Sudanlı kadınlar, devrime kitlesel olarak katılmaları ile aynı nedenlerden dolayı bu hain darbeye karşı direnişin de büyük bir parçası: Çünkü insan hakları tehlike altında.

Fotoğraf: Rita Willaert

Hala Al Karib

Bir çocuğunu kaybetmekten daha zor hiçbir şey yok. Çocuklarımızı hainlik, cahillik, mantıksızlık ve öngörüsüzlük sonucu kaybetmekten daha kötü bir şey yok ve bu, şu an Sudan’da yaşadığımız şey. Düzinelerce genç kadın ve adam Sudan ordusunun kurşunları ile ölüyor.

Tüm bunların ortasında, Sudan’ın sivil döneme geçişinde kadınların katkısının hakkını vermek önemli.

Devrimin de teşvik edici gücüyle, Sudanlı kadınlar Beşir rejiminin devrilmesinde müthiş bir koordinasyon sağladılar ve etkin bir şekilde yer aldılar. Öyle ki 2018-2019 yıllarında gösterilere katılanların en az %60’ının kadınlar olduğu tahmin ediliyor.

1990’ların ortalarında Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization-FAO) Sudan’da kadınların idaresinde olan ailelerin oranının %35’ten yüksek olduğunu aktarmıştı. 23 yıl içindeki hızlı ilerlemeyle, Sudan’daki kadınların ev idaresini üstlendiği ailelerin sayısı hiç değilse iki katına çıktı. Bakım ve ev geçiminde aslan payını üstlenmiş olan kadınlar, 2019’dan bu yana evlerde ve kamusal alanlardaki temsiliyetleri ve görünürlükleri için, rüştlerini ispatlaya ispatlaya, devasa adımlarla gelişim sağladılar. Eğer askeri darbenin devam etmesine izin verilirse Sudanlı kadınlar çok karanlık bir köşeye doğru sürüklenecekler.

Sudan devrimindeki geçiş sürecinin ideal olmadığını hepimiz biliyoruz ve gerçekten farkındayız ki bu süreçte mücadele etmek gereken çok sayıda tehdit ve zorluk ortaya çıktı. Ancak aynı zamanda anladık ki bu zorlukların temel sebepleri, Ömer El Beşir rejiminin kalıntılarını iktidara taşıyan, düşünülmeden tasarlanmış politik sözleşmeye dayanıyor. Geçiş hükümetindeki bu hizipçilik, Sudan’ın istikrar ve barışa ulaşmasına çok uzun zamandır engel olan aynı şiddet ve yoksulluk döngülerine onu hapsetmekten başka bir şeyle, hiçbir zaman ilgilenmedi.

Ve Sudan’da cinsiyet eşitliği için yasal ve anayasal reformlara dair net bir süreç hiç işlememesine rağmen, geçiş sürecinde Sudanlı insanların, kadınların ve adamların, elde ettiği kazanımları yok sayamayız. Özellikle Sudanlı kadınların kamusal alandaki varlıklarını arttırmak ve sağlamlaştırmak konusundaki başarıları buna bir örnektir.

Kadınlar spor takımları kurdular, kendilerini yaratıcı etkinliklere verdiler, trafik polisliği, teknik meslekler, marangozluk ve kamusal alanda şoförlük gibi önceki rejimde erkeklerin elinde tuttuğu mesleklerde kendilerine yol açtılar. Sudanlı kadınların sesleri bütün platformlarda yükseldi ve kadınlar ve kız çocuklarının hakları konusunda farkındalık yayılırken, barışçıl protestolardaki ve yürüyüşlerdeki katılımları ile insan haklarını talep ettiler.

Şimdi, Sudan tarihindeki bu kritik zamanda, kadınlar ülkenin karanlık zamanlara geri dönmemesi için verilen mücadelede ön saflarda yer alıyorlar.

Eğer bu askeri darbe ülke yönetimini almakta başarılı olursa, Sudanlı kadınlar, özellikle yasal reformlar yapılmadığı için, Beşir döneminden de kötü bir görünmezlik ve şiddet sarmalı ile yüzleşmek zorunda kalabilirler. Sudan hâlâ CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi) üyesi değil ve Sudan kadınların durumunu geliştirecek uluslararası hiçbir protokol veya aracı onaylamış veya imzalamış değil. Buna ek olarak, Sudan hâlâ cinsiyet temelli şiddete izin veren, kadınlara ve kız çocuklarına şiddet uygulayan faillere cezasızlık sağlayan yasaların etkin olduğu bir ülke.

Bunlardan da öte, Sudan’daki Kamu Düzeni Yasası lağvedilmiş olmasına rağmen, kadınlar hâlâ sözde ‘ahlaka mugayir davranışlar’ (Ç.N.) nedeniyle tutuklanmaya devam ediyor. Bu davalarda kırbaçlama, hapis ve bazı durumlarda idama varan vahşi cezalar veriliyor. Yerinden edilmiş insanların, mültecilerin yaşadığı alanlarla çatışma bölgelerinde yaşayan yoksul kadınlar ve kız çocukları bu cezalar ile organize şiddete karşı en korunmasız olanlar.

Saldırgan, milisleşmiş askeri bir düzen, sadece yasaya ve hesap verilebilirliğe dair tüm umut ışıklarını yok ederek var olabilir.

Sudanlı kadınların, devrime kitlesel olarak katılma nedenleri ile bu hain darbeye karşı direnişin büyük bir parçası olma nedenleri aynı. Hepimiz tamamen farkındayız ki herhangi bir askeri hükümet, özellikle komutada köktenciler ve savaş yanlıları varken, kadınların haklarını, emniyet ve güvenliklerini ciddi şekilde tehlikeye atacaktır.

Sivil alanlardaki silahlanmış grupların yarattığı ortamda cinsiyet temelli şiddet zamanında artmıştı ve şimdi de artıyor. Şimdiden bir grup askerin kuzey Hartum’da bir yurdu bastığı ve düzinelerce kadın öğrenciyi istismar ettiği bildirildi.

Sudanlı kadınlar çok iyi biliyorlar ki temel insan haklarına ve adalete erişimlerinin tek koşulu, kadın haklarına ve insanlığa saygılı, sivil ve demokratik bir sistemin varlığına bağlı. Ancak böylesi bir hükümetle kadınlar da yasal ve politik reformlara katkı sağlayabilir ve anlamlı bir değişim sağlanabilir. O zamana kadar, Sudan’ın kadınları kendilerini geri iten, insanlıklarını ve topluma katkılarının değerini küçülten bu rejime karşı direnişte ön saflarda yer alacak.

Çeviren: Güneş Akçay

Bu yazının orijinali 11.8.2021’de Africa Is a Country sitesinde yayınlandı.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen + 20 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.