerde çalışmalar yapmaya daha uygun bulunuyor.

Erkeklerin matematikle ilişkilendirilmesi, mühendisliğin de onlar için “doğal” bir seçim olduğu algısını getiriyor. Mühendislik mesleği erkek cinsiyet rolleri ile özdeşleştiriliyor. Mühendis problem çözen, makinelerle arası iyi olan anlamına geldiğinden erkeklere uygun görülüyor. Kadınların mühendisliği seçmesi ise matematikte ısrar etmeleri, onları destekleyen bir ailenin varlığı ya da rol model olarak görebilecekleri birileri varsa mümkün oluyor.

Eğitimde ayrımcılık bazen de örtük olarak işliyor. Fırsat eşitliği çerçevesinde bakılacak olursa kadınlar istedikleri mühendislik bölümüne girebilirler. Ancak kadınlar belirli mühendislik programlarını daha fazla tercih ediyorlar. Erkek mühendislik alanları makine, inşaat, elektrik -elektronik, petrol ve metalürji iken, kadın mühendislik alanları gıda, kimya ve çevre mühendisliği olarak kategorize ediliyor.

Kadınların bazı mühendislik alanlarına daha yakın görülmelerinin nedeni de o alanda daha kolay iş bulabiliyor olmaları. Yani çok fazla seyahat gerektirmeyen, ağır ve kirli olmayan, kadınlara has görülen özelliklerle de çatışmayan işler. Diğer taraftan mesela elektrik elektronik mühendisliği gibi bir alan tüm bu özellikleri taşısa da yine de erkek bir alan olarak kalıyor. Yani erkekler hem el becerisi hem de zihinsel üstünlüğü ellerinde tutmak istiyorlar[5].

Aslında eğitim süreci mesleki hayatta da deneyimlenen cinsiyet ayrımcılığının bir örneğini teşkil ediyor. Özellikle erkeklere daha uygun görülen mühendislik alanlarında kadınlar yetersiz olarak algılandığı için mühendislik bölümlerinde de hep göz önünde oluyorlar. En ufak bir hata “kadın işte” yaftasıyla nitelendirilmelerini getiriyor. Ya da başarıları “vay be, kadına bak” şaşkınlığını. Profesyonel kimlik, bu cinsiyetçi algı içerisinde yerle bir oluyor.[6]

Kadın mühendis (mi?)

Kadınlar birçok ayrımcılıkla mücadele ederek mezun olurlarken, onları iş hayatında bekleyen daha fazla ayrımcılık oluyor.

Cinsiyete dayalı ayrımcılık üç başlık altında toplanabilir: Açık/yapısal, gizli/örtülü ve psikolojik engeller.

Maden mühendisliği gibi daha çok erkek işi olarak görülen mühendislik dalında kadınlar “uğursuzluk getirir” inancıyla tercih edilmiyor. Bu durumda daha çok yer üstünden ya da bürolardaki işlerde görevlendiriliyorlar. Yılda yaklaşık 80 kadın maden mühendisi olarak mezun olurken yalnızca %30’u işgücüne katılıyor. Yani iş arıyorlar ya da çalışıyorlar. Bu da %70’in iş dahi aramadığını gösteriyor. Burada açık/yapısal engeller devreye giriyor. Şantiye ve ocak koşullarının kadınlara göre düzenlenmiş olmaması, kadın için duş, soyunma odası gibi eksiklerin bulunması; ayrıca, zor arazi şartları, maden işletmelerinin genellikle kırsal kesimlerde olması, yatırımların az oluşu gibi sebepler kadınların mezun olsalar dahi mesleklerini icra etmelerini engelliyor.[7]

Erkeklerin egemen olduğu bu alanda yer alan kadınlar, önceden tanımlanan rolleri nedeniyle büyük bir çelişkiye düşerek,  yaptıkları her hatanın belirgin biçimde görülmesine yol açacak denli göz önünde olmalarından kaynaklı kendilerine sınır koymak zorunda hissediyorlar. Bu durum, psikolojik engellere örnek verilebilir.

Örtülü ayrımcılık ise kadınların işyeri içerisinde bazı sosyal ağlardan dışlanması, geç saatte ve işyeri dışında düzenlenen ve kadınların ailevi sorumlulukları dolayısıyla katılamadıkları buluşmalarda kararlar alınması, bu sorumlulukları hafifletecek herhangi bir düzenleme yapılmadığı halde kadınların yönetim kadrolarında olmayışlarının oralarda yer almak istememelerine bağlanması gibi algıların yaygınlaştırılması.

Diğer taraftan kadın mühendisler sürekli olarak erkek meslektaşlarıyla aynı sorumlulukları alabileceğini, aynı işleri yapabileceğini kanıtlamak zorunda kalıyorlar. Kadın mühendis sahaya çıkmaz, masa başı işleri halleder gibi ön yargıları yıkmaya çalışıyorlar.[8]

Bir kadın, inşaat mühendisiyse ve ofis yerine erkeklere ait olarak tanımlanan şantiyede çalışmayı göze alıyorsa karşılaşacağı ayrımcılığın derinliği dudak uçuklatıyor. Bir inşaat mühendisi kadın bir çalışana bir malzemeyi boşaltmaması gerektiğini söylediğinde, çalışanın kendisine “ya karıların lafıyla iş yapıyoruz” dediğini, artık argo kelimelere cevap veremeyecek kadar insanlığından utandığını söylüyor.[9]

İşveren de geleneksel cinsiyet rolleri üzerinden düşünüyor: Kadınlar her şeyden öte annedir. Bir ya da daha fazla defa kariyerlerinde ara vermeleri gerekir ve aile sorumluluklarından kaynaklı erkekler kadar iş seyahatlerine çıkamazlar.

Bunların yanı sıra mühendislik alanlarında kadınlar ucuz iş gücü olarak görülüyor ve erkek meslektaşlarıyla aynı ücretleri alamıyorlar. Haneye ve çocuk bakımına dair sorumluluklar ya işten tamamen uzaklaşmalarına ya da çoğunlukla ofis işlerini tercih etmelerine neden oluyor. Alanda çalışmayı diretenler ise evliliklerinin bitmesini ya da çocuklarına yeterince zaman ayırmadıkları için kendilerini sürekli suçlu hissetmeyi göğüslemek durumunda kalıyorlar.

Ev işleri ve çocuk bakımı gibi yükümlülükler, sürekli kendini geliştirmeyi gerekli kılan bir alanda kadınların zaman ve enerji bulmasını zorlaştırıyor, dolayısıyla mesleklerinde ilerlemelerinin önünü kapatıyor.

Sonuç

Türkiye gibi cinsiyet eşitsizliğinin yaygın olduğu bir ülkede, bu eşitsizlikten kadın mühendisler de payını alıyor. Çocuklukta başlayan geleneksel rollerin meşrulaştırılması süreci, mühendislik eğitimi seçiminde, eğitim sürecinde ve mezuniyet sonrası işgücü piyasasına girdikten sonra da devam ediyor.

Bu eşitsizliğin giderilmesi öncelikle haneye ve çocuk bakımına dair sorumlukların erkek ve kadın arasında eşit paylaşımından geçiyor. Devlet hem bu paylaşımı mümkün kılacak mekanizmaları hayata geçirmekle ve erkekleri daha fazla sorumluluk almak için teşvik edici politikalar uygulamakla, hem de özellikle bakım yükünün ağırlığını çeşitli, kaliteli ve ulaşılabilir alternatifler sunarak hafifletmekle yükümlü. Her ne kadar tüm kadınların bu ortak talebi dile getirmesi bir zorunluluksa da bilgiye ve örgütlenme imkanlarına erişimi daha fazla olan üniversite mezunu kadınların bu talebin daha fazla taşıyıcısı olmaları gerekiyor.

[1] İstatistiklerle Kadın, 2017, Türkiye İstatistik Kurumu, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27594

[2] İstatistiklerle Kadın, 2017

[3] “Her dört işsizden biri beyaz yakalı”, Hürriyet, 12 Nisan 2016, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/her-dort-issizden-birisi-beyaz-yakali-40086320

[4]  “Cumhuriyetin okuyarak yükselme vaadi kadınlar için geçerliliğini yitirirken”, Barış Soydan, T24, http://t24.com.tr/yazarlar/baris-soydan/cumhuriyetin-okuyarak-yukselme-vaadi-kadinlar-icin-gecerliligini-yitirirken,18769

[5] Berna Zengin Aslan (2002) “Women in Engineering Education in Turkey: Understanding the Gendered

Distribution”, International Engineering Education, 18(4), s.400-408.

[6]  a.g.e.

[7]   “Kadın mühendisler madende tercih edilmiyor” Sol, 19 Aralık 2010, https://editor.sol.org.tr/kadinin-gunlugu/kadin-muhendisler-madende-tercih-edilmiyor-haberi-37082

[8] “Bir kadının gözünden ‘erkek mesleği’”, Eskişehir Expres.Net, 15 Ocak 2018, https://www.eskisehirekspres.net/bir-meslek-hikayesi/bir-kadinin-gozunden-erkek-meslegi-h1015.html

[9]  “Şantiyelerde kadın baret olmak”, Genç İfade, http://gencifade.omu.edu.tr/santiyelerde-kadin-baret-olmak-2/

 

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.