Bugün 8 Mart 2022. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz bir şekilde çıkılmasının üzerinden tam sekiz ay geçti. Sekiz ay boyunca devlet, tıpkı son yirmi yıldır olduğu gibi kadın cinayetlerini yok sayarak ve yasaları uygulamayarak fail erkeklere cesaret verdi. Şimdi ise medeni kanuna ve kadınların nafaka hakkına göz diktiler. Şiddeti önlemek yerine, şiddeti önleyen mekanizmaları işlevsiz hale getirdiler. Kadınlar; “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 kadınların hayatının güvencesidir, kanunları etkin uygulayın” derken devlet, kulislerde kazanılmış haklarımızı budama planları yapıyor.

2022 yılının ilk iki ayını 50 kadın cinayeti ve 49 şüpheli kadın ölümü ile geride bıraktık. Bu rakamlar tesadüf değil, erkek şiddetini yok sayan devletin suçudur! Medeni haklara göz dikenler, anayasal eşitlik ve laiklik ilkesini yok sayanlar, kadınların ve çocukların nafakasına el uzatanlar, istismarı affedenler, kadın ve trans cinayetlerini görmezden gelenler yasalar önünde hesap verene kadar vazgeçmeyeceğiz!

ERKEK VURUYOR DEVLET KORUYOR!

BOŞANMAYI DEĞİL CİNAYETİ ENGELLE!

Gülistan Doku kaybedileli iki yıl oldu. Nadira Kadirova cinayetinin baş şüphelileri hâlâ tutuklanmadı. Pişmanım diyen her erkeğe uygulanan ceza indirimleri, yaşamını savunan Nevin’e ise uygulanmadı. Hayvanlara şiddet uygulayanları cezalandırılacak yasa ise bir türlü getirilemedi. Evde, sokakta, iş yerinde şiddete uğrayan, katledilen ve erkek egemen toplumun ötekileştirdiği ve ayrıştırdığı kadınların yaşadıklarıyla; insan olmayan hayvanların mezbahalarda, hayvanlı sirklerde, akvaryumlarda, çiftliklerde ve fabrikalarda maruz kaldıkları hak gasplarını, sistematik şiddeti ve sömürüyü ayrı görmüyoruz ve şiddetin her türlüsüne karşı mücadele etmeye devam edeceğiz!

SUSMA HAYKIR , ŞİDDETE HAYIR

Devlet; şiddete karşı sessiz kalıyor!

LGBTİ+ bayrağını neredeyse beka sorunu haline getiren devlet; sokak ortasında trans kadınların üstüne patlayıcı madde atılıp sosyal medyada yayın yapanlara sessiz kalıyor. Bir yandan yaşam hakkına saldırılan LGBTİ+’lar bir yandan da pandemi bahanesiyle yaşadıkları evlerden çıkarılarak evsiz bırakılıyor. İstanbul’da Bayram ve Ülker sokakta evlerinden zorla çıkarılan seks işçileri ise güvencesiz bir yaşama zorlanıyor. Hem devlet hem de toplum nefret suçu işlemeye devam ediyor!

LUBUNYA HAKLARI, İNSAN HAKLARI!

TRANS CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!

Kadınlar; pandemi ve güvencesiz çalışmayla giderek yoksullaşırken, vergiler ve faturalar altında ezilirken devlet yalnızca “evde kalın” diyor. 2021 yılında yürürlüğe giren İLO-190 ise hâlâ uygulanmıyor. İş kanununda adı dahi geçmeyen ev işçisi kadınlar güvencesiz çalışmaya devam ediyor. Devlet krizin faturasını yine kadınlara ve yoksullara kesiyor!

KRİZİ YARATAN BEDELİNİ ÖDESİN!

EV İŞİ İŞ EV İŞÇİSİ İŞÇİDİR!

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, ABD ve NATO’nun genişleme hedefi, nükleer tehditler ve silahlanma yarışının hızlanması biz kadınları endişelendiriyor. Çünkü biliyoruz ki her savaşın kaybedeni yoksullar, kadınlar ve çocuklar oluyor. Erkeklerin çıkardığı bu savaşların; doğayı, toplumu, kadınları, LGBTİ+ları ve tüm “öteki” gördüklerini zapturapt altına almaya çalıştığını çok iyi biliyoruz. O yüzden buradan tüm ülkelere sesleniyoruz.

SAVAŞA HAYIR BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!

Siyasi iktidar, ülkeyi adeta yarı açık bir cezaevine çevirdi. Hayatın her alanında tahakkümünü günden güne arttıran AKP iktidarı; kampüsten okullara, evlerden iş yerlerine  kadınların yaşam alanını daraltmaya devam ediyor. Cinsiyetçilikle bezedikleri yaşamımızı kayyumlarla, seçilmiş değil atanmış rektörlerle kontrol etmeye çalışıyorlar. Somut bir suçu olmaksızın insanlar hapsedildikleri gibi, özellikle kadın tutsaklar içeride bir de cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Hastaların ilaçları temin edilmiyor, kadınların temel gereksinimleri bile yok sayılıyor. Demans tanısı konulan ve doktorların hapishanede kalamaz raporuna rağmen eski HDP milletvekili Aysel Tuğluk da  hapishanede tutulmaya devam ediliyor. Aysel Tuğluk özelinde tüm hasta tutsaklara özgürlük talep ediyoruz!

FEMİNİST MÜCADELEMİZİN GERİ DÖNÜŞÜ YOK!

Her geçen gün gördük ki evlerimiz, sağımız, solumuz erkek şiddetiyle sarmalanmış. Sanat dünyasından akademiye, siyasi partilerden, cezaevlerine; her yer şiddet mahalli!

FAKAT VAZGEÇMİYORUZ!

Gece yarıları yaptığınız toplantılara, alelacele getirmeyi planladığınız yasalara karşı gözümüz üstünüzde. Onlarca kadın+’nın yan yana mücadele ederek, emek emek kazandığı haklarımızdan vazgeçmeye hiç niyetimiz yok! Çünkü feminist mücadelemizin geri dönüşü yok. Oy hakkından yaşam hakkına koskoca bir tarih, dünyanın dört bir yanından milyonlarca kadının mücadelesi var arkamızda. Patriyarkanın karanlığına inat rengârenk omuz omuza mücadele etmeye de devam edeceğiz. Attığımız her adım feminist bir eylem, ettiğimiz her söz feminist bir manifestodur. Çıktık artık yola bir kere, hepimiz özgür ve eşit bir dünyada yaşayana kadar sürecek bu dalga!

Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın Türkiye ve dünya kadınlarının dayanışması!

Yaşasın barış, özgürlük, demokrasi ve adalet mücadelemiz!

FEMİNİSTLER

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − 6 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.