Donald Trump’ın Müslüman çoğunluğa sahip yedi ülkenin pasaportlarına sahip kişilerin ABD’ye girişlerini engelleyen kararnameyi imzalamasının ardından binlerce insan sokağa çıktı; havaalanları hem kaos hem de destek sesleriyle dolup taştı; siyasetçiler, hukukçular kararnameye karşı çıktılar. Federal hakimler kararnamenin çeşitli kısımlarının yürütmesini durdurdu. Ülkede birçok kurum ve sivil toplum örgütü Trump’ı dava ediyor, Adalet Bakanlığı içerisinde kararı tanımama eğilimi azımsanamayacak düzeyde. Bu süreçte dünyanın dört bir yanından bu yasaktan etkilenen insanların hikayelerini dinliyoruz. Aşağıda bu hikayelerden birini bulabilirsiniz…

Saeed Kamali Dehghan 

Trump’ın planıyla ABD’nin kapılarının yüzlerine kapandığını gören Türkiye’de yaşayan mülteciler, İran’a geri gönderilme korkusuyla baş başa

Donald Trump’ın imzaladığı Müslüman çoğunluğa sahip yedi ülkeden mülteci girişini durduran kararname, gey, lezbiyen, biseksüel ve trans İranlı mültecileri zor duruma düşürdü.

Kararname ayrıca ABD’ye mülteci başvurularını 120 günlüğüne durduruyor ve dini azınlıkları öncelikli ele alacağına söz veriyor.

Ancak düzenlemede cinsel yönelimleri yüzünden baskı gören kişilerden söz edilmiyor. Eşcinselliğin ölüm ile cezalandırılabildiği bir ülkeden kaçan birçok İranlı eşcinsel şimdi Türkiye’de mahsur kalmış durumda, ki burada, memleketlerinde olduğundan daha kötü biçimde homofobik tacizlere maruz kaldıklarını söylüyorlar.

Bazı mültecilerin başvuruları BM’nin mülteci ofisi tarafından zaten onaylanmıştı ve –aylar hatta yıllar süren görüşmeler ve güvenlik kontrollerinden sonra- ABD’ye yerleştirilmeyi bekliyorlardı.

27 yaşındaki lezbiyen Mitra, Türkiye’de muhafazakar bir şehir olan Denizli’de yaşıyor. LGBT meselelerine odaklanan Aghaliat isimli online derginin editörlüğünü yaparken aldığı ölüm tehditleri sebebiyle 2014’te İran’ı terk etmiş.

Aşağı yukarı 2 yıl önce BM, Mitra’yı mülteci statüsüne kabul etmiş. Bu ay, ABD’ye yerleşmeden önceki son görüşmesine katılacakmış. “Beni aradılar ve her şeyin iptal olduğunu söylediler”, diyor.

Trump’ın yasağı yürürlüğe girmeden önce ABD, Türkiye’ye gelmek durumunda kalan eşcinsel İranlılar için güvenli hayata giden tek yoldu. Kanada, Suriyeli mültecilere odaklandığı için LGBT’leri artık kabul etmiyor. Avrupalı ülkeler ise Türkiye’den başvuran İranlı LGBT’leri genel itibariyle kabul etmiyor.

Aynı durumdaki diğer arkadaşları gibi, önce Mitra’nın yerleşimi de Kanada olarak onaylandı. “14 ay bekledim, hatta sağlık kontrolünden de geçtim. Ancak bir gün aradılar ve Kanada’nın artık İranlıları kabul etmediğini, ABD’ye gitmem gerektiğini söylediler. Ama artık bu da belirsiz.”

“Gözümün önünde bütün hayallerim ve ümitlerim teker teker yok ediliyor. Benim için Kanada’ya veya ABD’ye gitmek arasında bir fark yok, sadece güvende olacağım bir yere gitmek istiyorum.” diye ekliyor Mitra.

Mitra şu anda sevgilisiyle birlikte, içinde sadece bir çekyat olan ufak bir odada yaşıyor. “İran bizi istemiyor, Kanada bizi istemiyor ve şimdi ABD de bizi istemiyor. 2015’ten beri 3 arkadaşımın intiharına tanık oldum. Gey bir İranlı kendini balkondan attı ve İranlı bir lezbiyen sekiz ay önce kendini astı.”

Mitra, ABD’nin cinsel azınlıklar için de istisnalar yapması gerektiğini belirtiyor. “Dindar mülteciler en azından ailelerinin desteğine sahipler, biz ona bile sahip değiliz. Ailelerimiz bizden utanıyor.”

Javad, 50, Türkiye’de yaşayan, engelli bir İranlı gey erkek.  “Ailem tarafından terk edildim, ülkem tarafından terk edildim ve şimdi gidecek hiçbir yerim yok,”  diye konuştu.

İki arkadaşının sokakta dövüldüğünü anlattı. “Bir gün, Pouya isimli gey bir İranlı arkadaşım beni aradı ve ‘beni affet’ dedi,  kendini öldürmek üzere olduğunu anladım. Engelliyim, arkadaşımın evine ulaşmak için çabaladım ama oraya vardığımda ölmüştü. Artık usanmıştı.”

Kanada’daki Iranian Queer Organisation (İranlı Kuirler Örgütü) başkanı Saghi Ghahraman, İranlı LGBT bireylerin korkunç cezalar ve zorbalıklarla karşı karşıya olduklarını belirtti. 1987 yılında, Ayetullah Humeyni tarafından ilan edilen bir fetva, transseksüelliği yasallaştırmış olsa da toplumsal karalama hâlâ yaygın ve homoseksüellik hâlâ ölümle cezalandırılabiliyor.

“2013 yılına kadar, LGBT bireylerin, mülteciler için BM yüksek temsilcisi tarafından tespit ve yeniden yerleştirilmeyi bekleme süresi Türkiye’de bir buçuk yıldı ve zaten zor bir süreçti. Ancak Suriye’deki savaşla bu değişti. ABD ve Kanada, çok sayıda yerinden edilmiş Suriyeli mültecilerin yeniden yerleştirmesini üstlenince, LGBT bireyler için bu bekleme süresi üç yıla kadar çıktı.”

Ghahraman, bu süre zarfında İranlı gey sürgünlerin bir dizi nefret saldırısı ve cinayetlerine maruz kaldıklarını belirtti.

23 ay önce BM tarafından yer değişimi onaylanan, 26 yaşında gey bir İranlı olan Azad, bir arkadaşının Trump’ın kararını duyduktan sonra otobüste bayıldığını söyledi. “Sıkışıp kalmış haldeyiz. İleri gidemiyoruz, geri dönemiyoruz. Türkiye de bugünlerde çok istikrarsız, her an her şey olabilir. Ya bizi İran’a geri gönderirlerse?”

*Çeviri: Hande Sakarya, Cemre Baytok

Bu yazı 1.2.2017 tarihinde the Guardian’da yayınlandı.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.