Hayvanlara yönelik şiddet, türcülük, karmaşık ve uzun uzadıya tartışılmayı hak eden meseleler; benim şu anda bu konulara girecek takadim yok. Ama dünyayla ilişkilenme şekillerindeki bu farklılığın erkek şiddetiyle bağlantısını da görelim istiyorum. 

Dünya zihnimde ikiye bölünüyor. İki parka; iki parkın sembolize ettiği, birbirinin tamamen zıddı dünyayla ilişkilenme şekline. Bir yanda Gezi parkı, bir yanda Ankara Batıkent’teki park. Birinde kendilerine atılan biber gazından gözleri yanan köpeğin gözlerini silip temizleyen insanlar var. Diğerinde yerde cansız yatan köpekler. Çok fazla köpek cesedi var.

Hayvanlara yönelik şiddet, türcülük, karmaşık ve uzun uzadıya tartışılmayı hak eden meseleler; benim şu anda bu konulara girecek takadim yok. Ama dünyayla ilişkilenme şekillerindeki bu farklılığın erkek şiddetiyle bağlantısını da görelim istiyorum.

Bilhassa şehirde yaşayan hayvanlara yönelik işkence, tecavüz ve katliamların temeli, erkek şiddetine dayanıyor. Batıkent katliamına bakalım: esnaf bir erkek, sokakta yaşayan köpeklerden “rahatsız” oluyor; köpekleri besleyen kadınla kavgaya tutuşup kadını tehdit ediyor; sonra da iki kişiye köpekleri zehirleyerek öldürmeleri için para veriyor. Kendini “rahatsız” eden canlılara yönelik yok sayma, kadına duyulan öfkeyle katlanıp (ki hayvanlara emek veren kadınların nasıl kolayca aşağılama ve nefret nesnesine dönüştüğünü de biliyoruz), katliam olarak tezahür ediyor. Hayvanlara yönelik istismar vakalarında bu döngü sık sık görülüyor. Ve bu olay özelinde diyebiliriz ki, her bakımdan içinde yaşadığımız şiddet sarmalı tarafından şekillendirilmiş.

Son olarak, erkek şiddeti vakalarında karşımıza çıkan cezasızlık burada da söz konusu. Bunu yapan insanlar “en ağır cezayı” filan almayacaklar, çünkü böyle bir suç tanımlayan yasa yok. Hayvanlara zulmedenler, “mala zarar vermek”ten yargılanıyor ve en fazla para cezası alıyor. Şiddetle mücadelenin birincil ayağı ceza yasaları olmasa da, cezasızlığın kendisinin verdiği mesaj, bu zulmün inanılmaz yaygınlığında ortaya çıkıyor (parkın etrafında başka zehirli et kalmış mı diye arayan mahalleli, işkence edilmiş ama hala canlı bir kedi buldu).

Parkların köpeklerin öldüğü değil, birbiriyle oynadığı yerler olması özlemiyle…

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.