Son birkaç yıldır seçim yorgunu bir topluluğun parçası olarak, ne zaman herhangi bir seçimlerle ilgili haber görsem herhangi bir ilgi göstermeksizin pas geçiyorum. Malum yılgınlık Türkiye’ye özgü değil. Seçilen ülke başkanlarına şöyle bir baktığımızda, tüm dünya seçimlerle çıldırmış durumda. Ama dün bütün dünyaya Slovakya’dan harika bir haber geldi.

Pazar günü seçim gündemini takip etmemeye çok kararlı bir şekilde Facebook sayfama göz atarken uluslararası bir networkte birlikte çalıştığım bir çevre avukatı arkadaşım, Slovakya’nın yeni kadın başbakanı haberini paylaşmıştı ve şöyle diyordu: “Birkaç yıl önce birlikte oturup google earth’ten, Slovakya’da yaşadğı kasabada zehirli atık sahasının yaşam alanlarına nasıl zarar verdiğini takip ediyorduk. Zuzana Caputova, Slovakya’nın başbakanı seçildi.” 

Türkiye’nin yerel seçim gündeminden biraz uzaklaşıp, Zuzana’nın yolculuğuna bir göz atalım. Zira bazı halklar ne başbakanlar seçiyor!

Zuzana Caputova çevre avukatı aktivist olarak biliniyor. On dört yıl boyunca, kendi doğduğu bölge olan Pezinok’ta atık sahasının neden olacağı hava, toprak ve su kirliliğine karşı kampanya yürütmüş, davalar açmış. Dava, sonradan Avrupa Birliği ülkelerinde de içtihat haline gelecek olan, bir projenin karar alım süreçlerinde, çevresel etkilerinden etkilenecek olan kişilerin söz ve katılım hakkının hukuken tanınması ile sonuçlanmış. Caputova’nın bu başarısı uluslararası çevre hukuku alanında da ün salmış ve kendisine, 2016 yılında, çevre nobeli olarak bilinen Goldman Çevre Ödülü verilmiş.

45 yaşındaki avukat Caputova, yaklaşık olarak yüzde elli sekiz oyla başbakan seçilirken, aktivist ve diğer siyasetçilerden ayrılan geçmişiyle, bir medya mecrası tarafından, “dışarıdan bir politikacı” olarak tanımlanıyor.[1]

Zuzana, gerçekten de aşina olduğumuz siyasetçi profiline baktığımızda, “dışarıdan” sayılabilir. Yıllarca yaşadığı yerde (Pezinok) “şeytana karşı mücadele” sloganı ile çevre yıkımlarına karşı mücadele etmiş aktivist avukat, geçtiğimiz yıl bir gazeteci ve nişanlısının yolsuzluk dosyası ile bağlantılı bir olayda öldürülmesi üzerine, bir yıl önce siyasete girmiş ve yolsuzlukla mücadele sözü vermiş. Seçim kampanyasının sloganını da tıpkı yıllarca verdiği çevre mücadelesinin sloganı gibi “şeytanla mücadele” olarak seçmiş. Yolsuzlukla, yetkilerin kötüye kullanılması, aşırılıkçılık ve kamuya karşı söylenen yalanlarla mücadele” taahhüdü vermiş.[2]

New York Times ise haberi şöyle veriyordu; “Caputova, boşanmış ve iki genç kızı var. Şarapları ve zehir saçan atık sahası ile bilinen küçük bir kasaba olan Pezinok’ta yaşıyor.”

Göçmenleri tecavüzcü ilan eden, gey ve lezbiyenleri geleneksel aile değerlerine tehdit olarak gören ana akım siyasetin içinde LGBTİ haklarını savunan, rüşvet ve yolsuzluklara karşı mücadele eden bir çevre avukatının seçim kazanması yeni dönemin seçimlerinde inanmakta güçlük çektiğimiz bir haber.

Slovakyalı bir politik analist Marian Lesko da “Böyle bir siyaset ajandası ile yakın zamanda kazanan birini hatırlamıyorum,” diyor.

Zuzana Caputova’nın Slovakya’nın ilk kadın başbakanı olması değil, beni bu kadar yükselten. Slovakya’nın seçilen ilk kadın başbakanın, “bizden biri” diye tanımlayacağım biri olması sanırım. Aktivist avukatlıktan siyasete, oradan bir ülkenin ilk kadın başbakanı olmasına uzanan bir yolda, “bizden” bir kadının, “dışarıdan bir politikacının” başbakan olması hikayesi.

Yeni Zelanda başbakanı Jacinde Ardern’in, Yeni Zelanda’da meydana gelen saldırı sonrası yakın geçmiş dünya siyasetinin ezberini bozan davranışları, siyaset yapma yöntemini izlerken, bir süredir, kadınların meclis, kabine gibi yerlerde siyaset yapma biçimleri üzerine düşünüyorum. Bu konuyu sadece “kadın siyasetçi” kategorisinde değerlendirmiyorum. Kadın siyasetçi olması, düşündüğü, uyguladığı politikaların hem benim düşlediğim bir düzene paralel olması hem de bütün o erkek siyasetine ezber bozdurması umut veren. Jacinde Ardern gibi, onlardan biri daha Zuzana Caputova.

Caputova seçim sonrası konuşmasında, “Değişimin geleceğine inanan ve umut eden biriyim,” diyor. Kendisi böyle bir dönemde, çoktan değişimin kendisi oldu bile! Değişim rüzgarları bizim coğrafyaya da uğrasın; şimdilik biz de sadece inanıp, umut edebiliyoruz.

*Başlık New York Times makalesinde yer alan Erin Brokovich benzetmesinden esinlenme ile atıldı.

[1]Political outsider wins Slovakias Presidential Election: https://www.politico.eu/article/political-outsider-wins-slovakias-presidential-election-zuzana-caputova-maros-sefcovic/

[2] https://www.ft.com/content/c8a2787a-5322-11e9-a3db-1fe89bedc16e

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.