Bugüüüün 26 Nisan! Neden mi bu heyecan, çünkü Lezbiyen Görünürlük Günü 🙂 Patriyarkaya, gör(e)meyenlere inat kutlu mutlu olsun. Bugünün ne ifade ettiğini, lezbiyen görünürlüğü hakkında neler düşündüklerini feminist ve lezbiyen aktivistlere sorduk, bakın neler söylediler:

Merve: El ele gezen, birlikteliğini saklamayan lezbiyenlerin son yıllarda arttığını görüyor ve seviniyorum. Kadın hareketi içinde kadın kadına aşkın görünürlüğü ve kabulünün daha fazla olduğunu düşünüyorum, ki bu da bence hem feminist hem lgbti hareketinin ortak paydalarda buluşmasında ve dayanışmasında lezbiyen kadınların rolünün büyük olduğunu gösteriyor.  Çok uzak değil, belki 8-10 yıl öncesine kadar lezbiyenlik hetero ve cis erkek fantezisine atanmış bir kavramken şimdi çok daha fazla çevrelerce tanınıyor, eşcinselliğin erkek erkeğe aşktan ibaret olmadığını duyuyor, görüyor ve biliyor insanlar.

Bir de kadınlar sadece (kız) kardeş (sister) değildir, artık bu algıdan çıkılıyor. Sisterhood vs. Kolihood 🙂

Cansu: El tutuşan iki kadın görünce hangisi erkeksi hangisi kadınsı diye bakmayın boşuna, o işler hiç gözüktüğü gibi değil zaten 🙂

Eylül Baran: Kim tarafından görünür olmak istediğimiz önemli bir mesele. Toplum tarafından mı sistem mi yoksa birlikte büyüdüğümüz belki en sevdiğimiz kişiler tarafından görünür olmak mı? Aynı zamanda ne ile görünmek? Ben eşcinsel kimliğimi acı üzerinden görmeyi, görünmeyi uzak tutmaya çabalıyorum. Görünürlük, benim için acının olduğu yerin görülmesini ifade ediyor. Bu acı geniş bir kavram elbette, nasıl kullandığımız da önemli. Ama birileri için, herhangi bir kimliğim için, ben buradayım demek benim tercihim değil. Eşcinsel kimliğimin görünür olmasına ihtiyaç duymuyorum. Benim belki büyük ve önemli bir parçam. Burada da görünür olmak altında yatan sebeplerin önemini yok ediyor gibi bir algı ortaya çıkıyor. Maalesef ülkemizdeki homofobiden kaynaklı görünürlük önemli hale geliyor. Kısacası toplum bu toplum olduğu sürece benim bakış açımın bir değeri yok 🙁

İsimsiz: Görünürlük benim için, eğer biricik diyorsak bu duruma, karakterini ve kişiliğini yansıtmanın verdiği bir özgüven olgusu. Kendine dönebilme hali, karşındakinin yargısından çok fazla (ya da hiç) parçalanmama hali. Bir kere seni tanılayamıyor artık çünkü müdahale edebiliyorsun. Hele ki lezbiyen ve biseksüel kadınlar için ciddi bir kamusala katılım süreci görünür olmaya başlamak. Görünür veya açık (her zaman tam anlamıyla açık olmuyorum/olamıyorum elbette) olarak geçtiğin sokaklar dolap’taki haline göre daha bir cürretkar oluyor. Bazen bir daha bir daha geçmek istiyorum daha butch daha maskülen halimle. Tabii bu karşındakini kışkırtmak demek değil, utanarak geçtiğin her kaldırım taşına, her pencere önüne, tezgaha artık buradayım, böyleyim demenin sevinci ve biraz da içsel bir dramı. Herhalde sevilmeyen ama zarar da veren eskinin yasını tutmak, kendini onarmak için. Görünürlük ona, dünya senin penetrasyon anlayışından daha akışkan demektir. Ama en net hali: anti-hetero ilişkileri yaşayan kadınların evinin, gittiği barın, gezdiği parkın, çıktığı dağın, daldığı denizin, içine yük olmaması demektir. Belki de kendi içinde gezdiği sokaklarda ıslık çalması demektir. İçeriden başlıyor çünkü her şey… 🙂

Emine: Lezbiyen görünürlüğünden ziyade kadının görünürlüğü ile ilgili hassasiyetim var benim…

Melis: “Lezbiyen görünürlük günü için ne düşünüyorsun?” ilk defa duydum 🙂 ben bile bir lezbiyen olarak ilk defa duyuyorsam başkalarının da bu günden haberdar olup farkındalığının artmasını önemli buluyorum.

Ülkemizde genelde lezbiyen çiftlerin aralarındaki yakınlığa anlam verilemeyip “aa yoksa siz kardeş misiniz?” sorusuyla karşılandıkları acı bir gerçek. Ne var ki buna hayır biz sevgiliyiz cevabını rahat verebildiğimiz günlerden de uzak değiliz.

Lethe: Gidip birlikte görünelim
Medusa:  Yani yıllarını lezbiyen olarak geçirmiş şu an ne idiği belirsiz kendini her şeye ait aynı zamanda hiçbir kalıba da tam oturmuyormuş gibi hisseden biri olarak; inan ben de düşünüyorum eski dyke’lar bardak mı oldu nerede bu lezbiyenler binary temelli bir şeyim demek neden daha aşağı gibi oldu, neden gay erkekler hala rahatken zamanın bizleri illa kendimize dair başka kalıplar kelimeler bulmak zorunda hissettik…
Bilmiyorum bu aralar çok düşünüyorum cidden; biyolojik kadınlar zamanında görünürlük çabası içindeydi şimdi görünmezlik mi?

Bilmiyorum yokuz iste bir şekilde kapsayıcı olalım derken daha da mı yok oluyoruz neden kurduğumuz örgütlenmeler ilerlemiyor, ilerlemeyi geçtim yerinde bile kalamıyor? Sadece gay kelimesine yüzler toplanabilirken biz neden lezbiyen, biseksüel, trans kadınlar ve erkekler, kuirler, intersexler, +’lar gelebilir gibi önce ayrıştırıyor ya da ayrıştıranları toplamaya çalışıyoruz…

Beyza: Her eylemde, her yürüyüşte lezbiyen diye haykırmak istiyorum! Lezbiyen sanki yasak bir kelime gibi, kullanmıyoruz artık. Kuir güzel, kuir tatlı ama lezbiyen kelimesinin bana hissettirdiği o kadın dayanışmasını/mücadelesini tam veremiyor. O yüzden bugün de her gün de LEZBIYENIM!

Eda: Görünmemeyi 🙂

Anonim: Anonim görünürlük ne kadar görünürlük? Ben ismimi veremem. Vermiş gibi başka bir isim yazsam? Nasıl olsa kimse ben olduğumu aklına bile getirmez diyerek kendi ismimi yazsam görünür olur muyum?

Hatice: Lezbiyen görünürlüğüm, olabildiğince özgürlüğüm, varoluşum, kendimi yeniden var edişim.

Dayatılan heteronormativiteyi, kalıpları reddedişim. Daraltılan hayatımı, benden alınan gücümü geri alma çabam. Görünmezleştirilen bedenimi, cinselliğimi, emeğimi, görünürleştirmek demek. Taaa Amazonlardan beridir aslında benim olan hayatımı, varoluşumu lezbidaşlarımla mutlu kılarak, birlikte ağlayarak, birlikte kahkahalar atarak, kadın aşklarımızı haykırarak, birbirlerimizin varlıklarından güç alarak, güçlenerek dans ederek, eyleyerek yaşamak demek. Yaşasın lezbiyen görünürlüklerimiz, yaşasın lezbiyen varoluşumuz, yaşasın lezbiyen aşklarımız, yaşasın birbirlerimizi daraltmadan sevebilmelerimiz.

Guris: 26 Nisan Lezbiyen Görünürlük Günü’nün güneşin tepede, trafiğin az, kedilerin de neşeli olduğu bir güne gelmesi bence gösteriyor ki lezbiyenler parklara gitsin, lezbiyenler metro yürüyen merdivenlerinde öpüşsün, lezbiyenler Cumhurbaşkanı olsun 🙂  Çünkü onlar çok güzeller ve güzel şeyleri görmek ülkecek mutluluk seviyemizi yükseltmenin tek yolu 🙂

Görünmeyen Lezbiyen: Günün anlam ve önemi üzerine, lezbiyen görünürlüğü ve lezbiyen görünürlük günü (Türkçe de de bayağı komik bir tamlama oluyor aslında) lezbiyen olmayanların asla anlayamayacağı bir şey bence çünkü kimlik politikasının temsil serüvenine sığdırılamayacak bir sürü deneyimi içeriyor, hani şu bildiğimiz politik doğrular var ya, onlara… Mesela metroda lezbiyen olduğunu hissettiğim bir kadının o kadar kalabalık ve keşmekeş içinde birden beni gülümsetebilmesi, içime bir sevinç yayabilmesini nasıl açıklayabilirim? Bugünün anlam ve önemi içinde, herhangi bir teoriye sığdırılamayacak kadar güzel, pek bir siyasi ajandaya da yakışmıyor doğrusu. İyi de başkası bizi anlamayabilir,  radar falan diye bık bıklar olacak tabii ki, e  haklılar da, biz de bir Bülent Ersoy’umuz, Zeki Müren’imiz, haklarımız, hukuklarımız olsun isterdik elbet, e mücadele edeceğiz de tabii, daha çook yolumuz da var mı var,

ama olmayanlar, eksiklikler, vs üzerinden üzülüp yakınmak yerine (zaten bir tane günümüz var ondan da pek kimsenin haberi yok), kendi varoluşumuzu kutladığımız bir yerden  birbirimize gülümsemek daha güzel değil mi? Hem de bizi metroda mutlu ediyor mu ediyor…

İster küpesi, dövmesi, kısa saçları ile, ister çapkın bakışları ile, ister soğuk duruşu, ya da çekingen bakışları, ister rujundaki kırmızının başkalığı, ister gururla salladığı kocaman bayrağı ile olsun, bizler bu günü, ve her günü, her gün başka başka biçimlerde varoluşumuzu kutladığımız, birbirimize gülümseyerek yaşadığımız anlarla zenginleştirerek yaşamaya devam etmeliyiz, bize her gün lezbiyen görünürlük günü aslında, anlayan anladı 🙂

Bonus: Lezbiyen bir grup, bayramı açılarak kutlayalım diyerek #lezbiyenaçılmagünü hashtagi ile bir kampanya başlattı. “Hislendiğimiz, crushlandığımız, rüyalarımıza giren ünlülere açılıyor, yazılıyor, teklif ediyoruz!” diyen grup, görünürlük için “Hiçbir lezbiyenin içinde kalmasın” diye belirterek bu açılmalı aşk trenine herkesleri davet ediyor. Kampanyayı twitter da takip edebilirsiniz.[i]

Bonus 2: Ayrıca bu akşam LGBTİ+ Edebiyat Sohbetleri sonrası Üzüm Bar’da Üzüm şarkılarını lezbiyenler için çalacak, bir grup lezbiyenin de kutlamalar için orada olacağını duyduk.

Kombo: Artık yeter mi yetmez, cuma günü Sista Cafe’de kutlamalara devam ediliyor. Kahve ve vegan yiyeceklerle görünürlüğe görünürlük katmayı, Yeldeğirmeni’nin güzel Sista’sında buluşmayı kaçırmayın! Belki hala göremediğiniz lezbiyenleri orada görürsünüz 🙂

[i] http://kaosgl.org/sayfa.php?id=25665

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.